Bölüm 193: Kale Banyosu

avatar
1570 1

Release That Witch - Bölüm 193: Kale Banyosu


 

 

Çevirmen:Lodos

 

Tiyatro, büyük bir başarı yakalamıştı.

 

İki hafta içinde üç kez oynanan Sindirella’ya her seferinde önceki seferden daha fazla izleyici gelmişti. Birçok kişi galasından ve yapılan reklamlardan etkilendiğinden dolayı sonraki iki gösteride kalabalık epey artmıştı. Bir sonraki oyun hakkında bilgi almak için Belediye’ye gelen insanlar bile vardı.

 

Bu, Roland’ı çok memnun etmişti. Herkes hikayeden oldukça etkilenmişti. Üstelik: “Neden bir cadı Sindirella’ya yardım ediyor?” diye sorgulayan neredeyse hiç kimse yoktu. Gelecek ay esas olarak iyi niyeti ve kıskançlığı ele alan bir oyun olan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” oynanacaktı.

 

Oyunlar kasabada oynandıktan sonra cadıların varlığının kabul edilmesinden de memnundu Roland. Üçüncü performanstan sonra Irene, Roland’ı bulmuş ve ona oyunlarda eşlik eden bu benzersiz sesi sormuştu. Böylece Roland, ona Echo’dan bahsetmeye karar vermişti.

 

Bülbül de tepkisi ne olacak diye Irene’ı sisin içinden gözetliyordu. Irene şaşkın olmasına rağmen ne bir suçlama ne de bir tiksinme belirtisi göstermişti. Biraz sakinleştikten sonra oldukça meraklı bir hale gelmişti. Echo’nun büyüsüyle çıkarabileceği sesleri hakkında birçok soru sormuştu. Devamında da Echo tiyatro ekibine katılarak gizli müzik direktörü olmuştu. Herhangi bir şey yanlış gitmesin diye de Irene ve Echo oyunlardan önce ses provaları yapıyorlardı. Bütün bunlar ekibin geri kalanının bilgisi olmaksızın gerçekleşiyordu. Ama bir sonraki oyunda seslerin zenginliği yeni bir düzeye ulaşacaktı.

 

Roland’ın keyifli olmasının başka bir nedeni de kalesine musluk suyunun gelmiş olması idi.

 

Kalenin arka bahçesine uzun bir su kulesi inşa edilmişti. Kule üçgen biçimindeydi ve kaynaklı demir bir çerçeveden yapılmıştı. Kuleye üç metre boyunda ve iki metre çapında demir bir su deposu monte edilmişti. Bidondaki su seviyesini ayarlamayı kolaylaştıran bir vana da takılmıştı. Kule, Anna tarafından kaynaklanmıştı ve sonra da Soraya tarafından paslanmaya karşı bir kaplama eklenmişti. En sonundaysa Sinekkuşu’nun yardımıyla ön tarafa dökülen çimentonun önemli ölçüde ağırlığı azaltılmıştı.

 

Arka bahçedeki su kulesi Kırmızısu Nehri’nin kıyısından çok daha yüksekti ve yaklaşık 12 metreye ulaşıyordu. Neredeyse kalenin zirvesiyle eşitti. Roland yıkılmasını önlemek için kuleyi bir duvarla çevreletmiş ve onu da kaleyle birleştirtmişti.

 

Arka bahçenin hemen dışına ise bir buhar motoru yerleştirilmişti. Suyu kuleye getirmek için kullanılıyordu. Su, kalenin arka bahçesindeki kuyudan geliyordu. Bu motor, buhar motorlarının üçüncü nesliydi. Bu nesildeki en büyük gelişme de ses kirliliğindeki büyük azalmaydı.

 

Buhar makinesinin her bağlantı noktasına bir conta takılmıştı. Bu mavi renkli contalar Soraya tarafından yapılmıştı. Çok yumuşak olsa da dayanıklıydı ve makine çalışırken ortaya çıkan gürültüyü büyük ölçüde azaltıyordu. Silindirin içi ve pistonların yanları çimen rengindeydi. Bu parçalar sızıntıyı azaltırken aynı zamanda verimliliği de arttırıyordu. Egzoz borusu gibi titremeye meyilli olan buhar motorunun parçalarının tamamı kaplamalı hortumlarla değiştirilmişti.

 

Buhar makinesini yağmur ve güneşten korumak ayrıca daha fazla gürültü çıkarmasını engellemek için de Roland, makineyi çevreleyen küçük bir oda inşa ettirmişti. Soraya odanın duvarlarına balmumu kaplaması yapmıştı. Bu malzemeler, ses emici bir materyal olarak kullanılmıştı. Sonuç olarak da makine gece çalıştığında bile sesi kale içindeki insanları uyandırmıyordu.

 

Ama Roland’ın buhar motorunu otomatik olarak çalıştırma girişimi tam bir başarısızlıktı. Buhar motoru tarafından kontrol edilen uçan bir topun ahşap kutunun kapağını çalıştırabileceğini düşünüyordu. Buhar basıncı düştüğünde, hareketli top kapağı açacak ve odunu fırına doğru itecekti. Ama topun kendi ağırlığıyla kapağı hareket ettirebilmesi için Roland’ın hız kontrol aletini biraz büyütmesi gerekiyordu. Biraz düşündükten sonra Roland bundan vazgeçmeye karar verdi. Ahşap kutuya yakacak odunların kendi kendine yüklenmesi yerine insanların doldurması daha iyiydi. Ayrıca adamların zaten her gün su haznesini doldurması gerekiyordu.

 

Son adım su borularını eve yerleştirmekti. Buna musluklar, duşlar, borular ayrıca lağım boruları da dahildi.

 

Kalesi, arka bahçesinde yeni yaptırdığı tuğla binalar gibi hazır durumda değildi. Taş duvarları ve çatıyı yeniden inşa etmek oldukça zahmetli olacaktı. Bu adımın tamamlanması yaklaşık bir hafta sürmüştü. Yaşam kalitesini artırmak için Roland, kişisel olarak Carter’a hem ikinci hem de üçüncü katlarda bir odanın banyoya dönüştürülmesini emretmişti.

 

Bunda Soraya’nın yeni yeteneği bir kez daha çok kritik bir rol oynamıştı. Çimento yerin üzerine bir lağım döşenmiş ve onu ince bir çim katmanıyla kaplamıştı. Bu sadece su yalıtımını sağlamıyor, aynı zamanda banyoya girdiğinizde bir vadide dolaşıyormuşsunuz gibi bir his de yaratıyordu. Bu etkiyi gören Roland, tüm banyoyu boyamasını istedi. Tavanda açık mavi gökyüzü ve bulutlar vardı. Dört duvarın her birinde de uzak vadilerle ormanları görebiliyordunuz. Küvetin duvarları da kristal berraklığındaydı.

 

Su sistemi bittiğinde ve artık çalışır hale geldiğinde Prens, tüm cadıları tuvalete çağırdı.

 

Arka bahçedeki su deposu, ağzına kadar doluydu. Musluğu açtığında, borulardan su akmaya başladı.

 

Artık kuyudan suyu çekmenize gerek yok.” diyen Roland gururla konuşuyordu: “Artık banyo suyunun üç gün boyunca kullanılmasına da gerek yok. Tek yapmanız gereken duşa girdiğinizde bu kolu çekmek.”

 

Ha? Bu su da nereden geliyor?” diyen Şimşek dilini uzattı ve suyun tadına bakarak: Tatlıymış. dedi.

 

Maggie de başını uzattı ve Şimşek’i taklit ederek: Çok tatlıymış! dedi.

 

Roland kafasını uzatmaya çalışan Nana’yı yakalayarak: Bu suyu içmek istiyorsan önce kaynatman gerekir. Bu su sadece el yıkamak ve duş almak için.

 

“Bu sifon prensibi değil mi?” diye soran Anna’nın göl mavisi gözleriyle Roland’a bakıyordu.

 

O da ne?” diyen Sinekkuşu elini kaldırarak böyle sordu.

 

Scroll’un verdiği eğitim sayesinde cadılar soru sormak için ellerini kaldırma alışkanlığı edinmişlerdi.

 

“Temel Fizik’te iki dengesiz kabın içindeki sıvı kabın şekline bakılmaksızın yerçekimi nedeniyle alt kaba geçer.” diye anlatmaya başlamıştı Anna:Su kulesi bizden daha yüksek. Bu yüzden su buraya akmaya devam edecek.”

 

“Kesinlikle haklısın.diye övdü Roland.

 

Anna gerçekten de bir dehaydı. Öğrendiği yeni bilgilerle hemen bağlantılar kurabiliyordu.

 

“Peki ya bu?” diyen Bülbül merakla uzun duşu işaret etti. “Alt kısmında neden bu kadar fazla delik var?

 

Roland musluğu açtı ve biraz su akıttı: Daha pratik bir banyo olması için bu şekilde tasarlandı. Tek yapman gereken burada durman. Böylece vücudunu kolayca temizleyebilirsin.”

 

Yani bir haftadır sadece daha rahat bir banyo yapmak için mi uğraşıyordun?” diyen Lily dudaklarını kıvırdı ve fısıldayarak: “Gerçekten de bir soylunun hoşuna gidecek bir lüks. dedi.

 

Scroll kaşlarını çatarak: Lily!” diye çıkıştı.

 

“Tamam, tamam. diyen Roland elini salladı ve bunu kafasına takmadığını belirtti. Hazzı aramak insanlığın gelişmesindeki en büyük güçtür. Ben de aksi hareket edecek değilim.”

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18138 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr