Bölüm 48: Tanrısal Yetenek

avatar
2597 11

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 48: Tanrısal Yetenek


 

Kardeş Nie’nin sezgileri oldukça etkileyici. Böyle güzel bir bakış açısı elde etmek kolay değil!” Alacakaranlık hayranlıkla izliyordu. Yu Lan, Bai Kaishui ve diğerlerine nazaran çok daha bilgiliydi. Elbette bunun sebebi kaptanı olan Miskin Tilki’nin peşinde birçok zor zindana girmesiydi. Zindana özel teknikler konusunda bilgi sahibi olmaması söz konusu olabilir miydi?

 

Hey, bize de anlat. Ne yapmaya çalışıyor?” Yu Lan takım kaptanı olsa da alelade bir takımdı onlarınki. Bu yüzden ne o, ne de takım üyeleri zindan temizliği konusunda bilgili değillerdi. Aksi halde daha önce Ent Ormanı’na Kolay derecesinde girdiklerinde hüsrana uğramazlardı.

 

Zindana girildiğinde, belli işlere atanmış bir oyuncu olur. Buradaki iş de uygun bir pozisyon bulup kalabalık bir grup içerisindeki belli yaratıklara saldırmak oluyor. En uygun haliyle o kişi birkaç yaratığı gruptan ayırır ve bunu yaparken de diğer yaratıklara bir şey hissettirmez. Bu yöntemle kalabalık gruplar içerisindeki yaratıkların sayısı yavaş yavaş azaltılır. Ve genellikle bu işten sorumlu kişi arbalet kullanabilen Hırsızdır. Ama bu dediklerimi siz zaten anlamışsınızdır. O 18 Ent birbirine çok yakın duruyor. Biri çekildiğinde diğerleri de haliyle onu takip edecektir. Yaratıkların sayılarındaki bu yoğunluğun sebebi muhtemelen Uzman zorluk derecesi. Böyle küçük noktalar bile Uzmanda zor bir duruma dönüşüyor. Ben öncesinde araziyi inceleyip başlamak için uygun bir nokta aradım ama bulamadım. Ta ki, Kardeş Nie Yan’ın ağaca tırmanmasını görene kadar. Anladım ki gözlemimde hata yapmışım. Şu anki konumu yaratıkları çekmek için en uygun yer. Eğer sıra dışı sezgiye sahip değilsen böyle mükemmel bir yeri de bulamazsın! Bizim takımımızda da böyle bir Hırsız olsaydı hayatta kalma yüzdemiz en az %30 artardı.” Alacakaranlık, Nie Yan’a olan hayranlığını dile getirirken hiç utanmamıştı.

 

Yu Lan sessiz kaldı. Kendisinin takım yönetme konusunda oldukça kabiliyetli olduğunu düşünürdü. Ancak görüyordu ki, bu söylem yalnızca yetersiz tecrübesinin bir ürünüydü.

 

Yao Yao, ağacın üzerinde dikilen Nie Yan’a hayranlığını belli eden ışıl ışıl gözlerle baktı. Nie Yan hakkındaki düşünceleri yine değişmişti. Ablası Yu Lan dışında hiçbir kişiye hayranlık duymamıştı.

 

Alacakaranlık endişeli bir halde Nie Yan’a baktı. “Fakat, uygun pozisyon bulmak ayrı bir şey, yaratıkları grubu uyandırmadan çekebilmek ayrı bir şey. İkinci kısımda Hırsızın algıları ve tepkileri teste sokulur. Zamanlamadaki anlık hata veya hedefteki milimlik şaşma bütün grubu üzerine çekebilir ve hepimizi öldürtebilir. En seçkin Hırsız bile bu konularda hataya düşebilir.

 

Nie Yan dalın üzerine çıktığında hançerini belindeki kınına soktu. Çantasından arbaletini çıkarıp omzunun üzerinde tuttu. Entlerin hareket düzenlerini incelerken alnında ter tanecikleri belirmişti. Üzerindeki baskı ve gerginlik hat safhaya çıkmıştı. Şu anda, 19 takım arkadaşının hayatını ellerinde tutuyordu!

 

Gerginliği artıkça dikkatini dağıtan her şeyi göz ardı etti. Geriye yalnızca elindeki arbaleti ve gözleriyle hedeflediği Ent kalmıştı.

 

Saniyeler dakikaları kovalıyor, Nie Yan hala bekliyordu.

 

Çoğu Ent olduğu gibi duruyordu. Ara sıra birkaçı köklerini topraktan çıkarıp etrafta geziniyordu. Ancak aralarındaki mesafe hiçbir zaman 2 metreyi geçmiyordu. Bu yakın mesafe Nie Yan’ı oldukça zor bir durumda bırakıyordu. Tek bir kötü atış, bir aggro zinciri meydana getirecek ve bütün grup Nie Yan’ın peşine takılacaktı.

 

Aşağıdaki 18 oyuncu Nie Yan’ın her hareketini özenle takip ediyordu. Öncesinde ne kadar kritik bir durumda olduklarından bihaberdiler. Alacakaranlık’ın açıklamalarından sonra hayatlarının Nie Yan’ın ellerinde olduğunu anladılar. Zindan mühürlü bir alan olduğundan kaçacak yerleri de yoktu. Entler onları bir kez fark ettikten sonra, hepsi ölene kadar asla peşlerini bırakmazdı.

 

Nie Yan dalın üzerinde heykel gibi hareketsiz halde beklemekteydi.

 

Zaman durmuştu sanki.

 

Arbaletin gözünden bakarak az ilerideki Entlere odaklanmıştı.

 

Belirli zaman aralıklarıyla bir esinti gelip ağaçların yapraklarını havalandırıyordu. Yapraklar kelebek gibi havada süzülüyorlardı.

 

Nie Yan havada süzülen yapraklara baktı. Rüzgâr hızı, orta.

 

Ansızın tetiği çekti. İlk ok fırladıktan sonra arbalet geri tepti. İkici ok ateşlenmeden tam önce arbaletin yönünü değiştirdi. Üç ok da arbaletten fırlayıp havada süzülmeye başladıkları anda görüldü ki tek çizgi halinde değil tamamen farklı üç yönde ilerliyorlardı.

 

Bittik… Arbeleti ateşlerken Kardeş Nie’nin elleri sabit değildi!” Arbalet kullanıcısı gergin olmamalı ve ateşleme esnasında elleri sağlam durmalıydı. Ufacık bir şaşma bütün takımın hayatına mal olabilirdi.

 

Sınıf fark etmeksizin atıcının sakin bir kafayla ve sabit bir elle hareket etmesi gerekiyordu. Çünkü takım arkadaşlarının hayatları buna bağlıydı. Aşırı zihinsel baskının altında usta oyuncular bile bazen yanlış hesaplamalar yapabilirdi. Sonuçta bu yanlışlık bütün takım arkadaşlarını öldürürdü.

 

Anlaşılan Kardeş Nie baskıyı kaldıramıyor…

 

Alacakaranlığın sözleri bütün takımı çökertmişti.

 

 “Bai Kaishui, [289.288.212] koordinatlarını tutmaya hazırlan!” Arbaleti ateşledikten sonra hedefi bulup bulmadığına bakmaya tenezzül etmedi. Daldan aşağı atlayıp takıma doğru koşmaya başladı.

 

Alacakaranlık ve diğerleri okların isabet ettiği yere baktı. İlki Entleri geçip arkalarında kalan bir ağacın gövdesine saplanmıştı. İkincisi batı yönündeki bir fidana isabet etmişti. İki ok da hedeflerini ıskalamasına rağmen, ağaca saplandıklarında çıkardıkları ses etraflarındaki Entleri teyakkuza geçirmiş, ondan fazla Ent seslerin geldiği yeri incelemek için harekete geçmişti.

 

Kalan ok ise takıma en yakın Ente isabet ederken, yanındaki Entin de dikkatini çekmiş ve ikisi birden Nie Yan’a koşmaya başlamıştı.

 

Nie Yan’ın peşinden koşan iki Ent gruptan ayrılmıştı.

 

Diğerlerine çaktırmadan iki Enti çekmeyi başarmıştı!

 

Ohaaa, bu muhteşem bir şey!” Alacakaranlık şaşkınlıkla bağırdı. Diğerleri ne olduğunu görememiş olabilirdi ama onun gözünden kaçar mıydı? Nie Yan’ı elindeki üç ok ateşleyebilen yarı otomatik bir arbaletti. Üç ok farklı yönlere ateşlenmişti. İlk ikisi Entleri farklı bir tarafa yönlendirirken sonuncusu iki Enti gruptan ayırıp üzerlerine çekmişti. Nie Yan’ın elinin sabit olmadığını düşündüğünde muazzam bir hata yapmıştı. Aslında Nie Yan, arbaletin yönünü bilerek değiştirerek okları farklı yönlere göndermeyi amaçlamıştı! Böyle yüksek kabiliyet isteyen bir hareketi ancak söylentilerde duymuştu!

 

Aynı arbalet farklı bir kişinin ellerinde olsaydı sonuç şimdikinden çok daha farklı olurdu!

 

Alacakaranlık zindana girdiklerinden beri gizlice kayıt yapıyordu. Görüntülerdeki kişilerin izni olmadan videoyu yayınlamak mümkün değildi ama özelden arkadaşlarına gönderebilirdi. Bu görüntüleri kesinlikle kaptanı Miskin Tilki’ye gösterecekti.

 

Gerçek bir Hırsız!

 

Bu yöntem zindancılıkta müthiş bir inovasyondu! Halka arz edilse Hırsızlar için ders kitabı olurdu.

 

İki Ent hiç de zor değildi. Bai Kaishui pozisyonunu aldığından birini yolda durdurdu ve bu sırada Nie Yan da diğer Ente Şok Darbesi ile saldırdı. Ön saflar hemen gelip Entlerin etrafını sardılar. Büyücüler de arkadan büyüleriyle destek vereceklerdi.

 

Entlerin üzerine yağmur gibi büyü yağdı.

 

Bir Ent kolunu genişçe sallayarak ön safları dağıttı. Bir tek Bai Kaishui pozisyonunda sarsılmadan kalabilmişti. Yüksek bir nara ile Ente Kalkan Darbesi vurdu.

 

Başarılı bir Dövüşçü olmanın yolu agresif oynamaktan geçmez. Sabit ve sarsılmaz durabilmen gerekir. Ne durumda olursan ol, safları bozacak hiçbir açıklığa meydan bırakamazsın!” Bai Kaishui’nin eylemleri sonucu Nie Yan tavsiye verdi. Bai Kaishui iyi bir oyuncu olsa da Nie Yan’ın gözünde usta sıfatını almasına daha çok vardı.

 

Aslında reenkarne olmadan önce kendisinden daha güçlü oyuncuların sayısı saymakla bitmezdi. Şimdi ise oyunda herkes yeniydi. Oyuncular oyundaki savaş sistemine, becerilere ve tekniklere yavaş yavaş alışıyorlardı. Lakin Nie Yan farklıydı. 10 yıldan fazla Hırsız tecrübesi ile oyuna ve oyundaki çeşitli içeriklere oldukça aşina idi. ‘İşleyen demir ışıldar’ sözündeki gibi on yıllık çalışmasının meyvesini şimdi yiyordu. Şu anda bütün oyuncuların arasından sıyrılacak kadar iyiydi. İzleyende hayranlık uyandıran teknikleri ise 10 yıl sonra oyuncular arasında sıradan şeyler olacaktı. Zamanında onun bile kullanamadığı birçok zor ve eşsiz teknik de vardı. İşte o teknikler yüksek kabiliyet gerektiren üst sınıf tekniklerdi.

 

Bai Kaishui, Nie Yan’ın tavsiyesinden sonra agresif oyunu terk etti. İlk karşılaşmalarında Nie Yan’ın yeteneklerinden pek etkilenmemişti. Fakat Nie Yan’ın biraz önceki yetenek gösterisini izledikten sonra ne yaptığını tam olarak anlayamasa bile ikna olmuştu. Nie Yan’ın ondaki izlenimi birdenbire süper uzmana çıktığından onun tavsiyelerini de tereddütsüz uyguluyordu. Yerinde sarsılmaz şekilde dururken üzerindeki baskının azaldığını da hisseder hale gelmişti.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21914 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40696 Bölüm Sayısı


creator
manga tr