Bölüm 114: Topal İnsei Rais

avatar
3198 24

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 114: Topal İnsei Rais


 

Nie Yan çıkıntıdan atlayıp aşağı indi. Savaş ganimetini toplamaya gidiyordu.

 

Lider sınıf Koboldlardan, her biri farklı sınıflara ait beş tane Gümüş kademe ekipman elde etti. Savaşçı, Hırsız, Büyücü, Şövalye ve Rahip. Fakat ekipmanların seviyesi yirmiydi. O seviyeye ulaştığında Gümüş kademe ekipmanların, Nie Yan’ın ilgisini çekmesi mümkün müydü?

 

Ekipmanları çantasına attıktan sonra, Kodoldlardan düşen paraları toplamaya başladı. Yerde hiçbir şey kalmayınca kazancı ortaya çıkmıştı: 12 gümüş. Bu miktar hiç fena sayılmazdı.

 

Buraya geliş amacı hızlı bir şekilde seviyesini yükseltmekti. Amacına ulaştığına göre artık normal ekipmanlarına dönebilirdi. Zeka veren ekipmanları çantasına atıp bir Dönüş Parşömeni çıkardı.

 

Yirmi saniye sonra ışınlanma tamamlandı ve şehre geri döndü. İlk iş olarak oyuncu sıralamasını kontrol etti. Sıralamanın lideri şu anda kendisi gibi Seviye 9 idi.

 

Oyuncuların büyük çoğunluğu, henüz Seviye 5 barajını aşamamıştı. Bu durumu görünce seviye atlamak için özel bir çaba harcamasına gerek kalmadığını anlamıştı. Şu anda asıl önceliği Düzen Kitabı’nın ikinci bölümünü ele geçirmekti.

 

Ansızın bir çağrı isteği geldi.

 

Patron, ben... ben…

 

Ne oldu? Çekinme.

 

 Bana verdiğin malzemelerin tamamını iksir yapımında kullandım ama…Kuş gergindi.

 

Öyle mi? Sonuç ne peki?

 

3 gümüş değerinde üretim yapabildim. Gerçekten özür dilerim. Başarı oranı nedense çok düşük.Kuşun ses tonundan utancı hissediliyordu. Nie Yan’ın ona verdiği malzemelerin değeri en az 10 gümüştü. Canını dişine takıp çalıştıktan sonra bütün malzemeleri tüketmesi bir gününü almamıştı. Ancak onca çabasına rağmen harcamaların yalnızca %30’unu telafi etmişti. Patronu ne kadar zengin olursa olsun, bu başarısızlığının affa yer bırakmadığını düşünüyordu.

 

Simya Loncasına geç. Girişte buluşuruz.Nie Yan, Kuş’un sonuçlarını öğrendiğinde şok geçirdi. Beceriksizliğin de bir sınırı olurdu. Ancak Kuş’un limiti yok gibiydi. Aynı miktarda malzemeyi başka bir Simyacıya verseydi kesinlikle kara geçerdi. Malzemeler Kuş’un elinde neden çöp oluyordu?

 

Anladım...Kuş umutsuzdu. Bu defa Nie Yan’ın onu kovacağına kesin gözüyle bakıyordu.

...

 

Simya Loncası’na ilk varan Kuş olmuştu. Girişte volta atarak Nie Yan’ı bekliyordu. Nie Yan yalnızca buluşmak istediğini söylemişti ama Kuş kafasından değişik senaryolar kuruyordu. Kıçına tekmeyi yiyeceğinden emindi.

 

Çok sayıda Simyacı loncaya girip çıkıyordu. Kıyafetleri çeşitli olsa da çoğunun göğsünde Simyacı Çırağı olduklarını gösteren gümüş ay nişanı vardı. Ara sıra nişanlarının rengi altın olan Kıdemsiz Simyacılara rastlamak da mümkündü. Kuş, bu oyunculara gıpta ile bakıyordu.

 

Oyunun şu halinde altın nişan kişiye büyük saygınlık kazandırıyordu. Loncalara üye olanları her zaman el üstünde tutulurdu. Çünkü onların üretecekleri haplar, iksirler ve diğer karışımlar, loncanın büyümesinde kilit rol oynuyordu!

 

Loncalara katılan Simyacı Çıraklarına, kendilerini geliştirebilsinler diye büyük miktarlarda malzeme sağlarlardı. Ancak karışımlarından elde ettikleri kar loncaya giderdi. Öte yandan rütbe atlayıp Kıdemsiz Simyacı olurlarsa, loncalarındaki konumları da fırlama yapardı. Yatırıma değen yetenekli bir Simyacıyı bütün imkanlarıyla beslerlerdi. Karışımlarının karları loncaya gittiğinden bu oyunculara lonca tarafından düzenli maaş bağlanırdı.

 

Yakın zamana kadar Kuş’un hayali, saygı duyulan bir lonca Simyacısı olmaktı. Fakat böyle bir ihtimali kalmamıştı.

 

Kuş’un mensubu olduğu Kara Kahraman, bilindik bir loncaydı. İnanç’tan önceki bazı oyunlarda kendilerine sarsılmaz bir yer edinmişlerdi. İnanç içerisinde önceki güçlerine henüz erişememiş olsalar da sıradan bir loncadan çok daha güçlülerdi. İstisnai bir durum olarak Kuş’u loncaya almalarının sebebi, Kuş’un gizli bir beceri elde etmiş olmasıydı. Birkaç gün geçtiğinde ise olağanüstü düşük başarı oranı yüzünden loncadan atılmıştı. Böyle yeteneksiz bir Simyacısı eğitmek istiyorlarsa, hayal edebileceklerinin çok daha ötesinde kaynak kullanmaları gerektiğinin farkına varmışlardı. Lonca olarak maddi durumları kötü değildi. Lakin üzerlerine gökten para da yağmıyordu.

 

Simyayla uğraşan pek çok oyuncu şu ana kadar zengin olmuşken o niye sürekli başarısız oluyordu?

 

Gerçek hayatta kendisini birkaç ay daha idare edebilecek kadar parası kaldığından, Kuş iyiden iyiye telaşa kapılmıştı. Kendisine sahip çıkacak birini bulduğunda hayatını düzene koyma fırsatı elde etmişti. Tam bu fırsatı elde etmişken yine başarısız olmuştu. Mantık olarak bütün Simya Öğrencilerinin eşit başarı oranları olmalıydı. O zaman onunki niye bu kadar düşüktü?

 

Kuş volta atarken, binaya doğru yürüyen Nie Yan’ı gördü.

 

Patron…

 

Önce içeri girelim, sonra diyeceğini dersin. Kendi atölyen var mı?” Simya Loncasının oyunculara günlük 30 bakırdan kiraladığı çok sayıda atölyesi vardı. Bu sayede oyuncular dışarıya kulak asmadan rahatlıkla çalışabiliyorlardı. Atölye kiralayamayanlar Simya Loncasının kalabalık hollerinde çabalamak zorundalardı. Kalabalıktan ötürü doğan gürültü ve karmaşa sebebiyle karışımlarına odaklanamıyorlardı.

 

Hayır, yok. Kiralar çok pahalı.” Sessiz bir çalışma alanı için, Kuş o kadar para ödeyemezdi.

 

Nie Yan resepsiyona yöneldi. Ağaç damarlarının göründüğü masanın üzeri kadim oymalarla doluydu. Masanın ardında mavi elbiseler giyen, Salanya adındaki resepsiyonist oturuyordu. Hilal kaşlı, mavi gözlü, oldukça güzel bir NPC idi. Omuzlarına düşen saçlarının uçları kırmızıya boyanmıştı. Her bakımdan Zümrüt İmparatorluğunun kudretini yansıtıyordu. Oyun teknolojisinin bu özelliği kusursuz denebilecek kadar iyiydi.

 

Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?” Bülbülü andıran sesi, dinleyene huzur veriyordu.

 

Böyle bir güzelliğin, kalbini çalamayacağı erkek olamazdı.

 

Gerçi, NPCler ile uzun zamandır haşır neşir olan Nie Yan için böyle bir durum söz konusu değildi. “Atölye kiralamak istiyorum.

 

Kiralayacağınız atölyenin derecesi ne olsun istersiniz? Normal derecelerin fiyatları 30 bakır, İyi derecelerinki 5 gümüş, Lüks derecedekilerin ise günlük fiyatları 60 gümüş.”

 

Normal derece olsun.” Normal derece atölyelerin şartları, şu anki Simyacılara fazlasıyla yeterdi.

 

Atölyeye gerçekten gerek var mı?” Atölye, günlük malzeme harcamalarına ek olarak 30 bakır daha boşa gitmesi demekti. Nie Yan zaten fazlasıyla harcama yapmışken üstüne bir de bu eklenmişti. Zaten düşük olan başarı oranı yüzünden Kuş daha da utanıyordu.

 

30 bakırdan bir şey olmaz.” Nie Yan atölyeyi seçip depozitoyu ödedi. “Tamamdır, gel benimle.

 

Nie Yan, peşinde Kuş’la atölyeye girdi.

 

İçeriye göz gezdirdi. Atölye kare şeklinde yirmi beş metrekare alana sahipti. Oyunun erken aşamalarında ihtiyaç duyulan karışımların hazırlanması için gayet yeterliydi. Sol tarafta çeşitli iksirlerle doldurulmuş iki cam vitrin vardı. Rengarenk iksirler, güneşin vurmasıyla güzel bir görsel şölen sunuyorlardı. Şişelerin üzerine yapıştırılan beyaz etiketler, iksirin adını ve fiyatını belirtiyordu. İksirleri Simya Loncası sunuyordu ama doğal olarak bedava değillerdi. Atölyeden çıkarken kiralama ücretine eklenerek fatura kesiliyordu.

 

Odanın ortasında dikdörtgen şeklinde büyükçe bir çalışma masası duruyordu. Üzerinde çeşitli simya araçları dizilmişti.

 

Karışım hazırlarken odaklanma problemi yaşıyor musun?

 

Kuş, karışım hazırladığı zamanları aklına getirdi. Zihnini gölgeleyen siyah bir bulut olduğunun farkına varmış ve bu konu onu telaşlandırmıştı. Simya zanaatında başarıya ulaşma hevesi de, onu ayrıca olumsuz etkiliyordu. Karışım hazırlarken hiçbir zaman zihnini önündeki işe odaklayamadığından ortalama Simyacılara kıyasla başarı oranı çok daha düşüktü.

 

Evet, biraz.

 

Karışım hazırlarken zihnini sakinleştirmen çok önemli. Diğer her şeyi unutup kendini Simyaya adamalısın. Ancak bu şekilde ortalama Simyacıların seviyesine, yani %60 başarı oranına erişebilirsin. Bunun yanında kullandığın aletler ve malzemeler de başarını etkiler. En üst kaliteden araçlar kullanırsan oran %90’a kadar çıkabilir. Bugünden itibaren kafandaki düşüncelerden kurtulup Simyaya odaklanmalısın. Şimdi, yeni atölyeni dene bakalım.” Oyunda henüz, Kuş’a birikimini aktarabilecek yüksek rütbeli bir Simyacı yoktu. Lakin Nie Yan, gelecekten gelmenin avantajına sahipti. Tavsiyeleri, kendi zamanının Simyacıların bilgi birikimlerinin yansımasıydı. Bu birikimi Kuş’a tavsiye vermekten kullanmasında yanlış bir şey yoktu.

 

Nie Yan masaya birkaç malzeme koydu.

 

Kuş malzemeleri alıp Nie Yan’ın tavsiyelerine göre işlemeye başladı.

 

Nie Yan yanında durduğundan mı bilinmez, korkuya kapılıp işleme evresinde acemice hareketler sergilemeye başladı.

 

Bu hakikaten benim zamanımdaki Simya Kralı mı? Nie Yan’ın kaşları çatıldı. Bu hiç mantıklı değil! Simya Kralı’nın adının Yumurtasız Kuş olduğuna eminim. Belki de çok şey bekliyorum. Ha diyen Simya Kralı olamaz sonuçta. O seviyeye gelmek için çok çabalamış olması gerek.

 

Bütün işler için sakin kafa önemlidir. Kafanı dağıtacak düşünceleri kendinden uzak tut. Benim önümde karışım hazırlarken hep böyle beceriksiz olacaksan, kapı orada. Kendini gülünç duruma düşürme!” Nie Yan kendini tutmadı, sertçe fırçayı çekti. Kuş’a bir şans tanımıştı. Geri kalan her şey Kuş’un ellerindeydi. Bundan sonra da gelişim gösteremezse, Nie Yan onu kovmak durumunda kalacaktı. Parası bol olabilirdi ama işe yaramaz bir Simyacıya para akıtacak kadar bol değildi.

 

Bu sözler, Kuş’un kalbine hançer gibi saplandı. Nie Yan’ın ona malzeme sağlamaya devam etmesi için bir sebebe ihtiyacı vardı. Fakat bu şekilde devam ettiği sürece, Kara Kahraman’da yaşananlar tekerrür edecek ve yine kapı dışarı edilecekti. Nie Yan onu kovmasa bile, Kuş’un duracak yüzü kalmayacaktı. Bu fırsat insanın eline bir defa geçerdi. Ve şu anda o fırsatı geri tepmek üzereydi!

 

Derin bir nefes aldıktan sonra, bütün dikkatini elindeki iksir şişesine verdi. Şişenin içerisindeki sıvı hafifçe dalgalandıkça rengi de değişiyordu. Bu değişimi gördüğünde sonraki aşamaya geçerken aceleci davrandı. Sonuç olarak sıvı rengini kaybetti.

 

Sistem: Karışım başarısız oldu.

 

Yine beceremedim. Başını kaldırıp Nie Yan’a bakmaya korkuyordu. Onun yerine masada duran on set kadar malzemeye baktı. Yalnızca on denemesi kalmıştı. On denemesinde de başarılı olamazsa, Nie Yan tarafından kovulmasa bile kendisi çekip gidecekti.

 

Bu defa da başarısız olursam, Simya bana göre değil demektir. Belki de bu karakteri silip en baştan savaş odaklı bir karakterle başlamalıyım.

 

Bu düşüncelerle bir set daha malzeme aldı. Artık kaybedecek bir şeyi yoktu.

 

Şişenin boynundan tutup yavaşça salla. Fazla güçlü olmasın.” Nie Yan simyadan anlamıyordu. Önceki hayatından öğrendikleri, Simya ile ilgili bütün bilgisini oluşturuyordu.

 

Bunun son şansı olduğunu anlayan Kuş, yalnızca karışıma odaklandı. Şişeyi yavaş yavaş sallarken detay atlamamaya özen gösteriyordu.

 

Sistem: Temel Anti-Felç İksiri ürettiniz!

 

Başardım! Nihayet rahat bir nefes alabilirdi. Bu başarısı ile omuzlarındaki yük bir nebze azalmıştı. Kendinden emin halde diğer sete geçti.

 

Nie Yan’ın yanında oluşu dahil, zihnindeki bütün gereksiz düşünceleri bir kenara bıraktı. Gözünü kırpmadan elindeki şişeye bakarken, sırasıyla bütün adımları tamamladı. Yüzündeki ifade Nie Yan’ı bile şaşırtmıştı. Öyle ki, bu kişinin önceki hayatındaki Simya Kralı olduğuna artık ikna olmuştu.

 

Kuş birkaç iksir daha ürettikten sonra başarı oranı %50 civarlarına çıkmıştı. Bu oran, ortalama Simyacılara göre hala düşüktü ama Kuş için büyük bir başarıydı.

 

Görünen o ki Simya zanaatındaki yolunu bulmuştu.

 

Yolunu bulduktan sonra Simya Kralı olması sadece zaman meselesiydi. Nie Yan ses etmeden atölyeden çıktı. Kuş o kadar odaklanmıştı ki, onun gidişini hissedememişti.

 

Elindeki malzemeleri bitirdiğinde ortaya çıkan beş iksire gururla baktı. Heyecanına engel olamıyordu. Dönüp Nie Yan’ın tepkisini görmek istediğinde, Nie Yan’ın çoktan atölyeden çıktığını fark etti.

 

Hemen Nie Yan’a mesaj gönderdi.Patron! Beş iksir ürettim!Nie Yan’ın öğrettiği zihinsel durumda ustalaşmak istiyordu. Başarısızlıkları sonucu şu ana kadar karanlıktaydı. Artık tünelin sonundaki ışığı görebilir hale gelmişti.

 

Fena değil ama hala geliştirilebilir. Önünde uzun bir yol var. Çalışmaya devam et.Kişi oyundaki yolunu bulduktan sonra, sınıfın önemi kalmıyordu. Bütün işlerde ileri gitmek için sıkı çalışma ve yetenek gerekiyordu. Gerisini zaten zaman hallediyordu.

 

Anlaşıldı!Bu gelişim, hayallerini bile süsleyemeyecek kadar yüksekti. Bugünden evvel, on bir denemenin ikisinde başarılı olsa mutlu olurdu. Artık Nie Yan onu kovmadığı sürece, gelişip başarı oranını artıracağından kuşku duymuyordu.

 

Müzayede evine gidip Simya için malzeme alacağım. İşim bitince sana postalarım. Bir an önce Kıdemsiz Simyacı rütbesine yükselmelisin.Nie Yan şu anda pek çok mülke sahip olduğundan, önceden planlamış olduğu dükkan açma fikrini uygulamaya koyabilirdi. Arsaları nispeten ücra ve istenmeyen bir bölgede konumlandığı için, dükkan açma ve yükseltme maliyeti fazla yüksek olmayacaktı. Hesabına göre en fazla 3 altına, dükkanı birinci sınıf dükkan seviyesine yükseltebilirdi. Varoşların canlanıp gelişmesini beklerse, çok daha fazla masraf yapması gerekecekti. Şimdilik arsalarından birini, birinci sınıf dükkana çevirmekle başlayacaktı.

 

Nie Yan bu fikrinden Kuş’a da bahsetti.

 

Dükkan yöneticisi mi? Ben mi?Kuş’un hayalinde her zaman kendi dükkanını açmak vardı. Fakat bunu gerçekleştirecek paraya sahip olamamıştı. Bu yüzden hayalinden vazgeçmişti. Günlük kazancı yüksek olacağından, bundan sonra para konusu sıkıntı olmakta çıkacaktı. Sonuçta dükkanın başında o olacaktı.

 

Evet, sen. O yüzden sıkı çalış. Altımdakilere her zaman hak ettiklerini veririm.

 

Anlaşıldı! Elimden geleni yapacağım!Kuş’un şu an hissettiklerini anlatmaya kelimeler yetmezdi. Dertlerini giderecek derman, bir anda ayağına gelmişti. Omuzlarından kalkan yük sayesinde rahata ermişti. Zihni gereksiz düşüncelerden kurtulmuştu. Derin bir nefesle heyecanını bastırmaya çalıştı. Ancak ellerinin titremesine engel olamıyordu.

 

Sistem: Karışım başarısız oldu.

 

Lanet olsun!

...

 

Nie Yan bir süre düşündü. Dükkan açmaya karar verdiğine göre Siyah Fenolü satmasına gerek yoktu. Bunun yerine, yeni açılacak dükkanının şöhretini yükseltirken Siyah Fenolü kullanabilirdi.

 

Dükkanında herkesin yana yana aradığı Siyah Fenolü satarsa, şehrin en meşhur dükkanı olabilirdi.

 

Pazarda loncaları birbirine düşüren Siyah Fenolü satan bir dükkanın kazanacağı şöhreti hayal etmek dahi güçtü.

 

Nie Yan kafasında bir plan çizdi. Müzayede evine gidip 10 gümüş değerinde malzeme satın aldı ve Kuş’a postaladı. Böylece zihninde Simya dışında hiçbir düşünce kalmamasını sağlayacaktı. Ardından 3 altın karşılığında Siyah Fenol ve üretiminde kullanılan malzemelerden sattı. Ardından şehrin doğu bölgesine gidip satın aldığı arsaları inceledi.

 

Şu an, Kalor’un doğu bölgesi varoşlarla doluydu. Her tarafta yıkılmaya yüz tutmuş ahşap evler ve yırtılmış eski kıyafetler giyen, bakımsız NPCler vardı.

 

Bu halini gören, böyle bir gettonun Kalor’un en canlı bölgesine dönüşeceğini tahmin bile edemezdi.

 

Önceki hayatında değeri en yüksek olan bölgeleri, babasının işine yardımcı olabilmek için satın almıştı. O zamanlar buraların hepsi Cao Xu’ya aitti. Ancak Nie Yan’ın müdahalesiyle ‘iş efsanesi’ artık burada barınamazdı.

 

Geçmişten gelen tecrübeleriyle dükkan açmak için en uygun pozisyonun bir kesişim noktası olacağına karar verdi. Sahip olduğu on iki arsa arasında en uygun olanına yürüdü.

 

Sistem: Mülkü yükseltmek istediğinize emin misiniz? Yükseltme bedeli: 2 altın.

 

Evet!

 

Sistem: Mülk, başarıyla yükseltildi..

 

Nie Yan’ın seçtiği arsada, yerden bir dükkan yükseldi. Dükkan, beyaz mermerden inşa edilmiş tek katlı bir binaydı. Oldukça hoş bir görünüşü vardı. İçerisinde bir tezgah ve kat kat raflar vardı. Köşelere, Zümrüt İmparatorluğu havası taşıyan runik işlemeler kazınmıştı.

 

Sistem: Asistan kiralamak ister misiniz?

 

Nie Yan eleman listesine baktı. Sayfalarca uzanan isimler, önünde listelenmişti. Her bir sayfanın içinde elemanın ismi, işe alma ücreti ve konuyla alakalı bazı bilgiler yazıyordu. Aralarından bir tanesi seçilecekti.

 

NPC elemanlar, oyuncuyu temsilen dükkanın başında durup satış ve diğer işlerle ilgilenirlerdi. Satışı yalnızca dükkan sahibinin belirlediği fiyat üzerinden yapabilirlerdi. Kendi kararlarını verme yetileri yoktu. Çünkü bu şekilde programlanmışlardı.

 

İsim: Carady 
Cinsiyet: Erkek 
Yaş: 30 
Güven: 30 
Yetenek: Hızlı Kaçma 
İşe Alma Bedeli: 20 gümüş/ay

 

İsim: Tesla 
Cinsiyet: Erkek 
Yaş: 26 
Güven: 28

Yetenek: Güç Artırımı

İşe Alma Bedeli: 18 gümüş/ay


 

Nie Yan sayfaları karıştırarak uygun bir asistan arıyordu. Hepsinin kendine özgü bir yeteneği vardı. Kimi hız ile, kimi Zeka ile, kimi de Güç ile alakalı yeteneklere sahipti. Yetenekteki fark ile fiyat da değişiyordu.

 

Altın Çağ İksir Dükkanı’nda çalışan adamın adı neydi? Hmm… Nie Yan’ın bu konudaki hatıraları biraz soluktu. Adam topaldı. İsmi de Rais gibi bir şeydi herhalde.

 

Nie Yan aramaya devam etti. Nihayet, listenin sonlarına yaklaşırken, tanıdık bir isim gördü.

 

İsim: Topal İnsei Rais 
Cinsiyet: Erkek 
Yaş: 56 

Güven: 37

Yetenek: ??? 

İşe Alma Bedeli: 50 gümüş/ay

 

Hatırladım! Buydu! Fiyatı biraz pahalıya kaçsa da tereddüt etmeden seçimini yaptı.

 

Bilinmeyen bir yeteneğe sahip olan bir NPC... Üstelik topaldı! Ve bu NPCnin fiyatı aylık 50 gümüştü! Burada kesinlikle göründüğü gibi olmayan bir şey vardı. Önceki hayatında, Altın Çağ İksir Dükkanı’nın bu adam hakkında sürekli olarak üstü kapalı konuştuklarını hatırlıyordu. Ancak dayanamayıp yeteneğini açıklamak zorunda kalmışlardı. Oldukça ender rastlanan Diplomasi yeteneğine sahipti. Bu yetenek sayesinde diğer NPCler ile sorunsuz iletişime geçebiliyor, oyuncular üzerinde iyi izlenim bırakabiliyordu!

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 25545 Üye Sayısı
  • 845 Seri Sayısı
  • 42970 Bölüm Sayısı


creator
manga tr