Bölüm 33: Patron Ortaya Çıkıyor: Düzen Muhafızı

avatar
3144 17

Rebirth of the Thief Who Roamed the World - Bölüm 33: Patron Ortaya Çıkıyor: Düzen Muhafızı


 

Nie Yan’ın zihninde tehlike çanları çalmaya başladı. Bu duyurunun anlamı açıktı: Şu anda mühürlenmiş bir bölgede bulunuyordu. Oyun Cesaret Bölümü’ne bu kadar kolay erişmesine izin verir miydi hiç?

 

Cesaret Bölümü’nü koruyan bir muhafız olması mantıklıydı. Ve bu muhafızın adı da Düzen Muhafızıydı. Peki, neden hala ortaya çıkmamıştı?

 

Nie Yan, geçmiş hayatında izlediği videoda bölümün elde edildikten sonraki kısımlarını hızlı geçmişti. Buna rağmen aklında özellikle yer etmiş bir sahne vardı ki, o da Düzen Muhafızının heybetli cüssesiydi.

 

O bunları düşünürken, ayağının altındaki zemin şiddetle sarsılmaya ve yarılmaya başladı. Sanki aşağılardaki bir şey yeryüzüne çıkmaya çalışıyordu. Buraya gelirken kullandığı güzergâha baktı, kaya parçaları çoktan yolu kapatmıştı.

 

Buradan çıkmam gerek! Etrafına bakındı ama tek bir çıkış bile göremedi. Başka seçeneği kalmayınca, dağa doğru koşmaya başladı.

 

Dağa vardığında fazla dik olmayan bir yamaç buldu ve hemen tırmanmaya başladı.

 

Yamacın üzerinde, Nie Yan’a tutamak olan çok sayıda ağaç vardı.

 

Tırmanmaktayken Nie Yan’ın aklına bir şey geldi. Tabii ya, İpek Eğirici Yüzük! Henüz eline yüzüğün özelliklerini belirletecek bir fırsat geçmemişti. Şimdi Üstün Seziye sahip olduğuna göre yüzük de dâhil dilediği her şeyin özelliklerini tanımlayabilirdi. Yüzüğü çantasından çıkarıp hemen özelliklerini belirledi.

 

 

İpek Eğirici Yüzük (Bronz): Eşsiz Aksesuar
Koşul: Seviye 0
Özellikler: Belirli yüzeylere yapışacak şekilde bir tel ipek salar. İpin uzunluğu 5 metreye kadar çıkabilirken, taşıma kapasitesi 100 kilogramdır. (Bekleme Süresi: 20 saniye)
Ağırlık: 0.025 kg
Kısıtlama: Bütün taraflar kuşanabilir.

 

 

 

İpek Eğirici Yüzüğü kuşandıktan sonra Suikastçının Hükmünü de tanımlamaya karar verdi. Ancak tam o sırada vadinin tabanından şiddetli bir sıcak hava dalgası yayılarak zemini paramparça etti. Vadideki birçok ağaç sökülmüş ve etrafa saçılmıştı. Kalanlar ise alevler içerisindeydi. Manzaraya mutlak yıkım hâkimdi.

 

Vadinin tam ortasında meydana gelen kraterden lav fışkırmaya başlamıştı. Çevredeki her şey lavlar tarafından yutuluyordu.

 

Uyuyan dev sonunda uyanmış, yerin altından yüzeyine çıkmıştı. Tanrının bu hizmetkârına, ilahi yargıyı bahşetme gücü verilmişti.

 

Fazla zamanım kalmadı. Ani gelişen olaylar, Nie Yan’a hançeri tanımlamasına olanak vermeyince, kendisini tekrar tırmanışa verdi. Isı dalgası onu hazırlıksız yakalamıştı. Az daha kayıp aşağıdaki vadiye düşecekti.

 

Yamacın dikine büyüyen ağaçların birinin tepesine çıkıp yukarı baktı ve bir sonraki tutunacak yerini aradı. İki metre mesafede bir yer belirleyip yukarı sıçradı. Eline gelen bir çıkıntıyı sıkıca kavrayarak kendini yukarı çekti. Böylece, tırmanışında biraz daha mesafe kat etti.

 

Bu sırada vadi tabanındaki çatlaklardan devasa bir kafa fırlamıştı. Ardından kollar, göğüs ve bacaklar…

 

Devin tepeden tırnağa uzunluğu yaklaşık 60 metreydi. Sırtından kapkara tüylerle kaplı iki kanat çıkmıştı. Elinde 30 metre uzunluğunda bir asa vardı. Tamamen yeryüzüne çıktığında vücudundan kırmızı bir aura yayılmış ve tüm vadiyi saran kavurucu bir ısı girdabına dönüşmüştü.

 

Nie Yan, Üstün Sezi ile devin statülerine göz attı.

 

Düzen Muhafızı (Düşük Seviye Zekâ): Seviye 100
Sağlık: 200,000/200,000

 

 

Dev, vadiyi inletecek bir tonla konuşmaya başladı. Söylediklerinden bir şey anlaşılmıyor gibi olsa da aslında Ejderha Lisanında konuşuyordu. Kabaca şöyle diyordu: “Işık ve karanlık birbirini kovalar. Ben Tanrının buyruğunun koruyucusuyum ve onun Düzenini korurum. Düzen Kitabı’nın bölümünü yürütmeye çalışan bir günahkâr varsa eğer ilahi yargıyla cezasını alacak!

 

Efsaneye göre Muhafızlar, devlerle ejderhaların çiftleşmesiyle doğmuştu. Ucube olarak davranıldıktan sonra yabanın derinlerine sürülmüşler ve burada Tanrının kutsamasına kavuşmuşlardı. Tanrıdan gelen görevle, dünyanın çeşitli yerlerindeki bölümleri koruyorlardı.

 

Muhafızın bakışları çevreyi taradıktan sonra dağın zirvesine ulaşmak üzere olan figüre sabitlendi. Kocaman kanatlarını çırparak devasa vücudunu havalandırdı.

 

Ve ardından bağırdı: “Siyah Alev Fırtınası!

 

Sanki devin çağrısını yanıtlarcasına kavurucu siyah bir bulut beliriverdi ve küre şeklini almaya başladı. Sonrasında siyah alev küresi Nie Yan’a uçmaya başladı. Siyah Alev Fırtınası dağın yamacında patladıktan sonra her tarafa siyah alev topları yayıldı ve bütün bölge alev deryasına döndü.

 

Levin Tepeleri’nin yakınlarında, Link adıyla bilinen küçük orman kasabasında sarsıntı meydana geldi. Burada toplanmış olan oyuncular ani sarsıntıdan çok korkmuşlardı.

 

Ne oluyor?

 

Şuraya bakın, dağların olduğu yere!

 

Dağın zirvesinin tamamı siyah alev bulutunun içinde kalmıştı. Ve o siyah alevlerin arasından devasa bir siluet çıkıp gökyüzüne yükselmişti. Sanki cehennemin kapılarından bir yıkım havarisi çıkıp gelmişti.

 

Çok geçmeden Link kasabasında bir uyarı yayınladı.

 

Uyarı: Link’in güneyinde bir ejderha ortaya çıktı. Çevredeki oyuncuların bölgeyi acilen terk etmeleri tavsiye edilmektedir.

 

Ardından Link transfer noktasından ışıklar yayılmaya başladı. Tam teçhizatlı, parlak gümüş zırhları içerisinde bir grup NPC askeri gelmişti. Her bir askerin zırhının göğsüne Kutsal Askerler nişanı oyulmuştu. Askerler hızla meydanda toplandı. Sayıları birkaç yüzü buluyordu.

 

Zümrüt İmparatorluğunda, imparatorluğun en üstün savaş gücü olarak nitelendirilen iki seçkin ordu vardı. İlki İmparatorluk Kilisesine bağlı Kutsal Askerlerdi. Bu ordunun 500.000’den fazla mevcudu vardı ve Başkomutanları Büyük Jebiah olarak bilinen Kutsal Büyücüydü. Görevleri bütün imparatorluğu korumaktı. İkinci ordu ise Işık Tapınağının Muhafız Lejyonuydu. Aynı zamanda Tapınak Muhafızı olarak da bilinirlerdi. Sayıları 50.000 kadardı. Ancak Kutsal Askerlerin aksine yalnızca Işık Tapınağını korumak ve imparatorluğun inancına sahip çıkmakla görevliydiler.

 

Kasabayı korumak için gönderilen bu askerler Kutsal Askerler ordusuna dahildi.

 

“Demek ejderha ırkından bir yaratıkmış.”

 

Oyuncular iştahla birbirleri arasında muhabbet ederken gökyüzünde süzülmekte olan Düzen Muhafızını izliyorlardı.

 

Ejderha ırkı güçlüydü ve insanlara uzaktı. Karanlık Çağda ejderhalar hüküm sürmüş, kıtadaki diğer ırkları boyunduruğu altına alan bir imparatorluk kurmuşlardı. Neticede devler, insanlar, cüceler, elfler ve hayvanadamlardan oluşan müttefik ordusunca mağlup edilmişlerdi. Gelecekteki olası ejderha tehdidini erkenden yok etmek isteyen ittifak, kıtaya yayılan bir ejderha soykırımı başlatmıştı. Yani ejderhaların eski şanından eser yoktu. Ama yeryüzünden tamamen silinmemişlerdi. Kıtada gizlenmekte olan hala çok sayıda ejderha vardı.

 

Zümrüt İmparatorluğu, Düzen Muhafızını ejderha ırkına mensup olarak tanımlıyordu. Teknik olarak hatalı bir tanımlama olsa da, dış görünüşleri karşılaştırıldığında yalnızca çok küçük farklar vardı.

 

NPClerin gelmesiyle oyuncuların saksıları da çalışmaya başlamıştı. Ejderha ırkına ait bir yaratık ve çok sayıda NPC ortaya çıkmıştı. Anlaşılan o ki iki taraf savaşacaktı. Oyuncular bu savaştan nasıl karlı çıkabileceklerini düşünmeye koyulmuşlardı.

 

Kısa sürede haber her tarafa yayıldı. Böylece, loncalar birbirleri ardına Link kasabasına geliyorlardı. En göze çarpan üç lonca Muhteşem Tapınak, Kara Katliam ve Kutsal İmparatorluktu. Her biri en azından bin oyuncuyla gelmişti.

 

Ejderhadan düşecek eşya, loncalar için karşı konulamaz bir cazibeye sahipti.

 

Bir anda bütün Link baştan aşağı silahlanmıştı. Kulelerdeki mancınıklar bile doldurulup hazırlanmıştı.

 

Bu sırada…

 

Nie Yan başını kaldırıp gökyüzünde uçmakta olan devasa vücuda baktı. Sırtındaki kanatları güneşi kapatacak kadar büyüktü. Muhafız, Siyah Alev Fırtınasıyla gücünü gösterirken, siyah alevlerden oluşan bulutlar gökyüzünde birdenbire belirivermiş ve ardından yoğunlaşarak küre halini almıştı. Bu yoğun, siyah alev topu, meteor gibi Nie Yan’ın olduğu bölgeye çarpmış, yolunda ne varsa silip süpürmüştü.

 

Siyah alev topu dağa çarpınca patlamış ve etrafa daha küçük alev topları yayılmıştı. Çarpışma kayaları un ufak etmiş, bölgede derin çukurlar oluşturmuştu. Toprak siyaha boyanmıştı.

 

Nie Yan böyle bir felaketle yüzleşirken bile panik yapmamıştı. Hatta tecrübesine, gözlerine ve tahminlerine güvenerek soğukkanlılığını korumuş, alev topunun çarpacağı yeri tahmin ederek zamanında saklanmayı başarmıştı. Neyse ki çarpışma sonrası oluşan küçük alev topları belli bir bölgede odaklanmamıştı. Yine de her bir alev topunun sahip olduğu yıkıcı güç, izleyene korku salmaya yeterdi.

 

Kahretsin! Aşağı geliyor! Nie Yan yukarı baktı. Düzen Muhafızının devasa vücudunun, bulunduğu yere doğru alçalmakta olduğunu gördü. Avına pençelerini geçirmeye hazırlanan şahin gibiydi. Cehennemin en derin katmanlarından gelmiş gibi görünen bu yaratık, şu anki haliyle karşısına çıkabileceği bir şey değildi.

 

Muhafıza kıyasla Nie Yan o kadar zayıftı ki, Muhafızın tek dokunuşu canını almaya yeter de artardı.

 

Nie Yan hiç zaman kaybetmeden dağdan inmeye başladı. Yolu yarılamıştı ki, dik bir tepeye geldiğinde durmak zorunda kaldı. Aşağı bakıp mesafeyi ölçtü. Yaklaşık 80-90 metrelik bir yükseklikteydi. Arkasına döndü ve hızla yaklaşmakta olan Düzen Muhafızını gördü. Daha fazla düşünmeden kendisini tepeden aşağıya bıraktı.

 

Düzen Muhafızı, Nie Yan’ın biraz önce bulunduğu tepeye gümbürtüyle indi. İnişinin etkisiyle etraftaki kayalar yerle yeksan oldular.

 

Nie Yan tepeden düşerken hızı gitgide artıyordu. Tepenin üzerinde yetişen bitkilerin kulağını sıyırışını hissedebiliyordu. Ara sıra birkaç ince dal parçası düşüşünü durduruyor, ardından düşüşün verdiği momentuma dayanamayıp anında kırılıyordu.

−7
−9
−5

 

Her çarpışmada başının üzerinden arka arkaya hasar değerleri fırlıyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 23802 Üye Sayısı
  • 835 Seri Sayısı
  • 42052 Bölüm Sayısı


creator
manga tr