Bölüm 58: Kaçış

avatar
1653 1

Release That Witch - Bölüm 58: Kaçış


 

Çevirmen: Lodos 

Bülbül ne kadar vakit geçtiğini bilmiyordu. Uyandığında ellerinin bir kazığa bağlı olduğunu fark etti. Aynı durum beli ve ayağı için de geçerli idi, onlar da kazığa bağlanmıştı. Mücadele ederek kendini bu durumdan kurtarmaya çalıştı, ancak vücudu direğe o kadar kuvvetli bağlanmıştı ki hiç hareket edemiyordu.

 

Bir sonraki adım büyü kullanmayı denemekti. Gücünü çağırdığında o tanıdık hissi duyumsamıyordu – Büyü gücü de kesilmiş gibi görünüyordu, eli kolu bağlıydı yani--. Bülbül aşağı baktığında, boynunda asılı duran şeffaf prizmatik bir nesne gördü.

 

“Sonunda uyandın.” dedi Cara. Ona doğru yürüdü ve konuşmaya başladı: “Felç etme zehrim hakkında ne düşünüyorsun? Açıkçası senin için büyük umutlarım vardı Bülbül. Ancak ne yazık ki benim planlarımda senin yaşaman için bir yer yok. ”

 

“…”

 

 Bülbül başta nasıl bir cevap vereceğini bilemese de sonra derin bir nefes aldı ve sitemle: “Demek sende Tanrı Gözü’nün İntikamı var, ha? Cara, hala ne yaptığının farkında değil misin?” Bu sembol aslında Kilise’nin cadıları bastırmak için kullanmış olduğu zincirlerdi ama şimdi cadıların kendi liderleri bile tıpkı Kilise gibi Bülbül ile başa çıkmak için bu zincirleri kullanıyordu! Onu daha da öfkelendiren şey, etrafındaki kalabalığın yüzlerinin ona duygusuzca bakmakta olduğu idi. Gördükleri şeyde sanki yanlış bir durum yokmuş gibi bakıyorlardı. Kahretsin! Kendi gözyaşları iliklerine işliyordu Bülbül’ün. Acaba cadılar şu anda tıpkı o nefret ettikleri ölümlü insanlar gibi davrandıklarının farkında mıydılar?

 

Cara kayıtsızca: “Bu sadece beni dinlemeyen kötü kızları cezalandırmak için bazen kullanılacak bir araç.” dedi. “Bülbül, sen cezalandırılması gereken bir insan mısın? Ya da Veronika mı diyeyim? Asil bir ailede doğdun, bir cadı statüsüne düştün. Ama yine de toplumsal hiyerarşide nasıl tırmanacağını düşünüyorsun.”

 

“Neden bahsettiğini bilmiyorum.”

 

“Beni hayal kırıklığına uğrattın. Wendy seni soyluların elinden kurtardığında, Cadı Birliğinin yanında yer alacağını düşünmüştüm. Ancak şimdi ne yaptığına bir bak! Yakında Kutsal Dağ’ı keşfedeceğiz, sen ise amacımıza ulaşmamızı engellemek istiyorsun!” Cara başını sallayarak yüksek sesle güldü ve: “Bizleri, kız kardeşlerini Prens’e götürmeye çalışmıyor musun? Çok uzun süre esir tutulduğundan dolayı hizmetçilik senin içine işlemiş. Bu yüzden yalnızca yanında bir usta olduğunda yaşayabilirsin, yoksa? Sadece daha iyi bir konuma erişmek için mi bizi soylulara satacaksın?”

 

“Yaptığım her şey kız kardeşlerim içindi.” Bülbül öfkesini bastırmak zorunda kaldı. Ne kadar bağırırsa bağırsın anlamsızdı. Bu yüzden sakin bir sesle: “İstediğim tek şey uyanış günlerinde kimsenin ölmemesi, günlük hayatlarında giyecek ve yiyecek bulmak için endişelenmeyecekleri bir hayat yaşamaları. Planını durdurmayı asla istemedim ama kız kardeşlerim kendi yaşam biçimlerini özgürce seçme hakkına sahip olmalı. Sınır Kasabası’nda muazzam değişiklikler yaşanıyor şu an. Buhar makinesinin yapım planını bile getirdim. Neredeyse sınırsız bir güçle kendi kendine çalışabilen bir makine bu. Bu tür bir makine ile madendeki suyu doğrudan pompalayabiliyorsun ve o su insana epey bir yetiyor. Her gün su bulmakla uğraşılmıyor.”

 

Cara bir kez daha güldü ve aşağılayıcı bir biçimde sordu: “Sen hala bundan mı bahsediyorsun?” Arkasına döndü ve parşömeni aşağı doğru yuvarladı. Şimdi herkes parşömeni görebiliyordu: “Bu parşömen üzerine boyanmış hiçbir şeyi anlamamama rağmen, bu bir grup ölümlünün inandığı şeyler… Soğuk demirlerin bir araya getirilmesi ile canlı bir mekanizma gibi bağımsızca çalışıyor mu? Hepimizin üç yaşında çocuklar olduğumuzu mu düşünüyorsun?”

 

Önündeki ateşe doğru yürüdü ve ruloyu kömürlerin içine attı.

 

 “Hayır!” Bülbül boşuna bağırıyordu, plan ateşin içine küllere dönüşürken yapabildiği tek şey boş boş bakmaktı.

 

Cara Bülbül’ü tehdit ederken, ateşte parlak kırmızıya dönmüş olan demir bir şişi aldı: “Sabrım tükendi, sana son bir şans veriyorum. Cadı Birliği’nde, tüm kız kardeşlerinin önünde suçlu olduğunu, aristokrasinin seni büyülediğini itiraf edersen hayatını bağışlarım ancak kırbaç kaçınılmaz! Sonuçta düşmanla iş birliği yaptığın için bu sana ders olacak. Ama diğer yolu seçip inat edersen, bu demir şişi kalbini delip vücudunu çivilemek için kullanacağım. Böylece herkes senin günahlarını öğrenecek.” Bir saniye bekleyip: “Şimdi söyle, neye karar verdin?”

 

Demiri daha iyi görsün diye Bülbül’e yakın tutuyordu. Ucundan gelen kavurucu sıcaklığı hissedebileceği kadar yakın. Eğer o geçmişteki korkak kız olsa idi, Cara’nın ayaklarına kapanıp yenilgiyi kabul ederdi. Ancak geçmişine veda etmişti, artık o ürkek kız değildi. Şimdi o Bülbül’dü, güçlü bir cadıydı, ölümün önünde bile eğilmeyecekti!

 

Gözlerini kapatmış, son anının gelmesini bekliyordu. Nedenini bilmiyordu ancak Roland’ın görüntüsü gözlerinin önünde belirmişti.

 

 “Dur!” Biri birdenbire bağırmıştı, bir süreliğine Bülbül tereddüt etti, ama sonra gözlerini açtı. Wendy’nin kalabalığın dışına çıkarak Cara’yla konuştuğunu görebiliyordu. “Efendim! Kolunuzun etrafına sarılı beyaz kumaşa bakın. Bu kadar çok ölüm yaşamışken, gerçekten buna bir tane daha eklemek istiyor musunuz?”

 

“Ne, sen de mi onun tarafından aldatıldın? Uyan Wendy! Dediği şeylerin hepsi birer yalan!”

 

“Bilmiyorum.” Wendy başını salladı ve devam etti: “Onunla Sınır Kasabası’na gitmek istemiyorum. Fakat söylediği şeylerden birinin doğru olduğunu düşünüyorum. Bir kız kardeş ve bir cadı olarak kendi yaşam biçimimizi özgürce seçme hakkına sahibiz.”

 

Cara arkasını dönüp yüksek sesle kalabalığa sordu: “Onunla birlikte burayı terk etmek isteyen var mı?”

 

Kalabalığın içinden kimse ona cevap vermedi, ortalık sessizleşmişti.

 

“Bu yüzden yalnız başına ayrılmasında bir sorun yok.” dedi Wendy. “Cadı Birliği’ne zarar vermedi, bu yüzden onu öldürdüğünüzü görmek istemiyorum.”

 

Bülbül, Wendy’nin sözlerini tam anlamıyla anlamıştı. Bülbül, kendini üzgün hissetmekten alıkoyamamıştı. Wendy bile söylediklerine tamamen inanmamıştı. Bu yüzden herkesi ikna etmeye çalışırken yardım etme konusunda sessiz kalmıştı. Ancak hala iyi kalpli ve sevecen bir cadıydı. Aynı fikirde olmasa bile yine de yardım eli uzatıyordu.

 

Wendy’nin sözlerinden sonra, kalabalıktan birkaç fısıldama sesi duyulmuştu. Ardından birkaç kişi onun için konuştu.

 

“Evet, o insanların arasına geri dönmek istiyor. Onun gitmesine izin verin.”

 

“Kilise ve acılar zaten çok fazla kız kardeşi bizden uzaklaştırdı. Saygıdeğer efendimiz, lütfen cezasını bir kez daha düşünün.”

 

Cara öfkeyle: “Herkes çenesini kapasın!” diye bağırmıştı. “Eğer onu serbest bırakırsam, ikinci veya üçüncü bir Bülbül ortaya çıktığında ne yapacağız? Ayrıca eğer kampımızın nerede olduğuna dair bilgileri Kilise’ye satarsa kaçacak bir yerimiz de yok!”

 

Sesler durmuyordu. Cara demir şiş ile Bülbül’e vurmak üzere kolunu kaldırmıştı.

 

Wendy bir tık daha hızlıydı. Güçlü bir rüzgâr estirerek Cara’yı yere fırlatıp bu girişimi engellemişti.

 

Havaya bir para attı, elini kaldırdı ve bu hızlı rüzgârı paranın etrafına sarıp Bülbül’e doğru attı. Hava akımı Bülbül’e vardığı anda kayboldu. Ama para hızını korumuş ve doğrudan Bülbül’ün boynunun etrafındaki Tanrı’nın Gözü’nün İntikamı’na isabet etmişti.

 

Şeffaf prizmatik nesne anında kırılmıştı.

 

“Hain!” Cara yerden kalkarken öfkeyle bağırmıştı. Wendy ve Ann onun yakınlarındandı ve onun sağ kollarıydı. Şimdi ise onlardan biri kendisine ihanet etmişti! Öfkeden, Wendy’ye doğru ağzı açık şekilde bir gölge yılanı fırlatmıştı Yılan da Wendy’nin elinin arkasını vahşice ısırmıştı.

 

İpler sırığa bağlıydı ve Bülbül ortada yoktu!

 

Cara, Bülbül’ün yeteneğini aklına getirdiği anda sırtından soğuk terler boşanmaya başlamıştı bile. Anında büyüsünü harekete geçirdi. Çeşitli renkte parıldayan ve göğsünden aşağı doğru birer birer inen bir sürü sihirli yılan yaratmıştı. Onlara kendi etrafında bir duvar oluşturmaları için emir vermiş ve gerisin geri koşmaya başlamıştı. Ama Bülbül ondan çok daha hızlıydı. Sadece bir adım… Yalnızca bir adım sonra Bülbül tam da Cara’nın arkasında belirmişti. Bülbül, ellerini ileriye doğru itti. Kendi kalbini delip açması gereken demir şiş, Cara’nın vücudunun içinden geçmişti.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18402 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37610 Bölüm Sayısı


creator
manga tr