Bölüm 269: İlk Toplantı – Part 2

avatar
1127 0

Release That Witch - Bölüm 269: İlk Toplantı – Part 2


 

Çevirmen: Lodos

Sıra, Kimya Sanayisi Bakanlığı’na geldiğinde Kyle homurdanarak konuşmaya başladı: “Majesteleri umarım bu departmana daha iyi bir lider bulabilirsiniz. Ben buraya bir kez daha katılarak vaktimi israf etmek istemiyorum.”

 

“…” Roland gizlice gözlerini devirdi. Bir yönetici olduktan sonra bazı kelimeleri çok umursamaması gerektiğini öğrenmişti. Hem simya hem de kimya konusunda yetenekli birisini bulmanın dezavantajı bu olabilirdi.

 

“Her neyse. İki asidin seri üretimini nasıl yapabileceğinizi buldunuz mu?”

 

“Hayır.” diyen Kyle omzunu silkti: “İşte tam da bu yüzden burada zaman öldürmek yerine çalışıyor olmalıyım. İlla bir şeyler söylemem gerekiyorsa şunu söyleyebilirim; eleman azlığı çekiyoruz. Ne kadar fazla kişi gelirse o kadar iyi. Yeni gelen beş kişi fena değil gibi. Verdiğiniz ilkokul eğitimi işe yaramış görünüyor.”

 

Muhtemelen aralarında en saygısızca konuşan Kyle idi. Ama onun yaşını ve çalışmalarına olan aşkını göz önüne alan Roland, çok da umursamıyordu bu mevzuyu. Kimya laboratuvarındaki patlamadan sonra Nana onu iyileştirince artık hiç korkmadan deneyler yapabileceğini söyleyerek sevinmişti. Bu nasıl bir çalışma aşkıydı yahu?

 

“Tamam. Sen çalışmalarına devam et. Ben eleman açığın konusunda Barov’u görevlendireceğim.”

 

“Ha bir de Majesteleri… Şu ‘İleri Kimya’ kitabı ne oldu? Belki bana birkaç ipucu verebilirseniz araştırmalarıma yardımı dokunabilir.”

 

“Sana zaten Onur ve Ödül Töreni’nde söyledim. Laboratuvar dolduğunda ve yeni gelenlerin eğitimine başlandığında kitabı sana vereceğim.” dedi Roland. İşin aslı kitaba daha bir satır bile yazmamıştı. Zaten Temel Kimya kitabına aklında ne varsa dökmüştü. Kendisini ne kadar zorlarsa zorlasın İleri Kimya kitabına en fazla birkaç sayfa bir şey yazabilirdi.

 

Rapor verecek dördüncü kişi İnşaat Bakanlığı’ndan Karl van Bate idi.

 

“Öncelikle Bayan Scroll’a teşekkür ederim.” diyen Karl, Scroll’a doğru selam verdi: “Benim eğitim verdiğim çocukların sorunsuz bir şekilde mezun olabilmesi mutluluk verici.”

 

Scroll başını salladı: “Ben teşekkür ederim.”

 

Sonra Karl, yanında getirdiği malzemeleri kullanarak rapor vermeye başladı: “Şu anda kasaba projeleri sorunsuz bir şekilde ilerlemekte. Ana projeler Kral Yolu, Kızıl Su Köprüsü, yeni yerleşim yerleri ve yeni inşa edilecek surlar. Kral Yolu’nda yaklaşık 4500 kişi çalışıyor. Bunların yarısı Uzun Şarkı’dan gelme. Proje önümüzdeki bahara tamamlanmış olacaktır. Kızıl Su Köprüsü konusunda ise; şu anda beton köprü ayaklarının son rötuşları yapılıyor. Yeni yerleşim alanı eski surlara doğru genişlemekte. Bu projede yaklaşık 1000 kişi çalışıyor. Çimento ve tuğla kaynağımız sürekli yenilendiği sürece doğudan gelen mültecilerin hepsini Şeytan Ayları’na kalmadan kasabaya yerleştirebiliriz.”

 

Karl zaten günlük olarak Roland’a rapor veriyordu. O yüzden bu raporu epey kısa sürmüştü. Kalenin genişletilmesi ya da cadı yurdunun ne durumda olduğundan bahsetmemişti bile. Yeni surlar için de güzel bir konum seçilmişti. İnşaatı Lotus yapıyordu. Her gün yaklaşık 100 metre ilerliyorlardı.

 

“Sıkı çalışıyorsun.” diyen Roland başını salladı. En fazla bütçeye sahip departman inşaat kısmıydı. Haliyle en sağlam sonuçlar da onlardan geliyordu: “O işçiler Sınır Kasabası’nın geleceği. Seneye usta işçi sınıfına yükselip daha da fazla katkı vermeye başlayacaklar. Kaçak vermek istemiyorum. Hepsi devam etmeli.”

 

“Emredersiniz Majesteleri.”

 

“O halde konuşma sırası Demir Balta’da.”

 

Demir Balta böyle bir toplantıya ilk kez katılıyordu. Bu yüzden biraz şaşkındı. Boğazını temizledi ve konuşmaya başladı: “Majesteleri, ordunun rapor etmesi gereken iki konu var. Birincisi; İkinci Ordu eğitimini tamamladı ve Uzun Şarkı’ya gitmek için hazır durumda. İkincisi ise; Birinci Ordu hakkında. Şu an Birinci Ordu’da görev yapan 850 askeri personel bulunmakta. Bunların 350’si topçu birliğindedir. Kalanların hepsi ise tüfeklerle donatılmış durumdadır. Söyleyeceklerim bu kadar.”

 

Demir Balta asker selamı verdi ve yerine oturdu.

 

“Gayet güzel. İkinci Ordu yarın yola çıksın. Önemli mevkilere güvendiğin adamları getirmeyi unutma. Uzun Şarkı’ya vardıktan sonra da günlük antrenmanlarına ve ideoloji eğitimlerine devam edecekler. Ayrıca Sınır Kasabası’na da haftalık bir rapor bekliyorum.”

 

En son rapor veren kişi Barov idi. Majesteleri’ne selam verdi ve konuşmaya başladı: “Majesteleri, Bayan Margaret ve Ticaret Odası’nın nakliye masrafları ve Theo’nun Kral Şehri’ndeki operasyonları yüzünden bütçemiz ağır bir darbe almış durumda. Bu efsanevi hasat ve diğer kazanımlarımız ile birlikte şu an elimizde yaklaşık 2000 kraliyet altını var. Durumumuz vahim.”

 

2000 kraliyet altını… Geçen seneki durumlarına göre epey gelişmişlerdi. Ama Roland, Sınır Kasabası’nın da giderlerinin eskisi gibi olmadığının farkında idi. Sırf İnşaat Bakanlığı bile o kadar hammadde ve 5000 personel ile bir hayli masraflı idi. Aynı zamanda Birinci Ordu, fabrikalar, kimya laboratuvarı ve Belediye Binası için de çok para gerekiyordu. Evet belki Sınır Kasabası çok kazanıyordu. Ama kazandığı kadar da harcıyordu.

 

“Bu durumun farkındayım. Ama önümüzdeki ay Margaret ve kervanı geldiğinde buharlı motor satışlarından epey bir para girecek kasamıza.” diye cevap verdi Roland: “Ayrıca mülteci nakliyesi ve yemek alışverişleri tek seferlik durumlar. Eminim önümüzdeki altı ay içinde bütçemize epey para gelecek. Hatta ben herkese zam yapmayı bile düşünüyorum.”

 

“Zam mı?!?” diye haykırdı Barov. Şaşkın gözlerle Roland’a bakıyordu.

 

“Evet. Belediye Binası artık eskisi kadar az adam çalıştırmıyor. İş yükünüz arttı haliyle maaşınız da artacak.” diyen Prens gülümsedi ve konuşmaya devam etti: “Bu aydan itibaren her birinizin aylık maaşı beş kraliyet altını olacak. Haliyle yardımcıların ve alt tabaka memurların da maaşı artacak. Rahat ol… En fazla 20-30 kraliyet altını fazla çıkacak cebimizden.”

 

Belki beş kraliyet altını çok fazla bir maaş değildi. Ama Roland, Barov’un maaştan daha çok sevdiği şeyin Sınır Kasabası’nın para akışını kontrol etmek olduğunu biliyordu. İstese kendi maaşının 100 katını birkaç hile ile cebine atabilirdi. Ama Roland, şimdiye dek Barov’dan hiç böyle kötü bir hareket görmemişti.

 

Elbette Roland bu konuda Bülbül’e de güveniyordu. Hiç kimse yalan söyleyemezdi.

 

“Ek olarak bir şey daha var. Muhtemelen çoğunuz biliyorsunuz.” diyen Roland devam etti: “Şeytan Ayları’nın sonuna doğru burada bir şehir kurmayı planlıyorum. Yani artık Sınır Kasabası, resmen bir şehire dönüşecek. Şehrin batı sınırları vahşi doğaya kadar uzanacak. Doğu sınırı Uzun Şarkı, güney sınırı ise dağlar ve okyanus olacak. Şehir surları ve doğal bariyerler olarak da dağlar olduğu sürece Sınır Kasabası, Gökhisar’ın belki de anakaranın en büyük şehri olacak. Bu yüzden işlerinize daha da önem vermenizi istiyorum. Bir şehir için nasıl çalışılması gerekiyorsa öyle çalışmanızı bekliyorum. Umarım şehrimiz sıcak bir yuva olur.”

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18429 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37668 Bölüm Sayısı


creator
manga tr