Bölüm 121: Leonard'ın Varsayımı

avatar
191 14

Lord Of Mysteries - Bölüm 121: Leonard'ın Varsayımı


Çevirmen: Dnightshade

 

Leonard, Klein ve Frye'nin yorumlarını dinledikten sonra şöyle cevap verdi, "O halde yardım evindeki, Salus'la iletişim kurmuş herkesi araştırmalıyız, hatta iflas ettikten ve evden çıkarıldıktan sonra iletişim kurduğu kişileri de. Gerçekten de bayağı zorlu... Vakit kaybetmemek lazım. Ayrılıp buraya şöyle bir göz attıktan sonra Batı Bölgesi'ndeki üçüncü ölüm olayını incelemeye gidelim, gerisini polise bırakırız."

 

"Tamamdır," dedi Klein tereddüt etmeden.

 

Frye'nin de itirazı yoktu. Önceki gece Salus'un yakınında uyuyan insanlara döndü.

 

Klein da sorgulayacak birilerini bulmak üzereydi ki aniden Leonard'ın kendisine bir bakış attığını fark etti. Çenesiyle yan salonu işaret ediyordu.

 

Ne istiyor ki? Klein şaşkındı. Hiçbir şey olmamış gibi davranarak salonu dolaşıp Leonard'ın arkasından yan salona geçti, bu sırada Frye sorgusuna devam ediyordu. Bölmeden geçerek kimsenin olmadığı sessiz bir köşeye geldiler.

 

"Bir varsayımım var," dedi Leonard kırık bir pencerenin önünde durup.

 

Klein şaşkın bir şekilde çevresine baktı. "Nedir?"

 

Leonard, Klein'ın sorusuna bir soruyla karşılık verdi, "Doğaüstü faktörler olmasaydı, sence Bayan Lauwis'e ne olurdu?"

 

Klein bir an düşündükten sonra ciddi bir tonda yanıt verdi, "Aynı şey, yalnızca bir iki hafta, belki de bir ay daha sonra. Ancak ailenin durumu göz önüne alınırsa, kadın gerçekten dayanamayacak hale gelene kadar doktora gitmezlerdi. Kalp sorunu ilerledikçe, onu kurtarmak giderek imkansızlaşırdı."

 

"Peki ya Salus? Birisi onu azmettirmemiş olsa, onun sonu nasıl olurdu?" Diye sordu Leonard bir kez daha.

 

Klein kısa süre düşündükten sonra cevap verdi, "Edindiğimiz bilgilere bakılırsa, Salus zaten iflas ettiği için öfkeliydi, kimse kendisine yardım eli uzatmadığından kinlenmişti. Bence er ya da geç intikamını bir şekilde çıkarırdı, ancak hedefi yoksullar evindeki insanlar olmazdı. İflas etmesine sebep olan patronuna ya da evine el koyan bankanın personeline yönelik bir şeyler yapardı."

 

"İntikamının sonucunda ne olurdu?" Diye sordu Leonard yeniden.

 

"Kendisini öldürmeye çoktan karar verdiği belli oluyor, buna şüphe yok. İntikamının sonucu ne olursa olsun ölürdü." Dedi Klein.

 

Leonard kibirli bir tavırla gülümserken başını salladı.

 

"O halde, Bayan Lauwis'in de Salus'un da yakında öleceği kesin olan insanlar olduğu sonucuna varabiliriz değil mi?"

 

Klein 'bilgili' bir klavye savaşçısıydı. Bu soruyu duyduğunda hemen bir tahminde bulundu.

 

"Yani ölümlerinin, doğaüstü güçler aracılığıyla erkene çekildiğini mi söylemek istiyorsun? Ama neden ki?"

 

"'Yaşam güçlerinin' doğaüstü faktörler aracılığıyla kısaltıldığını söylemek daha doğru olur. Yaşam güçleri ellerinden alındı. Ve yaşam gücü, şeytani tanrılar ve iblisler davet etmek ya da korkunç lanetler meydana getirmek için en iyi materyaldir." Dedi Leonard gülümseyerek.

 

"Şeytani tanrılar ve iblisler davet etmek ya da korkunç lanetler meydana getirmek..." Klein, Leonard'ın yakut rengi gözlerine baktı ve yarı şüpheci bir tonda, "Bundan çok emin gibi görünüyorsun? Ancak, şu ana dek yalnızca iki vaka gördük..."

 

Leonard alaycı bir tavırla güldü. "Klein, yabancı yok, rol yapman gerekmez. Mühürlü Eser 2-049'dan nasıl kurtulduğunu gördüm, özel olduğunu biliyorum. Sen de benim ortalama bir Beyonder'dan biraz farklı olduğumu fark etmişsindir."

 

Klein'ın gözlerine bakarken gülümsemesi soldu.

 

"Bu dünyada pek çok özel insan olduğunu söylemiştim sana, diğerlerinin yapamayacaklarını yapan, senin... ve benim gibi insanlar.

 

Dünyanın uzun bir geçmişi var. İnsanların elde etmek istediği, kontrolünü ele geçirmek istediği pek çok büyülü nesne var. Onlar da kendi şovlarının yıldızı olmak istiyorlar. Bunu yapabilen pek fazla insan olmadığı doğru, ancak yalnızca bir ya da iki kişi olmaları da imkansız.

 

Sırları olan bir Beyonder'ın kötü biri ya da şeytani bir haydut olduğunu düşünmüyorum ben. Özel yeteneklerinin nereden geldiğini, neden var olduğunu bile tam olarak bilmemize gerek olduğunu düşünmüyorum... Eylemlerin beni, Gece Kuşları'nı ya da Tingen Şehri'ni tehlikeye atmadığı sürece, sen hala benim ortağımsın. Benzer şekilde, senin de beni böyle görebileceğini umuyorum. Elbette bundan üst kademelere bahsetmemek en iyisi olur. O bağnazlar çok eski kafalı ve tutucu, bizim gibi özel insanların kontrolü kaybetmesine kesin gözüyle bakıyorlar, muhakkak şeytani tanrıların ya da iblislerin tuzağına düşeceğimizi düşünüyorlar."

 

Ancak benim, senin hayal edebileceğinden bile daha fazla sırrım var... diye düşündü Klein. Açık bir şekilde cevap vermeye karar vermişti, "Ben de senden farklı düşünmüyorum. Yalnızca eylemlerin ve gerekçelerin beni ilgilendirir, ne kadar özel olduğunu umursamam. Ben de senin sırlarına burnumu sokmaya çalışmayacağım."

 

Cümlesini tamamladıktan sonra içinden ekledi, 'hayır, aslında umurumda ve çok merak ediyorum, ancak şimdilik kendimi tutuyorum.' Hmm, Leonard bir şovun yıldızı olduğunu düşünüyor demek? Başından neler geçti, ne tür büyülü nesnelere sahip acaba?

 

Leonard gömleğinin düğmelerini iliklerken güldü.

 

"Bu konuşmayı yaptığımıza memnun oldum.

 

Aksiyon romanlarında buna iki kahramanın karşılaşması derler. Tarihin çarkları hareket ediyor."

 

Ne edepsizlik! Klein zoraki bir şekilde gülümsedi.

 

'Tarihin çarkları hareket ediyor' sözünün İmparator Roselle'in sözü olduğunu biliyordu...

 

Leonard hızlı adımlarla etrafta dolaşmaya başladı, yeşil gözleri daha da parlıyordu.

 

"Pekala, dürüst olacağım; bu kurbanların önümüzdeki üç aylık süreçte zaten ölmüş olacağından eminim, ancak ölümleri biri tarafından, bazı yöntemler aracılığıyla erkene çekildi. Karşı taraf şeytani tanrılar ya da iblisler çağırmak istiyor, ya da korkunç, büyük ölçekli bir lanet oluşturmaya çalışıyor olmalı."

 

"Kurbanları zaten yakında ölmesi beklenen kimseler olduğundan, suçlunun cinayetlerini gizlemesi oldukça kolay. Bu nedenle olayların polisin, Gece Kuşları'nın, Manda Altındaki Cezalandırıcılar'ın ya da Makinecilik Kolektif Zihni'nin dikkatini çekmeyeceğini düşündü..." diye mırıldandı Klein suçlunun düşünce yapısını belirlemeye çalışırken.

 

Leonard gülümsedi, "Doğru. Üç sağlıklı, normal insan aniden ölse kesinlikle dikkat çekerdi ve soruşturma başlatılırdı."

 

"O halde, ritüel için kullanılan sunağı nasıl bulacağız? Suçlunun amacı ne olursa olsun, bir kurban sunağına, bir ritüele ihtiyacı olmuş olmalı. Çalınan yaşam gücü de benzer bir yerde tutuluyor olmalı." Klein, elinde başka bir ipucu olmadığından ve başka bir çıkarım yapamadığından, Leonard'a inanmayı seçti.

 

Denemekten zarar gelmez!

 

Leonard güldü, "Klein, bu senin uzmanlık alanın değil mi? Böyle bir sunağın çevresinde neler olduğunu hayal edemiyor musun?"

 

Klein'ın cevap vermesini beklemeden devam etti, "Merkezinde sunağın bulunduğu yoğun bir ölüm aurası. On metrelik çapında, ritüeli gerçekleştiren kişi dışında hiçbir canlı olamaz. Ortam ısısı, ortalama sıcaklığın en az beş derece altında olmalı ve söz konusu ortamda sürekli soğuk rüzgarlar esmeli... Bayan Laueis'in ve diğerlerinin çalınan yaşam güçleri, bir maneviyat duvarıyla mühürlenmiş olan sunağın içinde olmalı..."

 

Bu sırada duraklayıp Klein'a baktı, "Kehanet yöntemleri kullanarak, bu özellikleri taşıyan bir sunağın yerine dair aşağı yukarı bir sonuç elde edebilirsin bence."

 

Klein hafifçe kaşlarını çattı, "Tingen Şehri'ndeyse bu mümkün. Ancak bunun için, rahatsız edilmeyeceğim sessiz bir yere ihtiyacım olacak. Mesela kendi evim. Aynı zamanda Bayan Lauwis ve diğer kurbanların kişisel eşlarına ihtiyacım olacak."

 

Klein da heyecanlanmıştı. Leonard'ın karanlık sanatlar konusunda bu kadar bilgili olmasını beklemiyordu.

 

"Sorun değil." Leonard güldü. Daha sonra aniden, başka bir şey söylemeden Klein'ın yanından geçip ana salona gitti.

 

Bu adam gerçekten de bir tuhaf... Klein da düşünceli bir şekilde Leonard'ı takip etti.

 

Frye'nin ciddiyetle notlar aldığını gören Leonard onu kenara çekti, "Bir tezim var, Klein bir şeyler deneyecek."

 

"Ne tezi?" Diye sordu Frye her zamanki soğuk tavrıyla.

 

"Sonuç elde edebilirsek anlatırım. Rozanne ve diğerlerinin alay konusu olmak istemiyorum." Leonard hemen bir bahane uydurarak konuyu değiştirdi.

 

Frye de başka soru sormadı. Talimatlara uyarak, yakınlardaki polis merkezinden kısa süre içinde Salus ve Bayan Lauwis'e ait birkaç şey alıp Klein'ın evinde ekip arkadaşlarıyla buluştu.

 

"Oturma odasında bekleyin ve kimsenin yanıma gelmesine izin vermeyin." Dedi Klein cep saatine bakarken.

 

Şu anda saat altıydı. Melissa her an eve gelebilirdi.

 

"Bize güvenebilirsin." Leonard ellerini beline koymuş bir şekilde oturma odasında volta atmaya başladı. Frye ise sessizce kanepede oturuyordu.

 

Leonard'ın hiperaktivite bozukluğu mu var? Klein vakit kaybetmeden ikinci kattaki odasına yöneldi. Kapıyı kilitledikten sonra maneviyat duvarı oluşturdu.

 

Dikkatli bir şekilde sunağı hazırladı.

 

Sonrasında bir kağıda kehanet ifadesini yazdı.

 

"Sunağın yeri."

 

Herhangi bir bilgiyi gözden kaçırmamak için geniş kapsamlı bir ifade seçmişti.

 

Kağıdı ve kurbanların eşyalarını eline alıp yatağına uzandı. Önce Leonard'ın tarif ettiği sahneyi anımsadıktan sonra kehanet ifadesini yedi kez tekrarladı.

 

Gri sisin üstündeki dünyayı kullanmayı denemedi, çünkü her şeyden önce, tuhaf ve gizemli Leonard aşağı kattaydı. Ritüelde bir tuhaflık olduğunu fark edebilirdi. İkincisi de, Klein'ın kahin iksirini tamamen sindirilmesine çok kısa bir süre kalmıştı. Büyük olasılıkla, kehanetin başarılı olması için ritüel yeterli olacaktı.

 

Klein, ancak bundan herhangi bir sonuç elde edemezse gri sisin üstündeki dünyaya geçmeyi deneyecekti. Sonuçta şeytani bir tanrı ya da iblis davet etmek, Benson, Melissa ve onu tehlikeye atabilirdi!

 

Trans durumuna girdikten sonra hemen puslu, hayali rüyaya adım attı.

 

Kısa süre sonra, gözlerinin önünde bir resim belirdi.

 

Batmakta olan güneşin ışığıyla aydınlanan grimsi, iki katlı bir ev görüyordu. İlk katın pencereleri kapalıydı ve perdeleri çekilmişti. Ancak perdeler zaman zaman açılıp kapanıyordu.

 

Evin etrafındaki toprak koyu kahverengiydi, üzerinde büyüyen herhangi bir bitki yoktu. Evin çevresindeki bahçe gölgelerle dolu, bakımsız ve karanlık görünüyordu.

 

Az ileride sessizce akan bir nehir vardı.

 

...

 

Klein bir süre sonra rüyadan çıktı, başka bir şey görmemişti.

 

Leonard'ın tezi doğruydu... Bu bina nerede olabilir? Tingen Şehri'nde pek çok nehir var, Batı Bölgesi'nde, Güneybatı'da, liman bölgesinde, üniversite bölgesinde... Gözlerini açıp şakaklarını ovuşturmaya başladı, yüz ifadesi son derece ciddiydi.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 28232 Üye Sayısı
  • 265 Seri Sayısı
  • 38531 Bölüm Sayısı


creator
manga tr