Bölüm 318: Bilinmeyen

avatar
1198 0

Release That Witch - Bölüm 318: Bilinmeyen


Çevirmen: Lodos


Roland fırça ile düz bir çizik attıktan sonra bir paragraf yazdı.

 

Bu dünyaya düşmeden önce mekanik planları sadece bilgisayar kullanarak çizmişti. O zamanlar kalemin bir daha hiç kullanılmayacağını düşünüyordu. Ama işte gel gör ki; nereye düşmüştü…

 

Gerçekleştirmek istediği planların yazılı olduğu iki kâğıt hemen yanında duruyordu.

 

İlk kâğıtta büyük ölçekli sülfürik asit üretimi için Anna ve Soraya'nın yapacağı yeni malzemeyi hayata geçirmekti. Reaksiyon kabı için kurşun kullanmak yerine bozulmayı önleyici bir kaplama ile birlikte daha sağlam ve güvenilir demir kullanacaklardı. Belgede Kyle Sichi'ye sülfürik asit üretiminde uzmanlaşmış bir grup öğrenci seçmesi için verilen talimatlar yazılıydı. Ek olarak, Barov'un yardımcı olarak çalışabilecek bazı yerel sakinleri işe alması ve kimyasal tesisin personel sayısını yaklaşık 100 kişiye yükseltmesi gerekiyordu.

 

İkinci belgenin ilk kısmı bir halk sağlığı sisteminin oluşturulması üzerineydi.

 

Dürüst olmak gerekirse Roland bu konuya pek aşina değildi. Tıptan zerre anlamazdı. Ama bu yine de insanların her türlü ihtiyacını karşılayacak mantıksal bir sistem kurmaktan geri kurmayacaktı onu.

 

Her şeyden önce bu bölümün en büyük görevi modern bilimsel keşifleri halka yaymak olacaktı. Suyu içmeden önce kaynatmak, etin yemeden önce tamamen pişirilmesi gerektiği gerçeği, hastalıkların nedeni ve yayılmayı nasıl başardıkları, parazitler ve mikroplar arasındaki fark vb. gibi şeyler… Sevilen bir Lord olduğu için insanlar onun dediklerini yaparlardı. Ama Roland, onların bunları neden yaptıklarını anlamalarını istiyordu. Körü körüne yapsınlar istemiyordu.

 

İkinci kısım, doğum oranı ile alakalıydı. Belediye Binası sınırlı sayıda personele sahipti. Bu yüzden Roland ayrı bir aile planlaması departmanı kurmak istememişti. Geçici olarak bu konuyu da halk sağlığı sistemine dâhil etmişti. Nüfus her zaman bu çağda en kıt kaynaktı. Bunu halletmenin en iyi yolu, insanları daha fazla üremeye yönlendirmekti. Nana'nın yeteneği doğum yapma riskini ve diğer sorunların çoğunu silmişti. Ve onun yardımıyla, doğum sonrası sağ kalma oranı neredeyse yüzde yüz civarında olacaktı, doğum yapanlar artık ölmeyecekti. Roland, kız bebeklerinin terk edilmesini engellemek için tam bir ödül ve ceza politikası geliştirmişti. Örneğin, kız bebek için verilen maddi yardım erkek bebek için verilenden biraz daha yüksekti. Maddi yardımlar taksit taksit ödenecekti ve bebeklerin terk edilmesi durumunda para ya da hapis cezası uygulanacaktı.

 

Son mesele ödeme düzenlemesiydi. Doğurganlık tedavisinin haricinde hastane Nana'nın kullanması gereken büyü miktarına göre bir ücret talep edecekti. Bu şekilde küçük kızın yükü azalacak ve gelecekteki hastane sisteminin temeli atılmış olacaktı. Roland çoktan bu bölümün başında olmasını istediği kişiyi bulmuştu: Vikont Tigui Pine. Nana’nın babası.

 

Üçüncü belge hala yazım aşamasındaydı. En karmaşık planı içeriyordu: Sınır Kasabası’nın şehre dönüştürülmesi.

 

Sınır Kasabası’nın genişlemesi ve daha sonra Uzun Şarkı ile birleşmesinin ortaya çıkaracağı sorunlarla ilgiliydi. O zaman geldiğinde bu iki yerin yönetimiyle ilgili yeni yasalara ihtiyaç olacaktı. Hem bir yargı sistemi hem de bir kamu güvenliği sistemi uygulanmalıydı. Ancak Roland, bu konuda her şeyin kuralına göre yapılmasını ve hiç boşluk kalmamasını istiyordu. Bu yüzden kendisi belli başlı birkaç şey belirledikten sonra bunları Barov ile görüşecekti.

 

Giriş bölümünü bitiren Roland, bileğinde acı hissetti. Çok uzun süredir bir şeyler yazıyordu. Bu yüzden bir mola vermek için pencereye doğru gitti.

 

O gün hava epey kapalıydı. Sabahtan öğleye kadar hiç güneş görmemişti. Sağanak yağış yakın gibi görünüyordu. Sonbahar rüzgârı kalenin arka bahçesini süpürüyordu. Roland, hışırdama seslerini duyabiliyordu.

 

Birden kaleye doğru gelen uçan bir figür belirdi.

 

“Bu Şimşek.” dedi Bülbül, Roland’ın arkasından.

 

Roland: “Muhtemelen yine mantar toplamak için Gizli Orman’a gitmiştir.” dedi. Bir araştırma ya da keşif olmadığı zamanlarda Maggie ve Şimşek istedikleri gibi hareket ederlerdi. Öğle yemeği için kaleye dönmemiş olmaları gayet normal bir durumdu yani. Genellikle yumurta ve arı kovanları toplamak ya da mangal yapmak için avlanmak amacıyla ormanda olurlardı.

 

Her ne kadar kuş gagası mantarları ağaçta yetişiyor olsa da Roland, ‘mantarcı kız’ hikâyesini düşünmeden edemedi.

 

"Majesteleri… Gülümsemeniz biraz garip.”

 

"Aklıma bir hikâye geldi de… Duymak ister misin?”

 

“Olur.”

 

Roland boğazını temizledi: “Bir zamanlar küçük bir kız varmış. Mantar toplamayı severmiş. Bir saniye…" diyen Roland duraksadı. Uçan figür yavaş yavaş büyüyordu. Ama beklediklerinin aksine kalenin üzerinden uçarak geçmek yerine yüksekliğini düşürmüş ve doğrudan ofis penceresine doğru yönelmişti. Şaşırıp kalan Roland, Şimşek hızla içeri giremeden yalnızca birkaç saniye önce pencereyi açabildi.

 

“M-Majesteleri!" diye heyecan içinde bağırdı küçük kız: “Bir cadı buldum!”

 

"Cadı mı?" diye merakla sordu Roland: “Nerede?”

 

“Gizli Orman’daki Taş Kule’de.” diyen Şimşek, o anda ofise giren Maggie’yi işaret etti: “Şahidim de var!”

 

Maggie onu doğrularcasına başını salladı.

 

"Taş Kule mi?" diyen Roland, kaşlarını çattı: “Bana neler olduğunu düzgünce anlat.”

 

Şimşek’in anlattıklarını dinleyen Roland dudaklarını ısırdı. Düşünmeye başladı: “Bu Şimşek epey cesur biri ya… Yanına sadece bir kişi alarak şeytanlarla dolu bir yere girebiliyor. Daha da korkuncu bu harabelerin içinde mühürlenmiş bir cadı olması… Pek tabii bir cadı tarafından mühürlenmiş sıradan bir insan olma ihtimali de var… Ama her türlü bu inanılmaz bir haber.”

 

"Yardım çığlığı neydi?” diye sordu.

 

“Bu şeyden geliyor. Cadının arkasındaki bir masada buldum.” diyen Şimşek, cebinden avuç içi büyüklüğünde bir kare kutu çıkardı. İlk bakışta küçük bir makyaj aynası kutusu gibi görünüyordu. Ancak, kapağı açtığında Roland kırmızı bir mücevher gördü. Şimşek, yanındaki bir tetiği çektiğinde de endişeli bir kadın sesi duyuldu.

 

"Kurtar beni…”

 

Sesi duyan Roland ürperdi. Ses titriyordu. Uzaklardan geliyor gibiydi. Gerçekten de biraz korkunçtu. Eğer Roland karanlık bir yeraltı mağarasında bu sesi duysaydı hiç düşünmeden dönüp kaçardı.

 

“Mücevherde büyü var.” dedi Bülbül: “İçinde tıpkı bir cadının vücudundaki gibi zayıf bir büyülü girdap görebiliyorum.”

 

“Daha önce konuşulan kelimeleri sürekli tekrarlayan büyülü bir makine gibi görünüyor. Yani kadının cadı olma olasılığı arttı.” diye düşünen Roland sordu: “Başka taşlar buldunuz mu peki hiç?”

 

“Çok incelemedim. Zaten odanın büyük bir kısmı sular altında kalmıştı.” diyen Şimşek, başını salladı: “Tek düşündüğüm şey hızla geri gelip ve size bu haberi anlatmam gerektiğiydi.”

 

“Bir daha asla böyle bir şey yapmayın. Özellikle tehlikeli bir yere gidiyorsanız önce izin alın.” diyen Roland, Şimşek’in başını okşadı ve Bülbül'e baktı: “Demir Balta ve Cadı Birliği’nin tüm üyelerini ofise çağır. O harabelere yapacağımız keşfin tarihini erkene çekiyorum.”


ÇN: Arkadaşlar sitede geçici bir problem yaşanmakta, yazı tipinde ve okumada türlü sıkıntılar olabiliyor. Kısa zamanda düzelecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz, keyifli okumalar...










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18403 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37610 Bölüm Sayısı


creator
manga tr