Bölüm 253: Sıcak Hava Balonu Ticareti

avatar
1216 0

Release That Witch - Bölüm 253: Sıcak Hava Balonu Ticareti


 

 Çevirmen: Lodos

“Majesteleri, size sormak istediğim bir şey var. Kapıdan içeri girdiğimizde…” diye konuşan Hoog’un rengi bir kova soğuk suyu içtikten sonra yerine gelmişti: “Salondaki çizimler... Sıradan bir insan korkarım öyle resim çizemez, doğru mu? Ne kadar çok çalışmışsa ya da yetenekli olursa olsun…” diyen Hogg sesini alçaltarak sordu: “O bir cadının işi mi?”

 

Roland, Margaret’e baktı ve başını salladı. Margaret söze girdi: “Majesteleri lütfen rahat olunuz. Hogg, benim yıllardır arkadaşım. Cadılara karşı herhangi bir kötü niyet barındırmadığına eminim.”

 

“Evet, doğru tahmin ettin. O resimler bir cadının elinden.” diye cevap verdi Roland.

 

İki gün önceki sıcak hava balonu gezilerinden sonra Roland, gördükleri manzarayı saklamak istemişti. Salonun dekorasyonu da çok kötü ve zevksiz idi. Bu yüzden Soraya’dan tahtın arkasındaki duvarı iyi bir resimle kaplamasını istemişti. Sadece o resimle bile ana salon estetik açısından birkaç level atlamıştı.

 

“Biliyordum.” diye iç çekti Hogg: “Şeytan’ın yardımcıları olarak görülseler dahi sahip oldukları yetenekleri gerçekten çok kıskanıyorum. Sıradan insanların böyle resimler yapabilmeleri ya da uçabilmeleri falan ne yazık ki mümkün değil.”

 

“İkinci söylediğin doğru değil.” diyen Roland başını salladı: “Sıradan insanlar bile uçabilir, hem de büyü olmaksızın. Bir kartaldan daha yüksek ve bir kırlangıçtan daha hızlı bile uçabilir insanlar.”

 

“Güzel espriydi.” diyen Hogg gür bir kahkaha attı: “Yalnızca iki kanadımız olursa ve kuşlardan daha hafif olursak… Hah hah hah!”

 

Ama Margaret heyecanlanmıştı. Sordu: “Nasıl?”

 

“Baya.” diye güvenle cevapladı Prens: “Size kanıtlayabilirim.”

 

Tüccarlar, Roland’ın garip fikirlerine ve icatlarına aşinaydı. Onun çok şey bildiğinin farkındalardı. Bu da hem ilişkilerinin sağlamlaşmasını hem de yeni ticaret yollarının açılmasını sağlamıştı. Kafile birkaç gün kalacaktı. Bu süreçte normal ticaretleri konusundaki pazarlıklarını bitirmiş olacaklardı. Kalan vakitlerde de içerek ve sohbet ederek takılacaklardı işte. Hem Anna da işinden sıkılmıştı ve bir balon gezisi yapmak istiyordu. Bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktı.

 

Çok geçmeden Parlak Bulut tekrar şişirilmişti. Geçen sefer binemeyen bütün cadılar toplanmıştı. Lucia utanarak küçük kardeşinin de gelip gelemeyeceğini sorunca Roland hiç beklemeden onay vermişti.

 

Herkesi taşıyan balon yavaşça yükseliyordu. Margaret şaşkınlıktan ağzını kapatmaya çalışıyor, sepetin kenarını sıkı sıkıya tutan Hogg da sevinse mi korksa mı bilemiyordu. Bell’in boyu çok kısa olduğundan etrafı rahatça göremiyordu. Daha iyi bir seçenekleri olmadığından dolayı da Lucia, onu omuzlarına almıştı. Etrafa çok sarkmaması konusunda da sürekli uyarıyordu. Yön verici olan Şimşek sürekli balonun etrafında uçuyor ve ara sıra durarak Bell’e şakalar yapıyordu.

 

Sıcak hava balonu güney kıyı şeridinde birkaç tur attıktan sonra yolculukları sona ermişti.

 

 

Kaleye döndüklerinde Hogg’un bacakları hala titriyordu: “Gökyüzünden aşağı bakmanın bu kadar korkutucu olacağını hiç düşünmemiştim. Her an düşecek gibi hissediyordum.”

 

“Birkaç kez daha uçtuktan sonra düzelirsin.” diyen Roland güldü: “İlk defa ayağı yerden kesilen biri için gayet normal. Tıpkı hiç yüzmemiş birinin gemiye bindikten sonra deniz tutmasına yakalanması gibi.”

 

“Doğru.” diye hayranlıkla belirtti Margaret: “Bugün gördüklerim akıl almazdı. Gökyüzünden o mavi denizi seyretmek gerçekten… İnanılmaz.”

 

“Ama Majesteleri, yanlış düşündüğümü kanıtlayamadınız.” diyen Hogg buzlu içkisinden bir yudum aldı: “Sıradan insanlar olarak gökyüzünde olsak da bu yine cadıların sayesindeydi. Onlar olmasa balon nasıl uçacak ki?”

 

“Hayır, eski dostum.” diye Roland, cevap veremeden araya girdi Margaret: “Gerçekten fark etmedin mi? Bayan Anna yalnızca ateş veriyordu, o kadar. Şimşek’e de özellikle sordum. Balonun uçması için ısınması yeterliymiş. Ateş de yalnızca cadılara özgü bir şey değil. Doğru mu düşünüyorum Majesteleri?”

 

Margaret bir kez daha neden bu kadar başarılı bir tüccar olduğunu kanıtlamıştı. Çok zeki bir kadındı. Roland başını salladı ve gülümsedi: “Soğuk hava alçalırken sıcak hava yükselir. Bu yüzden adı Sıcak Hava Balonu.”

 

“Sıcak bir ızgara falan da kullansak da olur mu?” diye inanamayarak sordu Hogg.

 

“Hayır, o olmaz. Balonun havada süzülmesini istiyorsanız ara ara ateşle beslemeniz lazım. O sorunun daha özel bir yolla çözülmesi gerekiyor.”

 

Margaret sabırsızlanarak sordu: “Siz başarabilir misiniz bunu?”

 

“Muhtemelen…” diyen Roland bir süre düşündükten sonra devam etti: “Yalnızca bazı sorunlar var.”

 

“Başarırsanız harika olur.” diye hızlıca cevap verdi Margaret: “Umarım dört ya da beş balon alabiliriz. Ama o kadar büyük olmasına gerek yok. Kolay taşınabilir olsun yeter.”

 

“Gemiye mi koymak istiyorsun?” diye sordu Hogg.

 

“Gemi direkleri pek uzun değil. Ama balonlar, gemiye bağlanan ip ne kadar olursa o kadar fazla yükselebilir. Direğe bağlanması halinde rüzgârdan dolayı uçup gitmez de. Gözcülük için kullanırsak yaklaşan korsan gemilerini çok uzaktayken görüp tedbir alabiliriz. Tsunamiler ve fırtınalar dışında en büyük zararı korsanlardan görüyoruz.”

 

“Korkarım üretim maliyeti biraz tuzlu.” diyen Roland kafasından bir hesap yaptı: “Yaklaşık 1000 kraliyet altınından fazla tutar.”

 

Bir cadı kullanmadıkları sürece balonu kaldırabilmek için gaz kullanmaları gerekecekti. En kolay bulunabilir gaz da metan gazı idi. Ama ne yazık ki Gökhisar’daki bütün metan gazları Sınır Kasabası’na bir hayli uzak olan Soğuk Rüzgâr Dağı ve çevresinde idi. Metan gazı nakliyesi imkânsız olurdu. Sıcak hava balonunu bir hidrojen balonuna çevirmek daha kolay olurdu. Ama o zaman da gaz tankı sorun olacaktı. Gaz tankını hiç tıkanmadan kullanmaları gerekirdi, öbür türlü hiçbir işe yaramazdı.

 

“Tanesi 1000 kraliyet altını, öyle mi?” diyen Margaret hemen bir karşı teklif yaptı: “Eğer bunu başarabilirseniz Fjordlar’daki her gemi en az bir ya da iki tane alacaktır. Bundan eminim.”

 

“Bu sefer Yeni Ay Kervanı’nın hepsi gelmedi. Hepsi gelseydi epey fazla sipariş alırdınız kesinlikle.” diyen Hogg, elindeki içkiyi tek dikişte bitirdi: “Ama benim öyle bir balona ihtiyacım yok. Her ne kadar epey büyüleyici olsa da Gümüş Şehir’deki madenlerim konusunda bana bir yardımı dokunmaz. Ben yalnızca mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde buhar motorlarımı almak isterim.”

 

Margaret’in söylediği fiyatı kabul ettiğini gören Roland, sevindi. Sıcak hava balonlarının asıl fiyatı 200 kraliyet altını idi. Karşı tarafın bir buharlı motorun iki katı fiyatı vermesini kabul edeceğini düşünmüyordu. Ama biraz düşününce bu fiyatın isabetli olduğuna karar verdi. Sonuçta korsanları erken görmeleri halinde binlerce altın değerindeki mallarını ve canlarını kurtaracaklardı. Bunu düşününce 1000 altın o kadar da fazla gelmemişti Roland’ın gözüne.

 

Tabii bir de 1000 kraliyet altını anlaşmanın sonu olmayacaktı. İster hidrojen gazı isterse de metan gazı olsun, ikisi de tükenen şeylerdi. Bittikçe tekrar doldurmak için Sınır Kasabası’na gelmeleri gerekecekti. Bu da ek bir gelir demekti. Gazı çok büyük ölçüler de almaları halinde indirimler verecekti veya birkaç uçmaya yetecek kadar gazı kampanya olarak bedavaya verecekti.

 

Roland en son kafasını sallamadan biraz tereddüt edermiş gibi yaptı ve sonra: “O halde, bir anlaşmaya vardık.” dedi.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18365 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37581 Bölüm Sayısı


creator
manga tr