Bölüm 61: Eve Dönüş

avatar
1671 1

Release That Witch - Bölüm 61: Eve Dönüş


 

 Çevirmen: Lodos

Roland, yeni buhar motorunun alt kısmını monte etmek için çömeldiği sırada havada birdenbire üç kişi belirmişti. İnleyerek yere düşmüşler ve düşerlerken Roland’ı da düşürmüşlerdi.

 

Anna öyle korkmuştu ki hemen geriye zıplamış ve yabancılardan korunmak için yeşil alevlerden bir duvar yükseltmişti.

 

Roland başını kaldırıp baktığında, kadınlardan birinin uzun zamandır dönüşünü beklediği Bülbül olduğunu fark etmişti. Yüzünden yorgun olduğu görülüyordu. Yanakları anormal derecede kırmızıydı. İşin aslı Bülbül uzunca bir süredir soğukta ve rüzgarlı bir havada koşuyordu.Bu soğuk havaya rağmen alnında boncuk boncuk terler birikmişti.

 

Bülbül kafasını kaldırdı ve endişeyle bağırdı: Majesteleri, lütfen Nana’yı çağırın. Ona acilen ihtiyacımız var! ”

 

Roland, Bülbül’ün sırtına bağlı duran gözleri kapalı kadının ne kadar solgun durduğunu o an fark edebilmişti. Kıyafetleri vücudundan sızan kanlardan dolayı kıpkırmızı idi ve bir kolu da koptu koacak durumdaydı.

 

Hemen kendine geldi ve muhafızlara doğru bağırdı: “Cardin, sağlık ocağına git ve Nana’yı getir!”

 

“Emredersiniz, Majesteleri!” Muhafız cevap verdiği gibi dışarı fırlamıştı.

 

Bu ikisinin dışında, Bülbül’ün koltuk altında da bir genç kız duruyordu. Bu ciddi durum onu etkilememiş gibi meraklı bir şekilde etrafa bakıyordu.

 

“Sen yaralı değilsin, değil mi?” Roland, bunu söylerken bir yandan da Bülbül’ün sırtındaki kızın iplerini çözmeye çalışıyordu.

 

“Ben İyiyim Majesteleri... Üzgünüm, kız kardeşlerimi Cadı Birliği’nden getiremedim.” Bülbül zorlukla nefes alıyordu, sesi çok zayıftı. Görünüşe göre çok uzun bir yolculuk geçirmiş ve fiziksel olarak kendisini fazlasıyla tüketmişti.

 

“Daha fazla konuşma, dinlenmen gerek.” Roland baygın, yaralı kadını aldı ve Anna’nın Bülbül’e yol göstermesine izin verdi. Böylece, beş kişi kaleye geri dönmüşlerdi. Bülbül’ün Anna’nın hemen yanında bir odası vardı. Bu yüzden Roland kaleye girer girmez hizmetçilere, Bülbül’ün odasında bir ateş yakmalarını bir de sıcak su getirmelerini emretmişti. Nana gelince olanları anlatıp yarayı temizledikten sonra Nana rahatça işini yapsın diye odadan çıkmıştı.

 

Ölüm gerçekleşmediği sürece Nana her yarayı daha önce hiç yaşanmamış gibi iyileştirebilirdi. Bu nedenle hayatının kurtulması problem olmamalıydı. Her ne kadar Bülbül kolu dikkatle bağlamış olsa da, kan dolaşımı çok uzun süredir kesik durumda idi. Bu yüzden Roland, kolu kurtarabilecekler mi bilemiyordu. Yaranın temizlenmesinden sonra tedavi için hastanın soyunması gerekiyordu. Dolayısıyla Roland bir centilmen olarak odadan dışarı çıkmayı seçmişti.

 

Peki bu nasıl olmuştu? Roland kendisine bunu soruyordu. Cadı Kampı şeytani canavarlar tarafından saldırıya uğramıştı ve Bülbül başka kimseyi kurtaramamış mıydı? Eğer bu doğruysa, bu gerçekten büyük bir kayıp olurdu.

 

Roland gergin bir şekilde kapıda duruyordu. Yaklaşık yarım saat sonra kapı açıldı ve dışarı çıkan ilk kişi, Bülbül’le beraber sağlıklı bir şekilde gelen tanımadığı kızdı. Kapının önünde Roland’ın beklediğini gördüğünde başını sallayarak şöyle dedi: Sen aynen Bülbül’ün anlattığı gibisin.”

 

“…”

 

 Roland, bu cümleden ne anlam çıkaracağını bilemedi ve: “Benim için ne söyledi?” dedi.

 

Kız soruya cevap verirken kapıyı da hafifçe kapatmıştı:“Cadıları önemseyen bir prens. Ama maalesef bütün bunlar o kadar inanılmazdı ki cadıların çoğu Bülbül’ün söylediklerine inanmadı. Aslında ben de ona inanmamıştım ama tıpkı babamın her zaman dediği gibi: ‘Dünya çok büyük ve her çeşit insan var. Benim adım Şimşek Majesteleri. Sizinle tanıştığıma memnun oldum.” Konuşmayı bitirince başını eğdi ve sağ elini sol omzuna koydu – muhtemelen bu onun selamlamasıydı.

 

Roland bu garip selamlamayı o kadar da kafasına takmamıştı. Asıl önemsediği nokta: Çoğu insan ona inanmadı” kısmı idi. “Cadı Birliği Kampı şeytani canavarlar tarafından saldırıya uğramadı mı yani?” dedi.

 

“Saldırı mı? Ah, hayır… Neden böyle düşündünüz ki?” dedi ve aniden işaret parmağını alnına koydu. Bir aydınlanma yaşamış gibi: “Evet, anladım. İçerde yatan hasta kadın Wendy, Cadı Birliği’nin efendisi Cara tarafından yaralandı.” dedi Şimşek. Sonra da hikayeyi anlatmaya başladı.

 

Roland olanları duyduktan sonra sessiz kaldı ve düşündü. Cadıların yüzleşmek zorunda kaldığı acımasız baskıyı hafife almıştı. Uzun yıllardır cadılar ve kilisenin üst soylu sınıfı arasında devam eden nefret zirveye ulaşmıştı. Ve Cara da, aşırılıkla hareket eden bir insandı. Roland’ın, Cadı Bilriği’nin liderinden aldığı diğer bir izlenim de Wendy ile aynı şekilde davranan insanların kökünü kurutacak güce sahip olduğuydu.

 

Neyse ki, Bülbül güvenle geri dönmeyi başarmıştı.

 

Ve sadece bu da değildi. Aynı zamanda Sınır Kasabası’na iki de yeni cadı getirmişti. İnşa edecekleri Cadı Evi meselesine gelince, Roland hala inşaatı yaptırmayı düşünüyordu. Şu anda buna ihtiyaç duymasalar bile, cadı sayısının artması ihtimali hâlâ mevcuttu.

 

“Yani sen de Cadı Birliği’ndensin?

 

“Artık değil.” Şimşek iç çekti ve: “Wendy ve Bülbül için de aynı şey geçerli. Ayrıldığımızdan itibaren artık geri dönmemiz mümkün değil. Korkarım Cara gururunu ezip geçmez. ”

 

Roland şüpheli bir biçimde: “Bülbül onun vücudunu delip geçmiş. Hala iyileşebilir mi ki?”

 

“Muhtemelen. Kampta Ot Cadısı diye bilinen bir cadı var. Bazı bitkilerin etkisini birkaç kere artırabilir. Bazı kan durdurucu bitkilerin etkisini değiştirerek kan yenileyici bir ilaca dönüştürebilir. Cara’nın hayatını kurtarması sorun olmaz. Ancak sizin iyileştirme yeteneğine sahip cadınız ile kıyaslandığında yaptıkları hiçbir şey.”

 

Bunu duyan Roland yeni bir sıkıntı çıkacağını fark etmişti. Sanki sadece Kilise için endişelenmesi yetmiyormuş gibi, şimdi bir de cadılara dikkat etmesi gerekecekti. Neyse ki ana amaçları Kutsal Dağ’ı aramaktı. Bu yüzden umarım Bülbül’ü aramak onlara fazlasıyla zahmetli gelirdi.

 

“Bülbül’ün söylediklerine inanmadığını söylemiştin. Öyleyse neden onunla birlikte Cadı Birliği’nden ayrıldın?”

 

“Çünkü siyah-beyaz duman üfleyen bir makinen var.Taşlardan gri tozlar yapıp bu tozlarla da dağları parçalayabilen yıldırım gibi patlamalar yapabilirsin. Şimşek, Bülbül’ün söylediği kelimeleri birebir tekrarlamıştı: “Belki cadılara iyi davranan bir Prens konusu yalandı ama bu konuda böyle gerçekçi fikirler bulup yalan söylemesi mümkün değildi. En azından, kaşif sezgilerimin bana söylediği şey bu ve beyaz gaz çıkaran bahçedeki canavar da benim haklı olduğumu gösteriyor. Bu canavar mı? Bülbül buna bir şey…. buharlı motor diyordu, değil mi? ”

 

“Kaşif?” Roland otomatik olarak son soruyu görmezden geldi.

 

“Evet, kaşif!” Şimşek sözlerini vurguladı, “Ayrıca bu da Bülbül’ü takip etmeyi seçmemin bir diğer nedeni. Tüm kaşifler bilinmeyeni merak ederler. ”

 

“…”

 

Roland gizlice iç çekmişti. Bu cadıyla ne yapmalıydı? Onun gibi birisi sadece zengin bir ailede doğmuş olduğu için bu yaşa kadar hayatta kalmış olabilirdi. Yalnızca kıyafetleri yüzünden değil aynı zamanda kısa altın rengi saçlarından dolayı da onun erkek fatma olup olmadığını anlamak için bir kere daha bakmak zorunda kaldı: Adının Izawa Riel olmadığından emin misin?”

 

Küçük kız gururla: O da kim? Benim adım Şimşek ”dedi.

 

Bu sırada kapı bir kez daha açıldı ve Anna ile Nana dışarı çıktı.

 

“Nasıl oldu? diye sordu Roland, İyi geçti mi?”

 

Nana’nın kafa salladığını görünce, Roland nihayet rahatlayabildi. Genellikle bir organ kesildikten ya da koptuktan sonra altı ila sekiz saat içinde yeniden dikilmeli idi. Bu zaman sınırı aşıldığında, başarı oranı büyük ölçüde azalacaktı. Şimşek, Sınır Kasabası’na gelmelerinin birkaç gün sürdüğünü söylediğinden dolayı Wendy’nin uzvunun kurtulma şansı aslında çok azdı. Sinirlerin konvensiyonel cerrahi ile yeniden birleştirilmesi imkansızdı. Böylece bir kez daha Nana’nın inanılmaz şifa kabiliyetini görülüyordu.

 

Şimdi genç cadı da yorgundu. Tedavi sırasında büyük efor harcamış gibi görünüyordu. Roland onları cesaretlendirmek için şöyle “Bugün hepiniz çok çalıştınız, bu yüzden akşam yemeğini yedikten sonra ikiniz de Anna’yla beraber burda uyumalısınız.” dedi. Bu Bay Pine’ın da burada uyuyacağı anlamına geliyordu.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18122 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr