Bölüm 32: Şövalye

avatar
1878 3

Release That Witch - Bölüm 32: Şövalye


 

 Çevirmen: Lodos

Brian uyandığında gördüğü ilk şey kirli beyaz renkteki tavandı.

 

Pencereden giren güneş ışığı gözünü kamaştırmıştı. Yavaşça gözlerini kapatıp açtı fakat parıltı hala aynıydı.

 

Brian düşünüyordu: “Rüya değildi. Ben, ben hala yaşıyor muyum?“ Hareket etmeyi denedi ama yapabildiği tek şeyin az biraz parmaklarını kıpırdatabilmek olduğunu fark etti. Bütün gücü tükenmiş gibi hissediyordu.

 

Daha sonra birinin seslendiğini duydu: “Uyandı. Acilen Majesteleri’ne haber verin.”

 

“Majesteleri mi?” Brian’ın kafası her zamankinden daha fazla karışmıştı. “Bu arada nasıl bayıldım ki ben?” Belli belirsiz Engerek’in göğsünü parçaladığını hatırlıyordu. Ölüme çok yakın hissetmişti kendisini. Ama sonra hayaletimsi bir kadın çıkıp bütün düşmanları akıl almaz bir şekilde alt etmişti.

 

Çok geçmeden hizmetçiler gelip onun yatakta doğrulmasına yardım ettiler. Diğer bir hizmetçi ayaklarını temizlemek için bir leğende su getirdi. Brian daha önce hiç böyle bir hizmet görmemişti. Ayrıca hizmetçilerin hepsinin genç olmasından dolayı da kendisini epey çaresiz hissediyordu.

 

Şükür ki, çok da uzun sürmemişti. Prens Roland odaya girdiğinde herkes eğilmişti.

 

Brian kalbinin hararetli bir şekilde attığını hissediyordu. Soracak çok şeyi vardı ama nereden başlayacağını bir türlü bilemiyordu. Onun yerine Roland başını salladı ve : “Katkılarından haberim var Brian. Sen bir kahramansın.” dedi.

 

Bir kez kahraman kelimesini duyunca Brian bir huzursuzluk hissetti ve sesi tıkanmaya başladı: “Hayır… Majesteleri, benim ekip arkadaşım gerçek…”

 

Roland, Brian’ı rahatlatmak için onun omzunu okşadı.

 

Tıpkı Bülbül’ün düşündüğü gibi, Korkunç Yara sorgu odasına girer girmez her şeyi ötmüştü. Hapishane bekçisinin bir şey yapmasına gerek bile kalmamıştı.

 

Bu komployu planlayan Roland’ın kardeşlerinden biri değildi. Aksine, Uzun Şarkı’daki Elk Ailesi idi. Elk Ailesi’nin reisi uzaktan akrabası olan Kihls Medde- yani Korkunç Yara- ile irtibata geçmiş ve devriye ekibinin büyük çoğunluğunu ikna edip ayırmasını sağlamıştı. Bunun yanında reis, kalifiye elemanlarından birini de çıkacak herhangi bir tehlikeyi önlemesi amacıyla ekibe yerleştirmişti. Bu insanların amacı da Roland’ı öldürmek değil de Roland tekrar Uzun Şarkı ’ya muhtaç olsun diye buğday depolarını yakmaktı.

 

Bu komplo masum birinin ölmesine yol açmıştı, Göktazı’nın. Korkunç Yara ve ekibinin bu planını durdurmak istemişti ama bir devriye ekibi üyesi tarafından hançerle öldürülmüştü. Engerek’in yer değiştirdiği devriye ekibi üyesinin nerelerde olduğu ise hala meçhuldü. Muhtemelen kaleden yangın belirtileri gelmeyince ve de Korkunç Yara da ona dönmeyince kaçmıştı.

 

Roland Brian’ın duyguları sakinleşene kadar bekledi ve: “Arkadaşın Göktazı doğru düzgün bir cenaze ile uğurlanacak. Ailesinin de bakımı sağlanacak ve böylece yemek konusunda endişe etmeleri gerekmeyecek.”

 

“Sağ olun, Majesteleri.” Brian derin bir nefes aldı: “Acaba… Korkunç Yara’nın ölüp ölmediğini sorabilir miyim?”

 

"Şimdilik hala yaşıyor."

 

Devriye lideri acı içinde gözlerini kapadı. Yaşamaktansa Korkunç Yara’yı da kendisiyle beraber cehenneme sürüklemeyi tercih ederdi. Ama bu düşüncesi neredeyse imkansızdı… Şüphesiz, Korkunç Yara suçluydu. Ama bu suç bir soylu tarafından kefalet ödenerek azaltılabilirdi.

 

Roland, Brian’ın düşüncelerini anlamıştı: “Kihls Medde, ya da sizin deyiminizle Korkunç Yara Uzun Şarkı’dan Elk Ailesi’nin bir üyesi. Aile ise Korkunç Yara’nın uzaktan amcası olan Dük Ryan tarafından resmi olarak atanmış reis Luke Medde’nin yönetiminde…” Roland biraz duraksadı: “Ama bunlar nihai yargıyı etkileyemeyecek ve Korkunç Yara idam edilecek. Üç gün içinde infaz edilir. O zamana kadar iyileşirsen, görebilirsin.”

 

Brian aniden gözlerini olabildiğince açtı: “Ama ama Majesteleri, soylular bir şeyleri para ile telafi edebilir. Sizin yargınız muhtemelen kızdıracak…”

 

Roland, Brian’ın kendisine çeki düzen vermesi için elini salladı: “Soylu mu? Belki sizin için Korkunç Yara, Elk Ailesi’nde doğmuş ve size göre epey farklı statüde biri gibi görünüyor olabilir. Ama aslında o herhangi bir unvanı veya toprağı olmadığı için soylu sayılamaz. Ayrıca soylu olsa bile bu yaptıklarına rağmen onun hayatı bağışlanamaz. Prens’in arazisine izinsiz girmek, bütün buğdayları yakarak Sınır Kasaba’sında yaşayan iki bin insanın hayatını tehlikeye atmak gibi.”

 

Roland, Tyre’ın ölüm emrini verdiğinde tereddüt etmişti ama Korkunç Yara asla yaptığı yanlışlardan dolayı mazur görülmeyecekti. Eğer planı başarılı olsaydı Roland’ın Sınır Kasabası’nda yaptığı her şey mahvolacaktı. Roland’ın meseleyi aksine çevirmek için hiçbir şansı yoktu. Bu Roland’a suikast girişimi yapmaktan çok daha kötü bir şeydi.

 

Verdiği karar Uzun Şarkı’yı kızdıracak mıydı? Kimin umrundaki?! Mademki reis Roland ile huzurlu bir iş ilişkisi yaşamak yerine Sınır Kasabası’na zarar vermek istiyordu o zaman Roland da bunu asla kabullenmeyecekti. Bu suikast girişimi Roland’a bu dünyadaki politik sıkıntılar ile önceki dünyasındaki politik sıkıntılar arasında büyük fark olduğunu gösteren bir uyarıydı da aynı zamanda. Roland’ın önceki dünyasında politik liderler kavgalarını gizli tutmayı tercih ederlerdi. Ama bu dünyada insanlar birilerini yüz yüze getirmeye eğimliydi.

 

“İyice dinlen. Çok kan kaybettin. Yani kaleden ayrılmasan iyi olur. Devriye ekibindeki görevine başka birini atadım. Terfi törenini Şeytan Ayları bittikten sonra düzenleriz.”

 

“Majesteleri…” Son cümleyi duyunca Brian Prens’e şüpheci bir şekilde bakıyordu: “Yani siz…”

 

Roland gülümseyerek cevap verdi: “Evet. Benim Şövalyem olacaksınız Bay Brian.”

 

*******************

 

"Hazır, saldır!"

 

Vaner uzun ahşap mızrağını bir önceki ile benzer bir kuvvet ve açı kullanarak sapladı.

 

Bu yüzüncü denemesiydi.

 

Kolları yara olmuştu. Vaner daha fazla egzersizi kaldıramayacağını düşünüyordu. Ellinci denemeden sonra da aynı şekilde hissetmiş olsa da bir haftalık antrenmandan sonra emirlere itaat etmesi gerektiğini anlamıştı. Kendisinin bu kadar uzun süredir dayandığına şaşırmıştı.

 

"Dinlenin!"

 

Demir Balta’nın bu emri duyulunca etrafındaki herkesin derince bir nefes aldığını duydu. Vaner de rahatlamıştı. Mızrağını yere koydu ve bir anda çöküverdi.

 

Şimdiye dek, Vaner bu birliğin askerlerin veya şövalyelerin ayak işlerine koşturan bir birlik gibi önemsiz olmadığını kavramıştı. Bir haftalık bu garip eğitimden sonra eğitimleri gittikçe daha da resmi bir hale bürünmüştü. Tıpkı şu an şehir duvarının üstünde durup mızraklarını- bu mızraklar da ahşap sopalarla yer değiştirmişti- bir ileri geri sallamaları bile Vaner’in sonunda bu birlikteki rolünü ve sorumluluğunu anlamasını sağlamıştı.

 

Lojistik takımı neredeyse hiç antrenman yapmıyordu. Bu Vaner’in ve diğerlerinin şehir duvarlarının üstünde birebir şeytani canavarlar ile savaşacaklarının bir göstergesiydi. Bu korkutucu bir düşünceydi. Vaner aslında kaçmayı düşünmüştü ama diğer grup üyelerinin de kendisiyle aynı antrenmandan geçtiğini görünce ve tabii bir de lezzetli yemekler ile dolgun maaşı görünce karar verememişti.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18365 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37581 Bölüm Sayısı


creator
manga tr