Bölüm 252: Yeni Alışverişler

avatar
1265 0

Release That Witch - Bölüm 252: Yeni Alışverişler


 

Çevirmen : Lodos

 

Roland, Batı Bölgesi’nin Lordu olduğu için işi kendisi yapması gerekmiyordu. Kâğıda bir çizgi çekiyor ve sonra da bir terzi tutarak istediği şeyi yaptırıyordu.

 

Her ne kadar kendi elleriyle hiç sütyen tutmamış olsa da önceki hayatından az çok bir şeyler hatırlıyordu. Reklam filmlerinden, televizyon programlarından ve izlediği filmlerden dolayı nasıl göründüğünü biliyordu. Birkaç farklı şekillerde tasarlayabilirdi. Ama en sonunda en yaygın şekli yapmaya karar vermişti; arkadan bağlanan şekli. Sütyeni yaparken üç bakır kanca kullanacaktı ve böylece giyecek kişiye üç farklı rahatlık seviyesi sunmuş olacaktı.

 

Böyle bir kıyafetin göğüsleri sarması gerektiğinden dolayı saray hizmetçilerini ölçü almak için çağırmıştı. Terzinin birkaç yıllık tecrübesi çok faydalı oluyordu. Roland, ona bir sütyenin ne işe yaradığını anlattığında direk anlamıştı meseleyi. En sonunda alınan ölçülerden sonra Roland, birkaç dereceye ayırmıştı. Her bir sütyen derecesi farklı büyüklükleri karşılıyordu.

 

Böyle ilkel bir çağda bile sütyenin izleri görünüyordu: Korse. Her ne kadar korse kadınları rahatlatmak yerine onların bellerini olduğunca daraltmayı amaçlasa da aynı zamanda göğüslerini de çıkartıyor ve vücudu doksan altmış doksan bir figüre sokuyordu. O devasa soylu sosyetik elbiseler, tamamen o korseler düşünülerek tasarlanıyordu. Ortalama bir kadının giymesi pek mümkün olmuyordu. Ayrıca bel o kadar kısıtlandığı ve daraltıldığı anda ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyordu. Kan vücudun bir tarafından diğer tarafına gitmiyor, bayılmalarla ve hatta ölümlerle bile sonuçlanabiliyordu.

 

Ama sütyen göğüsleri desteklemesinin yanında sallanmasını da azaltıyordu. Çok da rahattı ve sürekli giyilebiliyordu.

 

Hemen iki gün sonra yaşlı terzi 20 tane sütyen hazırlamıştı. Malzeme konusunda da Roland ipek ve birinci kalite pamuk kullanmıştı. İşçiliği de çok zor değildi zaten.

 

Ama daha Roland, cadılara bu hediyeyi yollayamadan Yeni Ay Kervanı kasabaya gelmişti.

 

Önceki aya kıyasla bu seferki filo epey küçüktü. Genişletilmiş liman filo gelse dahi çok ıssız görünüyordu.

 

Margaret gülümseyerek: “Majesteleri, işte tekrar görüştük.” dedi.

 

“Hoş geldin. Önceki mülteci nakliyesine kıyasla…” diyen Roland filoya baktı: “Bu sefer filonuz daha küçük.“

 

“Bazı beklenmeyen olaylar yaşandı.” diyen kadın, alnından akan terleri sildi: “Müsaadeniz olursa karşılama salonuna geçelim, burası epey sıcak.”

 

“Bence de.” diye mırıldandı Hogg: “Gökhisar’ın her yerini dolaştım. Burası cidden katlanılmaz. İlk buhar motorunu almamız gerekmese idi evden çıkmazdım bile.”

 

Roland başını salladı ve kaleye gittiler. Salona yürüyüp ciğerleri soğuk havayla dolunca sevinmişlerdi. İlk konuşan Hogg oldu: “Tanrıya şükürler olsun... Ah, soğuk su da varmış! Majesteleri acaba biraz…”

 

“Elbette.” diyen Roland eliyle Hogg’u buyur ettikten sonra tahtına gitti ve kadın tüccar ile konuşmaya başladı: “Bu ay bu kadar az güherçile gelmesinin sebebi ne?”

 

Anlaşmalarına göre; her ay Sınır Kasabası’na üç gemi güherçile getirmesi gerekiyordu. Ama bu ay sadece bir gemi gelmişti.

 

“Kral Şehri’nin Simya Laboratuvarı hepsini aldı. Bir de düşük fiyattan aldılar. Arkalarında Başbakan Marquis Wyke’ın desteği varken kimse de yok diyemedi. Tüccarlar satmamaları halinde olabileceklerden korktular. Sanırım emri asıl veren Timothy. Şu anda sinirinden küplere binmiş durumda.”

 

“Timothy mi?” diye soran Roland şaşırmıştı: "O hala güneye yürüyor mu?”

 

“Evet.” diyen kadın başını salladı: “Theo size olanları anlatmış olmalı. Ben Kral Şehri’nden ayrıldıklarında duydum olanları. Yanlarında atlar, askerler ve bir dolu askeri malzeme de getirmişler. Sanırım güneyde Garcia’ya sorun çıkarmaya çalışıyor. Şehri terk ettiklerinden sonra da Simya Laboratuvarı bütün güherçileyi aldı.”

 

Bunları duyan Roland, Theo’yu Kral Şehri’ne yerleştirmenin doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlamıştı. Roland, Timothy’nin sokak fareleri topladığı mesajını alınca savunma yapabilmek adına Petrov’dan Uzun Şarkı’nın savunmasını artırmasını istemişti. Ama Roland, Theo’nun bir sonraki gizli mektubunu aldığında rahatlamıştı. Timothy, güneye yürüyordu. Yani Roland’a karşı bir saldırı olmayacaktı.

 

Sokak farelerinin kullanımı konusunda Roland ve Theo aynı düşünüyorlardı. Çifçtilerden ve sıradan halktan daha düzensiz olduklarından dolayı fareler savaş konusunda elverişsizlerdi. Yani fareleri kullanmanın en iyi yolu geçen sefer kullanılan yoldu. Haplar veriliyor ve sonrasında da düşmana amansızca saldırtılıyorlardı.

 

Ama neden Simyacılar bir anda güherçile almaya başlamışlardı? Kar Tozu onların ürünü idi en nihayetinde. Ama hata olasılığı çok yüksekti bu yüzden yalnızca askeri törenlerde falan kullanılıyordu bu madde. Acaba bu günlerde ortaya çıkan tutarlı barut formülleri yüzünden seri üretime falan mı geçmişlerdi?

 

Roland kafasındaki şüpheleri atmaya çalıştı. Barutun çok büyük bir etkisi de olmayacağını düşünüyordu. Yeni asitler ve farklı çeşitlerde üretilen sodyum karbonatlar sayesinde barutu çok daha farklı bir seviyeye taşıyabilecekti.

 

“Önümüzdeki üç gemilik güherçileyi getirebilmen de garanti değildir o halde?”

 

“Emin değilim.” diyen Margaret biraz utanmış gibiydi. Yine de açıkça: “Bu bir gemiyi Sınır Kasabası’na getirmek için çok çaba ve zaman harcadım. Gemiyi Gümüş Şehir’den aldım. Ve havalar da epey sıcak. Güherçileye büyük talep var. Ne kadar bulabilirim bilmiyorum. Ama diğer mevsimlerde her ay üç gemi getirebileceğime emin olun.” dedi.

 

“Anlıyorum.” diyen Roland soğuk sudan bir yudum aldı: “Kendini çok zorlama. Önümüzdeki ay alabildiğin kadar almaya çalış sadece. Benim hala senden almak istediğim mallar var.”

 

“Öyle mi?” diyen Margaret rahatlıkla iç çekti: “Ne istiyorsunuz, cevher mi?”

 

“Çamaşır yıkama taşları.” diye cevapladı Roland: “Bej renginde oluyorlar, yastığa benziyorlar. Suya batırıldıklarında da sabun etkisi veriyorlar. O şeyler başkentteki hanlarda çok yaygınlar.”

 

“Evet. Aslında bir maden o.” diyen tüccar gülümsedi: “Bölgenizde büyük bir maden var. Ama yine de madeni mallar alıyorsunuz. Bu biraz anlaşılmaz bir durum. Eh neyse. Dediğiniz gibi çok yaygın bir şey, fiyatı da çok pahalı değil. Ne için kullanmayı planlıyorsunuz?”

 

Roland gülümsedi: “Çamaşırları daha kolay yıkamak için tabii ki.”

 

Çamaşır yıkama taşlarını Dördüncü Prens’in hafızasından öğrenmişti. Alkali bir özellikte idi ve ana maddesi sodyum bikarbonat idi. Çok güçlü bir arıtma etkisi vardı. Birkaç bitki ile beraber kullanılarak ilkel zamanların en önemli temizlik maddesini oluşturuyordu. Bu yüzden doğal soda alıp yakıcı soda üretmeyi düşünüyordu. Yeterli yakıcı sodası ve gliserini olduktan sonra da seri sabun üretimine geçebilecekti.

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18322 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37546 Bölüm Sayısı


creator
manga tr