Bölüm 175: Sıcak Hava Balonu Gezisi

avatar
1588 2

Release That Witch - Bölüm 175: Sıcak Hava Balonu Gezisi


 

 

 

Çevirmen:Lodos

Sıcak hava balonunun yapımı basitti. Üstesinden gelinmesi gereken iki engel vardı. İlki yakacak aletti diğeri de balon idi.

 

İlk zorluk, gaz verecek basınçlı kapların yokluğunda sıcak hava balonunu ısıtacak hammaddenin odun ya da kömüre bağlı olmasıydı. Odun ve kömürün düşük verimlilikleri yüzünden balonun uzun mesafeleri uçabileceğini düşünmüyordu bile. İnsanlar sıcak hava balonunun üretim ilkelerini keşfettiklerinde balonda hidrojen kullanmalarının nedeni de buydu. Roland yakacak alet yapımını kafasından atarak bu konuda Anna’ya güvenmeye karar verdi.

 

İkinci zorluk ise hava balonunun hava geçirmez olması gerektiği idi. Roland önceki deneyimleri sayesinde bu işi kolayca halletmişti. Hava balonunu yapmak için üç kat kumaş kullanmıştı. En dış tabaka olarak dayanıklı bir keten, orta tabakada sığır derisi ve iç tabakada da ince gaz bezi. Tabakalar bir araya geldiğinde sadece havayı sızdırmaz hale gelmekle kalmamış aynı zamanda kuşların gagalamalarına karşı da dayanır olmuştu.

 

Roland’ın hava balonunun tabanını germesi sayesinde Anna siyah alevleriyle içeriye girdi. Alevlerinin sıcaklığı neredeyse normal bir ateşinki gibiydi. Balon genişlediği sırada buruşuk bir su kabağına benziyordu. Roland’ı ve Anna’yı taşıyacak hava balonu için genişlik çapının beş metre olması gerekiyordu. 12 sığır derisini dikmek yaklaşık 1 hafta sürmüştü. Roland bu kasabanın Lordu olmasaydı böylesine büyük bir oyuncak alamazdı.

 

“Sıcak havanın itme kuvvetini kullanarak uçacağız?” diye sordu Anna ve devam etti:Sıcak havanın her zaman yükseldiğini söylemiştiniz diye hatırlıyorum.”

 

“Evet, sıcak olan havanın yükselmesi ve daha soğuk olan havanın inmesi doğal bir olaydır. Parçacık teorisine dayanarak açıklayacak olursak sıcak hava parçacıkları daha hızlı hareket eder ve böylece yayılması hızlanır. Havanın hacmi artarken yoğunluğu azalır. İçerideki hava, dışarıdaki havaya kıyasla daha hafif hale geldiğinden dolayı da yükselir.”

 

Bu açıklamayı duyanlardan Anna dışındaki diğer üçü oldukça şaşırmış görünüyordu.

 

Balon şişirilmiş çok geçmeden de içi dolmaya başlamıştı. Bağlı olan halat gitgide çekiliyordu. Sepetin içine atlayan ilk kişi Roland oldu. Daha sonra da Anna’nın gelmesi için ona yardımcı oldu.

 

“Ben hala birazcık endişeliyim. dedi Bülbül endişeli bir sesle. Neden önce benim denememe izin vermiyorsun?”

 

Güven bana. Sorun çıkmayacak.diyen Roland güldü ve: “Ayrıca herhangi bir şey olursa diye Şimşek de yanımızda.” dedi.

 

Şimşek göğsüne şişirerek: Onlarla ilgileneceğim, endişelenmene gerek yok. dedi.

 

“Ve ben de varım!” diyen Maggie Şimşek’i taklit ederek o da göğsünü şişirdi. Sıcak hava balonunun taşıdığı sepet bir sallantı eşliğinde yerden yavaşça kalktı. Çok geçmeden kalenin tepesinde uçuyorlardı. Önlerindeki manzarada ise kasabayı tamamen görebiliyorlardı.

 

Yüksek katlı binalar gören Roland’a göre manzara çok olağanüstü olmasa da Anna için bu kesinlikle farklı bir deneyimdi. Nefesini tutmuş bir şekilde heyecanla etrafa bakıyordu.

 

Bu Roland’ın Anna’yı ilk defa böyle görüşüydü. Gökyüzünde hiç uçmayan birinin hafif yükseklik korkusu olması doğaldı.

 

Sepetin altındaki halat gerilerek balonun yükselişini durdurdu. Halat 50 metre uzunluğundaydı. Yaklaşık on beş katlı bir bina yüksekliğindelerdi. Roland Anna’ya ateşi azaltmasını söyleyerek balonun havada kalmasını sağladı.

 

Tüm bu olanlar sırasında sepete yakın olan Şimşek, balonun havada güvenli bir şekilde uçtuğunu görünce rahatladı ve sepetin etrafında Maggie’yle yakalamaca oynamaya başladı.

 

Yukarda olduklarından dolayı kalenin çatısından inşa aşamasındaki kasabayı, batıdan doğuya akan Kırmızısu Nehri’nden yanındaki çiftlik arazilerine kadar her şeyi açıkça görebiliyorlardı.

 

“Nasıl hissediyorsun?”

 

Roland, Anna’nın kafasını sepetin dışarısından içine çekene kadar beklemiş ardından sorusunu gülümseyerek sormuştu.

 

Anna çok heyecanlıydı: Hediyen için teşekkürler. Sayende bu yükseklikte havada uçabilirim.”

 

“Daha da yukarıya uçabilirsin.” diyen Roland sepetin duvarına oturdu:Halat yeterince uzun olursa buradan 10 kat daha yükselmen sorun olmaz. Ancak hava akışı gittikçe daha da karmaşıklaşıyor. Güvenliğimizi sağlayamayız. Bu balon sadece bir prototip. Daha sonra piston motoru yaptığımızda sıradan insanlar kuşlardan daha hızlı ve daha yükseğe uçabilir. Gelecekte... Mavi gökyüzüne doğru baktı ve: İnsanlar uçsuz bucaksız uzaya bile çıkabilirler.” dedi.

 

“…”

 

Anna’nın nefesi kesilmişti. Gözleri geleceğe dair bir beklentiyle parlıyordu.

 

Roland bunu görüp neşelenerek: Uzaya çıkabileceğimize söz veremem. Ama pistonlu motor yaptığımızda sıradan bir insanın kuş gibi uçabileceğine söz veriyorum.” dedi.

 

Anna’nın yardımıyla işlem kapasitesi onun için sorun olmayacaktı. Odaklanması gereken şey malzemelerdi. Buhar motoru için kalitesiz pik demiri ve top için ise dövme demir kullanabilirdi. Anna için siyah alevlerini kullanarak altıpatlar silah yapmak büyük bir sıkıntı değildi. Ancak içten yanmalı motoru yapmak için yüksek kalitede dökme demir, çelik ve alüminyum gerekecekti. “Sınır Kasabası bugün bu kadar refah içinde olmasını size borçlu, bayan Anna.”

 

Anna bu sözleri duyunca sersemlemişti. Bir süre sonra ona doğru yaklaştı ve fısıldayarak: “Annem yanarak öldü ama ben yanarak ölmek yerine bir cadı oldum. Uzun zaman çıkan yangına uyanışımın sebep olduğunu düşündüğümden ve bir cadı olduğumdan dolayı kendimden nefret ettim. Hapishanedeyken eğer ölürsem kurtulurum diye düşünüyordum. Ama sen beni kurtardın ve gücümü nasıl kullanacağımı öğrettin... Ateşimin sadece yakmak ve acıya neden olmak dışında bu kadar faydalı olabileceğini hiç düşünmemiştim.” Bir anlık duraksamadan sonra Anna devam ederek: Seninle tanıştığım için minnettar olmalıyım ama fikrimin değiştiğini fark ettim. Bazen bu yüzden kalbim sıkışıyor, daha fazlasını istediğimden dolayı moralim bozuluyor.”

 

Roland’ın omzuna yaslandı:Böyle birisi olsam bile, beni hala çalıştırır mısın?”

 

Mavi gözleri parlıyorken nefesi Roland’ın yüzüne çarpıyordu. Roland, Anna’nın ince kıyafetlerinin altındaki vücudunun yumuşaklığını ve hızlı kalp atışlarını hissedebiliyordu. Buna rağmen Anna bakışlarını kaçırmıyordu. Etrafta Bülbül olmadığında tutkulu ve girişkendi.

 

“Şimşek ve Maggie... diyecek oldu Roland.

 

Ama Anna onu öperek konuşmasını engellemişti.

 

Dudakları birbirinden ayrıldığında hafifçe nefesi kesilerek: Bayan Anna, seni her zaman çalıştırmak istiyorum.”

 

“Hmm.”

 

Bu sefer Roland onu tutmuş ve öpmüştü.

 

 

“Ah... Bekle...

 

Maggie, Şimşek’le oynarken duraklamış ve bir süre içi boş görünen sepete bakarak havada durmuştu.

 

“Gitmişleeer!”

 

Ha?” diyen Şimşek kafasını eğdi ve bir göz attı. “Endişelenme. Sadece oturuyorlar. Bu yüzden onları göremiyorsun.”

 

“Fakat dışarıdaki manzarayı görmek istemiyorlar mıydı?”

 

“Manzaraları her zaman görebilirler. Ama bunun gibi fırsatlar nadirdir.”

 

“Fırsat mı?” diyen Maggie kanatlarını sallayarak Şimşek’in omzuna kondu. “Gerçekten anlamadım. Sence de onları bi kontrol etmemeli miyiz?”

 

“Hayır.” diyen Şimşek, Maggie’ye sarılarak: Bu kesilmemesi gereken kutsal bir tören.” dedi.

 

Nee?”

 

“Gelecekte anlayacaksın. Bu gibi zamanlarda bir şey görmemiş gibi yapman gerekiyor. Bunu bana dünyanın en büyük kaşifi olan sevgili babam söylemişti.” Şimşek Maggie’yi fırlattı ve bir elini beline koyarak: Şimdi kaç, kovalama sırası bende.” dedi.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18193 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr