Bölüm 303: Hava Baskını’na Hazırlık

avatar
1341 1

Release That Witch - Bölüm 303: Hava Baskını’na Hazırlık


 

Çevirmen: Lodos 

Bir haftalık çalışma ve test sürecinden sonra Roland ve Anna beraber harika bir patlatıcı tasarlamışlardı.

 

Top kalıplarını eritmek için gereken ısı gerekmemişti. Yapımı epey basitti yani. Ama ateşleme piminin ve yayının yapımı için gerekli ısıyı bulmak konusunda biraz zorlanmışlardı. Biraz testler yaptıktan sonra onu da halletmişlerdi ama.

 

Ana problem yayın ne kadar esnek olması gerektiğini kimsenin bilmiyor oluşuydu. Kazara çalışmamasını sağlamaları ve mümkün olduğunca dengeli olması gerekiyordu.

 

Her test edişlerinden önce yayın kalınlığını ve uzunluğunu biraz daha değiştiriyorlardı.

 

Neyse ki öncesinde Anna ve Lucia gereken çoğu şeyi halletmişlerdi. Sonucunda da Roland’ın eline çok çok kaliteli malzemeler geçmişti. En sonunda da 1365 numaralı çelik alaşımını kullanmaya karar vermişlerdi. Epey sertti.

 

Uygun yayı seçince gerisi kolaydı. Tıpkı atasözünde olduğu gibi: Su akmış, yolunu bulmuştu. Roland daha önce hiç gerçek bir patlatıcı görmese de yine de tecrübelerine dayanarak kendince bir şey tasarlamıştı. Başardığını düşünüyordu. Modern patlatıcılara göre tabii ki eksikti. Ama bu çağ için gayet yeterliydi.

 

Patlatıcının bitmiş hali silindir şeklindeydi. 20 cm uzunluktaydı. Çapı beş cm idi. Spiral bir şekilde bombanın tepesine çıkan bir yapı vardı en altta.

 

Denemeyi güneşli bir öğleden sonra yapıyorlardı.

 

Bu bomba barut yerine çakıl taşlarıyla doldurulmuştu. Bülbül’ün ağırlığının beş katıydı. Roland bunun için balonu kaldırmak istememiş aksine 350 metre öteden dürbünle izlemeye karar vermişti. İlk testi izlemek için yanında Carter Lannis ve Demir Balta da vardı.

 

Roland’ın planını dinleyen Carter, duyduklarına inanamayarak: “Sarayın tam üstünden atmak için balonla mı gitmeyi planlıyorsunuz?” diye sordu.

 

İki kilometre yüksekten saldırı düzenleyerek surları ve askerlerin hepsini atlatmak mı? Bu kesinlikle Carter’ın aklını başından almıştı. Bu tür şeylere alışkındı artık. Majesteleri, hep böyle farklı şeyler bulan bir adamdı…

 

“Kontrol sistemi tam olarak çalışırsa başarması o kadar da zor değil.” diyen Roland başını salladı: “Şu anda Timothy yeni birlik oluşturmak için tekrardan sivilleri zorluyor. Eğer onu şimdi durdurmazsak batı ondan çok sıkıntı çekecek. Onu geri püskürtsek de yine de elimize bir şey geçmeyecek.”

 

Theo’dan gelen gizli mektup Timothy’nin hala o ‘güç tüketme’ taktiğini kullanmaya çalıştığını göstermişti. Roland, bir yandan da Barov’un yolladığı birliklerin insanları çekip çekemeyeceğinden emin değildi.

 

“Timothy o saldırı karşısında ne yapacağını şaşıracak!” diyen Demir Balta heyecanlanmıştı: “Bu gerçekten kimsenin altından kalkabileceği bir saldırı değil.”

 

“Ben de bunu umuyorum.” diye cevap veren Roland, gülümsüyordu.

 

Theo, mektubunda Timothy’nin barut üretmeye başlamış olduğunu söylemişti. Roland, defalarca düşündükten sonra saldırının saraya yapılması konusundaki kararını değiştirmemişti. Sebep gayet basitti. Saray kadar dikkat çeken bir yer yoktu.

 

İki km yüksekten bakarken o efsanevi Gökhisar şehri bile avuç içi kadar görünecekti. Bu yüzden önceden bombayı nereye atacaklarını kestirmeleri gerekiyordu. Saray, iç şehrin tam ortasında yer alıyordu. Etrafını kırmızı seramiklerden oluşan bir sur çeviriyordu. Ayrıca sarayın tepesi de göz alıcı derecede beyaz taşlarla kaplanmıştı. Hedefi kaçırmaları çok zordu.

 

Atölye konusu biraz sıkıntıydı sadece. Çünkü Roland’ın elinde Kral Şehri’nin bir planı yoktu. Eğer sadece duyduklarıyla hareket ederse hedefi tutturmaları biraz zor olabilirdi. Atölyelerin ve dükkânların olduğu o alan pek büyük değildi. Az da olsa oraya isabet ettirirlerse saldırıları bütün amacını yitirmiş olurdu.

 

O anda gökyüzünden bir gölge yere düştü. Devasa bir ses ve duman çıkmıştı.

 

“Bomba inmiş olmalı.” diyen Roland, dürbünü bir kenara koydu ve: “Hadi gidip bakalım.” dedi.

 

Bir haftalık eğitimden sonra Şimşek, isabet oranını cidden geliştirmişti. Bu sefer bomba belirlenen alandan sadece beş metre sapmıştı. Bütün gövdesiyle yere saplanmıştı bomba. Dış kabuk da patlama esnasında dağılmıştı.

 

Parlak Bulut yere indikten sonra Anna bombayı açmak için siyah ateşini kullandı. Bu sayede herkes patlatıcının hemen dibindeki alanın tütsülendiğini fark etmişti. Gerçek barut olsaydı hiçbir sorun olmadan çalışmaya devam edecekti yani patlatıcı. Bombanın iç yüzeyini nişasta ile kaplamaları halinde de bomba 50 metre menzildeki herkesi öldürebilecekti.

 

Hava saldırısını tamamen test etmişlerdi. Şimdi sıra saldırı planını düzenlemekteydi.

 

Roland etrafını saran herkese teker teker baktı. Sonra da yavaşça konuşmaya başladı: “Önümüzdeki pazartesi saldırımızı yapacağız. Önce Demir Balta 50 askerle Gümüş Şehrin eteklerine kadar cadılara eşlik edecek. Orda bir dağ var. Onun sırtına yerleşeceksiniz, sizi gözden uzak tutar. İster kamp kurarsınız, isterseniz de balonu kaldırırsınız. Hiç sorun olmaz görünmeniz açısından.”

 

“Emredersiniz Majesteleri!” diye selam verdi Demir Balta.

 

“Neden direk buradan uçmuyoruz?” diye sordu Wendy.

 

“Çok uzak olur.” diyen Roland başını salladı. En az bir haftalık yoldu. Parlak Bulut ile gitmeleri 3 gün sürerdi. Gidip dönmeleri 6 gün, bir haftayı bulurdu yani. Ayrıca bombayı yükledikten sonra sadece iki kişi daha binebilecekti balona. Bülbül’ün onların yanında olamayacağı anlamına gelirdi bu. Anna haricinde hiçbiri savaşamıyordu. Onları riske atamazdı: “Gümüş Şehri’nden çıkıp bir günde bombalamayı halledip aynı gün güneş batmadan döneceksiniz.”

 

“Bu göreve atanan cadılar: Anna, Wendy, Şimşek, Maggie, Bülbül ve Sylvie. Bülbül ve Sylvie, güvenlikten sorumlu olacak. Saldırının uygulanmasından diğer dördünüz sorumlu olacaksınız. Özellikle de sen Şimşek.” diyen Roland küçük kıza baktı: “Başarıp başarmamamız sana bağlı.”

 

“Rahat olabilirsiniz Majesteleri!” diyen kız eliyle göğsüne vurdu.

 

“O halde bahsetmek istediğim son şey; hepinizin güvenliğinize dikkat etmenizi istiyorum.” diyen Roland her kelimeye bastırarak konuşuyordu: “Dönüşünüzü bekliyor olacağım.”

 

Dört gün sonra ilk bomba olan ‘Gündoğusu 1’ arabaya yüklenmişti. Ve askerlerin eşliğinde gemiye alınarak Kral Şehri’ne doğru yola çıkmıştı.

 

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18422 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37653 Bölüm Sayısı


creator
manga tr