Bölüm 9: Korkudan Ağlamak

avatar
773 0

My House of Horrors - Bölüm 9: Korkudan Ağlamak


Bölüm 9: Korkudan Ağlamak



"Kıdemli, niye bu kağıt mankenler bize bakıyormuş gibi hissediyorum?" He San odaya girmeyi reddeder gibi ahşap kapıyı kavradı. "Şaka yapmıyorum! Onlarda bir şey var! Yoksa onlar canlı insanlar mı!? Siktir, aniden hareket edeceklermiş gibi hissediyorum!"


Chen Ge'nin Cenazeci'nin Makyajı'nın dokunduğu kağıt mankenlerde garip bir şey vardı. Bariz şekilde cansız nesnelerdi ama nedense bir canlılık hissi uyandırıyorlardı.


Gao Ru Xue, genç adam sinirle baktı. Kendi kendine düşündü, Neden onu yanımda getirdim! Korku bulaşıcıdır; en başta hiç korkmuyordum ama onun yüzünden ben de biraz etkilendim.


"Düşüncelerini kendine saklamaya ne dersin? Eğer böyle gereksiz gözlemlerini paylaşmaya devam edersen seni burada bırakıp gideceğim."


Kadın odaya adımını atarak etrafa şöyle üstünkörü bir göz gezdirdi. Ana Evin pencereleri sadece dekorasyondu, dışarı açılmıyorlardı.



"Kıdemli, gidelim. Bu binada ağır bir Yin enerjisi var ve her yeri kapalı. Çıkış kesinlikle burada değil."


"Bu Korku Evinin sahibi insan psikolojisinin nasıl işlediğini bilen bir manipülasyon ustası, o yüzden normal insanların davranışlarının tam tersine hareket etmeliyiz. Çıkışı barındırmıyormuş gibi duran bu yer tam da dikkatlice incelememiz gereken yer." Gao Ru Xue odada gezinirken yarattığı hava esintisi yere devrilmiş olan bazı kağıt mankenlerin zeminde doğal olmaya sesleri çıkarmasına neden oldu.


Kalbi ağzına gelen He San hala kapının dışında duruyordu. "Ama bu odada herhangi bir gizli yer yok; her yeri görebiliyorsun. Çıkış nereye gizlenmiş olabilir?"


"Gizli yer yok mu? Kim demiş onu?" Gao Ru Xue odanın ortasında durdu ve açık tenli bacağını kırmızı tabutun üzerine attı. "Gel bana yardım et, şu tabutu açalım!"


"Onu mu açacağız?!" He San'ın dudakları titriyordu. "Bu biraz saygısızca olmaz mı?"


"Hayatının geri kalanını bu Korku Evinde geçirmeyi mi planlıyorsun?" Gao Ru Xue'nin baskısı sonucunda He San yavaş adımlarla odanın içine girdi. Kağıt mankenlerden uzak durmaya dikkat ediyordu. Tabutun kapağının bir tarafına doğru eğildi.


"Üç deyince çekiyoruz!"


"Tamam."


"Bir, iki..."


"Dong!" Gao Ru Xue daha saymayı bitirmeden önce odanın içinde bir gürültü koptu.



"Bu neydi?" He San'ın ruhu adeta dışarı fırlayacak gibi olmuştu.


"Şşşt!" Gao Ru Xue parmağını dudaklarına koyarak ona sessiz olmasını işaret etti. Etrafa bakındıktan sonra bakışları nihayet önünde duran kırmızı tabuta döndü. "Ses sanki tabutun içinden geldi."


Bunu dediğinde, He San'ın yüzünün rengi atmıştı. Adem elması dengesizce titredi ve hala tabutun kapağını tutan elleri sanki sıcak demiri tutuyormuş gibi sarsıldı. "Kıdemli yalvarıyorum, burada hiçbir şey yok gidelim mi?"


"Sakin ol, ses biz kapağı açmaya niyetlendiğimizde meydana geldi, sence de garip değil mi?"


"Kıdemli, biraz önce tabuttan ses geldi ses; sence bu daha tuhaf değil miydi!" He San'ın korkusu Kara Cuma müziğiyle iyice çoğalmıştı; o anda oradan hemen gitmek istiyordu.


"Bir düşün, bir tabutun ses çıkarmasının sadece iki nedeni olabilir. Birincisi, içinde açılınca bizi korkutmaya hazırlanan bir çalışan bekliyor olabilir. İkincisi, içinde gizlenen bir düzenek var ve etkinleştiğinde bu Minghun senaryosunda bazı değişiklikler olacak. Yani hangi ihtimal olursa olsun bu tabut senaryo için kritik bir öneme sahip. Eğer kaçmak istiyorsak bu tabutu açmalıyız." Gao Ru Xue kapağa iki kez vurarak ekledi, "Tereddüt etme, sadece aç."


"Ne dediğin hakkında bir fikrim olmasa da kulağa mantıklı geliyor."


He San ve Gao Ru Xue aynı anda kuvvetlerini topladılar ve ağır tabut kapağını kaydırmaya başladılar. Çeyrek açıklığa geldiğinde bu antik görünümlü tabut aniden yüksek bir gümbürtüyle patladı.


Tabutun içinden sayısız kağıt manken ve kağıt para dışarı fışkırdı ve oda garip bir kadın kahkahasıyla doldu. O anda Ana Ev kapısı kendi kendine kapanmaya başladı!


"Çok geç olmadan gidelim!" He San hiç tereddüt etmedi. O, girişe yakındı ve kaçma arzusuyla kıdemlisini tamamen unutmuştu. Birkaç adımla kapıya fırladı ama daha kapıyı geçemeden önüne bir kadın suratı fırladı!



Kadının suratı soluk, enfes ve nefes kesici bir güzelliğe sahipti!


"Siktir!" He San'ın ilk tepkisi yüze yumruk atmak için kolunu kaldırmak oldu. Fakat bu yüzün sahibi onun bu tepkisini öngörmüş gibi kolayca saldırıdan sıyrıldı.


"Hayalet! Yardım edin!" He San zemine yuvarlandı ve yarı sürünerek, yarı koşarak rastgele bir yöne doğru ilerledi.


"He San! Etrafta amaçsızca koşturma!" Gao Ru Xue, He San'ın saklanmayı seçtiği yapıya doğru kırmızı bir gölgenin gittiğini görünce avazı çıktığınca bağırdı.


"Yan evler oğullar ve kızlar için. Bu kötü oldu; He San'ın gittiği yer hortlağın ölmeden önce yaşadığı yerdi!" Gao Ru Xue dışarıya koşturdu ama kapının kilitlenmiş olduğunu fark etti. Ahşap kapıya küfürler savurarak kendini vurdu, "Böl ve fethet mi? Burası sadece bir Korku Evi değil mi? Gerçekten buna gerek var mıydı!?"


Tabut paramparça olmuştu ve kağıt mankenler yerlere dağılmıştı. İçeride kapana kısılan Gao Ru Xue önceki sakinliğini tamamen kaybetmişti. Kapıyı yumrukları ve tekmeledi ve nihayet bir dakika sonra kapı açıldı.


Fakat o anda Ana Evin dışındaki her şey değişmiş gibiydi.


"Xiao San?  He San!" Gao Ru Xue iki kez bağırdı ama herhangi bir yanıt alamadı. Arkaplandaki ürpertici müzik dışında sadece kağıt paraların birbirine sürtme sesi geliyordu.


Neler oluyor? Korku Evi büyük, o yüzden He San'ın beni duyamaması imkansız ya da başına bir şey mi geldi? Nedense Gao Ru Xue'nin zihninde bir cinayet sahnesi belirdi. Koridoru takip etti ve hafızasını kullanarak Batı Evini buldu. Daha öncesinde Xiao San o yöne doğru gitmişti.


Eski ahşap kapı gıcırdayarak açıldığında beyaz bir kağıt üzerindeki kutlama kaligrafi yazısı yerde çırpındı. Gao Ru Xue içeri adım attı. Oda bir yeni evli odası olarak tasarlanmıştı ama bütün dekorasyonlar kutlama rengi olan kırmızı yerine Çin cenaze rengi olan beyaz renkteydi. Bu gerçekten de ürkütücüydü.



Nereye kaçtı? Odanın atmosferi değişikti. Tek ışık kaynağı kapının dışında asılı duran fenerdi. Gao Ru Xue yavaşça ileri yürürken arkasından soğuk bir hava akımı esti. Açıktaki teni sanki havanın içindeki küçük görünmez bir el tarafından okşanmış gibi ürperdi.


Kağıt paralar ayağının altında ezildi ve arasıra çok karanlık olduğu için göremediği bazı nesneleri tekmeledi. Dişlerini sıktı ve kendini yatıştırdı.


Odanın içindeki perdeleri çekerek içeriye biraz daha ışık girmesini sağladı. İçerisi bomboştu. Üzeri bir sineklikle kaplı olan bir yatak ve duvarın yanında birbirine dönmüş bir dizi bronz aynanın dışında hiçbir şey yoktu.


He San'ın bu odaya koştuğunu gözlerimle gördüm. O zamandan beri sadece bir ya da iki dakika geçti, nasıl bu kadar çabuk ortadan kaybolmuş olabilir? Tabii ki... çıkış bu odada değilse ve He San da kazara ona rastlamadıysa...


Gao Ru Xue derin bir nefes aldıktan sonra odayı daha dikkatli incelemeye karar verdi. Fakat daha ilk adımını attığında tam arkasından gelen ikinci bir ayak sesi duydu.


"Arkamda kim var?"


Hemen arkasını döndü ama sadece bir bronz ayna ve onun içindeki yansımasını gördü.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18357 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37577 Bölüm Sayısı


creator
manga tr