Bölüm 21: Hiçbir Yere Gitmiyorum

avatar
1990 2

Release That Witch - Bölüm 21: Hiçbir Yere Gitmiyorum


 

 Çevirmen: Lodos

  Bülbül konuşmasını bitirdiğinde oda sessizliğe büründü. Sadece arada bir mum ateşinin yaydığı çıtırtı duyuluyordu.

 

  Cadıların ne olduğunu gerçekten idrak etmesi Roland’ın yüzüne ciddi bir ifade yerleştirmişti.

 

  Cadıların çoğu Şeytan Ayları esnasında cadıya dönüşürdü. Cehennemin Kapıları’nın açıldığı o günde. Genelde cadıların yetişkinliğe erişmesi gerçekten hayat belirleyici bir sınırdı. Eğer bir kız on sekizinci doğum gününe kadar dönüşmezse bundan sonra dönüşmesi çok çok küçük bir ihtimaldi. Ama on sekizinden önce dönüşenler, dönüştüğü günden itibaren her sene o günde Şeytani İşkence’ye maruz kalırdı.

 

  O acının normal insanlar tarafından anlaşılması biraz zordu. Bülbül bu konu hakkında konuşurken sesi titriyordu. Onun kişisel deneyimlerine göre sanki bir şey senden kaçmaya çalışıyor gibiymiş. Her damarında ve her tendonunda o gergin acıyı hissedermişsin. En sonunda da kan vücudundan dışarı sızarmış ve gözlerin pörtlermiş.

 

  Eğer hayatta kalabilirsen dört veya beş günlük bir dinlenmeden sonra kendine gelebilirmişsin. Hayatta kalamazsan da bu işkence yüzünden zavallı bir şekilde ölürmüşsün.

 

  Bülbül birçok arkadaşının ölümüne bizzat şahit olmuştu. Vücutları kendilerini destekleyecek güçlerini kaybederlerdi ve şişkin bir köfteye benzerlerdi. İç organlarla karışmış kan vücudun bütün deliklerinden dışarı akardı ve etraftaki havayı siyah bir sis kaplardı. Bölünmüş vücut parçaları haricinde bir şey kalmayana kadar spreyler sıkmaları gerekirdi.

 

  Cadılar işte bu yüzden Şeytan’ın vücut bulmuş hali olarak adlandırılırlardı.

 

  Sıradan insanlar bunu gördüklerinde dehşete kapılırlardı. Kim ölüm sebebini soracaktı ki sanki? Ayrıca Şeytanlar’a bunun olduğunu söyleyerek Kilise de ateşe körük ile gidiyordu. Zaman geçtikçe sonunda cadılar halk için kötülüğün sözcüleri olarak görülmeye başlamışlardı.

 

  Dışardan bakanlar nasıl görürse görsün bu işkence gerçekti ve bu yüzden de cadıların hayatı genelde kısa olurdu. Gittikçe o kadar kötüleşmişti ki cadıların çoğu bu acıyı çekmeden ölebilmek için intihar yöntemine başvurmuşlardı.

 

  Şeytani İşkence’nin en zor hali bir cadının yetişkinliğe ilk eriştiğinde yaşadığı işkenceydi. Aslında bu evreden önce içlerindeki büyülü güçler tam değildi. Tamamen dengeye yetişkinliğe erişildiğinde ulaşılabiliyordu. Büyü tamamen dengeli hale gelince de hem artardı hem de yeni yetenekler kazanılırdı.

 

  Maalesef ki; dengeleme süreci üst düzey bir acıya sahipti. Bu işkencenin acısı öyle büyüktü ki yetişkin ve sağlam bir insan bile kaldıramazdı. Cadıların çoğu bile ölürdü o günde.

 

  Bunu duymak Roland’ı iyice sessizliğe itti. Uzun bir süre sessiz kaldıktan sonra şöyle fısıldadı: “Antik kitaplara göre cadıların sonsuz huzura erişmek ve bu işkenceden kurtulabilmek için Kutsal Dağ’ı bulamaları gerekiyormuş. Bu doğru mu?”

 

  “Kimse bilmiyor. Kutsal Dağ sadece efsanede geçiyor. Yine de eğer onları Cadılar Birliği’nin kampına götürürsek hayatta kalma ihtimalleri artacaktır. Üstelik orada kendilerini saklamak zorunda kalmazlar ve rahat bir yaşam sürebilirler. Fiziksel acı geçmiştekinden çok daha az olacaktır.''

 

  Roland biraz gerilmişti çünkü Anna ve Nana onun planı için büyük bir rol oynuyordu. Ama yine de onlara sırf kendi planı için bu acıyı çektirme riskine giremezdi. Zayıf bir sesle: “Anna aşağıda, onu çağırayım. Eğer seninle gelmek isterse onu alabilirsin. Nana’yı ise yarına kadar görmeyeceğim.” dedi.

 

  Bülbül saygısını göstermek için ayağa kalktığında: “Anlayışınız için minnettarım. Sizi yanlış yargılamışım anlaşılan.” dedi.

 

  O sıralar Anna daha uyumamıştı. Ve Roland çağırdığında masasına oturmuş bir şeyleri kopyalıyordu. Roland’ı görmek onu şaşırtmıştı. Roland onun odasına gelmesini istediğinde tek kelime etmeden onu takip etti.

 

  Odada başka birini gördüğünde şok olmuştu. Roland Anna’nın elini aldı ve ikisini kısaca tanıştırdı. Sonra da üçü beraber yuvarlak bir masanın etrafına oturdu. Bülbül önceki söylediklerini tekrarladı: “Kampta senin gibi bir sürü insan var ve onlar senin kız kardeşlerin olacak.”

 

  “Gerçekten öyle Bayan Anna. Sizinle bir iş anlaşması imzalamış olsam dahi böyle ölüm kalım meselelerinde kararlarınıza saygı duyarım. Yani eğer onaylıyorsanız…”

 

  "Gitmiyorum."

 

  Roland’ın ağzı açık kalmıştı: “Ne dedin sen?”

 

  Anna hızlıca cevap verdi: “Gitmeyeceğimi söyledim. Burada kalmak istiyorum.”

 

  Bülbül’ün kaşları çatıktı: “Anna, bu söylediklerim yalan değil. Vücudunda dolaşan büyü gücünün olgunluğa yaklaştığını hissedebiliyorum. Şeytanın Ayları’nın ikincisinde yetişkinliğe erişeceksin. Kampa ne kadar erken gelirsen o kadar güvende olursun.”

 

Anna Bülbül’ü doğru düzgün dinlemiyordu bile. Onun yerine kafasını çevirdi ve Roland’a baktı.

 

“Majesteleri, Nana ile beraber Karl’ın okuluna gidip diğer çocuklarla eğitim almamı sorduğunuzu hatırlıyor musunuz?”

 

Roland başını salladı.

 

“O anda size cevap vermemiştim. Ama sonra söylediğiniz… Ben normal bir insan gibi yaşayıp yaşamamayı umursamıyorum.” Anna’nın sesi pürüzsüz ve doğaldı. “Ben sadece Majesteleri ile beraber olmak istiyorum, başka bir şey değil.”

 

Roland Anna’yı zihinsel olarak çözdüğünü düşünüyordu ki bu hareketi tam da çözemediğini göstermişti.

 

Anna’nın gözünde hiçbir duygu göremedi. Ne sevgi ne de bağlılık. Hiçbir şey yoktu… yalnızca derin, sonsuz bir sakinlik vardı.

 

Tanıştıkları ilk zamanı hatırladı. O zaman gözleri nasıl sakin duruyorsa şimdi de öyleydi.

 

Tek fark şu anda yüzü yeni açmış bir çiçek gibi hayat doluydu. Yine de ne ölümden korkuyordu ne de ona hazırdı.

 

“Şeytani İşkence beni öldüremeyecek.” dedi Anna. “Onu yeneceğim.”

 

Bülbül gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. “Peki, anlıyorum.”

 

Roland: “Yani şimdi ayrılıyor musun?” diye sordu.

 

Kapüşonunu takıp ayağa kalkarken: “Hayır, burada kalacağım.” dedi. Kamp her türlü Şeytan Ayları bitene kadar yerinden ayrılmayacaktır.

 

Roland şok olmuştu: “Neden?”. Yoksa Bülbül gerçekten bütün kış boyunca onları takip etmeyi mi planlıyordu?

 

“Henüz yetişkinliğe ulaşmamış kızların bunun ne kadar tehlikeli olabileceğini anladıklarını düşünmüyorum. Ben ölümün kapısında asılı kaldım ve birçok arkadaşımı kaybettim. O gün geldiğinde ona yardım edeceğim. Eğer…” Bülbül omzunu silkti. “Eğer o başaramazsa bir cadı cenazesi hakkında da deneyimliyim.”

 

Kapıya doğru gitti. Hançerini kınından çıkardı ve Roland’ın önünde bir kez daha diz çöktü. “O zaman ben izninizle gideyim.” dedi ve vücudu kademe kademe karanlığa karıştı. Sisten ise en ufak bir iz bile kalmadı.

 

Roland düşünüyordu: “Bu da Bülbül’ün yeteneği mi yoksa? Onun sessizliği doğal olarak onu doğal bir suikastçı yapıyor. O hançeri öyle atmasından da anlaşılıyor ki önceden bu konularda da eğitim almış birisi. Onu acaba Cadı Birliği mi eğitti yoksa onlara katılmadan önceki hayatında mı edinmişti bu becerileri?”

 

Cadı Birliği hakkında bilgi çok azdı. Roland kendi hafızasını taramasına rağmen işe yarar bir şey bulamamıştı. Ama cadıları araştırdıkça Cadılar Birliği’nin onunla tanışacağına dair içinde bir his vardı.

 

Roland kızın saçlarını okşarken: “Geç oldu. Hadi yatağına geri dön.” dedi.

 

Onu şaşırtır şekilde Anna Roland’ın elini itti ve tek kelime etmeden odadan çıktı.

 

Kapıyı kapattığında mumlar söndü ve birden karanlıkta kaldı. Kapının önüne yavaşça uzandı ve gözlerindeki sakinliğin yerini gözyaşları aldı.

 

Elleri ile yüzünü sarmalamışken kafasını kaldırdı ve hiç kimsenin duyamayacağı bir sesle fısıldadı.

 

"Aptal."

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18122 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37385 Bölüm Sayısı


creator
manga tr