Bölüm 269: Ölüm

avatar
4942 17

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 269: Ölüm


 

Nie Yan hızla geri çekildi. Gözlerinde kurdun yansıması vardı. Buz Kurdunun pençeleri boğazına ölümün habercisi gibi yaklaşıyordu. Tam da o anda Gölge Valsini etkinleştirip hızını iyice artırdı ve canını kurtardı.

 

Vücudu kararıp tamamen ortadan kayboldu.

 

Buz Kurdunun saldırısı boşa gitmişti. Dengesini yeniden sağladığında koklayarak düşmanının izlerini arasa da nafile.

 

Nie Yan araya uzun bir mesafe koymuştu. Buz Kurduyla göğüs göğüse savaşmak gibi bir niyeti yoktu. Dullahan Arbaletini çıkarıp Altın Ejderhaya ateş etti.

 

Beş ok sırasıyla Altın Ejderhaya isabet etmişti.

 

Nie Yan’ın yeri ortaya çıkınca Buz Kurdu yeniden saldırıya geçti.

 

Nie Yan’ın hasarı diğer oyunculardan katbekat yüksek olduğundan Altın Ejderhanın aggrosu tekrardan Nie Yan’a kaydı. Öfkeyle kükreyen ejderha, kendi dilinde sözler mırıldanıyordu. Sözler bitince Ejderha Nefesi becerisiyle ateş püskürttü.

 

Garip bir şekilde Nie Yan kaçmıyordu. O sırada Buz Kurdu havaya sıçramış ve tekrar üzerine atılmıştı. Gök gürültüsü gibi bir patlama sesi duyuldu. Ejderha Nefesi havadaki Buz Kurduna bütün gücüyle isabet etmişti. Parçalarına ayrılan kurdun bedenini oluşturan buzlar kristaller halinde havaya dağıldı. Güneş ışığı altında parlayan kristaller hakikaten hoş bir manzara sunuyordu.

 

Manzara sanki bir kış diyarından çıkmaydı.

 

Buz Kurdu, Ejderha Nefesi ile parçalarına ayrılmıştı!

 

Planının başarıya ulaştığını gören Nie Yan gülümsedi.

 

Kurtla kendi gücünü kullanarak savaşması uğraştırıcı olacağı gibi, saldırı için bekleyen Gece Düzenbazına fırsat verirdi. Bu durumda hayatının hiçbir garantisi olmazdı.

 

Altın Ejderhanın gücünü kullanarak Buz Kurdunu çaba göstermeden öldürmüştü. Aradaki engel kalktığına göre Gece Düzenbazına odaklanabilirdi.

 

Gece Düzenbazı, kurdunun ani ölümü karşısında şok olmuştu. Görünen o ki yaptığı hamleyle rakibini zorlayamamıştı. Nie Yan’ın zamanlaması ve duruma uyumu muazzamdı. Buz Kurdunu geri çağıracak zamanı olmamıştı.

 

Kurdun ölümünü izleyen lonca liderlerinin ağızları açık kalmıştı. Böyle bir şey mümkün mü? Birkaç saniye önce kurt havaya sıçradığında hepsi de Nie Yan’ın öleceğinden emindi. Sonucun birdenbire tam tersine döneceğini nereden bilebilirlerdi ki?

 

Kıvrak bir zekâ ve keskin sezgiler usta bir oyuncu olmanın kilit noktalarıydı. Gerçek ustalar kendi güçlerine güvendikleri kadar, ellerine geçen fırsatları da en iyi şekilde değerlendirirlerdi. Tıpkı Nie Yan’ın rakibinin işini bitirmek için yaptığı gibi.

 

Buz Kurdunu tuzağa çekerek Ejderha Nefesine öldürtmek dahiyane bir fikirdi!

 

Buz Kurdunun ölümünün şaşkınlığını kimse üzerinden atamamışken Nie Yan Gece Düzenbazına doğru fırladı.

 

Bütün bakışlar üzerindeydi. Yoksa Gece Düzenbazı da Hei Zhuo gibi ölecek miydi? Herkes bu sorunun cevabını merak ediyordu. Öncesinde kimse Nie Yan’ın şansı olmadığını düşünüyorken, şimdi bu düşüncelerinden emin olamıyorlardı. Nie Yan yeniden beklentileri tersine çıkarabilirdi.

 

Bu sırada Parlak Kutsal Alev oyuncuları baskı altındalardı. Savaşçı ve Şövalyeler Gece Düzenbazını yakın korumaya almışlardı. Aralarında geçecek yer yoktu. Öyle ki arkalarına bir sineğin bile geçemeyeceğinden eminlerdi.

 

İlahi Gözler!

 

Şövalyelerin gözlerinden yayılan ışıklar etrafta Nie Yan’dan izler arıyordu.

 

Rahipler durmadan ortalığı aydınlatıyor, gökyüzünden parlak küreleri eksik olmuyordu. Lâkin Nie Yan pek hızlıydı. Rahipler mühürleme fırsatı bulamadan Nie Yan’ın izini kaybediyordu.

 

3 saniyeden daha kısa sürede İşaret Mührü yapabilecek Rahip yoktu.

 

Lider Genç Yedi ve On Li Boyalı Tülbent sırasıyla 2.6 ve 2.7 saniyede İşaret Mührü yapabiliyorken, Kara Cennet ve Aykız büyü için 3.1 saniyeye ihtiyaç duyuyordu. Her kişinin yeteneği farklı alanlarda ortaya çıkıyordu. Genç Yedi ve Boyalı Tülbendin yeteneği de PvPdeydi.

 

Sıradan Rahipler mühür için en azından dört saniyeye ihtiyaç duyardı. Beş veya altı saniyede büyüyü hazırlayanlar ise her yerde bulunabilirdi. Parlak Kutsal Alev Rahipleri arasında Genç Yedi, Boyalı Tülbent ve Niuren Birliğindeki diğer Rahipler kadar yetenekli olan yoktu.

 

Düşmanın sıkı safları Nie Yan’ın gülümsemesine sebep oldu. Bununla beni durdurabileceğinizi mi düşünüyorsunuz?

 

Gökyüzüne fırlayan bir ışık küresi Nie Yan’ı ortaya çıkardı. İki saniye sonrasında da yerden buz dikenleri fırlamıştı.

 

Keskin sezgileri sayesinde Nie Yan dikenlerden kurtuldu. Etrafından dikenler fırlarken yerin sarsıldığını hissedebiliyordu. Anlaşılan Gece Düzenbazı mevcut halinden yararlanarak düşmanını ezici bir güce boğmak istiyordu.

 

Nie Yan durmadan yuvarlanarak veya adımlayarak saldırılardan kaçınırken üzerindeki baskıyı hissetmeye başlamıştı. Buz dikenleri her seferinde biraz önce bastığı yerden fırlıyordu. Fakat bu defa dikenler hemen önünde fırlamıştı. Dikenlere çarpmak üzereydi ve en ufak bir temas halinde hızı ciddi anlamda düşecek, onlarca diken tarafından şişlenecekti.

 

Buz Dikeni becerisi Gece Düzenbazı elinde korkutucu bir hal almıştı.

 

Nie Yan bir anda hızlanıp vücudunu döndürdü. Buz dikenlerinin sırtına sürttüğünü hissedebiliyordu. Dikenlerden vücuduna kan dondurucu bir soğukluk yayılıyordu.

 

Dikenlerden kaçındığı sırada bir şeyin farkına varmıştı. Yalnızca hıza sırtını dayaması yeterli gelmiyordu. Hareketleri çok doğrusal ve tahmin edilebilir oluyordu. Hal böyle olunca Gece Düzenbazına yaklaşırken sürekli olarak yön değiştirerek ilerlemeye başladı.

 

İkisi arasında yaklaşık 20 metre vardı. Gece Yarısının on metre uzaklığında ise oyuncuların oluşturduğu koruma çemberi başlıyordu.

 

Saldırıları hedefin uzağına düşmeye başladığında Gece Düzenbazının aklında şimşekler çaktı. Nie Yan’ın hareketleri artık önceki kadar öngörülebilir değildi. Bu yüzden ne yana saldıracağını kestiremiyordu.

 

Nie Yan Altın Ejderhanın saldırı düzenini çoktan ezberlemişti. Yakında Ejderha Nefesi kullanması gerekiyordu.

 

Doğrudan Gece Düzenbazını koruyan Savaşçı ve Şövalyelerin üzerine gidiyordu.

 

“İşte, orada!”

 

“Öldürün!”

 

Nie Yan müthiş hızıyla yanlarından geçip gidiyordu.

 

Parlak bir küre gökyüzüne uçtu. Rahipler asalarını kaldırıp Nie Yan’ı mühürlemeye hazırlanırken ağızlarını açık bırakan bir olay vuku buldu. Altın Ejderha ağzını sonuna kadar açıp kavurucu Ejderha Nefesi ile saldırdı.

 

“Kaçın!”

 

“Lanet olsun! Ejderha Nefesi geliyor!”

 

Parlak Kutsal Alev oyuncuları paniğe kapılıp canlarını kurtarmaya çalıştılar.

 

Gece Düzenbazı da ani saldırı karşısında şaşkınlıkla geri çekildi. Rüzgâr Hızından gelen güçlendirme ile son sürat güvenli bir yere geçti.

 

Ejderha Nefesi Parlak Kutsal Alev oyuncularının arasına düştü. Her yana alevler saçılmıştı. Kavrulup kararan bir kısım içerisinde bulunan 20 oyuncudan kurtulabilen yoktu.

 

Parlak Kutsal Alev savunma hatlarında büyük bir boşluk doğmuştu.

 

Oyuncular karmaşaya sürüklenmişlerdi!

 

Altın Ejderha gelip zaten dağılmış olan oyuncuların arasına daldı. Savaşçı ve Şövalyelerden oluşan sık saflar, verilen onca uğraşa rağmen darmadağın olmuşlardı.

 

Gece Düzenbazı canını kurtarabilmek için mecburen kaçacaktı. Ancak kaçtığı yer, hiçbir adamı olmayan boş bir araziydi.

 

Kutsiyet ve Büyü Ateşlemesinin süresi dolmak üzereydi. Gece Düzenbazı ise artan öfkesini bastırmakla meşguldü.

 

Uzaklara, Nie Yan’ın bulunduğu yere baktı. Göz göze geldikleri anda Nie Yan kamuflaja girip kayboldu.

 

Gece Düzenbazı adamlarının kurduğu koruma çemberini kaybetmişti. Şu andan itibaren tek başına savaşacaktı.

 

Nie Yan’ın kayboluşu onu telaşa gark etmişti. Nihayet rakibinden gelen baskıyı hisseder olmuştu.

 

Nie Yan’ın ağaç tepesindeki şeytani gülümsemesi aklına geldi. Ne kan dondurucu bir gülümsemeydi o…

 

Ölüm adım adım yaklaşıyordu.

 

Çok geçmeden arkasından gelen tehditle sarsıldı. Ne çabuk arkama geçtin?!

 

Asasını kaldırıp büyüsünü yaptı. İtici!

 

Fakat arkasını döndüğünde Nie Yan’dan iz yoktu.

 

İticiyi kullanması için Nie Yan tarafından tongaya düşürülmüştü!

 

Uzak gölgelerde saklanan Nie Yan pis pis sırıtıyordu. Gece Düzenbazını psikolojik yönden etkisine almıştı. Tek yaptığı rakibine zihinsel baskı uygulayarak kendisini tehlikede hissetmesini sağlamak ve idrakini köreltmekti. Sonrasında galibiyet çocuk oyuncağıydı.

 

Kişi ne kadar yetenekli olursa olsun zayıflıklarından kurtulamazdı.

 

Gece Düzenbazının zayıflığı da yenilgiden fazla korkmasıydı. Zira onun yenilgisi, Parlak Kutsal Alevi kötü etkileyecekti. Bu yüzden tehlike anında aklı sakin kalamamıştı.

 

Nie Yan ise iki hayat yaşamıştı. Bu tür şeylerin onun gözünde değeri yoktu. Yenilse ne olacaktı sanki? Önemli olan iradenin yenilmemesi, sarsılmamasıydı! Böyle bir iradeyle, yerlerde sürünsen bile tekrar zirveye tırmanabilir, insanları şaşırtabilirdiniz. Önceki hayatında Nie Yan yıllar boyu Cao Xu’nun gardını düşürmesini sabırla beklemiş, sonunda da ölümcül darbeyi indirmişti. Eğer yenilgiye sabretmese suikast başarısız olacaktı. O zaman iki hayatı da boşa yaşanacaktı.

 

Nie Yan büyük tehlikelere atılsa bile sükunetini korurdu. Bu hayatında Gölge Dansçısı engelini aşabilmesinin en büyük sebebi sakin yapısıydı.

 

Uzak mesafeden Gece Düzenbazını kışkırtmaya devam ediyor, sıklıkla yaptığı sahte saldırılarla öldürme niyetini rakibine yöneltiyordu. Gece Düzenbazı iyice paranoyak hale gelmişti. En küçük çıtırtıda büyü bombardımanı başlatıyordu.

 

İkili bu şekilde savaşırken Altın Ejderha öfkeyle kükredi. Büyücülerin kesintisiz saldırıları sonucu canı tükenmişti. Acı bir çığlık attıktan sonra iri cüssesiyle yere yığıldı.

 

“Altın Ejderha öldü!”

 

“Koşun! Düşenleri alın!”

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23801 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 42052 Bölüm Sayısı


creator
manga tr