Bölüm 322: Batı Bölgesi Güvenlik Bürosu

avatar
1142 0

Release That Witch - Bölüm 322: Batı Bölgesi Güvenlik Bürosu



Çevirmen: Lodos 

Kale salonuna geri dönen Roland toplananlara bakarak tahtına doğru ilerledi.

 

Hatırladığı kadarıyla Dördüncü Prens’in ilk kez duruşma düzenlediği zaman Sınır Kasabası’na geldiği zamandı. Daha sonra, soylularla yaptığı bazı toplantılar olmuştu. Ama bütün bunlardan rahatsız olduğu için her şeyi Barov'a atmış ve hiçbir şey sormamıştı.

 

Herkesin geldiğini gören Roland, duruşmanın başlaması için çağrıda bulundu.

 

İlk başta, tüm tarafların konuşmasına izin verdi. Sonra onlara kendi sorularını sordu. Bülbül’ün yardımları sayesinde yalan mı doğru mu söylendiğini anlamak için uğraşmasına gerek yoktu.

 

Çok geçmeden bütün hikâye ortaya çıkmıştı.

 

İşin aslı şuydu: Khoya Harvie artık bir şövalye olmadığını kabullenemiyordu. Aynı zamanda Belediye Binası’ndaki sıkıcı yazı çalışmasından da bıkmıştı ve mültecilere patlamıştı. Bu lapa dağıtma işinde para istemesinin nedeni de kasıtlı olarak bir kavga başlatmak istemesiydi. Onlara çiftçilerin yeterli buğday teslim etmedikleri için buğday lapalarının paralı olacağını söylemişti.

 

Ama Roland’ı en çok sinirlendiren şey, bunu birkaç gündür yaparak masum halktan para alıyor olmasıydı. Çünkü Belediye Binası'nın üniforması vardı üstünde ve mülteciler başları derde girmesin diye seslerini çıkaramamışlardı. Şimdiye dek sadece bugünkü Vader isimli mülteci buna karşı çıkmıştı. Ondan sonra da mesele anlaşılmıştı zaten.

 

Roland meseleyi tam olarak çözünce rahatladı.

 

Yükselişteki bir organizasyon enerji ve canlılıkla dolup taşardı. Ama daha sonrasında durağanlaşınca yolsuzluk ve kabalık kaçınılmaz olurdu. Ama bu sorunlar Uzun Şarkı ile birleştikten sonra yaşanmalı diye düşünüyordu Roland. Eğer bu sorunlar en başta çıkmış olsaydı bu kadar bile gelemeyebilirlerdi.

 

Neyse ki bir tek Khoya vardı. Diğer hiçbir memur girmemişti bu işlere. Asıl korktuğu bir diğer mesele de çiftçilerin gizli gizli özel alım satım yapmasıydı ki çok şükür bu da olmamıştı.

 

Tabii ki bazı açılardan Roland da bu meseleden biraz sorumlu sayılabilirdi. Belediye Binası’nda başta eleman azlığı yaşandığı için Roland teslim olan şövalyeleri Barov'un emrine vermişti ve sadece birkaç uyarıda bulunup geçmişti. Ne bir eğitim vermişti onlara da ne hareketlerini kontrol eden bir sistem kurmuştu… Bunun sonucunda da rütbenin bir şövalyeden bir sivile düşürülmesinin mental olarak ağır yükleri olduğu anlaşılmıştı.

 

Roland Barov'u yanına çağırdı ve ona hafifçe: “Bu durumda diğer Lordlar ne yapardı?” diye sordu.

 

“Majesteleri, iki ihtimal var.” dedi Barov saygıyla: “Suçlu bir soylu ise birkaç kraliyet altını ödedikten sonra serbest bırakılabilir. Bir soyluya saldıran bir sivilin cezası ise kırbaçlatmaktan elini kestirmeye kadar gider.”

 

“Ama Khoya bir soylu değil.” dedi Prens: “Onun unvanlarını elinden aldım.”

 

“Evet Majesteleri. Yani karar tamamen size kalmış.”

 

“Kesin bir kural yok mu yani?”

 

Barov başını salladı.

 

Roland kaşlarını çatmıştı: “Bunlardan başka cezalar var mı? Mesela hapis gibi..?”

 

“Hapis mi?” diyen Barov şaşırmıştı: “Onları basitçe kilitlemek mi istiyorsunuz? Bu nasıl bir ceza olabilir ki? Bir hapishane suçluyu tutmak için sadece geçici bir yer olabilir. Er ya da geç yargılanacak ve davaları kapatılacaktır. Hapiste oldukları zaman boyunca onları beslemek zorundayız. Korkarım bu bazıları için cezadan çok ödül olur.”

 

İleriki çağlarda yaygın olarak kullanılan hapis cezası burada pek bir işe yaramayacaktı anlaşılan… Bir an düşünen Roland kalenin kurallarına uymaya karar verdi. Ayağa kalktı ve alttan ona bakan insanlara seslenerek: “Kararımı vermeye hazırım.” dedi.

 

“Khoya Harvie! Görevi suiistimal ederek mültecilerin gasp ettiğin için Belediye Binası içerisindeki görevinden atıldın. Gasp ettiğin miktarın üç katını ödeyeceksin! Ve seni 10 yıl boyunca madenlerde çalışmaya mahkûm ediyorum!”

 

“Vader! Bir Belediye memuruna saldıran ilk kişi olduğun için 10 kırbaç cezasına çarptırıldın!”

 

“Savaşa katılan diğer tüm mülteciler ve çiftçiler ya iki kraliyet gümüşü verecekler ya da 5 kırbaç cezası çekecekler!”

 

“Buğday lapasının dağıtımı ücretsiz olmaya devam edecek, gasp edilen bütün paralar iade edilecek.” dedikten sonra Barov’a baktı ve: “Bu kararları uygulayacak ve halka duyurusunu yapacaksın!” dedi.

 

“Emredersiniz Majesteleri!” diye cevap verdi Barov.

 

Ofise geri dönen Roland sandalyenin arkasına yaslandı ve iyice gerindi. Sonrasında omuzlarında masaj yapan bir çift el hissetti. Gözlerini kapatarak biraz rahatlamaya çalıştı.

 

Bu mesele, Roland'ın nüfusun artmasıyla birlikte gelen sorunları ve iç düzenleme konusunda bir şeyler yapması gerektiğini anlamasını sağlamıştı.

 

Savcılığa benzer bir kurum kurmak istemiyordu ama aynı zamanda geçici bir kurum da kurmak istemiyordu. İhtiyacı olan şey çok fazla insana ihtiyaç duymayacak basit ama etkili bir sistemdi.

 

Roland omuzlarındaki ellerden birini tuttu.

 

Elinin kavrandığını hisseden Bülbül, sisin dışına çıktı ve Prens’in elini tutarak masanın kenarına oturdu. Başını eğerek: “Naber?” diye sordu.

 

Dar bir pantolon giymişti. Bacakları masadan sarkıyordu. Gerçekten güzel bir kadındı Bülbül…

 

Roland iki kez öksürdü: “Görevleri; Belediye Binası’nı denetlemek ve Batı topraklarına zarar vermeye veya toplumu istikrarsızlaştırmaya çalışanları tutuklamak olan bir departman kurmayı planlıyorum. Bu departmanın sadece bana rapor vermesi gerekiyor. Belediye Binası’ndan ve Birinci Ordu’dan tamamen bağımsız olacak. Adını ‘Batı Bölgesi Güvenlik Bürosu’ kurmayı düşünüyorum ve ilk amirinin de sen olmasını istiyorum.”

 

“Ben mi?” diye soran Bülbül şaşırmıştı.

 

“Aynen öyle. İnsanların doğru mu yalan mı söylediklerini kolayca anlayabiliyorsun. Kimse senden kaçamaz.” diyen Roland başını salladı: “Ne dersin? Sana kış boyu ikindi atıştırmalarında dondurma vermeye devam ederim istersen…”

 

Bülbül yavaşça elini sıktı Roland’ın: “Buna gerek yok. Bir şeyi yapmam için yalnızca senin söylemiş olman yeter.”

 

“...”

 

Roland biraz utanmıştı.

 

Bülbül güldü. Ama sessizliğin çok uzun süre devam etmesine izin vermeyerek: “Peki ne yapmalıyım?” dedi.

 

Roland, duygularını bastırarak konuşmaya başladı: “Eh… Teftiş kısmı çok kolay olacak. Kale bölgesinin girişine bir suçlama kutusu koyduracağım. Tek yapman gereken içindeki mektupları kontrol etmek. Batı topraklarının istikrarını korumak, tehditleri ve gizli tehlikeleri ortadan kaldırmak için kurulmuş ulusal bir istihbarat sistemine daha çok benzeyecek. Zamanla bütün batıya bu sistemi yayacağım.”










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18403 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37610 Bölüm Sayısı


creator
manga tr