Bölüm 344: Mazi – Part 1

avatar
1086 1

Release That Witch - Bölüm 344: Mazi – Part 1



Çevirmen: Lodos 

Majesteleri mi?

 

Ne tuhaf bir unvandı… Sadece eski masallarda falan duyulan bir şeydi.

 

Gözlerini oynatmak bile çok zorluyordu onu. O anda da görüşünün içine yanında birkaç kadınla beraber ayakta dikilen gri saçlı bir adam girmişti.

 

Yumuşak bir ses: “Nasıl hissediyorsun?” diye sordu.

 

Cevap vermedi. Bunun yerine bir soru sordu: “Neredeyim?”

 

"Sınır Kasabası, Gökhisar’ın batı bölgesi.”

 

“Mükemmel gerçekten!” diye düşündü. İşler şu anda en istemediği şekilde gelişiyordu: Bilinmeyen bir yer, bilinmeyen bir zaman dilimi ve bilinmeyen insanlar. Yataktan kalkmak istedi. Ama buna bile gücü yoktu.

 

"Ben Gökhisar Krallığı'nın Dördüncü Prens’i ve Batı’nın Lordu Roland Wimbledon.” diyen adam bir an duraksayarak devam etti: “Bu kızlar da Cadı Birliği’nin üyeleri. Sen hiçbir şey hatırlamıyor musun?”

 

“Cadı Birliği mi?” diye düşünerek kaşlarını çattı. Yani onlar cadı mıydı? Aklından bin bir türlü düşünce geçiyordu: “Bunun ne tür bir organizasyon olduğunu bilmiyorum. Ama en azından birbirimize benziyoruz. Yine de... Neden sanki bu adam onların lideri gibi duruyor? Bekle… Bir prens mi?”

 

Bir an için geçmişi hatırlamaya çalıştı: “Bu unvan, dört yüz yıl önce ilk Tanrı İradesi savaşı sırasında kullanılan unvanlardan biri değil miydi? Büyük savaş daha başlamadı mı yoksa? Tanrılar bana Kutsal Şehri kurtarmak için bir şans daha vermiş olabilir mi..?”

 

“Hayır, sakin ol.” diye düşünerek kendini kontrol etmeye çalıştı. Az önce düşündüğü çok mantıksız bir hikâye olurdu. En son hatırladığı şeyi düşünmeye çalışıyordu. Laboratuvarın bodrumunda Deli İblislerden oluşan bir kalabalık vardı ve vücudundaki tüm büyüyü mümkün olan en sağlam buz tabutunu inşa etmek için kullanmıştı. Sihirli bir taşı sürekli yardım çığlıkları yollaması için kullanmıştı.

 

"Beni kurtaranlar siz misiniz?” diye haykırdı. Herhangi bir hata yoktu. Buz tabutunun dışındaydı işte! Geriye kalan tek olasılık cadı ordusunun geri dönmesiydi! “Şeytanlar çoktan geri çekildi mi? Kazandık di mi? Kutsal Şehir? Kutsal Taqila Şehri’ne ne oldu?”

 

Bu soru dizisinden sonra diğer tarafın yüzlerinin değiştiğini gördü. Birbirlerine sevinç ve heyecanla bakıyorlardı. Olgun görünümlü bir yüze sahip olan kumral saçlı cadı: “Sizi bir taş kulenin bodrumunda bulduk.” dedi. Bir sonraki sorusunu sormadan biraz çekinmiş gibiydi: “Gerçekten 450 yıl öncesinde yaşamış biri misiniz?”

 

Bu cadı, ona imkânsız ihtimallere karşı olsa bile hiç savaşmayı bırakmayan mucizevi Kutsal Savaşçıyı hatırlatmıştı. O kadının saçları da böyleydi. Herkesin umudunu alevlendiriyordu. Cadının sorusunu gri saçlı adamın sorusundan daha fazla cevaplamaya istekliydi.

 

“Benim adım Agatha. Taquila Keşif Topluluğunun bir cadısıyım.” dedikten sonra bir an duraksadı: “450 yıl önce derken ne demek istedin? Dur bir saniye… Sakın bana 450 yıldır Şeytanlarla savaştığınızı söyleme… Bu imkânsız.”

 

İsmi Roland olan adam söze girdi: “Çok uzun bir süredir uyuyorsun. İşler düşündüğünden biraz farklı olabilir. Yorgun değilsen anlatabiliriz.”

 

“Devam et.”

 

Agatha gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Bu Prens çok saygısızca davranıyordu. Ama o anda ona terbiye öğretecek gücü yoktu.

 

Prens, Gökhisar tarihini ve anakaranın dört büyük krallığının yaşadıklarını anlattıkça omurgasından aşağı titremeler yayılıyordu. Kısa süre sonra anlatılanlarda birkaç tanıdık özellik keşfetmişti. Örneğin; Gizli Orman ve Geçilmez Dağ gibi… Ama bu noktaları anılarıyla karşılaştırdığında, sonuç kesinlikle şok ediciydi.

 

Eğer bu yerleri doğru hatırlıyorsa o zaman sözde Dört Büyük Krallık, geçmişteki vahşi arazilerin bir parçasıydı. Kutsal Taquila Şehri ise; uzun yıllar geçtikten sonra bereketli ovaların derinliklerine gömülmüş, kimsenin bilmediği bir bölge haline gelmişti.

 

Çok saçmaydı bütün bunlar. Ama daha saçma olan bir şey vardı.

 

Cadıların toplumdaki yerleri de Taquila ile birlikte kaybolmuştu. Prens'in söylediklerine göre; Cadılar toplumların rezalet kaynakları haline gelmişlerdi. Dört krallığın asıl sahipleri ve yöneticileri o insanlar olmuşlardı. Eskiden o değersiz görülen insanlar şimdilerde lordlar ve krallara dönüşmüşlerdi. Bu ilkel varlıklar cadıların üzerlerinde güç beyan edebilmişlerdi. Bu nasıl olabiliyordu?

 

“Saçmalık!” diye haykırdı Agatha: “Cadılar normal insanlar tarafından öldürülüyor mu? Kim böyle bir şeye cüret edebilir?”

 

Öfkeyle dolan Agatha, kolunu uzattı. Bu kendini bilmez adama bir ders vermeyi amaçlıyordu. Ama hiç büyü yapamamıştı.

 

O anda ayak bileğine tutuşturulmuş bir şey fark etti. Yorganı kaldırdığında taşı görmüştü.

 

“Siz deli misiniz?” diye haykırarak cadılara baktı: “Sıradan bir insanın yüksek rütbeli bir cadıyı bastırmasına yardımcı olacak kadar ileri mi gidiyorsunuz? Üstüne üstlük bir de federasyonun koyduğu yasağı ihlal ederek bir Tanrı Gözü İntikamı taşını izinsiz mi kullanıyorsunuz?”

 

Sadece federasyonun kolluk ekibinin bu taşları kullanmasına izin verilirdi. İzinsiz taşıyan, satan, değiştiren, kullananların cezası şüphesiz ölümdü.

 

Prens içini çekti: “İşte ben de bundan endişeleniyordum.”

 

“Endişelenmeyin. Ben onunla konuşayım.” diyen kumral saçlı cadı başucuna oturdu. Agatha'nın dağılmış yorganını düzelterek söze girdi: “Benim adım Wendy. Görüyorsun ki işler gerçekten sandığın gibi değil. Maalesef Taquila artık yok ve senin bahsettiğin o federasyon hakkında hiç bir şey duymadım. Dört yüz elli yıl önce yaşadığınız Kutsal Şehir nasıl bir yerdi bilmiyorum. Ama bugünlerde biz Cadılar günlerimizi hep saklanarak geçiriyoruz. Prens Roland ile tanışana kadar hep öyleydi en azından.”

 

“Bize kalmak için güvenli bir yer verdi. Güçlerimizi kullanmamızı teşvik etti ve aynı zamanda dünyayı daha iyi bir hale dönüştürmek için yeteneklerimizi nasıl kullanacağımız konusunda yeni yollar araştırdı. Burada tıpkı normal bir insan gibi, saklanmaya gerek kalmadan tamamen özgürce yaşayabiliyoruz. Kiliseden veya diğer insanlardan gelecek zulüm konusunda endişelenmemize gerek yok. Günümüzde Tanrı Gözü’nün İntikamı taşları her yerde. Haliyle güçsüz kalan cadılar insanlar karşısında yenik düştüler.”

 

Wendy'nin hikâyesini dinleyen Agatha sessizleşmişti.

 

Federasyon, çeşitli cadı krallıkları tarafından ortaklaşa kurulan büyük bir organizasyondu. Kutsal Birlik de denilirdi. Birçok yüksek rütbeli cadı ve olağanüstü cadı vardı. Tanrı İradesi Savaşı’nı kazanmak için güçlerini birleştirerek devasa bir ordu kurmuşlardı. Böylesine güçlü bir oluşumun şimdi adı sanı unutulmuştu.

 

“Düzeni yeniden kurmak isteyen mülteciler… Şimdi neredeler?” diye geçirdi içinden.




 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18137 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr