Bölüm 250: Yazın Sonu

avatar
1241 0

Release That Witch - Bölüm 250: Yazın Sonu


 

Çevirmen : Lodos 

Yazın ikinci ayı bitiyordu. Sınır Kasabası da yazın üçüncü ve son ayına girecekti. Bu ay senenin en sıcak ayıydı. Öyle ki Roland’ın kaleden ayrılası bile gelmiyordu.

 

Margaret’in getirdiği güherçileler barut üretiminde kullanılmanın yanı sıra aynı zamanda odaları soğutmakta da kullanılıyordu. Neredeyse her odada vardı. Roland her gün ofiste oturup terlemeye böyle çare bulmuştu.

 

Anna haricindeki tüm cadılara izin vermişti. Günlük eğitimleri ve antrenmanlarının dışında hiçbir iş yapmıyorlardı. Genelde birinci kattaki salonda takılıyorlar, sohbet ediyorlar ya da Gwent oyununda birbirleriyle yarışıyorlardı.

 

Ama Anna… Roland, onun çalışmasını istemiyordu. Ama Anna sıcaktan da çok nefret etmiyordu. Ateşte erime kıvamına gelmiş demir külçeleri çıplak elle tutabiliyorken bu sıcaklık onun için hiçbir şeydi. Bütün öğleden sonrasını ocağın yanında çelik üreterek geçirmiş olmasına rağmen yine de bir damla ter dökmemişti.

 

Sıkı çalışan Anna’yı ödüllendirmek adına Roland yeni bir dondurma tatlısı hazırlamıştı. Normal yağ, süt, yumurta sarısı ve baldan yapılan dondurmaya Roland bir de güherçile eklemişti ki iyice serin kalsın. Anna resmen bu soğuk atıştırmaya bayılıyordu. Her dondurma yiyişinde zevkten kendinden geçiyordu. Roland onun bu halini gördükçe mutlu oluyordu.

 

Belediye Binası’nın gönderdiği aylık rapor da bir hayli mutlu etmişti Roland’ı.

 

Şimdiye dek Sınır Kasabası’nın nüfusu neredeyse ikiye katlanarak 18000e ulaşmıştı. Ayrıca her ay Uzun Şarkı’dan gelen çiftçi nüfusu sayesinde bir sonraki seneye 20000e ulaşmak onun için çok da zor olmayacaktı. Neredeyse Kızıl Su Şehri ya da Valencia ya da Kral Şehri kadar büyük olacaklardı.

 

Ama sıkıntılı bir durum vardı ki o da şuydu: Nüfus her ne kadar artsa da nitelikli nüfusta çok bir artış yoktu. Daha sadece eğitim alabilen 1000 yerli vardı.

 

Roland belki de mültecilere önce ev yapmaktansa eğitim vermeliyim diye düşünüyordu.

 

Ama fabrikaların durumu harikaydı.

 

Yarım yıllık bir inşaat aşamasının sonucunda üç tane işleyen fabrikaları vardı: İki buhar motoru fabrikası ve bir de mermi üretim fabrikası. Buhar motoru fabrikalarının ilkinde en başta 10 demirci varken şimdi 100 kişilerdi. Yeni katılanlar yerel halktandı. Ki bu iyi bir şeydi. Böylece bir sonraki gelecek nesile rahatça aktarılabilecekti bu birikimleri.

 

İkinci buhar motoru fabrikasının işçileri Yeni Ay Kervanı’nın adamları idi. İlk ay süresince makinenin ve aletlerin nasıl işlediğini az çok kavramışlardı. Alınan verim o kadar şahane olmasa da ilk buhar motoru fabrikasının ürünlerine göre bir hayli iyilerdi. Yeni Ay Kervanı ile yapılan anlaşmaya göre üretilen tüm motorlar Roland’a aitti. Ayda yaklaşık 8-10 tane arası sağlam buhar motoru çıkıyordu ortaya. Ki onlar da zaten genel olarak kasabanın gelir kaynağı idi.

 

Mermi fabrikasını da direk Birinci Ordu’ya devretmişti Roland. Fabrikanın girişinde bir gözcü kulesi vardı ve sürekli fabrikanın etrafında dolaşan bir de devriye ayarlanmıştı. Bir haftalık deneme süresinden sonra artık seri mermi üretimine geçebilmişlerdi.

 

Fabrikada yalnızca 40 kişi çalışsa da günlük 500 mermi üretilebiliyordu. Roland, bu 40 kişiyi bundan sonra mermi üretim personeli olarak tutmayı ve mermi üretiminin randımanını bozmamayı düşünüyordu.

 

Roland’ın sonraki yapacakları ise bir sabun ve bir parfüm fabrikası açmaktı. Birincisinin askeri endüstriye büyük katkısı olacağı kesindi. İkincisi de kasabaya yeni bir gelir yolu açabilirdi.

Bisiklet fabrikasının da daha acelesi yoktu. Krallık yolu tamamlanmadan seri üretime geçmiş olması yeterli olacaktı.

 

Bülbül, kapıyı iterek odaya girdi ve: “Majesteleri, Maggie ve Şimşek buradalar.” dedi.

 

Kızların ikisi de Bülbül’ün yanından sıvışarak Roland’ın masasının önüne geldiler ve: “Bizi mi arıyordunuz?” dediler.

 

“Yarın, yazın bitişinin son günü.” diyen Roland, önceden Tilly için yazdığı mektubu aldı ve Maggie’nin önüne bıraktı: “Fjordlar’a döndüğünde lütfen bunu benim için Tilly’ye ver.”

 

“Ah…” diyerek bir anlığına mektuba bakan Maggie sonra: “Hiç sorun değil!” dedi.

 

Roland, Maggie’nin yüzündeki bu ifadeden dolayı bütün o aylık rapor işlerini unuttuğunu düşündü. İçten içe de Sınır Kasabası’nın bu kadar cezbedici bir yer olmasından dolayı seviniyordu.

 

“Yarın yeni bir ayın başladığını tamamen unutmuşum.” diyen Şimşek hafifçe kafasına vurdu: “Birbirimizi uzun bir süre daha göremeyecek miyiz yani?”

 

“Geçen sefer Tilly, Kilise’yi Fjordlar’dan silmeye çalışıyordu. O yüzden gecikmiştim.” diyen Maggie neredeyse yere değecek olan saçlarını salladı: “Beni bekle de o kartal yuvasına beraber gidelim, olur mu?”

 

“Tamamdır.” dedi diğer küçük kız: “Söz!”

 

“Senin de kendi görevin var.” diyen Roland kasabanın güney kısmının haritasını masaya yaydı: “Bu senin önceden çizdiğin harita. Dağların yakınındaki o resifi hatırlıyor musun?”

 

“Evet.” diyen Şimşek eliyle haritadaki bir noktayı işaret etti: “Bu civarlarda idi.”

 

“Oraya tekrar uçacaksın. Bu sefer yanında Maggie de olacak. Sığ sahilin iki tarafına ve bir de dağların kavuşma noktasına bir bayrak dikeceksin. Sonra da haritada işaretleyeceksin.” diye emretti Roland. Sonra da Maggie’ye dönerek: “Eğer Tilly, cadıları göndermeyi kabul ederse onları gemiyle buraya getireceksin. Ben de dağın zirvesinde sizi bekliyor olacağım.”

 

“Cadı göndermek mi?” diye merakla sordu Şimşek: “Sınır Kasabası’na yeni kız kardeşlerimiz mi geliyor yoksa?”

 

“Henüz bilmiyorum.” diye gülümsedi Roland: “Her şey Tilly’nin cevabına bağlı. Ama onay vereceğini umuyorum.”

 

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18193 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr