Bölüm 338: Polis

avatar
1082 1

Release That Witch - Bölüm 338: Polis



Çevirmen: Lodos 

Vader bir takla ile yatağından çıktı ve egzersiz yapmaya başladı. Sırtında en ufak bir acı hissetmiyordu. Görünüşe göre, Şövalyenin söyledikleri doğruydu. Yaraları hızla iyileşmişti.

 

“Nasıl hissediyorsun?” diye sordu Kukasim: “Biraz daha dinlensen fena olmaz sanki…”

 

“Sana daha fazla yük olmak istemem. Dün fena bir iş çıkarmadım sanki?” diyen Vader eski püskü ceketini giydi ve botlarını da ayağına geçirdi: “Daha fazla senin payından yiyemem. Çalışmam lazım. Bir kâse ikimize birden yetmiyor.”

 

“Doğrusu bu iyi bir haber. Bana verdikleri buğday lapasına göre size verilenler çok daha iyi. En azından onlar da biraz et tadı alınabiliyor.” diyen ihtiyar başını salladı: “Evlat, sen devriye ekibinin bir üyesisin. Bu gecekondudaki yemeklerin seni rahatsız etmesi normal. Lord’un verdiği buğday lapaları bizi aç bırakmıyor. Ama doyurmuyor da…”

 

“Ben sadece ikimizin de doymasını istiyorum.” diyen Vader gülümsedi ve ayakkabısını bağlamaya devam etti.

 

“Pekâlâ.” diyen Kukasim iç çekti: “Dikkatli ol o halde. Çok yorulmamaya çalış.”

 

 “Tamamdır.” diyen Vader başını salladı: “Sen de dikkat et.”

 

Kapıyı açınca hemen dışarıda bekleyen iki adam gördü. Omuzlarında ve kolluklarında işlemeler vardı. Giydikleri kıyafet beyaz maviydi. Yani Belediye Binası’ndanlardı.

 

Vader kendini tutamayarak kaşlarını çattı: “Kimi aradığınızı öğrenebilir miyim?”

 

Adamlardan biri bir kâğıt çıkardı ve hızlı bir bakış attı: “Sen Vader misin?”

 

“Evet.”

 

“Bir şey mi oldu?” diye evin dışına çıkan Kukasim, bir şeyler olduğunu fark etmişti.

 

“Tebrikler.” dedi görevlilerden biri. Gülümseyerek konuşmasına devam etti: “Bir kamu güvenliği görevlisi olmak için yapılan testleri geçtiniz. Önümüzdeki haftada kapsamlı bir eğitim alacaksınız.” Vader'e küçük bir kart verdi: “Bu geçici kimlik kartınız. İkinci Ordu kampına gidin. Orada karşılayacaklar sizi.”

 

Gözleri sonuna kadar açılmıştı Vader’in: “Lord… Beni mi seçti?”

 

“Hayır, henüz değil.” diye cevap verdi belediye görevlisi: “Bu test yalnızca ilk turdu. Hala eğitiminizi tamamlamak ve baş şövalyenin onayını almak zorundasınız. Ancak o zaman bir unvan alabilirsiniz.”

 

Görevliler bunları ilettikten sonra ayrıldılar. Herhangi bir ikna girişimleri olmamıştı. Görünüşe göre tek görevleri haberin ulaştığından emin olmaktı.

 

“Başardın!” diyen ihtiyar, Vader’in omzunu okşadı ve: “Seçilmenin imkânsız olduğundan falan bahsediyordun bir de…” dedi.

 

Vaner şok içinde mırıldandı: “Çünkü sorular gerçekten çok garipti.”

 

Yaşlı adam şaşırmıştı: “Hangi sorulardan bahsediyorsun?”

 

Vader bir hafta önceki olayı düşünüyordu. Majesteleri’nin kamu güvenlik görevlilerini işe aldığını öğrendikten sonra Belediye Binası’na giderek talepte bulunmuştu. Beş gün geçtikten sonra da bir teste dair bir mektup gelmişti.

 

Vader’in kendine güveni gelmişti. Sadece bu görev için gereken şeyleri tam olarak yerine getirmekle kalmıyordu. Aynı zamanda beş yıldan fazla da tecrübesi vardı. Eski adıyla bu devriye ekibinin bir üyesi olabilseydi, ikamet yeri şehir içinde olsa bile, Kukasim'e her zaman yardım sağlayabilirdi.

 

Ne olursa olsun bunu beklemiyordu. Gerçekten de çok şaşırmıştı. Yüzden fazla başvuru sahibi büyük bir salonda otururken, Şövalye onlara birer kâğıt dağıtmıştı. Tüm soruları cevaplamalarını ve cevaplarını düzgün bir şekilde yazmalarını istemişti. Kâğıtları Majesteleri’nin okuyacağını söylemişti. Bu duyulunca epey sevinmişlerdi. Okuryazar olmanın gerekli olduğu öncesinden açıkça ifade edilmiş olsa da hiç kimse bunun test edilmesini beklemiyordu.

 

İnsanların yarısı şaşırmıştı. Vader kâğıttaki soruları anlamış olsa dahi bir kez daha dikkatlice okumuş ve sonrasında donakalmıştı. Ne garip sorular vardı yahu?

 

Örneğin sorulardan biri şuydu: “Dar bir dağ yolunda dört tekerlekli bir araba sürüyorsunuz. Arabanızın içinde iki vatandaş var. Tam o sırada önünüzdeki yolda bir grup mülteci beliriveriyor. Ya onlara çarpacaksınız ya da uçurumdan aşağı düşeceksiniz. İlki çok sayıda mültecinin ölümüne sebep olurken, ikinci seçim de arabadaki vatandaşları öldürecek. Siz hayatta kalmak için atletik becerilerinize güvenebilirsiniz. O halde seçiminiz ne olurdu? Lütfen nedenlerinizi en az 300 kelimeyle açıklayın.”

 

Her türlü ölüm olacaktı bu soruda… Hangi tarafı seçmeliydi, emin değildi. Majesteleri nasıl bir cevap istiyordu? Böyle daha bir dizi soru vardı. Hepsini en mantıklı yol ile çözümlemeye çalışmıştı Vader.

 

Bütün bunları düşündükten sonra Kukasim’in sorusuna cevap verdi: “Hiiiç… Belki de sadece yanlış hatırlıyorumdur… Her neyse, ben kampa gidiyorum.”

 

“Pekâlâ.” diyen Kukasim güldü: “Bence sen kesinlikle seçileceksin.”

 

 

 

İkinci Ordu kampı kasabanın kuzey tarafında, iç şehri oluşturan taş surların hemen dışındaydı. Vader oraya vardığında Baş Şövalye’nin onu kampta beklediğini keşfetti.

 

Herkesin tamamlanmasını bekleyen Carter konuşmaya başladı: “Bugünden itibaren hepiniz polislik öğrencisisiniz. Önümüzdeki bir hafta boyunca hepiniz bu kampta kalacaksınız ve özel eğitim alacaksınız. Geçenler kalacak, başarısız olanlar ise geldikleri yere geri dönecekler! Size Majesteleri’nin emrinde çalışmanın nasıl olduğunu ve sağlam bir disiplinin ne anlama geldiğini öğreteceğim!”

 

Çözdükleri test gerçekten görevini yerine getirmiş gibiydi. 100 başvurandan geriye 15 kişi kalmıştı. Etrafa hızlı bir bakış attı. Kendisi hariç, insanların geri kalanı buranın yerlilerinden olmalıydı. Kıyafetleri onu gösteriyordu.

 

“Konuşma izni isterim!” diyen birisi elini kaldırdı.

 

Carter sırıttı: “Ordudaki geleneklere oldukça aşina gibisin. Konuş bakalım.”

 

“Ağabeyim Birinci Ordu’da efendim.” diyen adam başının arkasını okşadı ve: “Efendim! Polis tam olarak nedir? Bizim kamu güvenliği görevlisi olmamız gerekmiyor muydu?”

 

“Polis, kamu güvenliği hizmetinin bir parçası. Polisleri kısaca; Majesteleri’nin topraklarında yasa ve düzeni uygulamaktan sorumlu birlik olarak düşünün. Suçluları tutuklamak, yasadışı eylemleri engellemek, bölgede düzeni sağlamak, Majesteleri ve Belediye Binası’nın vereceği görevleri, politikaları yürütmek ve ihtiyacı olan halka yardım etmek gibi işler yapacaksınız.”

 

“Halka yardım mı? Ama az önce Majesteleri’ne hizmet edeceğimizi söylediniz…”

 

“İkisi arasında hiçbir fark yoktur. Majesteleri’nin halkına hizmet etmek Majesteleri’ne hizmet etmek demektir. Ne yani, kaleye girip ona bizzat hizmet etmek mi istiyorsun?” diyen Carter omuzlarını silkti: “Hele bir şövalye olun da… O da olur.”

 

“Ama şövalyeler asillerden olur…” diye düşündü Vader. Soylularla onlar gibi sıradan halk arasında dünya kadar fark olurdu.

 

"Unutmayın! Siz hem hukuku yerine getireceksiniz hem de halkı koruyacaksınız.” Şimdi çadırlarınıza gidin ve üniformalarınızı giyin.” diyen Baş şövalye ellerini çırptı: “Sonrasında hepinize görevler vereceğim.”










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18114 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37379 Bölüm Sayısı


creator
manga tr