Bölüm 320: Teslim

avatar
2436 57

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 320: Teslim


 

Nie Yan hemen her şeyini ifşa edip, odadakilerin kendisine ve yaptıkları işe güvenmelerini sağlamıştı. Savaş Tanrısı Kabilesinin akıbeti belirsizliklerle dolu değildi artık.

 

Sunumu yapan Küçük Su, Savaş Tanrısı Kabilesinin gelişim planlarını açıklıyordu. Büyük oyun kuruluşlarının yöneticileri Nie Yan'ın söylediklerinden bihaber sunumu dinliyorlardı.

 

"Altın olmadan ne yapacağız? Boşa zamanımı harcadım. Ben gidiyorum!"

 

"Adam haklı. Altın olmadan loncayı nasıl geliştirebiliriz?"

 

Yöneticiler birer birer memnuniyetsizliklerini dile getiriyorlardı.

 

"Böyle büyük bir şirket 50.000 altın bile toplayamıyor mu? Şaka mısınız siz?"

 

Kalabalığın sesi yükseliyordu. Beş büyük organizasyonun yöneticileri henüz konuşmamışlardı. Fakat onlar da aynı endişeleri paylaşıyorlardı. Şirketin altın sorununu nasıl çözeceğini merak ediyorlardı.

 

Nie Yan'ın bakışları en öndeki beş kişiye sabitlendi. Acaba ne konuşuyorlardı? Bu kişiler muhtemelen Savaş Tanrısı Kabilesinin iyiliğini pek umursamıyorlardı. Akıllarında şirketin yaptığı cömert tekliften başka bir şey yoktu.

 

"Lütfen sakin olun." Küçük Su kalabalığı yatıştırmakta zorlanıyordu. Ağlamanın eşiğine gelmişti. Baba Nie'nin sahneden inmesini söyleyen işaretini gördüğünde rahat bir nefes almıştı. "Affedersiniz. Sorularınızı kısa bir aranın ardından cevaplayacağız."

 

Küçük Su sahneden indiğinde kalabalığın şikayetleri hat safhaya ulaşmıştı. İşler çığırından çıkmak üzereydi.

 

"Başkan." Küçük Su Baba Nie'yi selamladı.

 

"Yeni bir gelişim teklifi hazırladık. Önceki plan iptal edilecek. Şuna bir bak."

 

Ancak Nie Yan araya girdi. "Sunuma ben devam etmek istiyorum." Küçük Su tecrübesizdi. Onun eksik olduğu kısımlarda Nie Yan sorun yaşamayacaktı. Neticede planı hazırlayan kendisiydi. Daha önce çok daha büyük sorunlarla baş ettiğinden birkaç kişiyi yatıştırmak onun için çocuk oyuncağıydı.

 

Nie Yan sahneye çıkıp dinleyicileri süzdü.

 

Oyun kuruluşlarından gelenler onu küçümsüyorlardı.

 

"Şirketinizde başka eleman mı kalmadı? Karşımıza niçin bir velet çıkıyor?"

 

Buz Rüzgar, Mavi Ejderha, Yıldırım Tanrısı, Gece Ayı ve Alazın yöneticilerinden ses çıkmıyordu.

 

Mavi Ejderhanın yöneticisi başını eğip diğerlerine sordu. "Ne planlıyorlar?"

 

"Bilmem. İzleyip göreceğiz," dedi Donuk Nesir. Gerçek isimleri uzun süre önce oyun içi isimlerinin gölgesinde kalmıştı.

 

Nie Yan'ın sahneye çıkışına hiç biri anlam veremiyordu. 18 yaşında duran bu gencin yüzünde toyluğunun izleri vardı.

 

Nie Yan soğuk gözlerle kalabalığa baktı.

 

"Sen, sen ve sen, çıkın dışarı!" Nie Yan sesi en çok çıkanları parmağıyla işaret ediyordu. Bu kişilerin ne niyetle burada olduklarını bilemezdi. Yine de tedbir amaçlı hepsini kovdu.

 

"Sen kimsin lan? Yetkiliye söyleyin buraya gelsin!"

 

O anda Baba Nie ayağa kalkıp sert tonuyla konuştu. "O benim oğlum. Aynı zamanda benim temsilcim."

 

Başkan konuştuğuna göre söylenecek söz kalmamıştı. İşaret edilenler yaygarayı büyüttüler, ancak güvenlik gelince yaka paça dışarı çıkarıldılar.

 

Nie Yan bu kişilerin Savaş Tanrısı Kabilesini baskı altına almak isteyen kuruluşlar tarafından gönderildiğine artık emindi.

 

Sorun çözüldükten sonra kalabalık yatışmıştı.

 

"Savaş Tanrısı Kabilesi yeni kuruldu ve henüz hiçbir başarısı yok. Bu konu herkesin malumu. Başka gitmek isteyen varsa şu anda çıkabilir. Size engel olmayacağız. Ancak burada bela çıkaranlara da tahammülümüz yok. Kapı orada!" Nie Yan tekrar dinleyicileri süzdü. Beş büyük kuruluşun yöneticilerine özellikle dikkat ediyordu.

 

Yıldırım Tanrısının lideri ayağa kalktı. Otuzlarında bir adamdı. Siyah blazer ceketi onu daha uzun ve yapılı gösteriyordu. Adı Zhang Song olan bu kişi, profesyonel oyuncu camiasında oldukça meşhurdu. Çılgın Yıldırım Alevi adındaki Elementalist karakteri, oyuncular tarafından Yıldırım Tanrısı lakabıyla bilinirdi. Emrindeki 600 profesyonel oyuncunun hepsi de usta oyunculardı. Ancak en çok küstah ve sinirli yapısıyla ün kazanmıştı.

 

Savaş Tanrısı Kabilesi cezbedici vaatlerde bulunmasa buraya gelmezdi. Küstahlığı yüzünden şirketin yöneticileriyle arasını kısa sürede bozmayı başarmıştı. Yöneticiler loncanın geleceği için istemeyerek geri adım atmasalar bugün burada olmayacaktı.

 

Oyuncular güçlü loncalara katılmak isterlerdi. Zayıf loncalar ise oyuncuları bünyesine katmaya uğraşırlardı.

 

"Seni sümüklü velet. Savaş Tanrısı Kabileniz altın bile toplayamıyor. Daha işin başında yerinizde sayıyorsunuz. Buradaki herkese sözümdür, Savaş Tanrısı Kabilesi başarılı olursa gelip bizzat özür dileyeceğim." Cümlesi bitince diğer dinleyicilere döndü. "Hepinizden özür dilerim. Ben gidiyorum!"

 

Önceki zaman diliminde Savaş Tanrısı Kabilesi bu kişileri bünyesine katabilmek için saygıda kusur etmemişti. Lakin durum değişmişti! Emrinde çalışacağı kişiye büyüklük taslayanlara bu odada yer yoktu! O kişilerin kibirleri faydadan çok zarar verecekti. Yolun başında onlardan kurtulmazlarsa, gelecekte çok daha büyük sorunlara yol açacaklardı!

 

Nie Yan güldü. "İnan bana, o gün beklediğinden çok daha erken gelecek. Yakın zamanda Nisode Şehri, Savaş Tanrısı Kabilesinin kontrolüne geçecek. İşte o zaman önümde diz çöküp yalvarsan bile sana fırsat tanınmayacak!"

 

Zhang Song homurdanarak dışarı çıktı. Peşinden ondan fazla yönetici daha toplantı salonunu terk etti. Muhtemelen gidenler Yıldırım Tanrısıyla yakın olanlardı.

 

Zhang Song ve yardakçıları çıktığında sessizlik sağlandı. Kalanlar koltuklarında Nie Yan'ın açıklamalarını bekliyorlardı. Hiç biri Zhang Song gibi kalın kafalı değildi. Savaş Tanrısı Kabilesinin cömert teklifi kalmalarını sağlamıştı. Öyle bir teklifi neden geri tepeceklerdi ki?

 

Geçmişte olsa şirket yöneticileri Zhang Song'un gidişinden dehşete kapılırlardı. Savaş Tanrısı Kabilesinin altını olmadığından buraya gelen herkese yüksek maaşlar teklif edilmişti. Böylece altını olmayan bir loncaya katılmayı düşünmeleri sağlanmıştı. Lakin işler eskisi gibi değildi. Artık arkalarında Niuren Birliğinin desteği vardı. Sabit bir altın kaynağı ile profesyonel oyuncuları loncaya katılmaya teşvik edebilirlerdi. Cömert maaş teklifleri sayesinde pek çok oyuncu loncanın kapısını çalacaktı. Onların katılımıyla Savaş Tanrısı Kabilesi kısa sürede en güçlü loncalardan biri haline gelecekti.

 

Ortalık durulduğunda Nie Yan söze girdi. "Hala oturanların Savaş Tanrısı Kabilesinin gelişimine destek olacağını zannediyorum. Loncaya destek olduğunuz sürece biz de size destek oluruz. Maaş konusunu yöneticilerle konuştuğunuzu düşünerek doğrudan loncanın gelişiminden bahsedeceğim."

 

Nie Yan gelişimden bahsedeceğini açıkladığında herkes pürdikkat onu dinlemeye koyuldu. Durum Küçük Su'nun bahsettiği gibiyse, yani loncanın hiç altını yoksa boş yere kaldıkları anlaşılacaktı. Savaş Tanrısı Kabilesi oyun içi parası olmadan elitlerine ekipman ve binek sağlayamazdı. Haliyle mümkün olmayan bir gelişim planını dinlemeye gerek kalmazdı.

 

"İlk olarak sağlayacağımız 60.000 altın ile herkese binek vs. alacağız. Ardından haftalık 30.000 altın tedarik edeceğiz. Ayrıca Kalor'daki Niuren Birliğiyle ittifak kuruyoruz. Yıldızlı Gece İksir Dükkanlarından alışveriş yapan herkes %5 indirim alacak. Savaş Tanrısı Kabilesi şu anda oyun kuruluşlarını davet ediyor. Eminim ülkenin en iyi 10-20 oyun kuruluşu kısa süre sonra bize katılmış olur. Öncelikli hedefimiz bir hafta içerisinde Tuoba Ailesine bağlı loncaların kontrol ettiği kalelerden 2-3 tanesini ele geçirmek!" Nie Yan gayet sakin ve emin bir tonda konuşuyordu.

 

Anlattıklarıyla büyük kuruluşlar dahil herkesi şaşırtmıştı. Demek Savaş Tanrısı Kabilesi onca altını bulacak kadar zengin ha? Herkesin aklındaki şey buydu. Ülkenin en zengin grupları dışında hiç kimse o miktarda altını bir araya getiremezdi. Savaş Tanrısı Kabilesinin altın tedarik edecek bir kaynak bulduğunu düşünüyorlardı. Gerçekten şaşırtıcı bir hamle gelmişti. Hala şüpheleri vardı, fakat böyle büyük bir şirketin yalan söyleyecek hali yoktu. Onca para harcadıktan sonra bir de itibarlarını zedelemek istemezlerdi.

 

Dolu bir keseyle ve güçlü oyuncularla Savaş Tanrısı Kabilesinin başarısız olma ihtimali ortadan kalkmıştı! Zhang Song bugünkü sözlerinden pişman olacaktı!

 

Dinleyicilerin ilgisiz tavırları gitmiş, herkes dikkatle dinlemeye başlamıştı. Kısa sürede devasa miktarlarda altın toplayabilen birinin korkunç bağlantıları olmalıydı. Böyle bağlantılar bulmak için para yetmezdi! Savaş Tanrısı Kabilesi çiçeği burnunda haliyle bir efsaneye dönüşen Niuren Birliğiyle ittifak bile kurmuştu. Üstelik Yıldızlı Gece İksir Dükkanının sahibiyle bile anlaşmışlardı. İsmi geçenlerin tamamı oyunun güç dengelerini belirleyen kurumlardı! Şirketin onlarla nasıl anlaştığı merak konusuydu.

 

Artık kimse sorun çıkarmaya cesaret edemiyordu. Biraz önce yaşananlar yüzünden kendilerini tedirgin hissediyorlardı. Büyük şirketlerin karanlık işleri olurdu. Biraz öncekiler gibi sorun çıkarsalar, ölüme bir adım daha yaklaşmış olacaklardı.

 

Nie Yan, Savaş Tanrısı Kabilesinin planlarını açıklarken en ufak ayrıntıyı bile es geçmiyordu. Sahneden hitap ettiği insanlara sanki tepeden bakıyordu. Gerçi İnançtaki pozisyonu düşünüldüğünde buradaki insanlara tepeden bakmaya hakkı vardı!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 26428 Üye Sayısı
  • 847 Seri Sayısı
  • 42898 Bölüm Sayısı


creator
manga tr