Bölüm 388: Kutsal Taş

avatar
1732 49

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 388: Kutsal Taş


 

Nie Yan duygulanmıştı. Pek çok şey görmüş geçirmiş biri olsa dahi şu anda hislenmemek elde değildi. Samimi ifadesiyle kontu dinlemeyi sürdürdü.

 

"Üzüntüyle kaleden ayrılıp kendimi içkiye vurdum. 'İna, hata ettim. Lütfen beni affet. Şu kıymetsiz canım sana feda olsun!' demek istiyordum. Ancak eve geldiğimde onu bir sütunda sallanırken buldum. Mışıl mışıl uyuyor gibiydi. Solgun yüzündeki ifade, hala kurumamış gözyaşları aklımdan çıkmıyor... Yaptığım işe karşılık kendi canını almıştı. ‘Neden? İna! Neden eve dönmemi beklemedin?! Kızımız Nia ne olacak?! Ailemiz ne olacak?!’ Ne kadar bağırsam da İna uyanmıyordu. Kederiyle birlikte bu dünyadan göçmüştü. Ah! Hatamı nasıl telafi edeceğim? Bunu düşünürken kolumda bir dokunuş hissettim. Nia gelmişti. 'Baba, annem uyuyor mu?' diye sordu." Kont Kelfield bir kez daha gözyaşlarına boğulmuştu.

 

Nie Yan kontun üzüntüsünü hissedebiliyordu. Böyle olacağını bilseydi tablodan hiç bahsetmezdi.

 

"Kısa zaman, belki günler sonra, elinde kana bulanmış bir hançerle Sabır geldi. Çılgın kadın! Ne yapmıştı öyle? Odadan hışımla fırladığımda Nia'yı yerde kanlar içinde yatarken gördüm. Sabır omzuma dokunup şöyle fısıldadı. 'Artık aramıza kimse giremeyecek! Yeniden birlikte olacağız. Birlikte çocuk yapıp yeni bir aile kuracağız!' Kadın aklını kaçırmıştı. Böyle bir vahşiliği nasıl yapabilirdi?! Öfkeye kapılıp hançeri ona çevirdim. O aşağılık kadına!" Kont öfkeyle ayaklandıktan sonra tekrar yerine oturdu. "Elimden geleni yaptım. Ancak Nia'yı kurtaramadım. Zavallı çocuğumu kaybetmiştim. Yıllar sonra anladım ki bir kere günaha girdi mi düzeltmek zor oluyormuş. Sevdiğim ve kıymet verdiğim ne varsa kendi ellerimle yok ettim. Bütün suç benim. O zamandan beri bu dünyada bir başımayım. Acım ve günahımla birlikte yaşıyorum."

 

Kontun sözleri Nie Yan'ın kulağında çınlıyordu. Her insanın ayrı bir derdi vardı. Haddi aşan birinin geri dönüşü zordu. Sonuçta insan hatalar silsilesine kapılıp pişmanlıklarla dolu bir hayat yaşamaya mahkum olurdu.

 

"Kaleyi neden terk etmediniz? Buradan ayrılıp yeni bir düzen kurabilirdiniz." Nie Yan  Bir ipucu daha ortaya çıkarmıştı.

 

"İna ve Nia bahçeye gömüldü. Mezarlarını korumak istiyorum. Bir gece pelerinli bir yabancı evime geldi. Elime bir eşya tutuşturdu ve o eşyayı malum kişiye verirsem günahlarımın affolacağını ve kaledeki lanetin kalkacağını söyledi. Kime vereceğimi öğrenmek istediğimde cevap alamadım. 30 yıldır o kişinin gelmesini bekliyordum. Ve sen geldin." Kont elini cebine atıp bir taş çıkardı. Dişe benzeyen bembeyaz taş, bir parmak boyundaydı. "İşte bana verdiği şey buydu. Al. Eminim aradığın şeyi bulmana yardımı dokunacaktır."

 

Nie Yan elini uzatıp taşı aldı. Yeşim gibi saydam ve yumuşaktı. Huzur veren bir parıltıya sahipti.

 

Üstün Seziyi etkinleştirdi.

 

Kutsal Taş (Görev Eşyası)

Koşul: 60 İrade

Açıklama: Cesur maceracı! Saklı tarihi açığa çıkaran sen, Despot Abak Setini aramak ve imparatorluğa bir kez daha şan getirmek için yola çıktın!

Özellikler: 30 metre yarıçapındaki alanı aydınlatır.

Kutsal Aydınlatma: Etraftaki karanlığı dağıtarak habis yaratıkları kovar.

Süre: 30 saniye

Bekleme Süresi: 2 gün

Arama: Yakınlarda Despot Abak Setine ait bir parça varsa ortaya çıkarır. Menzil: 5.000 metre Bekleme Süresi: 2 saat

Kısıtlama: Karanlığın Bakışı'nın sahibi.

 

"Kont Kelfield, hikayenizi benimle paylaştığınız için teşekkür ederim." Nie Yan'ın göreve devam etme vakti gelmişti.

 

Görevi tetiklemenin şartı Karanlığın Bakışı'na sahip olmaktı. Kutsal Taş ile daha fazla ipucu bulacağına şüphe yoktu.

 

Kont gülümsedi. "Eşyayı teslim ettiğime göre görevim tamama erdi. Artık bu dünyayla bağım kalmadı. Maceracı, yolculuğun inanç ve cesaret dolu olsun."

 

Taşı verdikten sonra hayat Kont Kelfield'i terk etti. Vücudu artık onu taşıyamıyordu.

 

Breckon ve Bernard gözyaşlarına boğulmuşlardı. Efendilerinin bu dünyadan göçtüğünü biliyorlardı.

 

Kontun gözlerindeki ışık söndü. "Ailemin beni çağırdığını duyabiliyorum. Dostlarım, günahlarından kurtularak giden bana üzülmeyin. Artık huzur bulabilirim. Hafif bir esinti gibi gidiyorum. Umarım sizler pişmanlık duymadığınız bir hayat yaşarsınız."

 

Kont Kelfieldin vücudu ışık taneciklerine dönüşerek pencereden uçtu.

 

Kontun kaybolmasıyla geriye masasında duran tozlu kitap kaldı.

 

Nie Yan kitabı alıp sayfaları çevirdi. Bu bir dua kitabıydı. Geçen onlarca yıl boyunca Kont Kelfield içindekileri okuyarak günahlarının bağışlanmasını dilemişti.

 

Kitap Kadim Ortak Dilde yazılmıştı. Kapağında koskoca Kutsal Dualar yazıyordu.

 

Onun dışında herhangi bir özelliği yoktu. Derken sayfaların arasından küçük bir safir kolye düştü. Oldukça güzel görünüyordu. Arkasına şu cümle kazınmıştı.

 

「Pişman olan ışıkla kurtulsun. Bütün dünya mutlu olsun.」

 

Nie Yan kolyeyi inceledi.

 

Kutsal Işık Kolyesi (Kara Altın)

Koşul: 30 Odak

Özellikler: Sağlık +500, Kutsal Büyü Beceri Seviyesi +1

Kısıtlamalar: Kutsal Büyücü

 

Kutsal Büyü Beceri Seviye +1 özelliği Nie Yan'ın aklını başından aldı. Kolye sıradan Alt Efsanevi ekipmanlardan çok daha değerliydi. Ekipmanların özellikleri rastgele gelirdi. Bütün becerilerin seviyesini artıran bir özellikle karşılaşma ihtimali neredeyse sıfırdı.

 

Kolye Kutsal Büyücü eşyası olduğundan Xie Yao'ya vermeyi düşünüyordu.

 

Xie Yao'nun ekipmanlarının Niuren Birliğinde benzeri yoktu. Aşılamayan gücü ve güzelliği sayesinde loncanın gözdesi haline gelmişti. Loncanın en güzelleri Xie Yao, Tek Vuruş Yemini, Boyalı Tülbent, Aykız ve Mavi Tüydü. Her birinin kendisine has özellikleri olduğundan zirveyi kimin alacağı tartışmalıydı.

 

Xie Yao'yu düşündüğünde Nie Yan'ın içi kıpır kıpır oldu.

 

Kutsal Işık Kolyesini çantasına attı. Yola çıkma vakti gelmişti. Kim bilir şimdi nereye gitmesi gerekecekti?

 

Odadan çıkacakken çantasındaki Kutsal Taşın titreştiğini hissetti. Taşı çıkarıp Arama becerisini etkinleştirdiğinde haritada bir nokta işaretlendi. Yakınlarda Despot Abak Setinden bir parça vardı!

 

"Bernard, Breckon, bana kaleyi gezdirir misiniz?" Nie Yan  Kaleye yabancı olduğundan, rehberler eşliğinde gezmesi daha faydalı olacaktı.

 

"Onur duyarız Efendi İblis Katili," dedi Bernard. "Lütfen bizimle gelin."

 

Nie Yan ikilinin peşine takıldı. Kalenin derinlerine girdikçe taştan gelen titreşimin güçlendiğini hissediyordu. Bir köşeyi döndüklerinde altında bir koridor, koridorun iki yanında da çok sayıda oda gördü. Duvarlar ve kapılar bakımsızlıktan toz tutmuşlardı. Belli ki buraya uzun zamandır gelen olmamıştı. O yüzden Nie Yan, bölgeye girişi kapatan metal parmaklığı garip karşılamıştı.

 

Bernard başka bir tarafa yönelmeden onu durdurdu. "Oraya neden gidemiyoruz?"

 

"Orası lanetli koridor. İki hizmetkar orada korkunç şekilde can verdiler. Kont da girişi yasakladı. Yasak bölgeye girmeye kimse cesaret edemedi."

 

Nie Yan parmaklığa baktı. Büyü koruması olmayan sıradan bir metalden yapılmıştı. Zenard'ın Kılıcıyla şöyle bir yokladı. Ancak parmaklıklar bu darbeyle parçalandılar.

 

Breckon ve Bernard Nie Yan'ın hareketlerinden korkuyorlardı. Elindeki kılıç çok güçlüydü!

 

"Artık girebiliriz." Nie Yan kılıcını kınına sokup koridora adım attı. Fakat Breckon ve Bernard gelmiyorlardı. "Neyiniz var? Gelsenize."

 

"Kont Kelfield oraya girmemizi yasakladı. Ölse bile onun sözlerine karşı gelmeyiz."

 

"Anlıyorum. O zaman siz burada bekleyin." Görevi yüzünden ikilinin girmesine sistem tarafından izin verilmiyordu.

 

Nie Yan bunun farkındaydı. NPClerin sözlerinden görevin koşullarını anlamıştı.

 

Attığı her adımda ahşap zemin gıcırdıyordu. Yürüdükçe koridor daha da uzuyor gibiydi.

 

Tozlu zeminde kan izleriyle karşılaşana kadar yürüdü. İzler kapkara olmuşlardı. Kim bilir ne zamandan beri buradalardı?

 

Nie Yan izlere bakarak kurbanın arkadan saldırıya uğradığını, ardından ısırılıp sürüklendiğini anlayabiliyordu.

 

Ortamda pis bir koku vardı. Muhtemelen gölgeler içinde güçlü bir yaratık geziniyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 26525 Üye Sayısı
  • 850 Seri Sayısı
  • 43045 Bölüm Sayısı


creator
manga tr