Bölüm 363: Yeni Ticaret Rotası

avatar
1256 0

Release That Witch - Bölüm 363: Yeni Ticaret Rotası



Çevirmen: Lodos 

“Buradan mı yola çıkacak?” diye merakla sordu Margaret: “Burada denize açılan iyi bir liman olduğunu bilmiyordum.”

 

“Henüz yok. Ama bir tane inşa edebileceğiz sanırım.”

 

Gözlerini dört açmıştı işkadını: “Majesteleri siz ciddi misiniz?”

 

“Evet. Gelecek baharda, inşaata başlayacağız büyük ihtimalle.” diye gülümsedi Roland.

 

O çağda limanların hepsi doğal liman niteliğindeydi. İnsan yapımı limanlar gibi doğal peyzajın dönüştürülmesini gerektiren inşaat projeleri neredeyse imkânsızdı.

 

Ancak şimdi Tilly'nin tam desteğini almıştı. Uyku Adası’ndaki konut inşaatı tamamlanana kadar beklemek zorunda olsa da sonrasında Lotus, Batı bölgesine geri dönecekti. Ayrıca şeytani canavarların neden olduğu kriz de o zamana kadar yatışmış olacaktı. İşte o zaman, liman üzerinde çalışmaya başlamak için uygun bir zaman olacaktı.

 

Ayağa kalktı ve arkasındaki haritayı işaret etti: “Sınır Kasabası’nın güneyinde, su derinliğinin ideal, yüzey alanının da son derece uygun olduğu ve bir limanın gerektirdiği tüm tesisleri barındıracak bir kıyı var. Sadece birkaç değişiklik yaparak ve sahil boyunca dağ eteklerini düzleştirerek, Batı bölgesinin iç kısımlarından limana mal taşıyabileceğim.”

 

“Birkaç değişiklik yapmak ve sahil boyunca dağ eteklerini düzleştirmek mi? Neden bunlardan çok kolay şeylermiş gibi bahsediyorsunuz?” diye sordu Margaret: “Peki ya bir ticaret filonuz var mı? Deniz gemilerinin ve nehir gemilerinin çok farklı olduğunu bilmelisiniz.”

 

“Şimdilik yok.” diyen Roland ellerini iki yana açtı: “Bu aynı zamanda sizin katılmanızı ummamın nedenlerinden de biri.”

 

“Gemileri ben temin edeceğim sanırım…”

 

“Ayrıca nakliye ve satış sorumlusu da olacaksınız.” diye ekledi Roland: “Batı bölgesi sadece mal sağlayacak.”

 

Bu fikir, Fjordlar’da özel bir bayiliğe sahip olmakla eşdeğerdi. Margaret’in de tecrübeleri sayesinde büyük kar çıkabilirdi bu işten. Kendi ticaret filosunu oluşturup, ticareti kendi filosuyla yapsaydı karı daha yüksek olurdu. Ama Roland, bu konuda çok insan gücü ya da enerji harcamak istemiyordu. Topraklarının hızlı gelişimini sürdürmek için mümkün olan en kısa sürede kar elde etmesi gerekliydi.

 

Tıpkı beklediği gibi Margaret gözlerini kırpıştırarak heyecanla: “Hepsini bana mı emanet ediyorsunuz?” diye sordu.

 

“Makul bir fiyatla evet.” diyen Roland başını salladı: “Bu fikirle ilgiliyseniz detayları şu anda tartışabiliriz. Satış alanı Fjorldar’la sınırlı ve satış fiyatı da şu anda Yeni Ay Kervanı’na sattığımız fiyattan daha düşük olmayacak.”

 

“Orası kesin. Ayrıca gemilerimiz de sürekli olarak buhar motoruyla çalışacak.” diyen iş kadını kendisinden son derece emin gözüküyordu: “Doğrudan Fjordlar’a satıyorsanız fiyatı iki katına çıkarabiliriz.”

 

“Fazla karı paylaşırız.” diyen Roland güldü: “Buhar motorunun yanı sıra, başka bir büyük ürün daha var.”


Ellerini çırptı ve salonun dışında bekleyen bir muhafız hemen elinde bir tepsiyle içeri girdi. Tepsinin üstünde dört ya da beş tane pırıl pırıl kristal şişe vardı ve her biri sadece bir başparmak büyüklüğündeydi.

 

“Bu…”

 

“Aç ve kokla.”

 

Margaret merakla şişenin tepesinden tıpayı çekti ve kokladı. Gözleri açılmıştı: “Tanrım! Gerçekten parfüm yapmışsınız!”

 

“Kral Şehri’ndeki Simya Atölyesi’nin yaptığı parfümlerle karşılaştırmanız mümkün mü acaba?”

 

"Koku daha güçlü.” diyen Margaret, şişeyi kaldırdı ve inceledi: “Bu Sınır Kasabası’ndaki Simya Atölyesi tarafından mı üretildi?”

 

“Hemen hemen evet.” diyen Roland ayrıca bir şişe aldı ve avucuna koydu. Onun isteklerine uygun olarak parfüm şişeleri mükemmel şeffaflıktaki kristalleri eriterek yapılmıştı ve her biri aynı altıgen prizma şekline sahipti. Şişeyi hafif ışık altında döndürdüğünüzde şişenin içindeki parfümden çeşitli renkler çıkacaktı ve estetik açıdan da son derece hoş görünecekti. Parfüm, Roland’ın Fjord piyasasına giriş ürünüydü, dolayısıyla çok özenmesi gerekmişti.

 

“İsterseniz, bu birkaç şişeyi size hediye edebilirim.” diyen Roland, elindeki parfümü tabağa geri koydu.

 

"Gerçekten mi?” diyen Margaret gülümsedi: “O halde kabul edeceğim.”

 

“Ben bunun Fjordlar’da yüksek bir fiyata satıldığını duydum.” dedi Roland.

 

“Kral Şehri’ndeki Simya Atölyesi her yıl sınırlı bir parfüm stoğu satıyor. Bin şişe parfüme olan talebi karşılamanın yanından bile geçmiyor. Diğer bölgelerde satılan parfümlerin büyük bir kısmı deniz tüccarları tarafından satın alınıp Fjordlar’da öyle satılıyor.” diyen Margaret bir an duraksayıp devam etti: “Acaba sizin Simya Atölyesi yılda kaç şişe parfüm üretebilir?”

 

“Yeterli malzeme olduğu sürece Kral Şehri’ndeki Simya Atölyesi’nin ürettiğinin yaklaşık on katı kadar.” diyen Roland kasıtlı olarak gerçek rakamı söylememişti.

 

"..."

 

 

İşkadını uzun bir süre sessiz kaldı. Sonra da derin bir nefes alarak: “Bölgeniz gerçekten beklenmedik şeylerle dolu.” dedi.

 

“O halde bu, malların satışını yönetmeye istekli olduğunuz anlamına mı geliyor?”

 

"Elbette Majesteleri.” diyen Margaret, ayağa kalktı ve Roland'ın önünde eğildi.

 

...

 

Genel bir anlaşmaya varıldıktan sonra, belirli ayrıntılar ve sözleşme koşullarının müzakere edilmesi için işi Barov'a teslim etmişti Roland. Ofisine dönerek Kral Şehri’ndeki Theo’ya bir mektup yazmaya başladı.

 

Bir saldırı başlatmak ve Timothy'yi devirmek ya da yeni bir ticaret rotası açmak gibi işler arasındaki dengeyi iyi tutturması gerekiyordu Roland’ın. Bütün yumurtalarını bir sepete koymak istemiyordu. Saldırısı başarısız olsa bile güherçile almaya devam edebileceğini umuyordu.

 

Ve bunu yapmanın yolu kendi güherçilesini üretmesiydi.

 

Mektupta saldırı niyetinden bahsetmenin yanı sıra Theo'ya, Kral Şehri’nin çevresindeki potasyum ve güherçile tesisleriyle iletişime geçmesini ve Batı bölgesine gelmeleri için bir miktar güherçile işçisi satın almasını söylemişti.

 

O sene hayat, güherçile işçileri için çok rahat geçmeyecekti. Timothy, ihracatı yasaklamanın yanı sıra güherçilenin Simya Atölyeleri’ne düşük fiyattan satılmasını da emretmişti. Sonucunda da güherçile piyasası baltalanmıştı. Roland, ödeme yeterince iyi olduğu sürece tüm fabrikadaki işçileri yanına alabileceğinden emindi.

 

Güherçilenin üretim prensibi karmaşık değildi. O anda Sınır Kasabası’nın nüfusu sürekli artıyordu. Yani güherçile yapımında gerekli olan, büyük miktarda dışkıyı temin edebilirdi. Üretim için tüm koşullar hazırdı. Timothy’yi yenmesine giden yolda çok önemli bir adımdı bu…










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18114 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37380 Bölüm Sayısı


creator
manga tr