Bölüm 118: Kemik Deryası

avatar
2491 12

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 118: Kemik Deryası


 

Nie Yan, Kodo 1 ve 2’ye etraftaki yaratıkları temizleme görevi verdi. Bu sırada kendisi de Hortlak Ayini ile daha fazla hizmetkar edinmeye çalışıyordu. Başarı şansı yok denecek kadar azdı ama denemekten zarar gelmezdi.

 

Kodoların doğduğu yerler bölgenin geneline dağıldığından, Nie Yan sürekli yer değiştiriyor, bunu yaparken de yolda karşısına çıkan engelleri ezip geçiyordu. On Kodo öldürdüğünde, emrindeki Kodoların sayısı üçtü.

 

Artık üç tane Kodosu olduğuna göre planının sonraki aşamasına geçebilirdi.

 

Tang Yao, üç iskelet hizmetkarın dev vücutları karşısında etkilenmişti.

 

Tecrüben ne durumda?

 

%57.” dedi Tang Yao.

 

Güzel, yakında seviye atlarsın. Bir süre daha beraber takılırız. Sonrasında benim gitmem gerekiyor. Seviye 8’e ulaştığında bütün tecrübeyi Esrar Perisine aktar. Seviye 2’ye evrimleşmesine yardımcı olacağım. Ardından seni, kendi başına kasılabileceğin bir yere götüreceğim.” Perinin seviyesini ikiye yükseltmek nispeten kolaydı. İkiden üçe yükseltmek ise yüz kat daha zordu. Seviye 3’ten itibaren istediği tecrübe muazzam miktarlara ulaşıyordu. Esrar Perilerinin geliştirilmesinin zor olmasının bir sebebi de buydu.

 

Tamamdır!” Tang Yao kendisi seviye atlamak istiyordu. Fakat Nie Yan’ın dediklerine uymaya karar verdi. Hem gelecekte Nie Yan’la takılmak için fırsatı olacaktı. Kardeşiyle birlikte kasılmak, kaçıramayacağı bir şeydi!

 

Ee, nereye götüreceksin beni?” Tang Yao bu bölgede bir başına duramazdı. Seviyesi buna yetmezdi.

 

Doğudaki bir bölgede Seviye 19 İskelet Askerler doğuyor. Orada kendi başına takılabilirsin. Seviyeleri gözünü korkutmasın. Gittiğimiz zaman ne demeye çalıştığımı anlarsın.

 

Tang Yao afalladı. Seviye 19 yaratıkları öldürmek için yeterli güce sahip miydi? Ancak, Nie Yan öyle dediğine göre bir bildiği olmalıydı.

 

Nie Yan, Kodoları kullanarak bölgeyi tertemiz etti. Nihayet o neşeli müzikle gelen parıltıyı gördü. Seviye atlamıştı.

 

Seviye 10’a ulaşınca karakter sayfasını açtı. 7 statü ve 2 ustalık puanı kazanmıştı.

 

Sulgatanın Çizmelerini bir an önce kuşanabilmek adına 7 puanın hepsini Güce verdi.

 

Bu puanlarla birlikte Güç statüsünde şu anda 53 puan olmuştu. Sulgatanın Çizmelerinin gerektirdiği 130 puana henüz uzun bir yolu varmış gibi görünse de, aslında çok bir yolu kalmamıştı. Neticede Nie Yan’ın seviye atlamadan statülerini yükseltmekte kullanabileceği birçok yöntemi vardı. Özgürlük Bölümü de bunlardan biriydi. Bu yolculuğa çıkmasındaki temel amaç, Özgürlük Bölümü’nün, Güç statüsüne yaptığı büyük katkıydı. Sulgatanın Çizmelerini giyebilse, çok daha güçlü olacaktı.

 

Ustalık puanlarından birini Orta Nişancıya, diğerini de Başlangıç Usta Ellere verdi. İlki Hırsızın yay ve arbalet kullanmaktaki ustalığını artırıyordu. Uzak mesafeden verdiği hasar ve zırh delme özelliklerini yükseltiyordu. İkincisi ise Hırsızın, hançerde ters kavrama, düz kavrama gibi farklı tutuşlar arasındaki geçişini kusursuzlaştırıyordu. Ayrıca hançerlerle verdiği hasarı %2 artırıyor ve Hırsızlık becerisini kolaylaştırıyordu.

 

Hırsızlık, Hırsızın ek gelir kapısı denebilecek bir beceriydi. Nie Yan gibi zengin birinin elbette buna ihtiyacı yoktu. Lakin bazı görevlerde Hırsızlık kullanımı gerekeceğinden, faydası azımsanamazdı. Bunlar yalnızca Hırsızların yapabileceği sınıf kısıtlaması olan görevlerdi. Ödülleri oldukça cömertti. Bütün Hırsızların imrenerek bakacağı üst kalite ekipmanlar bile ödül olarak verilebiliyordu. Gelgelelim, bu görevlerin şu an için beklemesi gerekiyordu. Öncelikle Özgürlük Bölümü’nü ele geçirmeli ve Sulgatanın Çizmelerini kuşanıp Hırsızlık becerisini kullanabilir hale gelmeliydi.

 

Cesaret Bölümü sayesinde, her beş seviyede 1 yerine 2 ustalık puanı kazandığından, bunları kullanmak konusuna fazla kafa yormuyordu. Neresi ona uygun geliyorsa oraya veriyordu.

 

Çok geçmeden Tang Yao Seviye 8’e ulaştı. Bütün tecrübe kazanımını, o noktadan itibaren Esrar Perisine yönlendirdi.

 

İskelet Kodoları avlamaya devam ettikçe, Esrar Perisinin tecrübesi de şaşırtıcı bir hızla artıyordu.

 

Kalor çevresinde hortlakların doğduğu çok az bölge vardı. Seviye 20, hatta 30 civarlarına ulaştığında, Hortlak Ayini kullanabileceği fazla bir alan kalmayacaktı. Bu yüzden, henüz oyuncular buralara adım atmadan, bu bölgeleri sömürmeliydi. Tang Yao şu anda Esrar Perisini mümkün olduğunca geliştirse, gelecekte seviye atlamak onun için daha kolay olacaktı. Özellikle yüksek hasarlar veren büyüler öğrendiğinde, Esrar Perisinin faydası ortaya çıkacaktı. Arkası kesilmeyen büyü yağmuruyla geniş gruplar halinde yaratıkları avlayabilir hale gelecekti.

 

Yarım saat daha Tang Yao’yu yanında taşıdıktan sonra Esrar Perisi nihayet evrimleşti. Neyse ki Seviye 1’den Seviye 2’ye geçiş kolaydı. Seviye 3 ise inanılmaz zordu.

 

Perinin özellikleri ne durumda?

 

Mana Yenilenme Oranı +%300, Bekleme Süresi -%40, Büyü Hazırlama Süresi -%40, Büyü Hasarı +%10 ve Seviye Hiçe Sayımı +2.” Son özellik Tang Yao’yu oldukça şaşırtmıştı.

 

Çok iyi! Tam ihtiyacımız olan özellik! Artık Seviye 19 İskelet Askerleri kendi başına öldürebilirsin.” Tang Yao’nun İskelet Askerleri öldürebileceğini söylediğinde, bu özelliğin varlığından haberdardı.

 

Onun planları en küçük detayları bile hesaba katıyordu.

 

Tang Yao’yu yanına alıp doğuya yöneldi. Nihayetinde kumullarla kaplı, İskelet Askerlerin başıboş dolandığı bölgeye geldiler.

 

Kumullardan birinin üstüne çık. Aşağı düşmediğin sürece İskelet Askerler sana saldıramaz.” İskelet tipi yaratıklar doğal olarak hantal olduklarından, tırmanma gibi aşırıya kaçan bir işi beceremezlerdi. “Burada tek başına kasılman, beni takip etmenden daha hızlı olur. Birkaç seviyeyi kolaylıkla atlayabilirsin ama bence bütün tecrübeyi Esrar Perisine aktarmalısın. Gelişimin için o daha önemli. Biliyorum, bu yaratıklar Seviye 19 iken sen Seviye 8’sin. Tam da bu sebepten kazanacağın tecrübenin miktarı da uçuk olacak. Ve bu tecrübenin hepsi perine gidecek. Kısacası, burada kasılarak üç gün içerisinde perini Seviye 3’e yükseltebilirsin.

 

Seviyeler arası geçişteki tecrübe ihtiyacının farklılığından ötürü, Esrar Perilerinin tecrübe kazanma yöntemleri, oyunculardan biraz farklıydı. Tang Yao, şu zamana kadar kasıldığı şekilde perisini kasmaya çalışsaydı, perinin Seviye 3’e ulaşması bir ayını alırdı. Böyle geniş bir zaman diliminde peri ölür mü kalır mı bilinmezdi.

 

Önceki hayatında, bu yöntemi kullanan bir oyuncu bir ay içerisinde Esrar Perisini Seviye 4’e yükselmişti. Ancak sonrasında ne kadar uğraşırsa uğraşsın, Seviye 5’e yükseltmekte başarısız olmuştu. Sonrasında anlamışlardı ki, Esrar Perisini Seviye 5’e yükseltmek için yaratıklardan gelen tecrübe işe yaramıyordu. Oyuncuları öldürerek periye özel bir tecrübe puanı kazanmaları ve bu şekilde periyi yükseltmeleri gerekiyordu.

 

Ancak bu aşamaya ulaşan Esrarlı Büyücülerin tamamına yakını, Seviye 5’i göremeden Esrar Perilerini kaybediyorlardı. Minareyi çalan, kılıfını hazırlar. En güçlü oyuncular bile kalabalık bir grup karşısında öldürülebilirlerdi.

 

Haklısın, burası hiç fena değilmiş. Bir an önce Esrar Perimi Seviye 3’e yükselteceğim. Böylece birlikte seviye atlayabiliriz.” Seviye 2’deyken bile perisi muhteşem özelliklere sahipti. Seviye 3’e ulaştığında nasıl bir şeye dönüşeceğini kestirmekte zorlanıyordu.

 

Esrar Perileri Seviye 3’e ulaştıklarında, Esrar Büyücüleri genelde Seviye 40-50 civarlarında olurlardı. Eğer biri o seviyelere gelmeden perisini üçüncü seviyeye taşırsa, diğer oyunculara karşı inanılmaz bir üstünlüğü olacaktı.

 

Gidip kasılmaya başla o zaman. Esrar Perisi sayesinde mana problemin ortadan kalkacak. Gitmeden önce bana mesaj at.” Nie Yan İskelet Kodoların kalan sürelerine baktı. İlk kontrol ettiği Kodo 1’in, bir saatin altında zamanı kalmıştı.

 

Tamamdır, beni merak etme. Üç günde bitirmeye çalışırım. Sonrasında birkaç gün daha burada durmayı düşünüyorum. O zamana kadar buraya gelmene gerek yok.” Perisini Seviye 3’e taşıdıktan sonra kendi seviyesini de yükseltmeyi planlamıştı.

 

Ekipmanların biraz eksik kalıyor. Gerçi Esrar Perisi büyü hasarın yükselttiğinden sorun olmayacaktır. Seviye 15’e kadar aynı ekipmanları kullansan bile zorluk çekmezsin. Neyse, ben seni yalnız bırakayım.

 

Tang Yao, kumullardan birinin üzerine çıktı ve aşağıda kalan İskelet Askerlerin üzerine büyü yağdırmaya başladı. Meteor dışında elindeki büyülerin çoğu tek hedefli olsa da, hatırı sayılır bir hızla tecrübe kazanıyordu. Çünkü mana derdi olmadan, aralıksız büyü yapabiliyordu.

 

Tang Yao’yu bıraktıktan sonra, Nie Yan hedefine odaklandı.

 

Artık görülemeyecek hale gelene kadar Tang Yao, Nie Yan’ın ardından bakakalmıştı. Sonrasında tekrar işine baktı.

 

Önündeki birkaç gün boyunca burada bir başına olacaktı.

 

Ahh… Ne yalnız bir hayat!” Tang Yao, arkadaş listesini açıp, muhabbet edebileceği güzel kızlara mesaj atmaya başladı.

 

Selam güzellik, ne işler peşindesin?

 

Seviye atlamaya çalışıyorum.

 

Muhabbet ederek zaman geçirmeye ne dersin?

 

İşim var.

 

Dur bir saniye! Hemen başından savma! Ben usta bir oyuncuyum! Şu anda Seviye 20 bölgelerde kasılıyorum. Geri döndüğümde seni de buraya getirebilirim.

 

Hah… Ben de inandım.Karşı taraf Tang Yao’nun yüzüne kapattı..

 

Tang Yao acı acı gülümsedi. Doğruları konuştuğunda neden kimse ona inanmıyordu? Başka bir kızla, şansını yeniden denemek istedi. Kızlara mesaj atarak, sıkıcı kasılma rutinini eğlenceli hale getirmeye çalışıyordu. Ayrıca ağzından baloncuklar üfleyen perisinin sesini dinleyerek kendini eğlendiriyordu. Hislerine aldırmadan uzun süreli yalnızlığa dayanabilmesi gerekiyordu. Usta bir oyuncu olabilmesi için bunu yapması şarttı.

 

Bu sırada Nie Yan, Hems’in derinlerine girmişti. Burada esen rüzgar, çorak arazideki kumu havalandırıyordu. Ağır iklim koşulları yüzünden tek bir bitki bile görememişti.

 

Gökyüzü kumlarla kapalı olduğundan, manzara hiç değişmiyordu. Bu da yön duygusunu yitirmesine sebep oluyordu.

 

Nie Yan koordinatlarını kontrol etti. Burayla ilgili hatıraları, silinmeye yüz tutmuştu. İçinde doğru yolda olduğuna dair bir his vardı.

 

On dakika yürüdükten sonra, hiçliğin ortasında bir mezarlık buldu. Her yer mezar taşlarıyla doluydu. Mezarlık, göz alabildiğince uzanıyordu.

 

Sessiz mezarlık, nice çağların geçişine tanıklık etmişti. Burada ölenlere tanıklık ediyordu.

 

Biraz daha uzaklara baktığında, kumların altında gömülü halde yıkık bir bina gördü. Bu bina, yer altı mezarlarına giriş noktasıydı.

 

Ölüm Büyücüsü Abrah, yer altı ordularını Zümrüt İmparatorluğunu istila etmek için kontrol eden kişi, burada yatıyordu. Ölüme, korkuya ve hastalığa hükmeden, kudretli birisiydi. Bir baş melek tarafından, bu mezarın içinde sonsuza kadar mühürlü kalmakla cezalandırılmıştı.

 

Efsanelere göre Abrah’ın Kolyesini çalmak için mezarına bir Hırsız girmişti. Ancak, Hırsız girişiminde başarısız olmuş, öldüğünde de geride Özgürlük Bölümü’nü bırakmıştı.

 

Nie Yan mezarın girişine yaklaşırken, karanlık bir enerji bölgeyi taradı. Çok sayıda iskelet, ansızın mezarlarından kemik ellerini çıkarıp, yüzeye tırmanmaya başladı. Sayıları birden ona, ondan yüze ve nihayet binlerle ifade edilebilecek büyüklüğe ulaştı. Bütün mezarlık iskeletlerle dolmuştu.

 

Göz alabildiğince uzanan iskelet ordusu, adeta bir kemik deryasını andırıyordu.

 

O anda, Nie Yan ‘iskelet ordusu’ teriminin ne anlama geldiğini anlamıştı. Kadim savaşın nasıl geçtiğini, az çok tahmin edebiliyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21891 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40682 Bölüm Sayısı


creator
manga tr