Bölüm 406: Uçuş Noktası

avatar
1652 46

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 406: Uçuş Noktası


Nie Yan Onbaşı olmanın verdiği statüleri kontrol etti, Savunma +%5 ve Sağlık +%7 - bu statüler normal Asker rütbesine göre sadece birazcık daha üstündü. Fakat her bir yüzdelik gelişimin yaşanması zaten sıradan oyunculardan üstün olan statülerini daha da artırıyordu, elbette sağladığı avantaj yadsınamazdı.

 

Görünüşe göre Nie Yan'ın Yeraltına yaptığı ziyaretler artık bir rutin haline gelecekti. Belki de Başkomutan olabilmek çok zor sayılmadı, Nie Yan bunu düşününce mutlu oldu. Kötü Taraf oyuncuları Nie Yan'ın gelişimi için oldukça geniş bir alan sağlıyordu. Nie Yan'ın hayranlık verici varlığı ve arkasında bıraktığı sayısız ceset Kötü Taraf oyuncularının üzerinde yıldırıcı bir etki bırakıyordu.

 

Nie Yan birkaç Hırsızı daha yere serdikten sonra arkasında bir anda soğuk bir hançer hissetti.

 

Sonunda kendini gösterdin! Nie Yan sırıttı. Bu eleman Nie Yan'ı uzun süre bekletmişti.

 

Les Nie Yan'ın arkasından Boğucu Vuruş ile saldırmıştı.

 

Rüzgar Adımı!

 

Nie Yan saldırıyı blokladı ve Şok Darbesi ile misilleme yaptı.

 

Les ise anında etrafında dönerek bu saldırıdan kaçındı. Bileğinin bir hareketiyle hançeri tersten tuttu ve Nie Yan'ın sırtına saldırıya geçti.

 

Bu saldırı Yüce Hırsızın Özgürlük Becerisi olan Ters Hain Bıçaktı!

 

İster Hortlak İmparatorluğu olsun, ister Zümrüt İmparatorluğu ya da herhangi başka bir imparatorluk, bütün Hırsızların öncelikli geliştirmesi Yüce Hırsız olmaktı. Bundan dolayı, beceriler ve teknikler birbirine benzerdi.

 

Nie Yan sonunda rakibine dair bir gözlem yapabildi. Bu eleman Bereket'in kendisine yön vermesi için gönderdiği Hortlak Hırsızdı. Cirit'in verdiği bilgiye göre bu eleman Nie Yan'a karşı gösterilmek istenen samimi ilişkiden dolayı birlikten ihraç edilmişti.

 

Demek dersini alamamışsın ve intikam için geldin ha? Nie Yan sırıttı. Seni tekrar mezara göndermek benim için problem değil!

 

Les'in hançeri yeşil bir ışıkla parladı. Hançer zehirle kaplanmıştı!

 

Elemanın suratındaki ifade vahşiydi. Hançerini Yeraltındaki en zehirli yaratık olan Roman Viper'ın zehriyle kaplamıştı. Bu yaratığın zehri hedefini üç saniye boyunca felç edebilir ve bu süre içerisinde rakibin beceri kullanmasını da engelleyebilirdi.

 

Nie Yan bu hançere temas ettiği an itibariyle öldü demekti!

 

Nie Yan rakibinin Ters Hain Bıçak'ı becerebileceğini hiç düşünmemişti. Yaptığı her hareket zihninin derinliklerine kazınmıştı.

 

Nie Yan Gölge Dansçısının gizemlerini açık kullanmaya başladığından beri kavrama yeteneği oldukça gelişmişti. Her ne kadar önceki hayatından da bu tekniğe dair bir şeyler hatırlıyor olsa da yine de bu anılar hep bulanıktı. Şimdi Les'in bu beceriyi kullandığını görünce anıları canlanmış ve hafızası tazelenmişti.

 

Les'in Ters Hain Bıçak saldırısı hedefine ulaşmak üzereydi, Nie Yan bu esnada hiç kıpırdamıyordu. Son anda hançerini kaldırarak saldırıyı savuşturma amacı güttü ve bu esnada bir Vampir Ezici saldırarak Les'in üzerine çullanarak onu birkaç metre uzağa fırlattı.

 

Les havada bir takla atarak ayaklarının üzerinde durabildi, fakat Nie Yan'ın savaş ortasında bile bir yaratığı kontrol edebiliyor oluşundan dolayı suratında büyük bir şaşkınlık vardı. Bu çok saçmaydı!

 

Açıkçası bu hamle sadece Nie Yan'a özel bir şey değildi. Önceki hayatta İnanç'ın onuncu yıl dönümüne gelindiğinde bu tarz hamleleri her uzman kişi becerebiliyordu.

 

İnanç, her oyuncunun tepki verme süresini geliştirmiş ve hızlı karar verme yeteneklerini geliştirmişti. Daha evvel oyuncuların beyinlerindeki elektrik dalgalarını ölçerek oyun içerisindeki hamlelerini etkileyecek şekilde dizayn edilmiş bir sanal gerçeklik oyunu tasarlanmamıştı. Fakat İnanç bunu başarabilmişti. Zaten oyunun federasyon tarafından destekleniyor olmasının sebebi de buydu.

 

Nie Yan'ın oyunun bu aşamasına göre sahip olduğu yetenekler dünya genelinde şaşırtıcıydı.

 

Nie Yan arkasını dönerken Les'e sanki o hiç var olmamış gibi bir bakış attı. Küçük Altın'a diğer Hırsızları yok etmesi için emir verdi. Bu esnada Les'in etrafını üç adet Vampir Ezici çevrelemişti.

 

Vampir Eziciler yavaş hareket eden, hantal yaratıklardı, saldırılarını hazırlayıp harekete geçmeleri neredeyse iki saniye alıyordu. Çevik bir Hırsız için aslında üç adet Vampir Ezici bir tehdit değildi. Fakat durum çok farklıydı.

 

Devasa vücutları ve balyozları, Vampir Ezicilerin saldırı menzilini neredeyse altı metreye kadar yükseltiyordu.

 

Vampir Eziciler ellerindeki balyozları senkronize bir sırayla savurmaya başladı ve her saldırı arasında 0.7 saniyelik boşluk bırakacak şekilde bir düzenle saldırdı.

 

Balyozlar birbiri ardına iniyordu!

 

Les ilk balyozdan Rüzgar Adımı kullanarak kaçındı. Arkasını dönerek kaçmaya çalıştı ama kaçmak için kullanması gereken yol bir başka Vampir Ezici tarafından kapatılmıştı. Panik yaparak yönünü değiştirdi ve anında pişman oldu, bir diğer balyoz kendisine isabet etmişti ve şimdi gizlilikten de çıkmıştı.

 

-546 Les'in kafasının üzerinde bir hasar değeri görüldü.

 

Derhal bir Orta Sağlık İksiri kullandı. Fakat odak noktasını toparlamaya fırsatı bile kalmadan bir başka balyoz daha isabet etti.

 

Les bir süre havada asılı kaldı, bu esnada ilk Vampir Ezici'nin balyozu da üzerine isabet etti ve toprağa yapıştı. Yere serildiğinde can çubuğundaki son nokta da yok olmuştu.

 

O çok şöhretli, en kaliteli Hırsız böylece ölüvermişti!

 

Nie Yan yerde yatan cesede bakarken güldü.

 

Les kesinlikle kaliteli bir Hırsızdı, fakat Nie Yan'la denk gelmesi şanssızlığını da kanıtlıyordu. Üç adet Vampir Ezici bile Nie Yan'ın ellerinde birer ölüm makinesine dönüşebiliyordu!

 

Bu esnada uzaklardaki bir çalıda saklanan bir başka Hırsız, bu manzarayı kayıt altına alarak Hortlak İmparatorluğunun forumlarında bu sahneyi yayınlamıştı.

 

Les elbette yetenekli bir Hırsızdı fakat üç Vampir Ezicinin eline düştüğünde yetenekleri bir işe yaramaz hale gelmişti. Forumlarda bu manzarayı izleyen oyuncuların, duydukları korku karşısında kafatasları titremişti. Vampir Ezicilerin senkronize edilmiş saldırıları Les'e tepki verme süresi bile tanımamıştı.

 

Bu Nirvana Alevi denen eleman neyin peşinde? Bu eleman çok güçlü!

 

Bu Hırsız'ı tanıyan var mı?

 

Sanırım Günahkar Melek'ten bir oyuncu.

 

Ben yakın zamanda Les'in Günahkar Melek'ten ayrıldığını duymuştum.

 

Eğer üç adet Vampir Ezici tarafından öldürülen kişi önemsiz birisi olsa zaten bu olay kimsenin ilgisini çekmezdi. Fakat, Les isimli bu oyuncu Hortlak İmparatorluğunun liderlik sıralamasında kendi sınıfından oyuncular içerisinde yüksek bir sıralamaya sahipti. Bu oyuncu çoğu kişinin hayranlık duyduğu bir oyuncuydu. Her ne kadar Günahkar Melekten ayrıldıktan sonra ekipman kalitesi düşmüş olsa da sonuçta sahip olduğu güç hafife alınamazdı! Fakat bu saygın Hırsız yine de aşağılayıcı bir ölüme mahkum edilmişti! Nie Yan'ın birden fazla yaratığı bu kadar kaliteli şekilde kontrol edebiliyor oluşu kesinlikle övgüyü hak ediyordu.

 

Hortlak İmparatorluğunun oyuncuları artık Nie Yan'ın peşinden kovalamaktan iyice vaz geçmişlerdi. Böylesine eşsiz yeteneklere sahip bir tanrısal oyuncu karşısında elbette diğer oyuncular kendilerini geri çekilmek zorunda hissediyorlardı. Hortlak İmparatorluğundaki bazı çok yetenekli oyuncular bile Nie Yan'dan korkar olmuşlardı.

 

Nie Yan yolculuğuna devam ediyordu, kimse onun yoluna çıkmaya cüret edemiyordu. Tamamen beyaz renkli çadırlarla dolu bir kamp alanına geldi ve gözlemlemeye başladı. Sayısız oyuncu çadırların arasında dolaşıyordu, atmosfer oldukça canlıydı. Ara sıra bazı oyuncuları devasa yarasalar tutarak Lav Denizinin uzaklarındaki bir adaya götürüyordu.

 

Burası bir uçuş noktasıydı!

 

Uçuş noktaları oyuncuların uçabilen yaratıkları kiralayarak iki istasyon arasında yolculuk etmesine olanak sağlayan yerlerdi. Burada alınan ücret transfer fiyatından daha ucuzdu. Nie Yan'ın önceki hayattan gelen hatıralarına göre, bu uçuş noktaları İnanç'ın yedinci yılından sonra ortaya çıkmalıydı. Şu anda bu uçuş noktaları alışılmış bir şey değildi.

 

Oyuncular doğal olarak çok kullanılan uçuş noktalarında tezgah kurmaya başlayacaklardı, bundan sonra ise çadırlar işin içine girecekti, en sonunda ise bu bölgeler insan yığını haline gelecekti.

 

Bu uçuş noktası Kötü Taraf NPC'leri tarafından korunuyordu. Nie Yan bir süre düşündükten sonra Küçük Altın'ı hatırladı. Gizlilik moduna geçerek çevredeki oyuncuların görüşünden çıktı.

 

Gözbağı hala bekleme süresindeydi. Her ne kadar Kılık Değiştirme İncisi Nie Yan'ın görüntüsünü değiştirebilecek olsa da, bu inci ile Kötü Taraf oyuncularıyla veya NPC'leriyle iletişimde ya da ticarette bulunması imkansızdı, eğer bunu denerse açığa çıkardı. Şu anda yapabileceği tek şey Gözbağı Kolyesinden gelen Gözbağı becerisinin bekleme süresinin bitmesini beklemekti.

 

Nie Yan oyundan çıkana kadar etraftaki haritalarda seviye kasmaya devam etti.

 

Ertesi gün Gözbağını kullanarak bir Kötü Taraf oyuncusuna dönüştü ve uçuş noktasına doğru yola çıktı.

 

Kamp alanının girişinden girip çıkan oyuncuların haddi hesabı yoktu. Bu bölge ticaretle dolup taşmıştı, sütunlarla desteklenmiş çok sayıda tezgahta çeşitli ürünler satılıyordu. Kamp alanının dış tarafındaki küçük yürüyüş yolları bile tezgahlarla dolmuştu.

 

Buradaki çoğu oyuncu Seviye 40'tı. Hepsi de Alev Takımadasına yolculuk ediyordu.

 

Alev Takımadası, Lav Denizinin ortasında bulunan, toplamda 13 adadan oluşan bir yerdi. Sadece yaratıklarını kiralayan kişiler oraya nasıl gidileceğini biliyordu.

 

Nie Yan yüzünü saklayan siyah bir pelerin giymişti. Hortlak İmparatorluğundaki oyuncuların genel giyim tarzı da bu olduğu için çok dikkat çekmeyecekti.

 

Kamp alanının girişi iki adet Seviye 70 İskelet Muhafız tarafından korunuyordu. İçeriye akın akın giren oyuncuların arasında Nie Yan'ın varlığını fark edemediler.

 

Nie Yan kamp alanına girdikten sonra direkt olarak uçuş noktasına yöneldi.

 

"Dün iki adet mücevher buldum. Bu sefer gerçekten de büyük kazandım. Hadi bugün de aynı yere gidelim. Duyduğuma göre sürekli aynı noktada çalışmaya devam edersek kaliteli birkaç eşya düşürme şansımız varmış."

 

"Bilmem. Belki de dün sadece şansın tutmuştur."

 

Nie Yan etrafındaki oyuncuların konuşmalarını duyunca nostalji hissetti. Önceki hayatında tıpkı bu insanlar gibiydi, sürekli olarak aynı noktada işini yapıyordu. Geçmişte, bir parçacık bile mücevher ya da ekipman düşürebilmek Nie Yan'ı günlerce heyecanlandırabiliyordu. Önceki hayatındaki Nie Yan, şimdiki Nie Yan gibi elitlerle savaşmaya ve daha evvel keşfedilmemiş yerlere gitmeye kesinlikle cüret edemezdi.

 

Konu ister statü, isterse ekipman kalitesi olsun, Nie Yan'ın önceki hayatındaki durumu ile şimdiki arasında gündüzle gece gibi fark vardı.

 

Uçuş noktası Nie Yan'ın görüşüne girmişti. Aralıklı olarak uçan dev yarasalar üzerinden geçiyordu. Bu yarasaların bir çift etli ve yarı saydam kanadı vardı, bu kanatlar üç metreden daha geniş bir alanı kaplıyordu. Bu yaratıklar yüzlerce kilogram ağırlığındaydı ve yoğun tüylü bir kürkle kaplıydı. Bu yaratıklar kalkışa geçtiğinde ortaya çıkan rüzgarın etkisiyle etraftaki oyuncuların pelerinleri çılgınca havalanıyor ve hareketleniyordu. Ara sıra bu yaratıkların ince tona sahip sesleriyle attıkları çığlıklar kulaklarına ulaşıyordu.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 26517 Üye Sayısı
  • 848 Seri Sayısı
  • 43024 Bölüm Sayısı


creator
manga tr