Cilt 4 Bölüm 97 [ Şafaktan Önce ] (2/3)

avatar
2797 1

Re:Zero Kara Hajimeru Isekai Seikatsu - Cilt 4 Bölüm 97 [ Şafaktan Önce ] (2/3)


Çevirmen : Clumsy 

 

Konu değişimi Subaru’nun rahatlamaya başlayan zihninde yumruk etkisi doğurmuştu.

 

Duruşunu dikleştirip Roswaal’ın sorusunu bir [Evet] ile yanıtladı.

 

[Subaru: Emilia ve Puck’ın kontratını ve bağlantısını kopartacak bir şeyler yaşandı. Yani Emilia artık bir Ruh Sanatları Kullanıcısı olarak adlandırılamaz.]

 

[Roswaal: Emilia-sama'nın fena halde incinmiş olduğunu da işittim…… işler zaten sallantıdayken kalbi böyle bir yara aldı, gerçekten iyi olabilecek mi?]

 

[Subaru: …… Kim bilir... Hiç değilse bu geceki Yargılama yalan oldu. Yarın ve sonrasında neler olacağını ise Emilia uyanmadan bilemeyeceğiz.]

 

Doğrusu Puck tarafından Emilia’nın ne kadar incineceği konusunda uyarılmış olsa da kızın kederi yüzünden gözlerini kapamak istemeden edemiyordu.

 

Sadece iki gün kalmışken Emilia’nın bu şekilde köşeye sıkışması hâlihazırda az olan şanslarını iyice azaltmış, kapıları üstlerine kapatmıştı.

 

Ama Subaru’nun tek ihtiyacı, o kapalı kapılardaki minicik bir anahtar deliğine inancını ve umudunu dökebilmekti.

 

[Subaru: Gerçekten baş ağrıtıcı bir durum denilebilir. Ama ben öyle ya da böyle……]

 

[Roswaal: Bu oldukça merak~~uyandırıcı……]

 

Subaru’nun lafını kesen Roswaal kaldırdığı parmağını sağa sola sallıyordu. Subaru bu hareket karşısında gönülsüzce sessizleşirken Roswaal devam etti: [Sonuçta],

 

[Roswaal: Emilia-sama’yı ayağa kaldırmak konusunda sıkıntılı görünsen de…… Ulu Ruh-sama’nın Emilia-sama ile kontra~~tını bozması konusunda pek de şaşırmış görünmüyorsun. Neden aca~~ba?]

 

[Subaru: ――――]

 

Roswaal’ın sakin sorusu Subaru’yu sözsüz bırakmıştı. Şaşırmış olmama sebebi bunun olacağını bilmesiydi. Eğer bunu Puck ile önceden konuşmamış olsaydı muhtemelen çığlıklar atan Emilia’nın önünde donup kalırdı. Gerçi bu, bildiği halde yaptığı şeyden pek de farklı değildi.

 

[Roswaal: Acaba…… daha önceden biliyor olabilir misin? Ulu Ruh-sama’nın Emilia-sama’nın yanından ayrılacağını yani? Bunu nasıl öğrendiğini boş ve~~relim.]

 

[Subaru: Varsayalım ki biliyordum…… bu konuda şikayetçi olman anlamsız. Bahsi kazanabileyim diye her şeyi yapıyorum. Yani sen……]

 

[Roswaal: Yo~~yo, bu kadarı yeterli. ――Duymak istediğim bundan ibaretti.]

 

Roswall avcunu kaldırarak başıyla tatminkâr bir onay verdi. Subaru ise cümlesini yarıda kesip acınası bir şekilde homurdandı.

 

[Roswaal: He~~r halükarda…… Ulu Ruh-sama’nın Emilia-sama’nın yanından ayrılması beni~~m için bir pro~~blem teşkil edebilir.]

 

[Subaru: …… Gerçekten mi? Amaçlarını düşününce bu ters ge……]

 

[Roswaal: Hiç de bile. Emilia-sama’nın yıkılışının katlanılmaz manzarasının kalbini alevlendirmesi benim ihtiyaçlarıma gayet uyar…… ama Emilia-sama Ruh Sanatları Kullanıcılığı gücünü yitirirse Sı~~ğınaktaki kar yağışını yaratamaz. Bu da benim için a~~ğır bir darbe olur.]

 

[Subaru: a……]

 

Roswaal İncille gerçeklik arasındaki uyuşmazlıklardan bahsediyordu. Üç gün içerisinde Sığınağa yağan kar Büyük Tavşanı çekecekti. Roswaal’ın yazılanları gerçek kılmak için Sığınağı kara boğması gerekiyordu.

 

Ama bu da demek oluyordu ki――

 

[Subaru: Roswaal, bir süredir düşünüyordum da……]

 

[Roswaal: Hm? Ne~~ymiş o düşündüğün?]

 

[Subaru: Mükemmel İncilinin hataları da var.]

 

[Roswaal: ――――]

 

Roswaal’ın dudaklarındaki hafif gülümseme Subaru’nun sözleriyle silinmişti. Hava kurumuş ve Subaru’nun tüyleri büyücünün kendisine kilitlenen bakışları karşısında diken diken olmuştu.

 

Yan taraftaki Otto omuzlarını büzerken Subaru boğazının baskıyla ezildiğini hissetmekteydi. Büyücünün uyumsuz gözbebekleri tamamen Subaru’ya odaklanmıştı.

 

[Roswaal: Devam et, Subaru-kun. İncilimin hataları…… ne~~ymiş bakalım?]

 

Arkasındaki yastığa uzanan Roswaal siyah kaplı bir kitap çıkarttı―― İncil. Aynı Yasaklı Kütüphanedeki Beatrice’in İncili gibi onun ortaya çıkışı da atmosferi garip bir ağırlıkla doldurmaya yetmişti.

 

[Subaru: D-daima……. İncilin içeriğinden bahsedişin konusunda bir tuhaflık oluyordu. Tabii yapacak çok şeyim olduğu için bunun üzerine hiç düşünememiştim.…… Ama sakinleşip düşünme fırsatı bulunca…… Bir şey fark ettim.]

 

[Roswaal: Duyalım bakalım.]

 

[Subaru: Cadı tarikatının sahip olduğu İnciller…… eksik ve pek okuyucu dostu değil. Ama bunu şimdilik bir kenara bırakırsak, senin İncilinin de kati bir kusuru var.]

 

[Roswaal: ――――]

 

“Kusur” kelimesi Roswaal’ın kaşlarının seğirmesine yol açmıştı. Yine de sessizliğini koruyor oluşu Subaru’nun söyleyeceği şeyi duymaya yönelik arzusundan kaynaklanıyor olsa gerekti. Roswaal’ın İncili tam anlamıyla hayatını bağladığı, umutlarını adadığı şeydi.

 

Bahsi geçen “Hataları” ve “Kusuru” dinlememek için de hiçbir sebebi yoktu.

 

Bu sırada ufak bir nefes alan, boğazını tıkayan baskı yüzünden bağırsakları düğümlenen Subaru bakışlarını Roswaal’a odaklayarak konuşmaya başladı.

 

[Subaru: Söylediklerine bakılırsa İncil Sığınaktaki olaylar zincirini başından sonuna tarif ediyor gibi görünüyor. Bu satırların arasında “Emilia başarısız olduktan sonra beni Mezara sokman” benzeri bir şeyler olsa gerek. Emilia’yı köşeye sıkıştırıp başarısız olduğundan emin oluyorsun, Sığınağa kar yağdırıyor, Büyük Tavşanı buraya çekiyorsun. Bu sırada Köşkü de aşılması imkânsız bir duruma sokarak benim kararlılığımı perçinliyor, “İşe yaramaz” taraflarımı bir kenara attırıyorsun. ――Doğru gibi, değil mi?]

 

[Roswaal: Aşağı yukarı do~~ğru. Peki ya bozukluk nerede?]

 

[Subaru: …… Kar yağışının Büyük Tavşanı buraya çekeceğini bilmiyordun. Yani İncilin kar yağışının sonucundan bahsetmiyor. Yani söylediği tek şey “Kar yağacak” ise ve sen de bunu baz alarak karı gerçek kılıyorsan―― gerçekten kitabın kuklası olmuşsun demektir.]

 

[Roswaal: Farkındayım. Yine de umurumda değil. Kitabı takip edebildiğim sürece arzuladığım geleceğe erişeceğim. Bu uğurda kalpsiz ve şekilsiz sözleriyle dans etmekten neden çekineyim ki?]

 

Roswaal Subaru’nun cümlelerini sakince karşılamıştı. Bocalayan Subaru ise ne söyleyeceği konusunda emin olamadı. Yine de çıkarımının onaylanması aklındaki hipotezin gerçekliğine kesinlik getiriyordu. ―― Ve bu hipotez doğruysa,

 

[Subaru: Sahiden ikimiz de palyaçoyuz.]

 

[Roswaal: ――Ho?]

 

Roswaal gözlerini kısarken odanın atmosferi yoğunlaşmıştı. Subaru’nun vücut sıcaklığının düştüğünü hissetme sebebi büyücünün duygu değişimlerinin atmosferdeki manayı etkileyişi olsa gerekti.

 

Sonucunda Roswaal’ı kızdıracak olsa bile İncilin problemini belirtmek zorundaydı. Böylece  hem Subaru’nun tereddütleri ortadan kalkacaktı―― hem de Roswaal’ın inatçı kalbinde bir şüphe doğacaktı.

 

[Subaru: Konuya dönelim. Eğer İncilin “Kar yağacak” diyorsa bunun Emilia tarafından yapılması gerektiğini farz ediyorum. Ama Emilia yapamadığı veya yapmadığı için İncilde yazılanlara uymak adına karı sen yağdırmak zorunda kalıyorsun.]

 

[Roswaal: Aynı şeyleri tekrar ediyorsun, sadede gel. Hatalar nerede ve İncil neden kusurlu……]

 

[Subaru: Temel olarak Emilia kar yağdıramıyorsa ve senin kar yağdırmanı söyleyen bir İncil yoksa…… Sığınakta asla kar yağmamalı.]

 

Varılacak temel sonuç buydu. Roswaal karı sadece İncil öyle diyor diye yağdırıyordu. Yani İncilde böyle bir şey yoksa veya öyle bir İncil var olmamışsa Roswaal’ın bu eylemi gerçekleştirmesi için bir sebep de yok demekti.

 

Emilia’nın en başta Sığınağa neden kar yağdırdığı belirsizdi―― ama İncil doğruysa Emilia‘nın Sığınağı karla kaplamak için bir sebebi olsa gerekti. Bu sebebin “ne” olabileceğini bilmeden kar yağdırmak anlamsızdı. İncil hiç var olmadıysa bu ilerleyişin de var olmayacağı gerçeğinden bahsetmeyeyse gerek bile yoktu――

 

[Subaru: Kehanetler kehanette bulunulmadıkça gerçek olmazlar―― bu ne tarz bir kehanet?]

 

[Roswaal: ――――]

 

[Subaru: Kehanetlerin ne kadar inanılmaz veya imkânsız görünürse görünsün bir olayı tahmin etmesi gerekir. Cadı Tarikatının eksik İncilleri dünyanın ilerleyişiyle uyum sağlamak adına güncelleniyordu. Peki ya senin İncilin? “Mükemmel” etiketiyle taçlanan İncilin ne yapıyor?]

 

[Roswaal: ――――]

 

[Subaru: Dünyayı içeriğe uysun diye şekillendirmek zorundaysan bunun ne anlamı var ki? Olanları geri kalan her şeyi bir kenara atmak pahasına gerçek kılmak zorundaysan yaşananın en başta gerçekleşmesi gereken şey olduğunu nasıl biliyorsun? Bu zekâyla bunu çoktan fark etmiş olmalısın?]

 

[Roswaal: ――――]

 

[Subaru: Yalnızca inkâr ediyorsun, Roswaal.]

 

Subaru bir parmağını uzatarak bu ilanda bulundu.

 

Bu kelimelerle yıkanan Roswaal ise hiçbir şey söylemedi. Ancak odayı kaplayan baskı dağıldı ve Otto kalp atışlarını yatıştırmak adına kısa nefesler alıp vermeye başladı.

 

İki gözünü de kapatan Roswaal düşünceli bir sessizliğe daldı. Subaru ise Roswaal’ın kırmızı boyalı dudaklarında hafif bir seğirme gördüğünü sandı. Ancak bu sözlerinin etkili olduğuna dair bir umudun eseri de olabilirdi. Her halükarda bunu teyit edecek vakit yoktu.

 

[Roswaal: İncildeki… kehanetin varlığına dayanan…… bir dünya ilerleyişine ulaşmak için… içeriğe uygun hareket edecek birinin olacağını da varsaymak gerekir……]

 

[Subaru: Evet. Bu çeşit bir iddiada bulunacağını biliyordum. ――O yüzden ben de bu iddianı çürütecek bir şey hazırladım.]

 

Subaru, Roswaal’ın karakterine uymayan kekeleyişini bu tepkiye hazırlıklı bir şekilde bölmüştü.

 


Tek gözünü kapatan Roswaal ise sarı gözbebeğini Subaru’ya dikip daha önce de defalarca kez yaptığı gibi ürpertici bir ışıltı yaymaya başladı. Ama bu, Subaru’nun bugüne kadar gördüğü en silik ışıltıydı. Bunu belli belirsiz bir şekilde fark ederek devam etti.

 

[Subaru: Bana İncilini göster. Eğer içinde ne tarz şeyler yazılı olduğunu görürsem sana katılacağım.]

 

[Roswaal: ――gh. Korkarım ki bu imkânsız. İncil, içeriğini tanımlı sahibinden başka hiç kimseye göstermez. Bu İncilin sahibi benim. Yani sana göstersem dahi asla içeriğini kavrayamazsın ve kitabın seni tanımayı reddetmesinden ötürü zihninin kavrulması dahi mümkün……]

 

[Subaru: Korkunç bir şekilde konuşkanlaşıyorsun, Roswaal. Senin için kitabı görmem cidden bu kadar mı problem doğuruyor?]

 

Roswaal’ın kullandığı kelimeler Subaru’nun gözlerinin şaşkınlıkla açılmasına yol açmıştı. Beyaz makyajı ifadesini tamamen görmeyi engelliyor olsa da reddedişi abartılı tepki verme derecesinde yoğundu.

 

Roswaal’ın tavrındaki bu ani değişim de Subaru’nun Roswaal’ı tahmin ettiğinden de sağlam şekilde köşeye sıkıştırdığı anlamına geliyordu.

 

İncilin içeriğinde Roswaal’ın gizlemek istediği, kimselere göstermemesi gereken bir şey vardı. Kehanetlere yönelik inatçılığı bu gizli şeyden kaynaklanıyor olabilir miydi?

 

Öyle değilse Roswaal gibi biri nasıl İncildeki çelişkileri fark etmekte başarısız olabilirdi ki?

 

[Otto: Natsuki-san, daha fazlası……]

 

İkiliyi sessizce gözlemlerken Roswaal’ın tavrındaki değişimi gören ve dönme vakti geldiğini düşünen Otto Subaru’yu durdurmuştu.

 


İsteneni reddetmek niyetiyle arkasına dönen Subaru ise Otto’nun bakışlarındaki ciddiyeti görerek meseleyi uzatma konusunda isteksizleşti.

 

Otto, gaza gelen Subaru’nun göremediği bir şey görmüştü. Ve gözleri de konuşmanın sona erme zamanının geldiğini anlatıyordu.

 

Meseleyi pervasızca üstelemek burada kazandıkları her şeyi çöpe atmak anlamına gelirdi.

 

[Subaru: ――Roswaal, üç gün kaldı. Yarın, sonraki gün ve ardından final günü. Ondan önce her şeye bir son verdireceğiz. Sen yalnızca otur ve söylediklerimi düşün.]

 

[Roswaal: Be~~ni rahat bırakıyorsun yani? ――Arkadaşın Otto-kun’a gerçekten teşekkür etmeliyim o halde. İkimiz için de nahoş sonuçlar doğurabilecek bir şeyi engelledi.]

 

Roswaal duygudan yoksun bir suratla elindeki İncili yerine yerleştirdi. Sonra da omuz silkerek kapıdan çıkmakta olan Subaru ve Otto’ya son sözlerini iletti.

 

[Roswaal: Hava durumu büyüme hazırlanmaya başlıyorum. İncilde yazılanları gerçek kılacağım. ――Bu benim tek pusulam.]

 

[Subaru: Ne istersen yap. Hiç durma ve ona inatla tutunmayı sürdür…]

 

Elini kapı koluna yerleştirmiş olan Subaru bu noktada arkasını dönerek Roswaal’a baktı.

 

Ve bakışları büyücününkilerle buluştuğunda,

 

[Subaru: Her şey sona erdiğinde İncilini simsiyah ve sırılsıklam olana dek mürekkebe batıracağım. ――O zaman önünde yaşananları lanet olasıca gözlerinle görebilmeye başlayacaksın.]

 

 #Subaru bu bölüm de yürek yemiş gibiydi. Giderek daha cüretkar bir hal alıyor, umarım bu tavırlarını başarılarıyla tamamlayabilir. 
İncille ilgili mantığı da iyiydi ama saplantılı haldeki Roswaal'ı etkilemesi biraz zor. Her halükarda İncilin gizemleriyle ilgili yeni şeyler öğrenebilmeyi iple çekiyorum. 
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21948 Üye Sayısı
  • 836 Seri Sayısı
  • 40706 Bölüm Sayısı


creator
manga tr