Bölüm 362: Durumlar Kötü

avatar
1066 1

Release That Witch - Bölüm 362: Durumlar Kötü



Çevirmen: Lodos 

İskelede 10'dan fazla yelkenli dizilmişti. Direklerin üst kısmı ve iç içe geçmiş kenevir halatlar karla kaplıydı. Berrak gümüş ipliklerine benziyorlardı. Mülteciler kabinlerden çıktı ve iskelenin önündeki geniş açık alana doğru ilerlediler.

 

Bu Sınır Kasabası’nın ilk mülteci alımı değildi. Tüm prosedür çok düzenli görünüyordu. Dört sıra demir çit dikilmişti ve kalabalığı ayırmıştı. Bu, kalabalığın hareketini kontrol etmeye yardımcı oluyor ve olası bir izdihamın yaşanmasını önlüyordu. Çitlerin her iki tarafında de devriyede bekleyen ve cop taşıyan polisler vardı. Yolu zorlayan ya da çite tırmanmaya çalışan herkes dövülecekti. Ceza olmasına rağmen, ödül de vardı. Zorlu bir yolculuktan sonra onları rahatlatmak için mültecilerin her biri öbür tarafa geçerken sıcak bir kâse yulaf alıyordu. Her halükarda, her şeyden önce midelerini doldurmak, mültecilerin yabancı bir ülkede olma korkularını etkili bir şekilde azaltabiliyordu.

 

Bu kez polislerin yanı sıra Birinci Ordu askerleri, Belediye yetkilileri, Bülbül ve Sylvie de Timothy tarafından kalabalığa yerleştirilen suikastçıları bulmak için oradaydı. Bu usta gözlerin altında haplar ve kar tozunun saklanacak yeri yoktu.

 

Roland, Margaret’e döndü ve: “Batı bölgesi adına yaptığınız her şey için teşekkür ederim.” dedi: “Filonuz olmasaydı, bu insanlar kışı diğer şehirlerin gecekondularında geçirmek zorunda kalacaklardı.”

 

“İlk defa bu derece acil bir şey istemiştiniz Majesteleri. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım.” diyen iş kadını güldü: “Birçok denizci yoğun karda yelken açmak istemiyordu. Bu nedenle sadece bu 13 gemiyi bulabildim.”

 

“Her türlü iyi iş çıkardınız.” diyen Roland, derin bir nefes aldı. Gümüş Şehri, Kızıl Su Şehri ve Söğüt Kasabası’nda hala çok sayıda mülteci bulunduğunu öğrendikten sonra Margaret’e bir yardım mektubu göndermiş ve mültecileri taşımasına yardımcı olmasını istemişti.

 

13 yelkenli, beklediğinden daha küçük bir sayı olmasına rağmen tüm mülteciler iki postada taşınabilirdi. Her bir yelken gemisinin 100 kişiyi ağırlayabileceğini ve her bir yolculuğun tahmini iki hafta sürdüğünü varsayarsak; 3.000 mültecinin taşınması yaklaşık bir buçuk ay sürecekti.

 

...

 

Kaleye geri dönen Roland, Margaret için sıcak bir çorba hazırlamalarını emretmişti: “Bunu için, içiniz ısınsın.”

 

“Nezaketiniz için teşekkür ederim.” diyen işkadını çorbayı kokladı: “İçinde Beyaz İçki var gibi sanki…”

 

“Evet…” diyen Roland, güldü: “Ayrıca biber ve bal da eklendi üstüne. Aslında tavuk çorbası. Bu karışım her zaman soğuğu gidermek için mükemmel bir içecek olmuştur. Tavuk çorbası ile ısıtıldığında daha da lezzetli oluyor. Diğer baharatlar da tadı keskinleştirmek için katılıyor. Nadiren alkol içen biri bile bu karışımı beğeniyor.”

 

Margaret yavaş yavaş çorbayı içti. Sonunda hafif sesli bir şekilde ağzını şapırdatmıştı: “Bu harika. Her buraya gelişimde sabırsızlanıyorum ve içim beklentiyle doluyor. Ne kadar yeniliğin olduğunu görmek aşırı heyecanlandırıyor beni… Gelecek yıl burayı ziyaret edemeyecek olmam çok yazık.”

 

“Başka bir ticaret mi var?” diye soran Roland, Margaret’in ne demek istediğini anlamıştı.

 

Başını sallayan Margaret söze girdi: “Timothy güherçile ticaret yasağı ilan etti. Bu nedenle, satışlar sadece Kral Şehri’ne değil aynı zamanda Gümüş Şehri’ne ve Kızıl Su Şehri’ne de yasak. Kral Şehri’ndeki Simya Atölyesi’ne düşük bir fiyattan satmamın haricinde yalnızca birkaç soylu müşterim var.”

 

Roland kaşlarını çatmıştı.

 

“Ayrıca Belediye Binası’ndan duyduğuma göre Timothy Batı bölgesini ablukaya almayı planlıyor. Sadece güherçile bakımından değil, aynı zamanda Kızıl Su Şehri sınırında durdurulacak tüccarlar da olacak. Zaman geçtikçe, sadece Sınır Kasabası değil, Uzun Şarkı ve Söğüt Kasabası da etkilenecektir. Birçok soylu karşı çıksa da Timothy'nin emrini iptal etmesi pek olası değil. Gelecek yıldan itibaren buraya sadece güherçile gönderememekle kalmayacağız, buhar motoru ticareti bile muhtemelen askıya alınabilir.”

 

“Onu çok tahrik etmiş olmalıyım. Yoksa Kraliyet ailesine bu kadar zarar veren bir karar almazdı.” diye geçirdi içinden Roland.

 

Ancak ticaret Sınır Kasabası’nın can damarıydı. Yarım yıllık bir abluka bile çok sıkıntı oluştururdu. Güherçile büyük ölçekli asit üretiminde kullanılan bir malzemeydi ve sentetik amonyak sorunu çözülmediği sürece yeri doldurulamaz bir maddeydi. Güherçilenin gelmesi kesilirse 152 topları işe yaramaz hale gelirdi. Birçok silahta sorunlar yaşanırdı.

 

Ancak silaha göre, buharlı motor ticaretinin kesilecek olması daha da yıkıcı olmuştu. O anda Belediye Binası'nın kasasında çok bir kraliyet altını yoktu. Gelirin bir kısmı altyapı projelerinde kullanılıyordu. Diğer bir kısmı ise kasaba halkına ödeme olarak dağıtılıyordu.

 

Durumlar hakikaten kötüydü. Buhar motorlarından para kesilirse Sınır Kasabası ekonomik olarak büyük bir darbe alırdı.

 

"Bu durum uzun sürmeyecek.” diyen Roland kollarını açtı: “Yakında kasabamızı tekrar ziyaret edebileceğinize inanıyorum… Hayır, kasabamızı değil, şehrimizi…”

 

Margaret biraz şaşırmıştı: “Burada bir şehir mi inşa etmeyi planlıyorsunuz?”

 

“Şeytan Ayları’ndan sonra evet…” diyen Roland, gülümsedi: “Doğrudan Fjordlar’a bağlanan bir ticaret rotası kurmayı planlıyorum. Deniz Meltemi Bölgesi’nden ya da Berrak Su Limanı’ndan geçmek yerine doğrudan Batı bölgesinden Fjordlar’a gidecek. Buna katılmak ister misiniz?”










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18114 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37378 Bölüm Sayısı


creator
manga tr