Bölüm 339: Suikastçılar

avatar
1195 1

Release That Witch - Bölüm 339: Suikastçılar



Çevirmen: Lodos 

Vader yama kaplı ceketini çıkarıp yepyeni üniformasını giyince tüm vücudunun güzelce ısındığını hissetmeye başladı.

 

Giysilerin dışı kaliteli bir deridendi. İç kısımda da pamuklu bir astar vardı. Hem sıcak tutuyordu hem de yumuşak ve rahattı. Sadece bu üniforma bile tek başına birkaç gümüş değerinde idi.

 

Şekil olarak Belediye Binası'nın üniformalarına benzer olmasına rağmen renk tam zıddıydı. Kıyafetin ana rengi saf siyah iken, omuzlar, yaka ve manşetlerde beyaz şeritler vardı. Çok göz alıcı duruyordu. On beşi de bu yeni üniformaları giydikten sonra yerlerinde duramaz olmuşlardı.

 

“Fena değil.” diyen Carter gülümsüyordu: “Şimdi hepiniz beni takip edin.”

 

Kar hala hafif hafif yağıyordu. Vader ilk defa sonbaharda kar görmüştü. Valencia'da ara sıra kar yağar ancak en fazla bir iki güne dururdu. Çocuklar böyle zamanları çok severlerdi. Çünkü kar onlar için tatil ve oyun anlamına geliyordu. Ama bu günler büyüklerin hiç sevmedikleri günlerdi. Aşırı kardan ayakkabıları yıpranırdı. Çalışamaz hale gelirlerdi. Dükkânların çoğu kapalı olurdu. Karın ağırlığından bazı evlerin çatıları falan çökerdi.

 

Böyle zamanlarda devriye ekipleri çok zorlanırlardı. Dışarı çıkmak zorunda kalsalar bile bir bara giderler ve sanki orada görevleri varmış gibi saatlerce oturup sıcak bira içip bardaki kadınlarla flört ederlerdi.

 

Ancak Sınır Kasabası’nda bunların hiçbiri yoktu.

 

Sokaklarda gidip gelen, çeşitli işlerle uğraşan çok sayıda vatandaş vardı. Bazıları hasır şapkalar giyiyordu, bazılarında pelerinler vardı. Hepsi kendi işlerine bakmakla meşguldü. İnsanlar yazın nasıl çalışıyorlarsa şimdi de öyle çalışıyorlardı. Tek fark etrafta kar olmasıydı.

 

Eğer Vader bütün bunları kendi gözleriyle görmeseydi krallığın ucundaki küçük bir kasabanın Valencia’dan çok daha canlı görüneceğine kesinlikle inanmazdı. Uzun boylu bir şapel ve çan kulesi de olsaydı burası kesinlikle bir şehire benzerdi.

 

Ekip hızla iskeleye varmışlardı. On veya daha fazla yelkenli Kızıl Su Nehri üzerinde demirlemişti ve birkaç yüz kişi de kıyıya yakın yerlerde toplanmıştı.

 

“Daha önce böyle bir sahneyle karşılaştım sanki… Hah!” diye geçirdi içinden Vader. Tıpkı Doğu bölgesinden gelen mültecilerle kasabaya geldikleri zamanki gibiydi.

 

"Konuşma izni isterim! O insanlar…”

 

“Onlar güney ve kuzeyden gelen mülteciler. Majesteleri’nin emirleriyle buradalar! Sizin rolünüz ise Belediye Binası’na düzeni sağlama konusunda yardımcı olmak ve bu insanları kontrol noktasına sokmak. Bu yapıldıktan sonra, onları karantinaya alacak ve her birini kayda geçireceksiniz. Polis memurlarının sayısı halen az olduğundan dolayı Birinci Ordu size yardımcı olacak. Ancak ilerde bu işi yaparken tek başınıza olacaksınız. Birinci Ordu’nun yardımı tek seferlik.”

 

“Emredersiniz efendim!”

 

Buğday lapası dağıtılırken mültecileri sıraya sokmaktan daha zor bir görev değildi bu. Vader kontrol noktasının önüne doğru yürüdü ve yüksek sesle bağırmaya başladı. Bu sayede herkes onu açıkça duyabilecek ve emirlerini işitebilecekti.

 

“Adın ne? Nereden geliyorsun? İyi olduğun bir şey var mı? Okuma yazman var mı?”

 

Kontrol noktasından geçen her mülteci Belediye Binası’ndaki kâtipler tarafından bir dizi soruya tabi tutuluyor ardından da tepkileri kabaca kaydediliyordu. Vader bunun sadece kabataslak bir işlem olduğunun farkındaydı. Herkes yerleştikten sonra, başka bir soruşturma daha yapılacaktı muhakkak. Özel bir yeteneği olan insanlar, şehir içine daha kolay yerleşebileceklerdi. Bu süreçten kendisi de geçmişti.

 

Aniden arkasında bir kargaşa patlamıştı. Vader başını çevirerek baktı. Uzun kürklü elbisesiyle muhafızların kontrolü altında iskeleye birisi gelmişti. Gri saçlarından tanımıştı onu Vader. Bu Lord Roland Wimbledon idi. Belediye Binası’ndan sorumlu olduğu anlaşılan birkaç güzel giyinimli insan daha onun yanındaydı.

 

Majesteleri’nin mültecileri kontrol etmek için bizzat buraya gelmesini hiç beklemiyordu. Bu, herhangi bir soylunun yapacağı bir şey değildi. Kimse sıcak yatağından çıkıp da bu soğuk havada dışarı çıkmazdı. Hele bir Lord bunu hiç yapmazdı.

 

“Benim adım Jockmau, kuzeyliyim. Tarım ve çiftçilik konusunda uzmanımdır. Okumam yazmam yok.”

 

"Tarım?" diye soran belediye yetkilisi formdaki ilgili kutuyu kontrol etti ve: “Tamam, geç.” dedi.

 

Tam o sırada Vader, adamın Majesteleri’ne karşı düşmanca bir bakış attığını fark etti. Gözlerinde diğer mültecilerdeki gibi herhangi bir saygı yoktu.

 

Bir anda: “Sen bi’ dursana!” dedi.

 

"Ne oldu?”

 

"Sen bir çiftçisin, değil mi? Bana kışlık buğdayın hangi ayda ekilmesi gerektiğini söyleyebilir misin?"

 

Belediye görevlisi huzursuz bir ifadeyle Vader’e baktı: “Şimdilik sadece ön kayıtlardan geçiyor. Her birinin doğruyu söyleyip söylemediğini ayırt etmek için zamanımız yok. Bay Carter sürecin nasıl ilerlemesi gerektiğini açıklamadı mı sana? Tek yapman gereken buradaki düzeni sağlamak.”

 

Görevlinin söylediklerini duyan Jockmau bir anda rahatlamış gibi olsa da sonra toparlanmıştı.

 

Vader kaşlarını çattı ve görevliyi görmezden gelerek konuşmaya devam etti: “Konuşma şeklin bir kuzeyli gibi değil. Aksanın krallığın orta bölgesinden gibi aksine… Kuzeydeki hangi kasabadan geldin? Oraları çok iyi bilirim ben.”

 

Jockmau bir an tereddüt etse de sessiz kaldı.

 

Vader konuşmaya devam ediyordu: “Kıyafetin de bi’ garip. Bu kıyafetle kuzeyde donarak ölmeyecek kadar şanslı olsan bile şimdiye parmakların soğuktan morarmış olmalıydı. Oradaki sıcaklık tüm yıl boyunca donma seviyelerinin altında.” Sonra bir anda Jockmau’nun elini tuttu Vader: “Ya eldivenlerin nerede? Buranın daha sıcak olduğunu fark edip onları attığın gibi saçma şeyler falan söyleme bana!”

 

Kontrol noktasında çalışan personel bile bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. Çiftçi olduğunu söylemesi mantıksız değildi. Daha iyi bir hayat yaşamak için yalan söylüyor olabilirdi. Ama nereden geldiği konusunda söylediği yalanın hiçbir mantığı yoktu: “Düzgünce nereden geldiğini söyle!”

 

Jockmau dişlerini sıktı. Aniden göğsünden bir avuç kırmızı saçma çıkardı. Vader’in ağzına tıkıştırdı ve sonra da: “Çekilin!” diye bağırdı.

 

Vader aniden bileğinin kızardığını hissetti. Refleksleri sayesinde adamı yere devirmek istese de donup kalmıştı. Jockmau atağa geçerek Vader’i havaya fırlattı.

 

Vader yere düştü. Sırtı felaket acımıştı. “Kahretsin! Yaram açıldı!” diye düşündükten sonra yere tükürerek baş dönmesini engellemeye çalıştı. Zar zor ayağa kalktığında Jockmau’nun yerinde durmadığını gördü.

 

Dört ya da beş mülteci kalabalığın arasından sıyrılıvermişti. Şeytani canavarlar kadar hızlı hareket ediyorlardı. Birkaç adımda kontrol noktasını geçerek Majesteleri’ne yönelmişlerdi.

 

Amaçları belliydi. Majesteleri için buradaydılar.

 

Jockmau’nun gücünü daha az önce tatmış olan Vader muhafızların onu durduramayacaklarını düşünüyordu.

 

Hemen ardından bir dizi patlama sesi duymuştu. Askerlerin şeytani canavarlarla yaptıkları savaşta çıkan patlama sesleri gibiydi. Etrafa dumanlar saçılıvermişti bir anda.

 

Duman dağıldıktan sonra Jockmau’nun başının bir kan gölü içinde yüzdüğünü görebiliyordu.










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18192 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr