Bölüm 259: Solga’nın Parlak Deri Zırhı

avatar
2820 19

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 259: Solga’nın Parlak Deri Zırhı


 

Nie Yan’ın vücudu, çeşit çeşit değerli eşyalarla dolu bir hazine sandığıydı. Palet Yüzüğü gibi eşyalarını satışa çıkarsa kuşkusuz uçuk fiyatlardan alıcı bulabilirdi. Yalnız belirtmek gerekirdi ki böyle bir eşyayı almak için altından fazlası gerekirdi. Kalabalık Nie Yan’ın bu yüzüğü nereden bulduğunu merak ediyordu.

 

Bu tarz eşyaların değerini belirlemek zordu. Nitekim kimisi için değerli olduğu halde, kimisi için çöpten farksızdı.

 

Oyuncular birer birer binalara çıktılar. Ta ki altı binanın tamamı dolana kadar.

 

Yerde yalnızca Nie Yan, Kılıç Parıltısı ve Yi Yan kalmıştı. Kalan Savaşçılar ise uzak bir noktaya çekilmişlerdi.

 

Nie Yan Palet Yüzüğünü tekrar taktıktan sonra Kılıç Parıltısına döndü. “Ben gidip Goblin Topçusunu çekeceğim.”

 

“Tamamdır, dikkatli ol.” Seviye 40 bir Lordu, bulunduğu yerden binalara kadar çekmek kolay olmasa gerekti.

 

Nie Yan Goblin Topçusunun 30 metre yakınına kadar gizlilikle sokuldu. Ardından Dullahan Arbaletini çıkardı.

 

Beş ok fırlayıp Goblin Topçusuna uçmaya başladı.

 

−24
−21
−22
−21
−23

 

Goblin Topçusu saldırıya uğradığı anda topu ateşledi. Kor gülle yavaş yavaş saldırgana doğru yuvarlanıyordu.

 

Nie Yan Gölge Valsini etkinleştirip sol tarafa çekildi.

 

Gülle büyük bir gürültüyle infilak edip etrafına şarapnel saçtı.

 

Nie Yan’ın kamuflajı, patlama sonucu oluşan dumanla daha da güçlenmesine rağmen Goblin Topçusu onun yerini bulmayı başarmış ve peşine takılmıştı.

 

Yaratığın attığı her adım zemini sarsıyordu.

 

Bir gülle daha fırladı.

 

Nie Yan kenara çekilmesine rağmen güllenin peşinde olduğunu gördü.

 

Gülle iyice yaklaşmıştı!

 

Patlamanın gerçekleşmek üzere olduğunu gören Nie Yan, İpek Eğirici Yüzükten fırlattığı ağ ile yakındaki binalardan birinin duvarına kendini çekti.

 

Bir saniye bile geçmemişken arkasında patlayan gülleden saçılan şarapnellerden birisi kolunu sıyırdı.

 

Başının üzerinden korkunç bir hasar değeri fırlamıştı. Neyse ki zamanında patlama alanının dışına çıkabilmişti. Yoksa şimdiye cesedi bile kalmayacaktı!

 

Ağı bırakıp hafifçe yere indi. Oyalanmadan altı binaya doğru peşinde Goblin Topçusu ile koşmaya başladı.

 

“Çok yakındı!”

 

“Patron az daha tahtalı köyü boylayacaktı!”

 

“O beceri neydi? Hırsızlar ne zamandan beri ağ fırlatır oldu?”

 

“Fazla irdeleme! Bu da patronun sırlarından olmalı! Harika değil mi? Öyle bir saldırıdan bile kurtulmayı başardı!”

 

Binaların üzerindeki oyuncular meydanda olanlara hakim olduklarından Nie Yan’ın Goblin Topçusunun saldırısını nasıl atlattığını açıkça görmüşler ve bulundukları yerde yürekleri ağızlarına gelmişti. Çok defa ölümle burun buruna geldiğini, fakat bütün saldırıları kıl payıyla atlattığını izlemişlerdi.

 

Karşılarında heyecanlı bir kedi fare kovalamacası vuku buluyordu. Tehlikenin boyutuna bakmaksızın Nie Yan her seferinde kendini kurtarmayı başarıyordu.

 

Xie Yao’nun kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Goblin Topçusunun her saldırısında soğuk terler döküyordu. Lâkin Nie Yan her saldırıyı başarıyla atlatıyordu. Hızı emsalsizdi. Avına koşan çitaydı adeta.

 

Nie Yan’ın tehlikede olmadığından emin olduğunda Xie Yao rahat bir nefes aldı. Ruh hali Nie Yan’a göre şekilleniyordu. O iyi olduğunda kendisi de iyi oluyordu.

 

Nie Yan sonunda hedefine ulaştı. Kılıç Parıltısı naralar atarak ileri atıldı ve Kalkan Darbesi ile Goblin Topçusuna saldırdı.

 

Goblin Topçusu çarpışmanın etkisiyle bir adım geri püskürtüldü.

 

Kılıç Parıltısı aggroyu tamamen üstüne almak için Kışkırtma becerisini de etkinleştirdi.

 

Goblin Topçusunun dikkati artık tamamen Kılıç Parıltısı üzerindeydi. Yumruğunu savurmasıyla Kılıç Parıltısını birkaç adım geri çekilmeye zorladı.

 

Kılıç Parıltısı hızla dengesini toparlayıp tekrar ileri atıldı.

 

“Saldırın! Bütün gücünüzle saldırıya geçin!” Nie Yan avazı çıktığınca bağırdı. Goblin Topçusunun aggrosu Büyücülere kaysa bile onlara zarar veremezdi.

 

Büyücüler saldırıyı başlattılar. Goblin Topçusu ağır büyü bombardımanı altındaydı. Üzerinden çok sayıda hasar değeri fırlıyordu.

 

Büyücüler ellerinden geleni artlarına koymuyorlardı. Aggro korkusu olmadan saldırma fırsatını başka nerede elde edeceklerdi. Ellerindeki bütün yüksek hasarlı büyüleri kullanıyorlardı.

 

Gökyüzü Goblin Topçusunun üzerine yağan büyülerle kaplanmıştı. Yaratığın topundan çıkan güllelerin patlaması Kılıç Parıltısını geriye savuruyordu.

 

Her bir patlama Kılıç Parıltısının %70 canına mal oluyordu. Neyse ki yaratığın saldırı hızı düşüktü de, iki saldırı arasında Rahipler sayesinde canını doldurabiliyordu.

 

Üzerine düşen ışın perdesi ile Kılıç Parıltısının canı tamamen doldu.

 

Kalkan Darbesi!

 

Kılıç Parıltısı tekrar hücuma geçip kalkanını Goblin Topçusuna savurdu.

 

Goblin Topçusu Büyücülere saldıramadığı için hıncını Kılıç Parıltısından alıyordu.

 

“Savaşçılar, Goblin Topçusunun kaçmasına engel olun!” Yaratığın aggrosu dağılır da eski yerine dönerse bütün uğraşları boşa gidecekti.

 

Yoğun büyü saldırısı sonucu Goblin Topçusunun canı %20’ye düşmüştü.

 

Ölümünü gören yaratık arkasını dönüp kaçmaya yeltendi.

 

“Dur bakalım! Nereye kaçıyorsun?!” Kılıç Parıltısı Savunma Duruşunu etkinleştirip kaçan yaratığın önüne geçti.

 

Bu sırada Büyücüler saldırılarını sürdürüyorlardı.

 

Goblin Topçusu öfkelenmişti. Vücudundan çıkan buharlar sonrası Büyü Topunun ucun parlamaya ve enerji toplamaya başladı.

 

Nie Yan olacakları anlamıştı. “Rahipler, Şifalarınızı hazırda bekletin!”

 

Üç gülle art arda toptan fırlayıp Kılıç Parıltısına doğru yuvarlanıyordu.

 

Tehlikeyi sezen Kılıç Parıltısı, Savunma Duruşu etkinken eline bir de Orta Sağlık İksiri aldı.

 

Gülleler ansızın patlayıp etraftaki her şeyi yok ettiler. Kılıç Parıltısı patlamanın şiddetiyle rüzgara kapılan uçurtma gibi geriye savrulmuş ve sertçe yere çakılmıştı.

 

Goblin Topçusu fırsattan istifade kaçmaya yeltendi. Ancak Yi Yan öne çıkıp Kılıç Parıltısından doğan boşluğu doldurdu.

 

Goblin Topçusu ne yaparsa yapsın Yi Yan’ı geçemiyordu. Canı %10’a düştüğünde topu yeniden enerji toplamaya başlamıştı.

 

Üç güllenin patlaması Yi Yan’ı da havaya uçurdu.

 

“Kaçmasına müsaade etmeyin! Birer birer karşısına geçip önünü kesin!” Nie Yan birkaç oyuncuyu feda etmezse yaratığın kaçacağının farkındaydı.

 

Taarruz!

 

Kenarsız ilk gönüllü olmuştu. Savaşçılardan hiçbiri Goblin Topçusunun saldırılarına dayanamazdı. Öleceklerini bildikleri halde öne çıkacaklardı. Yaptıkları ile Büyücülere yaratığın işini bitirmeleri için zaman kazanmayı umuyorlardı.

 

Kenarsızın akıbeti de önceki ikisinden farklı olmamıştı.

 

Ondan sonra Monokrom öne çıktı, fakat o da fazla dayanamadı. Trajik anlar yaşanıyordu. Savaşçılar birer birer saldırıya geçiyor, öleceklerini bilmelerine rağmen Goblin Topçusunun kaçmasına engel oluyorlardı. Her biri ölmeden önce en fazla birkaç saniye dayanabiliyordu. Yine de gözlerini kırpmadan ölüme yürüyorlardı. Biri düştüğünde yerini hemen başkası dolduruyordu.

 

Savaşçıların hallaç pamuğuna döndüğünü gören Büyücülerin içleri sızlamıştı. Goblin Topçusu ne kadar erken öldürürlerse o kadar az kayıp vereceklerinin bilinciyle saldırılarını sıklaştırdılar.

 

Grup içerisinde Diriltme becerisi kullanabilen Rahipler olduğundan ölüm cezası %30 tecrübeyle sınırlandırılabilirdi. Ancak tecrübe kaybının da telafisi zordu. %30’luk kaybı telafi etmeleri için altı saat boyunca ara vermeden kasılmaları gerekecekti!

 

Büyücüler çılgınlar gibi saldırıyor, Goblin Topçusu canı hızla azalıyordu. %3… %2… %1… ve nihayet %0! Canının sıfıra düşmesiyle infilak eden metal yığınının parçaları meydana dağıldı.

 

Yerde çizgi halinde 36 ceset sıralanmıştı. Goblin Topçusu her attığı adımda bir kişi öldürmüştü.

 

Goblin Topçusu öldüyse eğer onların fedakarlıkları sayesindeydi.

 

“Rahipler aşağı inip ölenleri diriltsin.” En yüksek bina 12 metre uzunluğundaydı. O yükseklikten atlamakta hiç kimse ölmezdi.

 

Büyücü ve Rahipler birer birer aşağı atladılar. Ardından Rahipler işe koyuldu.

 

Savaşçılardan biri Goblin Topçusundan düşen eşyaları toplamıştı. Biri Savaşçı, biri Büyücü, biri de Hırsız için olmak üzere toplamda üç ekipman düşmüştü.

 

“Patron, bir deri zırh düştü! Ananı avradını! Şansa bak! Efsanevi eşya parçasıymış!” Yalnızca bir parça olmasına rağmen herkes heyecana kapılmıştı. Çünkü parça da olsa kademesi Efsaneviydi!

 

“Efsanevi ekipman parçası mı?” Bu haritada daha önce Hırsızlar için Efsanevi ekipman parçası düştüğünü duymamıştı. Ancak şöyle bir düşündüğünde zihninde bir şimşek çaktı. Yoksa Solga’nın Kara Parlak Deri Zırhı mı? “Parçayı göster! Çabuk!”






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 24321 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 42178 Bölüm Sayısı


creator
manga tr