Bölüm 104: Planlama ve Eğlence

avatar
1640 0

Release That Witch - Bölüm 104: Planlama ve Eğlence


 

 Çevirmen: Lodos

Güneşli bir öğle vaktiydi. Sonunda Roland’ın sözlerini yerine getirme vakti gelmişti.

 

Sir Pine’e vikont unvanını vermişti. Unvana ek olarak Shishui nehri güneyinde bir bölge ve nehrin diğer tarafında da küçük bir köy kurma hakkı vermişti. Bu bölge ormanla kaplı olsa da, Roland bu araziyi geliştirmeyi planlıyordu. Yeni verdiği toprakların özerkliğinden vazgeçmemesi için Roland, Sör Pine’a bölgenin açılması için mümkün olan en kısa sürede öncelik vereceğinin sözünü vermişti.

 

Dahası, Roland bu açık alanda pek çok farklı endüstri kurup, hisseyi Sir Pine ve torunlarına verecekti. Tabi ki Roland, sanayileri denetlemesinin neden gerekli olduğunu anlatmak için teknik yeteneklerini kullandı. Ayrıca, bir şey yapmadan para almak için bunun en iyi olasılık olduğunu da söylemişti.

 

Sir Pine bu teklifi kolayca kabul etti. Sonuçta, bu tür işleri sevmiyordu. Ona göre savaşa doğru at sürmekten daha ilginç bir şey olamazdı. Fakat kızını geri aldıktan sonra, odak noktasını avcılığa çevirmişti. Eski bölgelerindeki işleri çoktan harap olmuştu, bu yüzden Roland’dan Uzun Şarkı’nın doğusunda bulunan topraklarını satmasına yardım etmesini istemişti. Ailesi çoktan hareket etmiş ve Sınır Kasabası’nda yaşamaya başlamıştı. Roland doğal olarak bu isteği kabul etmişti.

 

Şövalye unvanına layık görülen Brian, unvan kazanan diğer bir kişiydi. Daha sonra Brian’a, kendi topraklarını mı almak istediğini mi yoksa orduda hizmet etmeye devam mı etmek istediğini sormuştu. Arazi seçerse, artık Sınır Kasabası’nın birinci ordusunda görev yapamazdı. Orduya katılmaya karar verirse, diğer askerler gibi bazı başarılar kazanmadan araziyi hemen alamazdı. Brian tereddüt etmeden, ikinci seçeneği seçti.

 

En sonunda Roland, nihayet topraklarının genel düzenini planlamaya başlayacaktı. Bir sınırı Shishui Nehri iken diğer sınırı Geçilmez Dağ idi. Yaşam alanı üç kilometre uzunluğundayken, yedi ila sekiz kilometre de genişliği vardı. Konut alanlarının yapımından sonra, subaylık terfisine ek ödül olarak bu konutları verebilirdi.

 

Shishui nehrinin diğer tarafı gelecekte sanayi sayesinde tarım bölgesi haline gelecekti. Arazi güneye doğru genişleyebilirdi, ama tek sorun hala ormanla örtülü olmasıydı. Buna ek olarak, bölgenin anatomisi ilerilere gidildikçe eğimliydi. Halkın ihtiyaçlarını karşılamak için Roland, araziyi ıslah etmeye başlamalıydı.

 

Askeri karargahın ve ordu evinin, batı sınır bölgesi ve şeytani canavarların saklandığı orman da açılması gereken önemli bölgelerdendi.

 

Ormanın hazine bakımından geniş bir yelpazesi vardı. Odunlar, yenilebilir mantarlar, vahşi hayvanlar, otlar ve daha fazlası. Odun inşaatta veya endüstride kullanılıyordu. Ama yakıt kaynağı olarak da kullanılabilirdi. Ormanın kapladığı geniş alan da şok ediciydi. Roland, burayı keşfetmesi için çoktan Şimşek’i göndermişti. Ama Şimşek otuz kilometreden fazla uçmasına rağmen hala sonunu görememişti. Eğer bu ormandaki odunların hepsi bir ateş yakmak için kullanılacak olsaydı o ateş çok uzun bir süre boyunca yanardı.

 

En son bölge ise Saklı Orman ile Geçilmez Dağ arasındaki topraklardı. Buralar kimsenin toprağı değildi. Sınırlı bir bölgeydi, başka bir deyişle çorak ve barbar topraklardı. Geçilmez Dağ ile orman sınırı arasında kalan bu toprağın ne kadar büyük olduğunu sadece tahmin edebilirdi. Her iki sınır da son derece uzundu. Gökhisar Krallığı’nın topraklarından çok daha büyüktü. Böylesine geniş ve sahipsiz bir arazinin karşısında, Roland’ın kalbi kıpraşıyordu.

 

Fakat biliyordu ki, şu anlığına bu araziyi almasına gücü yetmiyordu. Şu an için Sınır Kasabası’nın nüfusunu artırmak en önemli önceliğiydi.

 

Kaledeki ofisinde geri döndüğünde, ressam Soraya’yı çağırdı.

 

“İşlerin nasıl gidiyor, hala Belediye binasına mı yardım ediyorsun?”

 

“Bir günde hiç bu kadar çok resim yapmamıştım.” dedi. Onu en son gördüğü zamandan çok daha iyi gözüküyordu: “Bugün temel resimleri bitirdim, ama bir pencereden bakıp kafalarının resimleri çizmek biraz garip geliyor.”

 

“Sihirli kalemini görürlerse kolayca korkarlar. diyen Prens gülümsedi: “Sınır Kasabasında cadıların olduğunu biliyorlar. Ama halkla yakın temasta olursan kolayca kazaya neden olabilirler. Bu nedenle, cadı olduğunu bilmelerini engellemek için bazı basit önlemler aldık. Daha sonraları görüşlerini yavaş yavaş değiştirmeye başlayacaklardır. ”

 

Soraya’nın fotografik yeteneği, Roland’ın vatandaşlık kayıt programını yeni bir seviyeye getirmesinde yardımcı olmuştu. Bu plan için, Belediye binasında bir oda boşaltmış daha sonra kasabanın vatandaşlarıyla ilgili bilgileri depolamak için bu odayı kullanmıştı. Bir nüfus cüzdanına benziyordu. Her bir kağıt parçasında adları, yaşları, adresleri, kan akrabaları vb. şeyler yazılmıştı. Bu bilgiler, kış boyunca topladığı toplam istatistiklerdi ve şimdi kayıtlar yeni içerikle genişletilmişti. Tüm kişisel kimliklerin en büyük değişimiyse, her birine “renkli fotoğraf” eklemesiydi.

 

Roland belediye binasında bir kişinin girmesi için yeterince büyük olan ama kolaylıkla görülmeyecek küçük bir oda hazırlatmıştı. Soraya’nın boyaması gereken kişinin yüzünü görebileceği küçük bir pencere vardı. Böylece, portresini çizdiği sırada, diğer kişi sihirli kalemi kullandığını göremiyordu.

 

Kasaba sakinlerinin bu kadar rahat bir şekilde gelmesini nasıl hallettiği ise şöyle idi. Roland’ın metodu çok basitti, kim gelip bilgilerini verirse, 10 kraliyet bakırı alıyordu. Belediye binasına bu parayı tahsis etmesini emretmişti.

 

“Bugün seni başka bir şey çizmek için çağırdım.” diyen Roland bazı kesilmiş kağıtları çıkarıp Soraya’ya verdi.

 

İkinci fark ettiği şey bu kağıt parçalarınının boyutları tamamen aynıydı – yarım avuç boyutundaydı ve dikdörtgen biçimliydi.

 

“Nasıl bir şey resmetmemi istiyorsun?”

 

“Eğlenceli bir kaç şey.dedi Roland.

 

Bu fikir aklında uzunca bir süredir vardı. Cadıların pratik yapmanın yanında yapacak hiçbir işleri yoktu. Yaşamları biraz sıkıcı geçecekti. Prens için de aynı şey söylenebilirdi. Özellikle karın eriyeceği vakte kadar, kalede sıkışıp kalmıştı. Bu nedenle, bazı oyunları kendi eski dünyasından yeniden icat ederek, cadıların rahatlamasına yönelik bir yol bulmuştu.

 

Aklına gelen ilk fikir bir kart oyunu yapmaktı ama sahip olduğu yumuşak normal kağıt kart oyunları için uygun değildi. Karıştırması da zor oluyordu. Ama Soraya’yla beraberken nihayet biraz gelişmiş bir şeyler yapabilirdi.

 

“Eğlence mi?” Başını eğdi, kare bir kağıda nasıl eğlenceli bir şey çizebileceğini merak ediyordu. “Tamam, son sözü siz söyleyeceksiniz.”

 

“Öncelikle, bu kağıdın üzerinde ağır bir arbaleti olan bir asker çizmelisin.”

 

“Hayal etmeli miyim?”

 

“Evet, zırhı, vücut şekli, yaşı ve çevresi, her şey senin hayal gücüne bağlı tabi. Ama arbaletin ağır olması gerek.

 

Ah... Bir deneyeyim... Soraya gözlerini bir süre kapattı. Bir süre düşündükten sonra kalemi elinde belirdi. Çok geçmeden elinden kağıda parlak bir ışık akmaya başlamıştı.

 

Kısa bir süre sonra orta yaşlı bir adam gibi gözüken arbaletli bir asker kağıtta gözükmüştü.

 

“Çok iyi. diye övdü Roland: “Bir sonraki resmin ne olması gerektiğini düşüneyim... Kağıdın sol üst köşesine ve ortasına, küçük bir daire çiz. Kartı aklında tekrar düşündü: “İlk daire beyaz olsun ve merkezi de altınla kaplanmış olsun. İkinci daire turuncu renkteyken merkezi yine altın kaplı olsun.

 

Daireler bittiğinde Roland, ilk daireye bir sayı eklemesini istedi. İkinci daireye ise yay ve ok simgesi ekleyeceksin.”

 

Soraya’nın yetenğinin güzelliği, boyamak zorunda kaldığı materyali görmezden gelmesiydi. Boş bir kağıt parçası ya da önceden boyalı bir parça olsa bile, çok fark etmiyordu. İkinci çizimi, eski çizimini mükemmel bir şekilde kaplayabiliyordu.

 

Böylece, Roland’ın önünde narin bir “arbalet kartı” ortaya çıkmıştı.

 

“İstediğin bu muydu?” diye sordu.

 

“Bu sadece bir ünite kartı, boyamanı bekleyen birçok benzer türde kart var. En sonunda, sana bir deste verip nasıl oynanacağını öğreteceğim.”

 

Roland, gözleri kapalıyken resim çizen Soraya’ya baktığında ufacık da olsa şöyle bir hayal kurmuştu: “Yapmanız gereken önemli bir şey var mı? Yoksa, bir raund “Gwent” oynayalım! ”

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18421 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37652 Bölüm Sayısı


creator
manga tr