Bölüm 127: Wendy

avatar
1636 1

Release That Witch - Bölüm 127: Wendy


 

 Çevirmen: Lodos

Roland uyuduğunda Bülbül sisten dışarı çıkıp yatağının yanına doğru ilerledi ve açıkta kalan kolunu yorganın içine yerleştirerek yavaşça düzeltti. Bir süre boyunca sessizce yatağın yanında durdu ve uyuyan Roland’ı izledi. Sonra sessizce kendi odasına gitti.

 

“Çoktan uyumadın mı?” diyen Bülbül, Wendy’nin yatakta kitap okuduğunu görüp şaşırmıştı.

 

“Aptalca bir şey yapacağından korkuyorum!” dedi Wendy ona bakarak: “Majesteleri çocuk değil, uykusuna kadar onu takip etmen gerçekten de gerekli mi?” dedi.

 

“Majesteleri, Cadı Birliği’nin burada olduğuna dair haberleri yaymak için adamlarını diğer kasabalara gönderdi. Bu yüzden birileri cadı habercilerini duyup Majestelerine zarar vermek isteyebilirler. Bundan dolayı da onun yanında olmalıyım.”

 

Bülbül ıslak bir havlu aldı. Kırmızı kemerini ve deri bilekliğini çıkarmadan önce yüzünü sildi. Zırhını çıkardıktan sonra beyaz ceketi ortaya çıkmıştı. Bu Majesteleri’nin en yeni tasarımıydı. Bülbül fildişi renkteki kapüşonlu ceketin çok fazla ilgi çektiğini düşünüyordu. Ama Roland bunun bir suikastçi için çok uygun olduğunu düşünüyordu.

 

Bülbül giysilerini dikkatli bir şekilde asarken her kırışıklığı düzeltti. Ardından kusursuz dercecede fit vücuduna ince geceliğini giydirdi. Karnıyla, uyluklarında tek bir yağ parçası bile yoktu.

 

Nasıl beklenmedik bir olay olabilir? dedi Wendy kitabı indirerek: “Kalenin içinde kız kardeşlerimiz var. Ayrıca dışarıda devriye gezen muhafızlar da var.”

 

“Pekala. Ben sadece Roland’ın güvenliğini sağlamakla görevliyim.” diyen Bülbül yatağın kenarında otururken botlarını çıkardı. İnce bacaklarını kaldırarak Wendy’ye döndü ve kendini yatağa attı.

 

“Dediklerimi dinlemiyor musun?” diyen Wendy iç geçirerek: “Veronica, bizler cadıyız.” dedi.

 

“Biliyorum Wendy. diye başını salladı Bülbül: “Evet, biz cadıyız.

 

Tabii ki Roland’ın daha önceden cadılarla evlenebileceğini ve bu konuda yalan söylemiyor olduğunu biliyordu. Ama bu bilgileri son çare olmadığı sürece ifşa etmeyecekti. Sessizce Wendy’den özür dileyerek konuyu değiştirdi: “Kiliseye karşı olan izlenimin nasıl?”

 

“Neden birdenbire bunu soruyorsun?” diyen Wendy şaşırmıştı.

 

“Kalenin şatosunda, Majestelerinin yanındayken Yüksek Rahip ziyarete geldi ve tahtı ele geçirmesi için ona destek vermeyi teklif etti.”

 

Majesteleri ne cevap verdi?” diyen Wendy’nin sesi gerilmişti: “Yoksa konuşmanın başlangıcında senden ayrılmanı mı istedi?” dedi.

 

Bülbül gülümseyerek başını salladı. Ardından yumuşak bir şekilde konuşarak: Benden sadece, Tanrı Gözü’nün İntikamı’ndan uzak durmamı istedi. Majesteleri, Kilisenin davetini onaylamadı ve teklifi reddetti.”

 

İkinci cümleyle açıkça rahatlamış hisseden Wendy biraz üzüntü ile: ”Ne yazık ki, Majestelerine yapabileceğimiz yardımlarımız Kilisenin tüm kıtayı kapsayan gücünün aksine kısıtlı. Majesteleri teklifini kabul etseydi, korkarım ki çok geçmeden tahtta oturuyor olurdu... dedi.

 

“Sadece Tanrı bilebilir... Majesteleri, Yüksek Rahip’in sadece bir avuç palavra attığını ve sözlerinin birine bile güvenmediğini söyledi.” Bülbül burada durdu ve: “Önemli olan başka bir konu daha var.” dedi.

 

Kırmızı ve siyah hapı gösterdi: “Sisin içinde hapların rengi Tanrı Gözü’nün İntikamı ile aynı renkte. Bu akıl almaz bir şey. Kız kardeşlerimizin Tanrı Gözü’nün İntikamı’nı yutttuğunu gördük. Bu intihar etmekle aynı şey. Yüksek Rahip hapların Kutsal Şehirdeki İbadet odasında üretildiğini söyledi. Sen hiç manastırda yaşadığın zamanlarda böyle bir şey duydun mu?”

 

Wendy, Bülbül’ün Gümüş Şehri’nden ayrılmasına yardım etmişti. Ve kaçışları sırasında onların peşinden gelen kötü adamları yakalamak için tuzak kurmuşlardı. Bu aynı zamanda bir tür intikamdı. Yöntemlerinden biri de, Tanrı Gözü’nün İntikamı’nı yutturmaya zorlamaktı. Yuttuktan sonra kötü adam çok geçmeden ölüyordu. Bütün vücudunun suyu çekiliyormuş gibi acı çekerek yuvarlanıyordu.

 

“Böyle bir şeyi hiç duymamıştım. diyen Wendy gözlerini kapadı. Ardından yavaşça konuşmaya başladı: “Hatırlayabildiğim en eski an, Eski Kutsal Şehir’in bir manastırında yaşadığım. Yüksek duvarlarla çevriliydi. Gökyüzüne hiç bakmadan yaşıyordum. Tüm faaliyetler avluda yapılırdı. Okumayı ve çizimleri yorumlamayı baş rahibe öğretiyordu. Öğretmenin adını hala hatırlıyorum. Faria. Bir keresinde bize okumamız için bir kitap vermişti. Eski Kutsal Şehir’in özel bir tanıtımıyla ilgiliydi. Şehirdeki kiliseler, manastırlar, kütüphaneler, anıtlar ve kahramanlar duvarı vardı. Ama şehirde ibadet odası olduğunu hiç duymamıştım. Kaza gerçekleşene kadar manastırda 10 yıldan fazla yaşadım...

 

Wendy daha önce Bülbül’e manastırın bir cadı tarafından saldırıya uğradığından ve bu saldırıda birçok kişinin öldüğünden bahsetmişti. Bu kaosun avantajından yararlanan Wendy manastırdan çıkmayı başarmıştı.

 

“Hangi cadının Kiliseye tek başına meydan okumaya cüret edecek kadar cesaretli olduğunu bilmiyorum. Ama en azından seni kurtardı.” dedi Bülbül.

 

“Hayır Veronica. O cadı kilisenin içindendi. dedi Wendy başını sallayarak: ”Benim gibi manastırda yetişen biriydi.”

 

“Ne... N-Ne demek istiyorsun?”

 

“Manastırda yaşayan kızlar üç gruba ayrılabiliyordu. İlk grup benim gibi insanlardan oluşuyordu. Manastıra erken yaşta katılıp kendi kökenlerini bilmeyenler. İkinci grup sokakta yaşayıp yerel kilise tarafından kabul edildikten sonra da manastıra gönderilen yetimlerden oluşuyordu. Son grup ise kendi aileleri tarafından Kiliseye satılan kızlardan oluşuyordu. Hepimizin yaşları farklıydı ve farklı yerlerde yetişmiştik. Hatta öğrendiklerimiz bile aynı değildi. Erken yaşlarda kelimeleri tanımayı öğrendik. 10’dan 14 yaşına kadar ilahilere çalıştık 14 yaşından sonra görgü kurallarını öğrendik. Rahibeler alt sınıflara okur-yazar sınıfı, büyük sınıflara ise koro sınıfı ve tören sınıfı diyorlardı. Yetişkin olduktan sonra da manastırdan gönderiliyorduk.

 

Bülbül Wendy’den bu konu hakkında ilk defa farklı şeyler duyuyordu. Daha önceleri Wendy, manastır yaşamındaki tecrübeleri hiç anlatmamıştı.

 

“İlk birkaç yılımda, gece sırasında çığlık atan diğer kızları sık sık duyuyordum. Çığlıklar koro sınıfının ve tören sınıfının tarafından geliyordu. Koro sınıfına girene kadar orada olanları anlayamamıştım. Sonra gece sırasında kilisenin üst rütbelilerinin yatakhaneyi ziyaret ettiğini öğrendim, her zaman birkaç kızı yataktan dışarı sürükleyip ertesi günün sabahına karşı geri gönderirlerdi. Ama bazen... Kızların gelmediği de oluyordu.”

 

Bülbül dudaklarını ısırıyordu. Wendy’nin ne demek istediğini açıkça anlamıştı.

 

“Bu olaylar genelde ayda bir veya iki kez olurdu. Ama bazen çok sık olduğu oluyordu. Neredeyse iki günde bir bile olduğu zamanlar olmuştu. Sonra bir gün ben seçildim. Faria beni odamdan dışarı çıkardı ve onunla beraber olursam her şeyin iyi olacağını kulağıma fısıldadı.

 

Bahçenin altındaki bir odaya beni sürükledi. Oda hafifçe aydınlıktı. Bir tarafta tören sınıfındaki kızlara işkence eden dört veya beş erkek gördüm. Wendy’nin sesi hafifçe titriyordu: Sıra bana geldiğinde kadınlardan birisi aniden zincirlerinden kurtuldu ve kendisine en yakın adamı yakaladığı gibi boynunu kavradı. Sanki bir tavuk öldürüyormuş gibi adamın boynunu çıt diye kırarak onu öldürdü.”

 

“O uyanışını gerçekleştirmiş miydi?

 

“Bilmiyorum. diye başını salladı Wendy: “O adamların üzerinde elbise yoktu. Sadece boyunlarında Tanrı Gözü’nün İntikamı asılıydı. Ama yine de onları teker teker öldürdü. Bacağını kopardığı bir adam ölmeden önce “İnanılmaz!?! gibi bir şeyler söylüyordu. Adamların çığlıkları muhafızlar ve odanın dışındaki Faria’yı alarma geçirdi. Hemen demir kapıyı açıp içeri girdiler ama önlerindeki manzara karşısında yerlerine mıhlandılar. Sonra o kadın da direk onlara doğru koştu.’’

 

“O bir cadı mıydı?” diye soran Bülbül heyecanlıydı: “Muhafızlar onu halledemediler mi?”

 

Cadı onlardan çok daha kuvvetliydi. Daha sonra bu muhafızların Yargı Ordusundan olduğunu öğrendim. Biri ıslık çalarken diğeri kılıcını çekmişti. İlk adam ıslık çalmayı kestiğinde cadı çoktan onun önünde belirmiş ve sadece koluyla göğsünü delmişti. Onun önünde, zırhlar ince kağıt parçasından başka bir şey değildi.”

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18193 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr