Bölüm 258: Uyku Adası’nın Cadıları – Part 1

avatar
1185 0

Release That Witch - Bölüm 258: Uyku Adası’nın Cadıları – Part 1


 

Çevirmen: Lodos

Mektupta aynı zamanda Tilly’nin bu kalıntıları çevirmeye çalıştığı ve Cadı Birliği’nden gelecek herhangi bir ipucu konusunda da minnettar kalacağı yazılı idi.

 

Roland şeytanlar ve Kutsal Taquila şehri hakkında bildiği şeyleri bir sonraki mektupta Tilly’ye yazmaya karar vermişti. Hatta yaşanan olaylara dair Soraya’nın çizeceği resimleri de eklemeyi düşünüyordu. Belki bu bilgi bir şekilde onun çevirisine yardımcı olabilirdi. Bu tür bilgileri saklayamazdı Roland. Dört yüz elli yıl önce yaşanan şeylerden ders alarak gelecekte daha sağlam adımlar atabilmeleri açısından çok önemli idi bu bilgiler. Belki Kilise’nin zayıf noktalarını bile keşfedebilirlerdi. Ortada keşfedilebilecek herhangi bir şey olmasa bile en azından denemiş olurlardı.

 

Ama son yaşananlardan dolayı Kilise’nin bir şeyleri kesinlikle saklamaya çalıştığının düşünüyordu Roland.

 

Her türlü Gizli Orman’a birilerini yollayıp bir kontrol etmekte fayda vardı. Doğu Denizi’ni geçip Doğu Ormanı’na gidebilirlerdi ama orayı Kilise kapatmıştı. Aynı şekilde yılın gelgit dönemi elverişli olmadığından dolayı Fjordlar’daki harabelere tekrar bakmaları da mümkün değildi. Zaten Tilly’nin yazdığına göre orada pek bir şey bırakmamışlardı. Ama Gizli Orman’daki harabeler gerçekten özeldi. Oraya Kilise de kolay kolay ulaşamazdı. Bu yüzden oradan faydalı ipuçları çıkarabilirlerdi.

 

Ama Şimşek’in önceki gidişinden anlattığı Şeytan meselesi Roland’ı biraz korkutmuyor değildi. Öyle bir keşfe yanında cadılar olmadan çıkamazdı. Ama cadılardan herhangi birini kaybetmesi halinde de omuzlarında o yükü taşıyamazdı. Roland, birkaç kez daha düşündükten sonra Gizli Orman’a Birinci Ordu tamamen yeni nesil silahlarla donanana kadar girmemeye karar vermişti. Ama yeni nesil silahlar hazır olduğunda bu keşfe çıkabilirdi. O zaman, karşılaşabilecekleri hiçbir Şeytan’dan korkmalarına gerek kalmazdı.

 

Kalbindeki bu huzursuzluk hissini bastırmaya çalışan Roland, zor da olsa gülümsedi ve konuşmaya başladı: “Tilly’nin ne yapmak istediğini anladım. Ona gerekli bilgileri mektupla yollayacağım. Artık yetenek testlerinize geçebiliriz.”

 

En nihayetinde barış ve huzur zamanında mümkün olduğunca fazla güç toplamaya çalışmak en mantıklısı idi. Kaçınılmaz olan savaş geldiğinde hazır olmaları gerekecekti.

 

 

Test alanı olarak yine surların hemen dış kısmı seçilmişti. Roland, Birinci Ordu’yu kimse içeri girmesin ya da çıkmasın diye etraflarında konumlandırmıştı.

 

Testten geçecek ilk kişi Lotus idi.

 

Bülbül ile hemen hemen aynı yaştaydı. Kısa ama gür siyah saçları vardı. Yüz hatlarından: “Ben masum bir aile kızıyım.” belirtileri okunuyordu. Genel anlamda güzel bir kızdı. Boyu 1.50 idi ve biraz zayıftı. Kendisinden uzun olan Bülbül’e kıyasla daha genç ve zayıf görünüyordu. Ama zayıf olarak adlandırılamayacak tek bir özelliği varsa o da yeteneği idi. Beş metrelik bir alanda yerin şeklini istediği gibi değiştirebiliyordu.

 

Roland, bunu gördüğünde mektupta gerçekten de meselenin tam anlatılmadığının farkına varmıştı. Test esnasında Lotus, yerden hızla yükselen toprak sütunlar çıkarmıştı. Toprak sütunlar 7-8 metreye ulaştığında da temeli yeterli olmadığından dolayı çökmüştü.

 

Yer ne kadar rahat ve gevşek bir yapıya sahip olursa Lotus da daha az büyü harcayarak yeri değiştirebiliyordu. Ama kalitesi düşüyordu bu sefer. Bu şekilde inşa edilen evlerin ve duvarların da kalitesi haliyle düşük oluyordu. Örneğin yerin ana maddesi çakıl taşı olursa değiştirmesi de bir o kadar zor oluyordu. Lotus yerin şeklini değiştirebiliyor ama yerin ana maddesi üstünde oynama yapamıyordu. Ama bu problem, çok zor çözülebilecek bir problem de değildi.

 

Roland ondan bir ev yapmasını istedi. Ama belli ki Batı bölgesinin toprağı ile Uyku Adası’nınki bir değildi. Topraktan ev bir anda yerden yükseldi. Lotus, birkaç kez daha değişim yaptıktan sonra pencere yerleri ve önünden geçen suyoluyla birlikte işte bir ev vardı önlerinde. Ama tam olması için duvarların kalınlığının bir metreye ulaşması gerekliydi. Ev tamamen bittikten sonra bir evden daha çok toprak bir mağaraya benzemişti özellikleri. İnsanların barınma ihtiyacını yalnızca en temel özelliklerde sağlayabiliyordu. Tuğla evlere göre epey kalitesiz idi.

 

Ama ne olursa olsun dört duvarlı bir yerde yaşamak her türlü ahşap kulübelerden daha iyiydi. Kışın bu evin içinde bir battaniye ve hırka yardımıyla pek üşünmezdi. Roland, kışa kadar yeterli tuğla ev yapamaması halinde geçici süreliğine bu toprak evlerden kullanmayı düşünüyordu.

 

Testin son kısmı özet kısmı idi. Lotus’un yeteneği çağırma tipi bir yetenek idi. Herhangi bir yan yeteneği yoktu ve büyüsü beş metrelik bir menzilde geçerli idi. Büyüyü yaparken Tanrı Gözü’nün İntikamı’ndan etkileniyordu. Ama büyü sayesinde ortaya çıkan şey, Tanrı Gözü’nün İntikamı sonucunda bozulmuyor ya da yıkılmıyordu.

 

Büyü seviyesi nasıl?” diye sordu Roland.

 

Kahverengi bir kasırga gibi görünüyor. Merkezi çok yoğun. Diğer cadılara kıyasla büyü seviyesi epey iyi.” diyen Bülbül devam etti: “Neredeyse Yaprak’ın seviyesine yakın.”

 

Tüketimi nasıl?”

 

Yeri olduğu gibi yükseltiyorken fena değil.” diyen Bülbül, o sırada Lotus’un az önce yerden yükselttiği nesnelere bakıyordu: “Ama yerin şeklini değiştirirken hızla düşüyor. En fazla bir ya da iki saat dayanabilir.”

 

Roland başını salladı. Yaprak’ın büyü seviyesi Cadı Birliği’nde üçüncüydü. Anna ve Soraya’nın hemen arkasında yer alıyordu. Büyü seviyesi önemli idi çünkü büyünün elverişliliğini belirliyordu. Ama tabii Bülbül ve Şimşek gibileri de vardı. Bir parça büyüyle bile yeteneklerini gün boyunca kullanabiliyorlar, hiç de sıkıntı çekmiyorlardı.

 

Roland gerekli bilgileri not ettikten sonra cadılara döndü: “Şimdi kim gelmek ister?”

 

 “Ben, ben, ben!” diye el kaldırdı Honey.

 

Ne kadar hevesli olduğunu gören Roland gülümsedi: “O halde senin yeteneğini görelim.”

 

Honey isimli kız da neredeyse Lotus ile aynı boydaydı, belki biraz daha kısaydı. Bir önceki kış yetişkinliğe ulaşmıştı. Çok hayat dolu birisi idi. Kıvırcık kahverengi saçları vardı. Cildi biraz koyuydu. Boynunda, el ve ayak bileklerinde hayvan dişlerinden oluşan kolyeler takıyordu.

 

Onun asıl yeteneğinin adı: “hayvan dili” idi. Böylece menzilindeki her türlü hayvanı eğitebiliyordu. Onları terbiye ettikten sonra da istediği her şeyi yaptırabiliyordu. Ama emir verdiği hayvan, görevini yerine getirince büyü kayboluyordu.

 

Honey’in bir de yan bir yeteneği vardı. Adı “haberci hayvan” idi. Bu yeteneği ile emirleri asıl hedefindeki hayvana ulaşana kadar bir hayvandan diğerine aktarılıyordu. Örneğin etrafında yalnızca bir kuş varsa onu göndererek kendisine daha güçlü bir hayvan getirmesini sağlayabiliyordu. Ama bu aktarım sürecini kendisi kontrol edemiyordu. Her zaman başarılı olmama ihtimali de mevcuttu.

 

Hem ana hem de yan yeteneklerinin ikisi de Tanrı Gözü’nün İntikamı’ndan etkileniyordu. Mesela emir aktarımı yapmaya giden bir hayvan Tanrı Gözü’nün İntikamı karşısında direkt olarak özgür kalıyordu. Eğitmeye çalıştığı hayvan ne kadar büyük olursa onun da o kadar büyü harcaması gerekiyordu. Kendisi aynı anda bir düzine kuş yönetebildiğini ama aynı anda en fazla 2 ya da 3 inek kontrol edebildiğini söylemişti.

 

Üçüncü test edilecek cadı Evelyn idi. 25-26 yaşlarındaydı ve Kral Şehri’nden gelme olduğunu belirten bir aksana sahipti.

 

Tilly’nin, Evelyn hakkında yazdıklarından Roland az çok şunu anlamıştı. Düşük kaliteli şarapları kendi tercihleri doğrultusunda farklı bir içkiye çevirebiliyordu. Daha önce değişitirecek olduğu içkiyi tatması gerekiyordu sadece. Roland’ın bu cadıyı seçmesinin asıl sebebi saf alkol elde etmeyi ummasıydı. İğrenç bir birayı bile harika bir şaraba çevirebiliyordu. Alkol onun için sorun olmamalıydı.

 

Buna dayanarak Roland, hepsinin içinde kaliteli şaraplar olan birkaç şişeyi dizmişti. %50’den %95’e kadar alkol oranları vardı. Her ne kadar yakıcı ve acı şaraplar olsa dahi en fazla içmesi gereken bir yudumdu. Asıl mesele içtiği şeyin içki olduğunu kendi başına anlayabilmesi idi.

 

Ama yakıcı güneşin altında şarap tadımı yapmak da pek akıl karı değildi. Şarabın yanında ne lezzetli yemekler ne de buz vardı. Bir de direkt beyaz içki getirip tattırması halinde karşı taraf Roland’ın onu zehirlemeye çalıştığını falan düşünürdü. Bu yüzden Roland, Evelyn’in yeteneklerini akşam yemeğinde test etmesi gerektiğine karar verdi. Birkaç basit soru sorduktan sonra da bir sonraki cadıya geçti.

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18192 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr