Bölüm 282: Aşama

avatar
1158 1

Release That Witch - Bölüm 282: Aşama


 

Çevirmen: Lodos

Kaleye döndükten bir gün sonra, Demir Balta sorgu sırasında toplayabildiği tüm bilgileri getirmişti.

 

“Bu insanlar Timothy'nin öncü birlikleri miymiş?” diye sordu Roland kaşlarını çatarak.

 

 "Evet Majesteleri.” diye cevapladı Demir Balta başını sallarken: “Tıpkı önceden tahmin ettiğiniz gibi. Timothy Wimbledon'un savaş taktiği bu. Berrak Su’da da bu taktiği kullanmış.”

 

 “Kuvvetlerinin hepsi halktan mı oluşuyor?”

 

 "Hepsi değil. Bazıları suçlu ya da sokak faresi. Çoğunluğu ise mülteci. Şövalyeye göre insanların hepsi zorlanmış. İlk olarak, bazı kuru sözlerle cezbedilmişler. Daha sonra bu hapları almak zorunda kalmışlar. Devamında da acıyı azaltmak için bu haplara mecbur olmuşlar.”

 

 “Hapı yuttuktan sonra tedavi imkânı olmadığını bilmiyorlar tabii.” dedi Roland: “Daha fazla hap almak sadece ölümlerini erteliyor.”

 

 “Evet Majesteleri. Timothy bu konudan bahsetmemiş. Bunun yerine savaş bittikten sonra özgür insanlar olacaklarına ve ödüllendirileceklerine inanmışlar.”

 

 “Bu gelen kuvvetin hedefi neymiş?” diye sordu Roland.

 

 "Sınır Kasabası…" dedi Demir Balta: “Savaşta ölen Şövalye Vincent'tan duyduklarına göre Sınır Kasabası'nda sur olmadığını düşünüyorlarmış. Bin tane haplı askerle rahatlıkla üç bin kişiyi alabileceklerini düşünüyorlarmış. Öyle bir durum Sınır Kasabası için ciddi bir darbe olurdu. Ama…”

 

"Ama ne?"

 

“Şövalye Sznak, Timothy'nin onlara başka bir görev verdiğini de itiraf etti. Askerleri Sınır Kasabası’na farklı farklı gruplar halinde saldırmaları konusunda böleceklermiş. Böylece nasıl davrandığımızı kestirmeye çalışacaklarmış… Ama sanırım Timothy nasıl davrandığımızı anlamıştır. Çünkü komutanlarından ya da askerlerinden hiç haber gitmedi.”

 

 “Peki şövalyeler arkadan gelecek kuvvetler hakkında bir şey biliyorlar mıymış?”

 

 “Çok bir şey bilmiyorlar. Sadece öncü kuvvetin iki katı büyüklüğünde olacakmış.”

 

 Bunu duyan Roland dişlerini gıcırdattı. Sadece insanları zorlamakla kalmayıp onları yem olarak da kullanıyordu Timothy… Onları yense bile bu trajik bir zafer olacaktı… Timothy'nin istilasına direnmeye kıyasla, bu önemsiz savaşı durdurmak onun için daha da önemliydi. Aksi takdirde, sonunda Graycastle'ı birleştirmeyi başardıktan sonra yöneteceği insan kalmayacaktı…

 

 “Şeytan Ayları'nın gelmesinden dolayı şehirlerarasındaki tüm batı bölgesi yolları karla kaplanacak. Böylece büyük bir silahlı kuvvet tek bir adım bile hareket edemeyecek. Gemilerle gelmeye çalışırlarsa da tüm süreç çok uzun sürer.” dedi Roalnd: “Yani, bu yıl başka bir sefer başlatmak istiyorsa, kışın ilk karından önce hareket etmek zorunda kalacak. Bundan daha önce de asker toplaması gerekecek.”

 

 “Yani Majesteleri…”

 

 Roland gözlerini kapadı ve düşüncelerini toparlamaya çalıştı. Sonra da: “Bu savaşı ertelemek istiyorum.” dedi.

 

 “Ona bir elçi mi yoksa diplomatik bir mektup mu göndermek istiyorsunuz? Korkarım Timothy Wimbledon'un bunları kabul etmesi pek mümkün değil. ” dedi Demir Balta düşük sesle.

 

 “Hayır, bu çok yararlı olmaz.” dedi Roland yavaşça: “İlk önce takviye alabileceği nüfusu azaltmam gerekecek. İkincisi, ona bir yıpratma savaşının herhangi bir anlam ifade etmeyeceğini fark ettirmem lazım. Aynı zamanda Batı Bölgesini tekrar işgal etmeye çalışması halinde ne olacağına dair bir korku da aşılamalıyım. Başlangıçta Barov'dan batı topraklarında yeni araziler açıldığı haberini yaymasını istemiştim. Bu şekilde şehirlerin dışında yaşayan insanları cezbetmiştim. Ama şimdi o yöntem çok yavaş kalır. Bu insanları Timothy'nin ellerine bırakmadan önce toplamak istiyorum. O yüzden Kral Şehri’ne geçen seferki gibi bir yolculuk yapmam gerekecek. İlk adımı atıp giderek onları kendi safıma çekmem şart. En önemli bölge, savaşın alevleri altında acı çeken güney bölgesi, sonrasında da krallığın kuzey bölgesi geliyor. Bu planı uygulamam halinde Birinci Orduyu göndermem gerekecek.”

 

 “Sadece adam toplamak istiyorsanız elli kişilik bir ekibin yeterli olacağına inanıyorum.” dedi Demir Balta: “Ne de olsa şehir çevresinde faaliyet göstermeyeceğiz. Bu yüzden herhangi bir düşman çıkmayacak önümüze.”

 

 “Önce bir plan düşüneyim. Bittikten sonra, seni tekrar çağırırım.”

 

 “Bahsettiğiniz ikinci noktaya gelince… Ne yapmayı planlıyorsunuz?”

 

 “Önce esirleri Kral Şehri'ne geri göndererek haberi iletmeliyiz. Bu şekilde Timothy, savaşın gidişatının farkına varabilecek. Ona böyle bir şeyin boşuna olmadığını söyleyecek esirler lazım ki; bir daha asla buraya saldırmaya kalkışmamalı.”

 

 “Ancak bunu yaparsak topçu birliklerimizin olduğu ortaya çıkacak.”

 

 Roland, eliyle masaya tıklatarak konuşmaya başladı: “Uzun menzilini ya da ne kadar güçlü olduğunu öğrenmesi silahın nasıl çalıştığını öğrenmesini sağlamayacak. Sorun olmaz yani. Bundan ayrıyeten esirler ona bir uyarı mektubu da götürecekler.”

 

 "Uyarı mektubu mu?" 

 

“Aynen öyle. Mektup bir saldırının tarihini ve saatini içeren bir uyarı olacak. O gün Kral Şehri’ne saldırmayı planlıyorum.” dedi Prens sakin bir şekilde.

 

 “…”

 

Demir Balta uzunca bir süre sadece Roland'a bakmaya devam etti. Ağzı şaşkınlıktan dolayı açık kalmıştı. Sonra kendine bir çekidüzen verdi ve eğilerek: “Emrettiğiniz sürece hayatımı zafer için vereceğim!” dedi.

 

 “Sakin ol, seni ölüme göndermeyi düşünmüyorum.” dedi Roland rahatlatıcı bir şekilde: “Planımın Birinci Ordu’ya ihtiyacı yok. Cadılar bunu kendi başlarına yapacaklar.”

 

 Güneş dağların arkasına battığında, Roland ofisinin pencerelerini açtı. Akşam esintisi yüzüne çarparken artık sıcak hissetmiyordu. Bir serinlik vardı.

 

 Sonbahar yaklaşıyordu.

 

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18324 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37546 Bölüm Sayısı


creator
manga tr