Bölüm 312: Ölümlülerin Savaşı – Part 2

avatar
1408 1

Release That Witch - Bölüm 312: Ölümlülerin Savaşı – Part 2



Çevirmen: Lodos 

“Ölümlüler şeytanları yenemez.” diye içinden geçirdi Isabella: “Bu yüzden Kilise Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu’nu oluşturdu. Çok güçlüler, acı hissetmiyorlar ve korku nedir bilmiyorlar. Onları şeytanlara karşı en iyi silah yapan da bu. Böyle güçlü bir kuvvete karşı, ölümlüler doğal olarak direnemezdi zaten… Özellikle surlar da yıkılmışken… Hiçbir şansları yok.”

 

Yargı Ordusu güçlü bir nehir gibi surların kapısından geçerek toplanan tüm savunma askerlerine karşı beraberce saldırıyordu. Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu da çökmüş şehir surlarını tırmanırken düz bir zeminde yürüyormuş gibi görünüyordu. Katliam yapıyorlardı.

 

“Gidip onlara yardım etmek ister misin?” diye sordu Zero’ya dönen Isabella.

 

Zero esneyerek ilgisiz bir şekilde: “Büyüm sınırlı. Daha önemli şeyler için saklamam lazım.”

 

“Savaşmak için kılıç falan da kullanabilirsin.” dedi Isabella: “Hiçbir türlü bizi yenemezler ki…”

 

Zero başını salladı: “Eğer gidersem, kolayca kazanır Kilise. Eğer gitmezsem yine kolayca kazanır. Bir şey değişmeyecek ki yani… Bu yüzden istemiyorum.”

 

“Peki.” diyen Isabella konuyu değiştirdi: “O az önce yaptıklarını niye yaptın?”

 

“Neyi?”

 

“Sen mahkûmlarla oynarken Başpiskopos sert sert seni izliyordu.” dedi Isabella: “O yaptığın şeyi tasvip etmediği belliydi. Ve bir sonraki papa olmak için en büyük aday da o. Sıra ona geçtiğinde sıkıntı çekebilirsin biraz.”

 

“Ekselans Mayne'in sinirlenmesinin nedeni, henüz Papa olmamasıdır.” dedi Zero: “Gizli Tapınak’ın üstündeki kütüphaneye gittiğinde bu şekilde davranmamın sebebinin Tanrı’yı memnun etmek olduğunu anlayacaktır.”

 

“Bu şekilde derken…”

 

“Mahkûmlarla oynamaktan bahsediyorum.” diye cevap veren Zero, ilahi birtakım meseleler anlattı. Uzunca bir süre konuşmuştu.

 

Bu kadın neden bahsediyordu? Neden tek bir kelimeyi anlayamıyordu Isabella? Kaşlarını çattı ve anlattıklarını umursamayarak: “Hiç kütüphaneye gittin mi sen?” diye sordu.

 

“Hayır.” diyen Zero, omuzlarını silkti: “Bunlar, Papa Hazretleri O'Brian'ın bana söylediği sözlerdi. O bir cadı değil ve ömrü zaten sonuna yaklaşıyor. Ölümlüler hayatları sona erdikten sonra hatırlanmak istiyorlar. Papa Hazretleri ölmeden önce benim onu yutmamı bile istiyor…”

 

“Sen –”

 

“Tabii ki bunu yapmamalıyım. Ekselansları Mayne, çok kızar.” diye araya girdi Zero: “İçin rahat olsun. Yapmam gerekenleri ve yapmamam gerekenleri biliyorum.” dedikten sonra hafifçe güldü: “Başka bir olasılık da var tabii. Ya kaybedersek ne olacak? O zaman bedenimi ona hediye olarak sunamaz mıyım?”

 

“Ben öyle düşünmüyorum. Eğer kaybedersek hiçbir şansımız olmayacaktır.”

 

Isabella bunu söyledikten sonra bakışlarını tekrar savaş alanına çevirdi. Bir grup çılgın surlardan fırlayarak Tanrı’nın Cezalandırma Ordusu’na dalmıştı. Çoğu bir mızrağın ucunda çığlık atarak hayatını kaybetse de aralardan kaymayı başaran birkaç kişi vardı. Patlamaların sesi yükselmeye başlamıştı. Etraf dumandan simsiyah olmuştu.

 

“Bu, son kuşatma sırasında ortaya çıkan yeni simya silahı olmalı.” diye düşündü Isabella: “Oldukça güçlü. Şeytani canavarlara karşı epey işe yarar. Her neyse… Bu çılgınlar kesinlikle hap almış olmalı. Hap içmeden Tanrı’nın Ceza Ordusu’na dalmaları mümkün olmazdı.”

 

Diğer tarafta da Yargı Ordusu önüne geleni silip süpürerek hızla ilerlemeye devam ediyordu.

 

“Hmm… Tanrı Gözü’nün İntikamı gittikçe artıyor. İki tane yüksek kaliteli taş da görünüyor. Önemli birileri olmalı.” dedi Isabella.

 

“Hadi gidip halledelim şu işi.” diyen Zero, gerindi.

 

“Ama bu ikisi ne Kurt Kralı ne de Berrak Su Kraliçesi…” dedi Isabella şehre bakarken: “En yoğun taşlar hala kalenin içinde. Gitmek istediğinden emin misin?”

 

“Ordunun başı dertte değil mi? Kolayca kazanmak ve zorlukla kazanmak aynı şey değildir. Daha az hasar alma imkânımız var. O’Brian Hazretleri böyle isterdi. Dediğim gibi; Ben Kilise’nin gerçek bir hizmetçisiyim.”

 

 

Şehrin savunması tamamen kırıldığında vakit öğleden sonraydı. Tanrı'nın Cezalandırma Ordusu çevreyi güvenlik altına alınca Yargı Ordusu da sokaklardaki kaçanları kovalamaya başlamıştı.”

 

Isabella, kaleye doğru baktı ve: “Hedefler hareket etmeye başladı.” dedi: “İskeleye gidecekler gibi duruyor.”

 

Surlara ve şehir kapılarına savunmayı yönetmek için gelen iki kişi Kurt Kral'ın oğullarıydı. Zero, her ikisini de absorbe ettikten sonra hakikaten o kalenin içinden gelen en yüksek iki tepki seviyesinin asıl hedefleri olduğunu anlamıştı.

 

Zero gülümseyerek: “Muhtemelen gemiyle kaçmak istiyorlar.” dedi: “Hadi gidip Papa Hazretleri’nin verdiği görevi tamamlayalım.”

 

Diğer tarafın kaçma eylemi çok temkinli davrandıklarını açıkça belirtmişti. Rıhtıma doğru giderken birkaç kez yön değiştirmişler ve iskeleye vardıklarında büyük gemilerden birine değil de bir tüccarın gemisine binmeyi seçmişlerdi.

 

Ama ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar Isabella’dan kaçamazlardı.

 

Kurt Kralı ve Berrak Su Kraliçesi geminin güvertesine çıktığı anda, iskelenin diğer tarafından Zero ve Isabella ortaya çıkıvermişti. Geminin üstünde yirmi asker vardı, çoğu kişisel muhafızlardı. Cadıları gördükleri anda kılıçlarını çekerek savaşa atladılar.

 

Zero'nun üstün dövüş becerilerini bir kez daha sergilemesi gerekmişti. Bir muhafızı öldürüp kılıcını aldı ve ilerledi. Her kılıç darbesiyle bir düşman çöküyordu önünde. Çok kıvrak ve hızlı hareket ediyordu. Her hamlesi kusursuz bir güç ve denge barındırıyordu. Çok geçmemişti ki bir düzine muhafız yere serilmişti.

 

Kurt Kral belinden kılıcını çıkardı. Savaşa girmeye hazırdı.

 

“Isabella!” diye seslendi Zero.

 

“Tamam!” diyen Isabella, hemen yeteneğini kullandı. Sadece bir büyülü göz tarafından görülebilen bir ışık çemberi oluşturdu. Herkesin Tanrı Gözü’nün İntikamı’nın menzilini görebiliyordu. Her bir taş farklı bir frekansta titriyordu. Hepsini aynı seviyeye çeken Isabella bir anda son bir hamle ile bütün taşları etkisiz bıraktı. Artık çalışmıyordu Tanrı Gözü’nün İntikamı taşları…

 

Tam o sırada Zero bir ışık huzmesine dönüşerek Kurt Kral’ın vücuduna girdi. Kurt Kral değişmeye başlamıştı. Berrak Su Kraliçesi dehşet içinde: “Bu nasıl mümkün olabilir? Nasıl oluyor da gücünü Tanrı'nın Gözü’nün İntikamı etrafında kullanabiliyorsun?”

 

“Çünkü Tanrı Gözü’nün İntikamı taşları senin sandığın gibi değil.” dedi Isabella. Garcia’nın taktığı taşa daha da fazla güç uygulamaya başladı: “Ama bunu öğrenmek çok bir işe yaramayacak. Çünkü senin de sonun geldi.”

 

Isabella’nın konuşması kesildiği anda Zero, kendisini Garcia’ya doğru attı.










Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18121 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr