Bölüm 176: Kalpten Gelen Cevap

avatar
1504 3

Release That Witch - Bölüm 176: Kalpten Gelen Cevap


 

 

Çevirmen:Lodos

 

Bir saat havada kaldıktan sonra sıcak hava balonu kalenin avlusuna yavaşça inmişti.

 

Sıcak hava balonu inerken tüm cadıların dikkatini çekmişti. İlk başta bekleyen sadece Bülbül iken şimdi neredeyse tüm Cadı Birliği buradaydı. Belediye binasında çalışan Scroll bile olanları görmek için gelmişti. Gerçeği öğrendiğinde ise balonun düşmesinden korkarak gökyüzüne baktı.

 

Scroll ve Wendy, Roland sepetten dışarı çıkınca yaklaşmış ve hayatını tehlikeye atmaması konusunda ona ders vermeye başlamışlardı. Presn onları sakinleştirdikten sonra konuyu akıllıca sıcak hava balonuna çevirdi. Bütün bunları neşe ile izleyen Bülbül onu karşılamak için adım atacakken gördüğü şey yüzünden olduğu yerde donakalmıştı.

 

Roland’ın Anna’yı sepetten çıkardığını görmesinde bir sorun yoktu. Ama Anna’nın mavi gözleri gülümserken yanaklarında da hafif bir kızarıklık vardı. Saçında küçük parlak bir saç tokası vardı. Saçının kenarını düzgünce tutturmuştu. Bülbül, Prens’in fabrikadaki demircilere büyük makinaları nasıl kullanacağını öğrettiği sırada bir gümüş parçasını parlattığını da hatırlamıştı.

 

Yani o saç tokasını Roland’ın kendisi mi yapmıştı?

 

Diğer cadılar sıcak hava balonuna binmek için yaygara kopartıyorlarken çok geçmeden balon tekrar genişlemeye başlamıştı. Bu seferki yolcular Anna ve Nana’ydı.

 

Bülbül kalabalıktan uzakta duruyordu. Şok olmuş bir halde sıcak hava balonunun gözden kaybolmasını izliyordu.

 

Aklı tamamen Anna’nın gülümsemesiyle doluydu.

 

Anna genellikle sakin ve kayıtsız olurdu. Bu tür ifadeler yüzünde nadiren görülürdü. Cadı Birliği ile yaptığı yolculuk sırasında büyük şehirlerde Bülbül, buna benzer şekilde gülümseyen birçok insanla tanışmıştı. Bunun ne anlama geldiğini biliyordu. Roland, Anna’yla sıcak hava balonunda sadece güzel manzaranın tadını çıkarmakla kalmamıştı. Şimşek ve Maggie de oradaydı. O yüzden çok fazla ileri gitmiş olamazlardı. Ama aklında beliren bu düşünceleri bastıramıyordu. Kalbinin içinde bir delik varmış gibi hissediyordu.

 

Bunu sorun etmeyeceğini kendi kendine söylemiş olmasına rağmen, söylemenin yapmaktan kolay olduğunu fark etti.

 

Yalnız kalmak istediğinden dolayı duvara giderek yaslandı. Rahatsız edici bir bakışla etraftakilere bakıyordu. Zihni tamamen boştu.

 

Sıcak hava balonu tekrar yere inmişti. Nana sepetten çıktığında sepete binen Yaprak idi.

 

Bülbül kendine geldiğinde Roland çoktan gitmişti. Scroll’un uyarılarını dinledikten sonra çalışmalarına geri dönmüş olmalı diye düşündü Bülbül. Tıpkı her zaman yaptığı gibi onu takip etmesi gerekiyordu. Ama ayağa kalktıktan sonra bir adım atmanın bile çok zor olduğunu fark etti. O anda onun yüzüne nasıl bakacağını bilmiyordu. Hatta sisin içinde onu görmezken bile bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Onun mutlulukla dolu yüzünü gördüğünde mutsuz hissedeceğinin farkında idi.

 

Sıcak hava balonu birçok kez yükselip yere indi. Herkes yorulduktan sonra Wendy, Bülbül’e doğru gitti ve: “Neden burada bekliyorsun? Balona binmek istemiyor musun? Gökyüzünde uçup kasabayı izlemek muhteşem.” dedi.

 

Roland’dan sonra yüzleşeceği en zor kişi Anna’ydı. Bülbül aceleyle ayağa kalktı: Hayır yapamam… Ofise dönmem gerekiyor. dedi ve sisin içine girdi. İki adım attıktan sonra birden aklına bir şey gelmişti. Avluda yeteneğini kullanması biraz garipti. Arkasını döndüğünde, Wendy’nin hala aynı yerde olduğunu fark etti. Şaşkın görünüyordu. Bülbül dişlerini gıcırdattı ve hızla oradan uzaklaştı.

 

 

Bülbül akşam yemeğinden sonra odasına geri dönmüş, ve yatağına uzanmıştı.

 

Tüm gün boyunca ofiste görünür olmamıştı.

 

Sadece Roland adını seslendiğinde orda olduğunu belirtmek için sırtına dokunmuştu. Masaya en sevdiği tuzlu kurutulmuş balıkları çıkardığında bile kendini göstermemişti.

 

“Sorun nedir, iyi misin? Herkes sıcak hava balonu yüzünden çok heyecanlıyken senin yalnız başına oturduğunu gördüm.” diyen Wendy yatak odasına girmiş, kapıyı da kapatmıştı.

 

Bir şey yok. diyen Bülbül arkasını döndü.

 

İnanmam. Kafanda kesin bir şeyler var senin.” diyen Wendy yatağına oturdu ve onu kaldırdıktan sonra yüzüne doğru baktı ve: “Sıkıntılarıbenimle paylaşmayı sevdiğini düşünürdüm.” dedi.

 

Gözlerini kapatan Bülbül uzun bir süre boyunca sessiz kaldı: “Anna.

 

“Anna?”

 

Bülbül bu konu hakkında konuşmak istemiyordu. Çünkü kendisinin dışından bunu söylediğini düşündüğünde garip hissediyordu. Sanki dar görüşlü biri gibi. Sonuçta Anna, Roland ile tanışan ilk cadıydı. Kendisi değildi. Ama bir şey söylemediği her an da üzerinde bir kaya varmış gibi hissediyordu. Daha da kötü olanıysa Wendy, Cadı

Birliği’ndeyken ona çok yardım etmişti. Bülbül’ün kafası karıştığında, aklına ilk gelen kişi her zaman Wendy idi ve hiçbir zaman onu yanıltmamıştı. Bunları dikkate alan Bülbül, Wendy’nin elini tutarak ona her şeyi anlattı.

 

Wendy söylediklerini dinledikten sonra iç geçirdi.

 

“Anna durumun ciddiyetini anlamıyor. Ama sen de mi anlamıyorsun? Roland Wimbledon’un bir cadıyla birlikte olamayacağı hakkında seni uyarmıştım. O Kral olacak ve krallığını devralacak mirasçılara ihtiyacı var. Duruma bu şekilde baktığında bir cadıyla evlenmeyi seçmeyeceğini anlarsın.”

 

Evlenecekmiş.

 

“Ne?” diyen Wendy şok olmuştu.

 

“Majesteleri Roland bir cadıyla evlenebilir.” diyen Bülbül gözlerini açtı. Her kelime ağzından yavaş yavaş çıkıyordu: Bunu kendisi söyledi.”

 

İlk başta Bülbül bunu kendinde saklamak istiyordu. Ama artık anlaşılmama hissine dayanamıyordu.

 

Wendy, duyduğu şeyden dehşete düşmüş gibi görünüyordu. Uzun bir sessizlikten sonra, kaşlarını çatarak: “Emin misin?” diye sordu.

 

Evet.” diyen Bülbül, Scroll’un o gece söylediklerini tekrarladı. “Scroll ‘Bir cadıyla evlenir misin?’ diye sorduğunda ‘Evet, neden olmasın?’ diye cevap vermiş. Bir insanın yalan söylediğini anladığımı biliyorsun. O yalan söylemiyordu.”

 

Wendy, Bülbül’ün kollarından yakalayarak: Bunu hiç kimseye söylemeyin. Kız kardeşlerimize bile.”

 

“Ne... Neden?”

 

“Roland’ın kaderinde Gökhisar’ın Kralı olmak yazılı. Mirasçılarının olmaması ne anlama gelir? Kilisenin düşmanlığı olmadan bile yerel soylular böyle bir krala destek olmaz. Bunu bir sır olarak saklamalısın ve hiç kimseye bu konu hakkında hiçbir şey söylememelisin! Yapman gereken tek şey onu güvende tutmak. Unutma, kız kardeşlerimizin kaderleri Roland’ın kral olup olmamasıyla ilgili.”

 

Bülbül sıkkın bir şekilde kafasını salladı.

 

Wendy bir an düşündü: Seni asıl rahatsız eden meseleye gelelim. O’nun kraliçesi mi olmak istiyorsun yoksa Majestelerinin hep yanında kalmak mı? ”

 

Bülbül tereddüt etmeden: “Tabii ki yanında kalmak istiyorum. diye yanıtladı.

 

“Zaten onun yanında değil misin?” diyen Wendy güldü. “Tahta çıktığında sadece bir kraliçesi olabilir. Ama hala senin korumanı isteyecektir. Ne demek istediğimi anlıyor musun? ”

 

Bülbül gözünü kırptı ve cevap vermedi.

 

Onunla birlikte olmak zor değil. Ama kendi seçimini kabul etmen zor.” Wendy elini açarak: “Eğer bunu kabul edemiyorsan ya geri çekilmeli ya da kraliçesi olmak için bir adım atmalısın... Bu sorunun cevabını da sadece sen biliyorsun.”

 

 

Ertesi sabah Roland ofise yürürken esniyordu. Çekmecesini açtığında kurutulmuş tuzlu balıkların yerinde olmadığını fark etmişti.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18390 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37600 Bölüm Sayısı


creator
manga tr