Bölüm 325: Işıktan Ok

avatar
1126 1

Release That Witch - Bölüm 325: Işıktan Ok



Çevirmen: Lodos 

Tilly büyüsünü sihirli taşa aktardı ve bir anda havalanarak tüm güverteyi görüşüne aldı.

 

Geminin mürettebatı çoğunlukla deneyimli denizcilerden oluşuyordu. Bu yüzden en başta panikleseler de sonradan silahlarını alarak canavarlarla savaşmak için yavaş yavaş geminin kıç tarafına yönlendiler. Bu kadar çok sayıdaki canavarı tek başlarına yenmeleri imkânsızdı. Tek umutları cadılardı.

 

Ashes savaşa katıldığında da durum gerçekten değişivermişti.

 

Bağırarak savaşıyor bir kasırga gibi esiyordu etrafta. Kılıcının karşısına çıkmaya cesaret eden canavarları teker teker doğruyordu. Çok geçmeden güvertenin her tarafına kesilmiş canavar parçaları yayılmıştı.

 

Ashes’tan geride kalmak istemeyen Andrea, birbiri ardına oklar atıyordu. Büyülü büyük yayı sayesinde elindeki her şeyi ok olarak kullanabilme kabiliyetine sahipti. Eline geçen her madde büyük bir güç ve isabet oranıyla canavarların tam alnının ortasına saplanıyordu.

 

Breeze ve Shavi güvertenin üzerinde ileri geri hareket ederek yaralı denizcileri kurtarıyordu. Görünmez bir bariyerle karşı karşıya kalan canavarlar onlara yaklaşamıyorlardı bile.

 

Canavarların sayısı hızla azalıyordu. Ama Tilly, hala rahatlayamamıştı.

 

Bu canavarların en başta hissedilen o şiddetli sarsıntıya neden olmalarının imkânı yoktu. Geminin dibine aşağıdan vuran büyük bir canavar vardı sanki. Molly’nin büyülü hizmetçisi şu an yanlarında değildi. Yani o büyük canavar gemiye birkaç kez daha vurursa gemi parçalanacaktı. Bunun yaşanmasını da hiç istemezlerdi doğrusu…

 

Tıpkı beklediği gibi Ashes'in kılıcı son canavarı kestiği an geminin gövdesinin hemen önünde devasa bir gölge belirdi. Hızla onlara yaklaştı ve bir kez daha çarptı.

 

"Dikkatli ol!” diye bağırdı.

 

Gölge bir kez daha geminin altından geçtiğinde sesi daha dinmemişti. Gemiyi şiddetle sallıyordu. Geminin iki direği sanki her an çöküyorlarmış gibi bir dizi çatlama sesi çıkarmaya başladı. Neyse ki, devasa gölge başka bir saldırı girişiminde bulunmadan derinlere doğru daldı. Ama her an geri dönebilecek gibiydi.

 

Güverteye geri inen Tilly durumu hızla özet geçti.

 

“Onu denizden çıkarmalıyız. Aksi takdirde er ya da geç gemiyi batırmayı başaracaktır." diyen Ashes, kaşlarını çattı.

 

Shavi: “Deneyeceğim.” dedi. “Yeterince yaklaştığı sürece bariyerimi onu durdurmak için kullanabilirim.”

 

“Ah yukarıdaki Deniz İmparatoru!” diye bağırdı Kaptan Jack: “Eğer bu canavar Leydi Tilly'nin söylediği kadar büyükse, sıradan saldırılarla onu yenemeyiz. Daha denizden çıkaramıyoruz. Nasıl öldür-”

 

Andrea, kendinden emin bir şekilde gülümseyerek: “On adım mesafede bana direnebilecek kimse yoktur.”

 

Çok geçmeden tekrar ortaya çıkmıştı gölge. Ama bu sefer geminin kıç tarafından yaklaşıyordu onlara.

 

Durumu havadan izleyen Tilly, derhal sinyal verdi. Onu duyan Shavi hızla pozisyon alarak gemiden atladı. Önceden beline bir kenevir ipi bağlamışlardı. İpi tutan ise Ashes idi. Shavi’nin yüksekliğini o ayarlayacaktı.

 

Gölge yaklaşırken Shavi hızla bariyer büyüsünü kullandı. Koyu deniz suyu sanki görünmez bir el tarafından ikiye ayrılmıştı.

 

Canavar bariyere doğru ilerliyordu. Bir anda büyük bedeni durdu ve Shavi inledi. Elleri vücudunun yanında asılı duruyordu. Muazzam miktarda güç kullanıyormuş gibiydi. Aşağıda ise ayaklarının altındaki gölge hızla büyüyordu ve su şiddetle yükseliyordu.

 

"Çabuk onu yukarı çek!" diye bağıran Tilly hızla aşağı doğru iniyordu.

 

Ashes, tüm gücünü kullanarak ipi geri çekti. Shavi güverteye düştüğü an, devasa bir deniz canavarı sudan kükreyerek fırladı. Etrafa saçtığı dalgalar gemiyi sallamaya yetmişti. Canavar bir köpekbalığı ve bir ahtapotun karışımı gibi görünüyordu. Dokunaçlarla kaplı üçgen kafasıyla güverteye vurdu.

 

Canavar çılgına dönmüş gibi gemiyi parçalamaya çalışıyordu. Ama Shavi’nin bariyerini geçemiyordu.

 

"Andrea!" diye bağıran Ashes, parmaklarını birbirine geçirerek elleriyle bir basamak oluşturdu.

 

“Geliyorum!” diye bağıran Andrea, ayağını Ashes’ın avcuna koydu ve: “Göster bakalım gücünü!” dedi.

 

Olağanüstü bir güçle havaya sıçrayan Andrea bir kavis çizerek bir anda canavarın başının üstünde belirmişti.

 

Büyülü yayını aldı. Yayı sonuna kadar çekti. Yayın gövdesiyle ipi arasında bir ışık yanıp sönüyordu. Normal bir ışık gibi değildi. Sanki güneş küçülüp oraya girmişti.

 

“Haydi!”

 

Işık bir anda parladı ve kulakları sağır eden bir sesle canavarın vücudunu deldi. Canavarın gri-kahverengi cildi şişmeye başladı ve vücudunun her yerinde altın renkli çatlaklar ortaya çıktı. Çok geçmeden de yüksek bir patlama sesiyle parçalandı.

 

Bu patlama deniz yüzeyinde dalgalanmalar yaratmıştı. Mürekkep gibi siyah olan kanı denizi siyaha boyuyor, iç organları da gökten yağmur gibi yağıyordu. Önceden saldıran o küçük canavarlar da birer birer denizin derinliklerine dökülmüşlerdi.

 

Doğal olarak Andrea da denize düştü.

 

"Ah… Yardım edin! Yardım edin, yüzemiyorum! Biri yardım etsin!”

 

Ashes çaresizce iç çekerek Shiva’ya baktı ve: “İyi kız falan da… Biraz şapşal…” dedi. Sırtındaki kılıcı çıkararak denize atladı.

 

Bu sorun da geçmişti ve Tilly biraz rahatlamıştı. En azından artık Sınır Kasabası’na sağ salim ulaşacaklardı.

 

Tam o anda burnunun ucunda bir soğukluk hissetti. Kafasını kaldırıp gri gökyüzüne bakınca olduğu yerde dondu.

 

Gri gökyüzünden beyaz periler gibi kar taneleri düşüyordu.

 

"Bu… Kar mı?" diyen Tilly, elinin üstündeki erimiş kar tanelerine bakarak sordu: “Gökhisar’a sonbaharda kar yağıyor muydu?”

 

“Dediğim gibi; Ne kadar batı, o kadar soğuk.” diyen Kaptan Jack, piposunu çıkardı: “Gittiğiniz yer daha da kötü olacak.”

 

Tilly cevap veremedi. Sakin görünümünü korudu sadece. Breeze Şafak Krallığı’ndan gelme idi. Yıl boyunca hava sıcak olurdu orada. Kaptan Jack, Fjordlar’da doğmuştu. En sert kışlarda bile kar yağdığı çok nadir olurdu. Ama bütün bunların dışında kar, Gökhisar’ın batısı için özel bir anlam ifade ediyordu.

 

Saraydaki hocası bir keresinde ona kar yağmaya başladığında uzun bir süre durmayacağını söylemişti. Bu karın Şeytan Ayları’nın bir işareti olduğundan da bahsetmişti.

 

Şeytan Ayları’nın başlangıcı sabit bir tarihte olmasa da genellikle kış gelmeden başlamazdı. Acaba Sınır Kasabası çoktan canavarların saldırısı altında olabilir miydi?

 

Tilly gitgide daha da endişeleniyordu.

 

İki gün daha karda yolculuk ettiler. İki günün sonunda karlı sahil ufukta görünmüştü.










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18192 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr