Bölüm 149: Kral’ın Şehri’nden Gelnen Tüccar Part -2

avatar
1554 1

Release That Witch - Bölüm 149: Kral’ın Şehri’nden Gelnen Tüccar Part -2


 

Çevirmen: Lodos

“Kral’ın Şehri’nde sattığın asıl malzeme güherçile mi?” diye soran Roland direk konuya girmişti.

 

“Hayır Majesteleri.” Margaret artık formalite gereği yüzünde sahte bir gülümseme takınmıyordu. Hatta gülümsemesi öncekine göre samimi ve içtendi. “Mücevherattan kumaşlara kadar birçok ürün satıyorum. Ayrıca hanlar ve tavernalar işletiyorum. Aslında, güherçileyi bir ay önce satmaya başladım. Casinomda bir işletme sahibi her şeyini kaybettiğinden arazilerini bana vermek zorunda kaldı.”

 

Çeşitli ürünler satmakla kalmıyor aynı zamanda hizmet endüstrisinde de bulunuyordu. Nasıl bir geçmişi vardı bu kadının? Roland, Kral’ın Şehri’nde bir Casino işletilmesi için sermayeden fazlasının gerektiğini iyi biliyordu. Masayı tıklattığında Bülbül boynunu sıkıştırdı. Bu da Margaret’in Tanrı Gözü’nün İntikamı bulundurduğunu ve bu yüzden de Bülbül’ün anlayamadığını gösteriyordu.

 

Dur bir dakika... Eğer Bülbül yalanları anlayamıyorsa neden önceden sağ omzunu sıkmıştı?

 

Roland öksürdü ve arkasını dönüp soru sorma arzusunu bastırdı.

 

Fjord’dan gelen birkaç tüccar duymuştu. Dört krallığa yerleştikten sonra işlerini büyütüp inanılmaz servetler toplamışlardı. Sonuçta Fjord yerlileri sadece korkusuz ve maceraperest değil aynı zamanda iş fırsatlarını yakalamakta da oldukça iyilerdi. Birçoğu hükümet tarafından engellense de bazıları yerleşebilmeyi başarmıştı. Yerel yetkililerle anlaşıp bazı seçkin kişilerle istikrarlı bir ittifak kurmuşlardı. Margaret de bu başarılı kişilerden biri olabilir miydi?

 

Eğer durum böyle ise Roland açık sözlü olmaya karar vermişti: “Büyük miktarda güherçile gerekli. Ne kadar fazla o kadar iyi.”

 

“Krallığın batı Bölgesi, özellikle Geçilmez Dağ’ın yakınları o kadar da sıcak bir yer değil. Majesteleri, gerçekten o kadar fazla güherçileye ihtiyacınız var mı?” diyen Margaret meraklanmıştı: “Krallığın doğu eteklerinde, orta büyüklükteki bir şehrin soylularına tedarik edebilecek 3 tane arazim var.”

 

Kesinlikle önemli birisiydi. Üstüne üstlük üç tane de arazisi vardı! Roland çok sevinse de, ifadesinde görünür bir değişiklik yoktu. “Kalenin bodrumunda bozulabilir yiyecek depolamak için soğuk bir depo inşa edeceğim. Bana iyi bir fiyatı teklif ettiğin sürece, elindeki tüm güherçileyi alacağım.”

 

Margaret başını salladı: “Eh, çok açık sözlü olmanızdan dolayı bütün güherçilemi Sınır Kasabası’na göndereceğim ve mevcut piyasa fiyatından da %10 indirim yapacağım fakat…”

 

“Fakat ne?”

 

“Gerçekten kraliyet altınları istemiyorum. Depolarım zaten onlarla dolu. Bazı sıra dışı ürünlerinizin olduğunu duydum. Bu yüzden kraliyet altınları yerine bunlarla ödeme yapmanızı istiyorum. Eğer sizin için de bir sakıncası yoksa ve bu teklifimi kabul ederseniz, sizinle anlaşma yapmaktan mutluluk duyarım.”

 

“Bazı sıra dışı ürünler derken?” diyen Roland şaşırmıştı. Margaret, şimdiye kadar tanıştığı kişiler arasında kraliyet altını istemeyen ilk kişiydi.

 

“Evet. Örrneğin; siyah demirden yapılmış otomatik çalışan bir makine.” dedi tüccar öne eğilerek: “Köleleriniz bana, bu muazzam gücü üretebilmek için sadece kaynar suya ihtiyaç duyduğunuzu söyledi. Aslında bu yüzden şahsen Sınır Kasabası’na gelmeye karar verdim. Aksi halde, aslında güherçileyi Kral’ın Şehri’ndeki soylulara satmayı tercih ederdim. Çünkü Sınır Kasabası çok uzak ve nakliye maliyeti de oldukça fazla.”

 

Gerçekten beklenmedik bir durum idi. Barov’un çırağının onu nasıl bulduğunu ve konunun nasıl buhar makinelerine döndüğünü bilmese de Kral’ın Şehri’ndeki tüccarın bununla oldukça ilgilendiği açıktı.

 

Roland, sanayi ürünlerinin kazanç potansiyelini oldukça iyi biliyordu. Üstüne üstlük sadece kendisinin makineleri üretebildiği de buna eklenmeliydi. Sınır Kasabası’nın tüm cevherlerini satıp Dük’ten aldığı paraları da harcadıktan sonra başka ticaret yapamayacağından endişeleniyordu. Ama bugün böylesine mükemmel bir fırsatın önüne geleceğini hiç düşünmemişti.

 

“Neden bahsettiğini biliyorum.” dedi Prens gülümseyerek: “Bunlara buhar motoru deniyor. Çalışma mekanizması oldukça basit. Kaynar suyun buharını enerjiye dönüştürüyor. Ama sadece Sınır Kasabası bu tipte makineler üretebilir.”

 

“Öyleyse gerçekten o kadar harika mı?”

 

“Tabii ki.” diyen Roland ellerini açarak: “Fakat üretim süreci çok karmaşık. Fiyatı da oldukça yüksek. Hala ilgileniyorsanız, size gösterebilirim.”

 

Tüccar heyecanla: “Görmek istiyorum.” dedi.

 

 

Margaret kükreyen çelik makinenin, maden arabasını yavaşça çektiğini görünce şaşkınlıktan dilini yutacak gibi olmuştu.

 

“Majesteleri... B-bu akıl almaz.” diyen tüccarın sesinde bir titreme vardı: “Habercinin abarttığını sanıyordum ama gerçekte onun anlattığından çok daha büyüleyici... Korkarım ki bu buhar motoru, düzinelerce insan gücünün yerini alabilir.”

 

Margaret daha yakından bakmak istemişti. Ama Roland onu durdurdu: “Buhar motoruna çalışırken yaklaşmak çok tehlikeli. Çok fazla yaklaşma, şu çıkan beyaz buharı görüyor musun? Seni birazcık yakabilir.”

 

“Sadece cevheri taşımak için mi kullanıyorsunuz?” Makinenin sesi çok yüksek olduğu için Margaret sesini yükseltti.

 

“Madende iki tane var. İlki maden arabalarını çekerken diğeri ise madene su çekiyor. Aslında, makine buğday öğütmek için yeldeğirmenleri ve su değirmenlerinin yerine de geçebilir. Su akıntılarından veya rüzgardan etkilenmediğinden dolayı oldukça fazla insan ve hayvan gücünden tasarruf edebilirsiniz. Hatta kürekleri hareket ettirerek yelkenli gemilerde güç kaynağı olarak da kullanılabilir. Bir buhar motoru olduğu sürece yelkenli gemi rüzgar bile olmadan gidebilir.”

 

Roland, rüzgar enerjisine ve rüzgarın estiği doğrultuları takip etmeye gerek olmayan bir teknenin Fjord insanlarına yönelik olduğunu biliyordu. Beklediği gibi Margaret’in gözleri heyecanla parlıyordu. “Bir teklif yapın. Satın almak istiyorum.”

 

“Maden üretiminin devam etmesi için buna ihtiyacım olduğundan, bu motoru size satamam ama yeni buhar motorları için önceden sipariş verebilirsiniz. Güherçileyi getirdiğinizde ben de size motorları veririm.”

 

“Fiyat ne kadar olacak?”

 

Roland madenden biraz uzak, daha sessiz bir yere gitti ve ardından sorusunu cevapladı: “500 kraliyet altını”. Kesinlikle aşırı pahalıydı çünkü bu miktar neredeyse bölgedeki bir şövalyenin yıllık gelirine eşitti. Buhar makinesinin genel masrafı yaklaşık 20 kraliyet altınıydı. Eritme, emek ve kurulum maliyetleri de eklenirse 50 kraliyet altınını geçemezdi. Ama iyi bir bedel alabilmesi için biraz da pazarlık payı eklemeliydi.

 

“Ücreti buysa, 10 tane buhar motoru satın almak istiyorum!”

 

“...”

 

Roland’ın bir süreliğine nutku tutulmuştu. 10 buhar motoru 5000 altın ederdi ki bu da 5 ya da 6 yıl boyunca parasını biriktiren Dük Ryan demekti. Margaret pazarlık yapmadığından dolayı Roland ultra zengin olan bu tüccarın normalde nasıl ticaret yaptığını merak etmişti. Boğazını temizledi ve ardından: “Emin misin? Bu oldukça yüksek bir miktar. Üstelik bu bir kerelik bir yatırım da değil. Gelecekte bakımı için de iyi bir bedel ödemeniz gerekli.”

 

“Biliyorum. Tıpkı gemiyle ilgilenmek gibi. Gemiyi de yılda bir kere yosunlardan ve gövdeye yapışan küçük deniz canlılarından kurtarmak için temizlemek gerekiyor. Ayrıca halatları vb. gibi şeyleri de değiştirmek gerekiyor.” diyen Margaret umursamazca: “Neyin değiştirilmesi veya eklenmesi gerektiğini bana söylemeniz yeterli. Hepsini satın alacağım. Eğer bu da işe yaramayacaksa makineyi çalıştıracak ve tamirini yapabilecek işçilerle yeni bir fiyatla da satabilirsin.” dedi.

 

Roland ağzını kapatmıştı. Aklındaysa tek bir fikir vardı: “Sürekli para kazanmak çok iyi hissettiriyor.”



 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18422 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37653 Bölüm Sayısı


creator
manga tr