Bölüm 323: Sosyal Güvenlik Bakanlığı

avatar
1179 1

Release That Witch - Bölüm 323: Sosyal Güvenlik Bakanlığı



 Çevirmen: Lodos

Roland’ın aklında zaten kendi bölgesi hakkında ileriye dönük kuracağı bir güvenlik teşkilatı fikri vardı.

 

Şu anda kasaba yaklaşık yirmi bin nüfusa sahipti. Yerel halkın yanı sıra Uzun Şarkı’dan göç eden insanlar ve doğu bölgesinden gelen mülteciler de vardı. Barov tarafından gönderilen elemanlar geri geldiğinde kuzeyden ya da güneyden insanlar da gelecekti ve kültür iyice karışacaktı. Bütün bunlar da daha geçen gün yaşanan sorunları doğal olarak artıracaktı.

 

Bu nedenle Birinci Ordu’nun kamu güvenliği amaçlı yapacağı devriyeleri ayarlaması gerekecekti. Daha önce bu konuyu düşünmüştü ama az personeli olduğu için kesin bir karar vermemişti. Ancak şu an elinde nice savaşlar görmüş geçirmiş bir Birinci Ordu vardı. İstediğini yapabilirdi.

 

Yasaları kendisi koyarak, onları yorumlayarak ve büyük suçlarla ilgili duruşmalar düzenleyerek bu konudaki ilk ve tek örnek olacaktı. Kamu güvenliği, suçluları yasaya göre yakalarken aynı zamanda sivil anlaşmazlıkları da çözecekti. Güvenlik Bürosu ise; sistemin temizliğini korumaktan ve sistemin bozulmasını önlemekten sorumlu olacaktı. Tabii bir de yolsuzlukları temizleme işlemlerini yürütmek için kamu güvenlik personellerini kullanarak insan gücünden tasarruf edecekti. Bu Roland'ın güvenlik sisteminin ana hatlarıydı.

 

En mantıklısı bu sistemi öncelikle Sınır Kasabası’nda kullanıp seneye Uzun Şarkı ile birleştiği zaman oraya da yaymak olurdu.

 

O zamana kadar kim olursa olsun kanunun önünde eğilecekti. Bir tek kendisi kanundan üstün olacaktı.

 

Batı topraklarının en güçlüsü olan Roland, herkesin yasalar önünde eşit olduğunu söylemenin gerçekçi olmadığını ve aristokrasiyi bir anda ortadan kaldıramayacağını biliyordu. Fakat en azından geleneksel feodal sistemin artık kendi şehrinde bulunmadığından emin olabilirdi. Batı topraklarının korunmasını sağlamak istiyorlarsa herkes kendine ait özerk gücünü bir kenara bırakacaktı.

 

Sosyal Güvenlik Bakanlığı konusunda da aklında bir isim vardı: Carter Lannis.

 

*

 

Vader evine geri döndüğünde, ihtiyar Kukasim onu ağırlamak için dışarı çıktı.

 

"Sen nas… Ya da neyse, boş ver…”

 

“Çok büyük bir sorun değil.” diye homurdandı Vader: “Majesteleri sadece on kırbaç cezası verdi.”

 

“Bir bakayım.”

 

“Eve geri dön.” diyen Vader de bir yandan içeri adım atmıştı. Vücudunu saran sıcaklık onu mutlu etmişti. Kapı kapandığında içerisi ve dışarısı tamamen farklı iki dünya gibi görünmüştü. Önceki ahşap barakalara kıyasla bu ev gerçekten çok iyiydi.

 

Kukasim, Vader’i battaniyenin üzerine yatırdı. Sırtındaki kıyafetleri alırken şaşkınlıkla iç çekti.

 

“Sırtın hep kan olmuş. Biraz kül getireyim.”

 

“Dur, gerek yok. Sadece kurumuş kan o. Çok önce durdu zaten akması." Duraklaya duraklaya konuşuyordu: “Şövalyeler böylece iki üç gün beklememin daha iyi olacağını söylediler. Sonra kendiliğinden kapanırmış.”

 

"İki üç gün mü?” diyen Kukasim korku içinde başını salladı: “Olmaz öyle evladım. O zamana kadar ateşin çıkar, sırtın şişer. Güçlü bir vücuda sahip olsan bile iyileşmek için en az bir hafta gerekir.”

 

“Çok gerçekçi gelmiyor olabilir ama…” diyen Vader, dudaklarını ıslattı: “Sırtımdaki o yaralar pek acı vermiyor. Aksine, iyileşiyormuşçasına serin ve kaşıntılı bir his var. Kırbaçlamayı bitirdikten sonra sırtıma bir kova su döktüler.”

 

"Tuzlu su mu?" diye soran ihtiyar kaşlarını çatmıştı.

 

“Ben de öyle düşünüyordum. Ama hayır, tuzlu olsa yakardı sırtımı.” diyen Vader iki kez güldü: “Kırbacı vuran şövalye bu suyun bütün hastalıklara sebebiyet verecek bütün mikroorganizmaları öldüreceğini söyledi. Yaralarımın çabucak iyileşmesi için sadece beklemem gerekiyormuş yani.”

 

"Hastalıklara sebebiyet verecek mikro… tırganizma mı?”

 

“Mikroorganizma.” diyen Vader, dudaklarını kıvırdı: “Kim bilir ne olduklarını? Cadılarla ilgili bir şeydir herhalde.”

 

İhtiyar, başını eğdi. Biraz bekledikten sonra: “Benim yüzümden öne çıkmamalıydın. Katlanırdık bir şekilde…” dedi.

 

“Eğer sessiz kalmaya devam etseydik daha da kötüleşebilirdi. Ben bu tür adamları bilirim. Doğma büyüme soylulara benziyorlar.” diyen Vader tükürdü: “Karın birkaç ay süreceğini duydum. Ancak elimizdeki para o zamana kadar yetmeyecekti. Ben de vurmak için… Bilerek bu zamanı seçtim.”

 

"Bilerek mi?" diye soran Kukasim inanamamış gibiydi.

 

“Evet. Ne de olsa Prens her gün bu saatte surların batı tarafında oluyor. Bize bedava yiyecek vermeye söz verdi. Dolayısıyla itibarına zarar veren bu tür davranışlardan nefret etmeli. Bu en etkili yoldu. Eğer basit bir kavgaya sebep olmuş olsaydık Majesteleri’nin kulağına ulaşacağından emin olamazdık. Belki Kohya Harvie başkalarından talimat almış olabilirdi. Ve Belediye memurlarından herhangi birisi bu konuyu örtbas etmek isteseydi ne dersek diyelim bir manası olmazdı.”

 

"Ama bu talimatı Majesteleri de vermiş olabilirdi…”

 

“Pek sanmıyorum doğrusu. Eğer Majesteleri parasını kurtarmak istiyorsa, söz verdiği üç öğünü iki öğüne düşürürdü. Gaspla falan uğraşmazdı. Dahası onu önceden biraz araştırdım. Yerel halk da serfler de, hepsi Majesteleri’nin nezaketini ve bilgeliğini övüyor." diyen Vader gururla gülümsedi: “Her şeyi hesap etmiştim…”

 

"Demek öyle…” diyen ihtiyar, rahat bir şekilde iç çekti: “Hakikaten her şeyi hesap etmişsin.”

 

“Ama beklemediğim bir nokta daha vardı.” diye düşündü Vader. Verilen cezayı beklemiyordu.

 

Valencia'da bir devriye memuru olarak on yıl boyunca çalışmıştı. O şehrin göz alıcı görünümü altında gizli çirkin bir anlayış vardı. Devriye memurları arasında bile şantaj yapmak için güçlerini kullanan bir sürü soylu vardı.

 

Majesteleri’nin tepkisi temelde beklediğiyle aynıydı. Sadece daha az bir ceza beklemişti.

 

 “Peki şimdi ne yapacaksın?” diye sordu ihtiyar.

 

"Tıpkı şövalyenin dediklerini… İki üç gün dinleneceğim. Sonrasında da hep yaptığım gibi yemek almak için silah taşımacılığına yardım edeceğim.”

 

“Şehir içindeki ustalarla birlikte iyi bir hayat yaşayabilirdin…”

 

"Ama senin gelmen imkânsız olurdu Kukasim. Bu konuyu bırakalım artık.” dedi Vader başını sallayarak: “Seni geride bırakmam.”

 

Bu ihtiyar, ne ailesiydi ne de bir akrabası… Yarım yıl önce Kukasim bir mahkûmdu. Herkes yaşlı adamın sokak fareleri tarafından günah keçisi olarak hapse tıkıldığını biliyordu. Ancak bu mesele öyle çok yaşanırdı ki devriye askerleri de daha fazla uğraşmazdı bu durumlarla… Daha sonra bir grup korsan Valencia'yı yağmaladığında Vader öleceğini düşünmüştü. Tam o anda Kukasim onu saklayarak hayatını kurtarmıştı.

 

Vader, normalde yüzüne bile bakmak istemediği mahkûmlardan biri tarafından kurtarılmayı beklemiyordu. Ama o anda önyargıları yıkılmıştı. Onların da insan olduğunu görebilmişti.

 

Sınır Kasabası'nda onlarla yaşayan diğer iki kişi de Kukasim'in kimliğinin farkındaydı. Ama sırf Vader, olduğu için ona dokunmaya cesaret edemiyorlardı. Ancak Vader, buradan ayrılırsa kesinlikle yaşlı adama sıkıntı vereceklerdi.

 

“Endişelenme, her şey iyi olacak.” dedi Vader.

 

İki gün sonra Majesteleri’nin güvenlik için eleman topladığını duymuştu.










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18429 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37668 Bölüm Sayısı


creator
manga tr