Bölüm 367: Şehir İnşası’nın İlk Adımı

avatar
1094 2

Release That Witch - Bölüm 367: Şehir İnşası’nın İlk Adımı



Çevirmen: Lodos 

Petrov kabininden çıktı. Çürüyen ahşap kokusu ile karşılanmadığına şaşırmıştı. Teknenin yanında yeni inşa edilmiş bir köprü vardı ve liman iki katına çıkmıştı. Üzerine bastığında gıcırdayan yer yoktu. Malzemeler hem kaliteliydi hem de iyi yerleştirilmişti.

 

Limana ayak bastıktan sonra birkaç üniformalı muhafız hemen onlara doğru ilerledi. Grubun lideri üzerinde Aslan Yüreği sembolü olan bayrağa baktı ve: “Hanımeli Ailesi’nden Sör Hull siz misiniz?” diye sordu.

 

 “Evet.” diye cevap veren Petrov başını salladı. Kendisini bir anda oldukça önemli hissetmişti: “Ben Petrov Hull. Buraya Majesteleri’nin davetiyle geldim.”

 

“Lord Demir Balta bize zaten sizden bahsetti. Lütfen benimle gelin.” diyen Gardiyan elini salladı.

 

“Yürüyor muyuz?” diye soran Petrov şok olmuştu.

 

"Evet. Bütün ahırlar yıkıldı.” dedi muhafız özür dileyerek. Sonra da gülümsedi: “Merak etmeyin. Kasaba yolları harika durumda.”

 

Petrov çok geçmeden muhafızın ‘harika durum’ ile ne kast ettiğini anlamıştı.

 

Yol pürüzsüzdü, genişti ve tüm karlar temizlenmişti. Herhangi bir su birikintisi bile yoktu. Aralarında küçük boşluklar olan ve nemle parıldayan birçok küçük siyah taş döşenmişti. Petrov’u en çok şaşırtan şey, tek yol olmamasıydı. Her yüz adımda bir kavşak vardı. Yollar o kadar düz ve simetrikti ki tablo gibilerdi sanki… Yarım saatlik yürüyüş boyunca tek bir çamur bile görmemişti.

 

Bu kasabanın hatırladığından tamamen farklı görünmesi Petrov’u hayrete düşürmüştü.


"Efendim, bu gerçekten… Sınır Kasabası mı?” diye soran Seth, şaşkınlıkla etrafı izliyordu: “Burası sadece madencilerin yaşadığı geçici bir bölge değil miydi?”

 

“Eskiden öyleydi.” diye cevaplayan muhafız güldü: “Ama Majesteleri geldiğinden beri her şey değişiyor. Bu yollar örneğin… Altı ay önce inşa edildi ama hala sapasağlam.”

 

Petrov muhafızın sesinde güçlü bir gurur hissediyordu. Sanki bu kasabanın bir vatandaşı olmaktan gurur duyuyordu.

 

Ama bu… Çok inanılmazdı! Ağaçlar dümdüz dizilmişti. Öyle ki Petrov, görmeden bile yaz aylarında burada mükemmel bir gölgelik olacağını hayal edebiliyordu. Sonra evler vardı… O eski kısa çamur kulübeleri ve perişan ahşap hanlar yoktu artık. Bunun yerine, hepsi benzer bir tarzı paylaşan iki ila üç katlı temiz kesimli tuğla binalar vardı. Belli ki hepsi aynı taş ustaları tarafından inşa edilmişti...

 

Öylesine ilkel ve zavallı küçük bir kasabayı nasıl bu hale dönüştürebilmişti?

 

Petrov, muhafızları takip ederek kale alanına gidene dek her yeri ilgiyle gözlemlemeye çalışıyordu. Vardıklarında önlerindeki muhafızların yerini zırhlı bir şövalye almıştı ve Petrov’un yardımcıları da kale dışında bekletilecekti.

 

Lordun kalesine adım atan Petrov, tıpkı bir sene önceki gibi hissetmişti. Burada pek bir şey değişmemiş gibi görünüyordu.

 

Şövalye salonun kapısını açtı ve girmesi için bir hareket yaptı. Petrov hemen Prens’in tahtta oturduğunu gördü. İşte Majesteleri Roland Wimbledon oradaydı!

 

“Sınır Kasabası’na hoş geldin sayın ‘büyükelçi’” dedi Roland gülümseyerek.

 

Prens pek değişmemiş gibiydi. Bazı nedenlerden dolayı Petrov rahatlamıştı. Elini göğsüne vurdu ve ciddiyetle eğilerek selam verdi: “Hanımeli Ailesi saygılarını sunar Majesteleri!”

 

“Geç, otur.” diyen Prens başını salladı: “Çok önemli bir konu yüzünden seni buraya çağırdım. Tüm Batının geleceği ile ilgili.”

 

“Sizi dinliyorum efendim.”

 

“Buradan batıya, Gizli Orman’a kadar; ve yine buradan doğuya, Uzun Şarkı’ya kadar uzanacak bir şehir inşa etmeyi planlıyorum. Batı bölgesinin yarısını sınırlarıma dâhil edeceğim. O andan itibaren Uzun Şarkı, Kilise’ye ve bilumum düşmanlara karşı ilk savunma hattım olarak görev yapacak.” diyen Roland, çok metodik ve sistematik bir dille konuşuyordu: “Böyle geniş bir bölgede, aynı yasaların her yerde geçmesi, uygulanması ve yönetimin merkezileşmesi çok önemli. O yüzden yeni merkezimiz, Belediye Binası olacak. Batıdaki beş soylu ailenin hiçbiri yönetim işlerine karışamayacak.”

 

Petrov şoka uğramıştı! Bir yıl önce Dük Ryan'ın şeytani canavarlara karşı savunma hattını Sınır Kasabası’na taşımak ve iki kasaba arasındaki boşluğu kullanmak gibi benzer bir fikri vardı. Ama Prens’in bu yöntemi bir yıl sonra çok daha ağır bir şekilde ele almasını asla beklemezdi. Uzun Şarkı bir öncü savunma kalesi mi olacaktı? Bu şehir ne kadar büyük olacaktı?

 

Prens’e çıkışmak için bir dürtü hissetti. Ama sözlerini bastırdı. Eğer Prens bunu ona söylüyorsa, zaten kararını vermiş olduğu anlamına geliyordu ve hiç kimse onu sözünden caydıramazdı.

 

Petrov, Prens’e meydan okumaya cesaret edememişti kısacası. Dük Ryan'ın fiyaskosu aklına kazınmıştı. Majesteleri Roland’ın rakipsiz ve yenilmez olduğuna inanmaya başlamıştı. Yapabileceği tek şey, bu muazzam değişim sırasında mümkün olduğunca fazla kar elde etmekti.

 

“Beş soylu ailenin şehir işlerine karışamayacağını söylediniz… Peki, Hanımeli Ailesi size nasıl hizmet etmeye devam edebilir?”

 

Prens o kadar uzun bir süre sessiz kaldı ki Petrov huzursuz hissetmeye başlamıştı. Sonra güldü Prens ve söze girdi: “Beni gerçekten şaşırttın büyükelçi. Hem kaleyi fidye olarak istemen hem de şu olumlu tavrın, soylular tarafından nadiren görülen zekâ pırıltıları taşıyor.”

 

Birkaç kelime övgüden sonra gülümsemesi solan Prens, ciddi bir şekilde söze başladı: “Hanımeli Ailesi benim kurallarımı kabul etmeye istekli olduğu sürece Uzun Şarkı’da bana yardımcı olmaya devam edebilirsiniz.”

 

“Hem babam hem de ben her zaman istediğiniz gibi yapacağız efendim—”

 

“Ben bireylerden bahsetmiyorum, tüm alandan bahsediyorum.” diye araya girdi Roland: “O andan itibaren, benim kuralım altındaki soylular topraklarının mülkiyetine sahip olacaklar. Ancak onu yönetme hakkına sahip olmayacaklar. Yasa, kolluk kuvvetleri veya diğer politikalarla ilgili olsun… Hepsi Belediye Binası'nın kararlarıyla yürüyecek.”

 

“Ee…” diyen Petrov tereddüt etmişti.

 

“Araziler aile soyundan geçirilebilir, tıpkı unvanlar gibi… Ailenizin tarım veya işçilik gibi yürüttüğü herhangi bir endüstri, aynı zamanda topraklarınızla birlikte Hanımeli Ailesine ait olacak. Bu senin tartışılmaz hakkın ve sana söz veriyorum. Yönetim haklarının yanı sıra, sahip olduğunuz toprak hakkında hiçbir şey değişmeyecek. Hatta yeni politikalar altında gelişim bile sağlayabilirsiniz. Ama tabii, topraklarınıza geri dönmeyi ve feodal bir bey olarak yaşamaya devam etmeyi de seçebilirsiniz. Ancak, yeni şehrimi inşa etmeyi bitirdiğimde ve genişlemeye başladığımda… Fethettiğim herhangi bir arazi artık orijinal sahibine ait olmayacak.”










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18430 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37668 Bölüm Sayısı


creator
manga tr