Bölüm 74: Gemi İnşa Projesi

avatar
1683 1

Release That Witch - Bölüm 74: Gemi İnşa Projesi


 

 Çevirmen: Lodos

“Ne? Neden satın almayı göze alamayız?“ Roland ofisindeki masadayken, iki direkli gemi alma isteğini tartışıyorlardı.

 

Barov boğazını temizleyerek açıkladı: “Majesteleri imkansız. İki direkli geminin maliyeti 80 ila 120 kraliyet altını arasında. Bu sadece üretim maliyeti bir de. Mürettebatın ücretlerini de hesaba katmalıyız. Bütün ek masrafları hesaplarsak 200 kraliyet altın ödeme yapmamız gerekecektir.”

 

“Denizcilere ya da bir dümenciye ihtiyacımız olmadığını söylemedim mi? Ayrıca bir kaptana da ihtiyacımız yok, sadece gemi almalıyız!” Roland, bu noktanın altını çizmek için masaya vurarak bağırdı. Wendy’nin yardımı sayesinde gemiyi kullanmak için bu kadar çok insana ihtiyaç duymayacaktı. Nehirdeki yelkenli gemiler genelde tek yönde ilerlerdi. Bunu halletmek için yalnızca yelkenler ayarlanmalıydı ve bu da dümenciler ve denizcileri gereksiz hale getiriyordu. Rüzgarı kontrol edebildiğimiz sürece korkulması gereken bir şey kalmayacaktı.

 

“Majesteleri, bu tür teklifler en azından Söğüt Kasabasında mevcut değil.” Barov dikkatle açıkladı: “Bu sektör hakkında yeterince bilginiz yok gibi gözüküyor. Genelde geminin sahibi aynı zamanda kaptanıdır. Ayrıyetten bir tüccarın ya da bir soylunun malı da olabilir. Eğer ilk grup ise, marinası olan büyük şehirler veya kasabalar arasında mal satmak veya satın almak için kullanacaklardır gemiyi. Eğer ikinci gruba aitlerse, genellikle tekne arayan vekil bir kaptan tutulur ve çalışanlar da aylık ücret almazlar. Bunun yerine ücretler bir ila üç yıl sürede tek seferde ödenir.”

 

“Çoğu zaman tekneyle mürettebat birbirine bağlıdır. Bir kaptanın gemisini onun, önceden işe aldığı mürettebat olmadan satın almaya niyetlisiniz. Dolayısıyla çalışanlara ödediği ücretin parasını kaybedecektir. Aristokrasi üyeleri için bile seksen kraliyet altını az miktar bir para değil. Ay başında Söğüt Kasabası ile ticaret yaptıktan sonra, belediye binası anca şimdi üç yüz on beş kraliyet altınıyla dengeyi yakalayabildi. Ama şu anda bu paranın yarısını bir tekne almak için harcarsak, askerlerin ücretlerini ödeyemeyiz.” Bakan yardımcısı nefes almadan konuşuyordu. Konuşmayı bitirdiğinde bardaktan bira yudumlaması gerekmişti.

 

Roland duyduklarını düşündükten sonra: “Bu kadar zamandır bunu demek istiyordun…” dedi.

 

“Evet. Barov başını salladı: “Gemilerin mürettebatı olmadan satılabilmesi için iki durum var. Birincisi, tüccarların acil bir paraya ihtiyacı olması ve mülklerinin hepsini satmak zorunda kalmaları. Mürettebatlarını dağıtıp sonra da gemiyi olabildiğince çabuk satmaya çalışacaklardır. İkinci durumsa bir gemi sahibinin eski gemisini yenisiyle değiştirmek istemesi. Her iki durum da iyi bir fırsat ancak bu durumların çok nadir yaşandığını söylemek zorundayım. ”

 

“Bekle.kaşlarını çattı Roland: “Yeni bir gemi almak istediğinde demiştin… Bu durumda bu gemiler nereden geliyor?”. Barov yanıtladı: Berrak Su Limanı, Deniz Esintisi Bölgesi, Uzak Görüş Noktası. Sadece limanlarında tersaneye sahip olan bu şehirler yeni gemi üretebilir. ”

 

Bunu duyan Roland bir anlığına sessizleşmiş ve düşünmeye başlamıştı: ‘Söğüt Kasabası’ndan bir gemi almak imkansız. Bununla beraber, liman şehirlerinden herhangi birine seyahat etme imkanım da yok. Çok uzaktalar ve bir mürettebat tutmazsam, gemiyi Sınır Kasabası’na nasıl getireceğim?’

 

“Madem durum bu. Ben bunu biraz düşüneceğim.” diye yanıt verdi Roland.

 

Yardımcı bakan, Prens’in düşüncelere daldığını görmüş ve odasını hızla terketmişti.

 

Roland’ın gelecek planlarında, gemi yeri doldurulamaz bir role sahip idi. Topçuları taşımanın hızlı ve basit bir yolu olmazsa onları savaşta kullanamazdı. Genel olarak Dük’ün birliği, kalenin askerleri, paralı askerler, çiftçiler ve şövalyelerden oluşuyordu. Yavaş hareket edecek olmaları kaçınılmaz idi.

 

Ancak, topçular daha da yavaş olacaktı. Tıpkı Carter’ın dediği gibi, bir çukura girer girmez topçu daha ileri gidemeyecekti. Bu çağda asfalt yol yoktu, hatta taş yol bile yoktu. Bu zamanda insanlar genelde yürüyerek patikalar ortaya çıkarıyorlardı. Güneşli günlerde şanslıydılar. Ama yağmur yağdığında yol çamur oluyordu.

 

En nihayetinde şimdiye dek her zaman olduğu gibi, yine kendine mi güvenecekti?

 

Roland bir parça kağıdı masaya yadı ve gerekli özellikleri yazdı. Öncelikle, gemi otuz kişiye ek olarak bir veya iki top taşımak zorundaydı. Bu yüzden mekanik güç olarak, yalnızca yelkenle çalışamazdı. İkincisi, gemi nehirlerde kullanılacağından dolayı çok da derin olmayan güçlü bir gövdeye sahip olmalı idi. Üçüncüsü ise askeriye üyelerinin kısa bir eğitim sonrasında geminin kullanımını öğrenebilmeleri için, kullanımı kolay olmalıydı.

 

Bütün bu noktalar göz önüne alındığında tek olası cevap düz tabanlı bir mavna inşa etmek idi.

 

Roland’ın önündeki taslak çok yüzeyseldi. Çok düşük bir ağırlık merkezine sahip olan bu tür bir gemi nerdeyse tüm nehirlerde görülebilirdi. Eskiden, birçoğunun üzerinde yığınla kum veya çakıl taşı yüklediğini ve bunların korkuluklarının suyun yüzeyiyle hemen hemen aynı seviyede olduğunu görmüştü. Ayrıca bir römorkör olduğu müddetçe, bu mavnayı çekebilirlerdi.

 

Geminin türünü belirledikten sonra bir sonraki önemli noktaysa, gemiyi inşa ederken hangi malzemenin kullanılması gerektiğini belirlemekti.

 

Roland üç farklı seçenek yazmıştı: Ahşap, demir ve beton.

 

Ahşaptan yapılmış tekneler, deniz teknolojisinin en ilkel hali gibi bir şey idi. Bir saldan başlayıp üç direkli bir savaş gemisine kadar ilerletebilirdiniz. Nehir veya deniz fark etmezdi. Ahşap tekneler her yerde kullanılabilirdi. Maalesef Roland düz tabanlı bir gemi imalatı açısından kütüğü nasıl kullancağını bilmiyordu. Ayrıca yetenekli ustaları da yoktu. Eğer kendisi bir şeyler yapmaya kalkışırsa ellerine geçecek tek şey her an parçalanabilecek bir sal olurdu.

 

Demirden yapılan gemiler evlerin yapım mantığı ile benzeşiyordu. İki kirişle çapraz bir çizgi çekilerek omurga oluşturuluyordu. Oluşan omurga demir panellerle kaplanıyordu. Anna kaynak yapabildiğinden, genel bir sağlamlık garanti edilebilirdi. Ama eğer demir ile yapmayı denerlerse zaten az olan demir rezervlerini bitireceklerdi. O yüzden bu sadece son çare olacaktı. Çünkü ellerindeki demirden buhar motoru veya top yapmak çok daha mantıklı bir seçimdi.

 

Gemi yapmak için kalan son seçenek ise betondu. Şehrin sur inşaatı tamamlanmıştı. Dolayısıyla bu hammaddeden elinde fazladan vardı. Anna’nın eskiden yüksek ısıda eriterek yaptığı gibi bir ya da iki gemi için yeterli miktarda beton üretebilirlerdi. Yapım işlemi de demir gemiden çok daha kolay olacaktı. Demir çubuklarla takviye edilebilecek ahşap bir kalıp üretebildikleri sürece betonla doldurabilirlerdi. Bu kırsal alanda bile beton haricinde bir malzeme ile birçok balıkçı teknesini kolayca yapabilirlerdi. Demir gemilerine kıyasla paslanmazlardı. Geminin fazla bakıma da ihtiyacı olmayacaktı. Düşük bir maliyetle betonda bir gemi inşa edilebilmesine rağmen gene de güçlü ve dayanıklı olacaktı. Okyanuslardan geçen büyük gemilerin nasıl yapılacağını hiç bilmiyor olsa bile, nehirde gidecek yelkenli bir gemi için yüksek seviyede teknolojik bilgiye gerek yoktu. Yani, inşa etmek bir sıkıntı olmazdı, değil mi?

 

Zihnindeki tüm ayrıntıları resmeden Roland, tüylü kalemini aldı ve mavnanın eskizlerini hızla çizmeye başladı.

 

……

 

Shinshui Nehri yakınında bir alanda duvarlarla örtülmüş bir baraka vardı.

 

Roland denize indirme işlemini kolaylaştırmak için, gemi inşa alanını mümkün olduğunca nehre yakın bir yere konumlandırmıştı.

 

Kulübe, rüzgar ve kara karşı koruma sağlıyordu. Ayrıca sıcaklığın çok fazla düşmesini önlemek ve sertleşme etkisini yok etmek için kömürün yakılabileceği iki havzası daha vardı. Marangozlar teknenin tahta kalıbını çoktan birleştirmişlerdi. Öndeki direnci azaltmak için yayımsı dairesel bir tasarım kullanılırken, kıç tarafında yükleme alanını arttırmak içinse kare bir tasarım kullanılmıştı. Teknenin uzunluk-genişlik oranı üçe bir idi. Genişliği sekiz metreydi. Geleneksel sekize bir oranına kıyasla, bu biraz şişman bir gemi olmuştu. Merkezde iki direk dikilmişti. Direkler güverteye yerleştirilmiş ve geminin demir kirişlerine bağlanmıştı. Güverteye, bir yedek dümen yerleştirmişlerdi. Gövdenin her yeri, çapraz demir çubuklarla güçlendirilmişti.

 

Demir teller olmamasına rağmen Anna çapraz demir çubukların tüm köprülerini/birleşme noktaları sağlam bir şekilde kaynakladığı için bunun çok da bir önemi yoktu. Kalıp ve takviyeler hazır olduğundan dolayı Roland işçilere doldurmaya başlamalarını emretti.

 

Beton, bir havza benzeri bir kalıbın içine döküldü. Ortası düzdü, ancak çevreleyen duvarlar beş metre daha yüksekti, şekillenenler kabinin duvarlarıydı. İlk bakışta, benzersiz şekilli bir küvete benziyordu.

 

Anna dahil inşaatta çalışmış olan herkes, duvarları inşa etmek için kullanılan bu tuhaf malzemenin gemi inşa etmek için kullanılabileceğini düşünmemişlerdi.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18330 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37561 Bölüm Sayısı


creator
manga tr