Bölüm 355: Mucizeler

avatar
1074 1

Release That Witch - Bölüm 355: Mucizeler



Çevirmen: Lodos 

Bir grup insan Agatha’ya şaşkın şakın bakıyordu. Uzun bir sessizlikten sonra Prens boğazını temizledi ve: “Kırmızı sis son derece zehirli değil mi? Buna yaklaşmamızın bir yolu var mı ki?” dedi.

 

"Sadece cadılar için zehirli. Keşif Topluluğu’nun araştırmasına göre, normal insanlar, bitkiler ve hayvanlar kırmızı sisin altında hayatta kalabilirler. Ateş de kırmızı sisi dağıtmada yardımcı olur.” diye açıkça cevap verdi Agatha: “Normal insanların bile Şeytanlarla savaşabileceğini söyleyen sen değil miydin? Göster o zaman! Kanatlı canavarlar uçan cadılar tarafından uzaklaştırılabilir.” dedi ve Tilly'yi işaret etti: “İnsanlar da onları tuzağa çekmemize yardımcı olurlar. Söylediklerin doğruysa o şehri almak çocuk oyuncağı olmalı.”

 

Roland güldü ve başını salladı: “Bahsettiğim araştırma gezisi sıcak hava balonu ile yapıldı. Sıcak hava balonu da bir uçan araç ve sadece bir düzine insan taşıyabilir. Korkarım ki normal askerlerden oluşan bir birlik taşıyabilmemin hiçbir yolu yok. Ayrıca…” diyen Prens, duraksadı ve: “Bu plan epey riskli. Zayiatımızın normalden fazla olması bir hayli olasıdır.”

 

"Şeytanlarla savaşmak için kimin bir kusursuz bir planı olabilir ki?" diye düşünüyordu Agatha: “Geçmişte Bliss Ordusu savaşa giderken geri dönmeyeceğini düşünerek giderdi. Tamamen hayal dünyasında yaşıyor bu Prens! Hedefe giden yolda illa ki kayıplar olacaktır… Ne sanıyor ki bu adam?”

 

Son derece hayal kırıklığına uğrasa da bu duygularını gizlemeyi başarmıştı. Öğleden sonraki yeni silahın sunumuna katıldığında her şey netlik kazanacaktı. Şimdilik asıl fikirlerini söylemiyordu. En nihayetinde onlar daha önce yalnızca kâğıt üzerinde savaşlara girmiş bir prens, az sayıdaki bir grup cadı ve basit ölümlülerdi. En güçlü silahlarla bile ne kadar güçlü olabilirlerdi ki?

 

“Sık sık Tanrı İradesi Savaşı’ndan bahsettin. Neden böyle diyorsun? Savaşın tek amacı basitçe Şeytanlar’ı püskürtmek değil miydi?” diye soran Roland yeni bir kâğıt almış ve yazmaya hazırlanmıştı.

 

“Herkes öyle derdi. Tarih kitapları savaşın başlangıç nedenini hiç yazmamıştır.” diye yanıtladı Agatha: “Basitçe Şeytanlar’ı püskürtmek denmesi yanlış değil. Sonuçta şeytanlar sadece Şafak Bölgesi’ne taş kapılardan geldi…”

 

"Hangi taş kapılar?” diyen Scroll kendini tutamayarak araya girmişti.

 

"Yerden yükselen Cehennem’in kapıları.” diye cevap veren Agatha iç çekti: “Kanlı Ay’ın arifesinde Cehennem’in kapıları açılacak ve bildiğimiz dünyayı saracak. Tarih kitaplarında bu yazılıdır. Bu lanet taş kapılar her türlü birkaç yüz yılda bir ortaya çıkıyor. Şeytanlar ise onları Şafak Bölgesi’ne gelmek için kullandılar ve hepimizi öldürmeye çalıştılar."

 

“İstilalar da ona göre yani… Hmm…”

 

“Hayatta kalmak için kırmızı sise ihtiyaçları var. Sisten ayrılabilmek için deri torbalara, metal kaplara ve şeytani canavar depolarına bağlıydılar. Bu aynı zamanda Tanrı İradesi Savaşları’nın ikinci defa da yaşanmasının sebebidir. Sadece taş kapılar ortaya çıktığında Şeytanlar gelip dağlardan bile daha uzun ve geniş Dikilitaşlarını inşa edebilirlerdi. Tek bir tanesi tüm Şafak Bölgesi’ni kaplamak için yeterlidir. Yani eğer başka bir savaş patlarsa, Şeytanlar kesinlikle ortaya üs olarak kullanmak için bir Dikilitaş inşa edecekler. Tamamlandıktan sonra da onları tutan hiçbir şey olmayacak.”

 

“O gün geldiğinde Fjordlar’a kaçılabilir.” diyen Tilly omuzlarını silkti.

 

“Birkaç adacıktan mı bahsediyorsunuz? Öyle küçük bir ülke kaç kişiyi ayakta tutabilir? Sonlarını geciktirmiş olurlar sadece…”

 

“Tamam! Herkes biraz neşelensin… En azından şimdilik karşı karşıya olduğumuz Şeytanlar hakkında az çok bir şeyler biliyoruz. Tanrı İradesi’nin Üçüncü Savaşı başladığında hazırlıksız olmayacağız. Bu günlük bu kadar yeter. Öğle yemeğinden sonra başka işlerimiz de olacak.”

 

...

 

Agatha görkemli öğle yemeğini bitirdi ve Wendy, onu odasına geri götürdü.

 

Burada hayat gelişmişti. Her şey hayal ettiğinden daha lüks idi. Yemekler ve baharatlar çok zenginlerdi. Bu durumu garipsemesinin sebebinin kendisinin savaş zamanlarında yaşaması olduğunu düşünmüştü. O zamanlar tek yeyip içtikleri bir parça ekmek ile bir tas çorbaydı. Yine de burada tuz, tereyağı ve balın yanı sıra tanımadığı bazı lezzetli baharatlar da vardı. Ağırbaşlılığını korumak istese de bunu başaramamıştı. Kızarmış mantarların yanı sıra iki büyük ballı biftek parçasını da mideye indirmişti.

 

Ancak yediği kadar da nefretle dolmuştu. Kutsal Birlik çökmüştü, her şey alt üst olmuştu ama o yine oturmuş yemek yiyordu! Prens’ten de nefret etmişti!

 

Bu düşündüklerinden dolayı elinde olmadan ses tonunu yükseltmişti: “Artık kaleye aşinayım. Bundan sonra bana eşlik etme zahmetine katlanmana gerek yok.”

 

“Bu bir zahmet değil. Ben çok memnunum…” diyen Wendy gülümsedi: “Ayrıca bir şey hakkında konuşmak istiyorsan ben her zaman buradayım. Duygularını içinize atmak çok zarar verir…”

 

“Prens, öğleden sonra bize yeni silahları göstereceğini söylemedi mi? Neden yedikten sonra tek başına gitti?”

 

“Muhtemelen… Kestirdiği içindir…” diye fısıldadı Wendy: “Bu kendisinin alışkanlığı. Öğle yemeklerinden sonra bir saat uyur. Yeterince dinlenmesi lazım, uykunun çok önemli bir şey olduğunu düşünüyor…”

 

"Öğleden sonra uyumak mı? Bu nasıl bir alışkanlık! Bütün bir gece yetmiyor mu yani?” diye öfkeyle düşündü Agatha: “Bu tembellikten başka bir şey değil! Ama yine de bu cadılar neden onun sözünü tutuyor ki…”

 

“Bütün cadılar olarak… Neden hepiniz ona bu kadar güveniyorsunuz?” diyen Agatha, iç çekti: “Sadece size güvenli bir sığınak verdiği için mi? Gerçekten Şeytanlar’a karşı kazanabileceğine inanıyor musunuz? Hatta Kilise’ye karşı…”

 

"Diğer kız kardeşlerim adına konuşamam.” diye yanıtladı Wendy nazikçe: “Ama ben kendim ona inanıyorum. Çünkü Majesteleri, kimsenin hayal etmediği, hatta hayal etmeye cesaret edemediği şeyleri gerçekleştirebiliyor. Bana göre, sayısız mucizenin gerçekleşmesine neden olan biri."

 

"Mucize... Derken..?”

 

“Cadılar her yerde avlanıyorken Cadı Birliği’ni kurtardı. Herkes bizi kötü ve şeytan olarak gördüğünde o bizim uyum içinde yaşayabileceğimiz bir yer meydana getirdi. Tek bir kısa yılda Şeytan Ayları’nı savuşturmak için bir köylü ordusunu kullanmayı başardı ve büyük bölgelere sahip Dük Ryan'ı yendi. Gökhisar’ın çıldırmış askerleri bile sınırımızdan içeri giremedi.”

 

“Ama bunlar sadece ölümlülerin savaşları. Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu ve Şeytanlar arasındaki savaşlara kıyasla tamamen farklılar.” diyen Agatha başını salladı.

 

"Tabii ki sadece bunlar değil.” diye devam etti Wendy: “Onun öğretileri ve teorileri sayesinde dört kız kardeşimizin yetenekleri evrildi. Şövalyelerin ve hatta halktan insanların bile olağanüstü cadılara karşı kazanmalarını sağlayan ve giderek güçlenen silahlar icat etti… Bunların hepsi şahsen tanık olduğum mucizeler. Gözümün önünde gökten bombalar yağdırdık… O, bir gün Gökhisar Kralı olacak ve düşmanlarımızı yenmemizi sağlayacak kişi olacak. Ben buna inanıyorum!”





 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18365 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37580 Bölüm Sayısı


creator
manga tr