Bölüm 20: Wang Ying'in Şoka Uğraması

avatar
5907 26

Library of Heaven's Path - Bölüm 20: Wang Ying'in Şoka Uğraması


 

Çevirmen: W2G

 

Genç hanımın Zhang Xuan’ı ustası olarak kabul ettiğini duyduktan sonra Yao Han, başka öğrenciler olduğundan habersiz bir şekilde kızgın bir halde sınıfa doğru hareketlendi.

 

Biraz önce Zhang Xuan’ın genç hanımından başka bir öğrenci bulamayacağını söylemişti, ancak bunu söylemesinin ardından Wang Ying ve diğer öğrencilerle karşılaştı. Topluluk içinde birisi tarafından tokatlanmış gibi hissetti ve bir anda yüzü karardı.

 

“Hocam!” Zhao Ya’da yüzünde bir yanma hissetti, sanki saklanacak bir yere ihtiyaç duyuyormuş gibiydi.

 

“Sen iyi misin?”

 

Kısa bir süre sonra, Yao Han toparlandı ve kafası karışmış bir şekilde Zhang Xuan’a baktı.

 

Dün gece gördüğü adam ona karşı çok acımasızdı, bu nedenle Zhang Xuan’ı bir domuz gübresi haline getirmese bile en azından sakat bırakacağını düşünmüştü. Peki neden o… bu kadar sağlıklı görünüyordu? Cildinde tek bir çizik bile yoktu.

 

Gerçekte, Zhang Xuan’ın bir öğretmen olarak standartlarını değerlendirmek için geldiğini söylese de asıl amacı, onun gizemli adam tarafından dövüldükten sonraki acınası halini görmekti… Ancak hikayenin sonunda bir Savaşçı 6-dan Pixue alemi ustası olan o,  Zhang Xuan’a saldırmak için gidip bir başkası tarafından pataklanırken, saldırmak istediği kişi burnu bile kanamadan bu durumdan kurtulmuştu… Büyük bir mağlubiyete uğramış gibi hissetti ve bunu kabul edemedi.

 

“Neden iyi olmayayım?” Zhang Xuan, Yao Han’ın tam olarak ne düşündüğünü biliyordu fakat metin bir yüz ifadesiyle cevapladı. Zhao Ya baktı ve sordu, “Bu engelli kişi…”

 

“Engelli kişi mi?” Zhao Ya’nın yüz ifadesi tuhaf bir hal aldı. Tam cevap verecekti ki, bir ses onu böldü.

 

“Burada engelli olan kişi sensin!” Yao Han, kan kusma isteğini bastırdı. Kaşlarını yukarıya doğru kaldırıp, elbisesinin kollarını savurdu. “Ben, Baiyu Şehir Lordu Konağının uşağı, Yao Han!

 

“Oh, sakat olduğunuz için burada yürümemelisiniz. Aksi takdirde, burada ölecek olursanız bu durumu açıklamak benim için zor olur!” Yao Han’ın söylediklerini görmezden gelen Zhang Xuan eliyle kapıyı işaret etti, “Misafirimizi uğurla ve kapıyı kapat!”

 

"Sen…"

 

Yao Han kızgın bir şekilde yumruğunu sıktı, neredeyse sinirinden patlayacaktı.

 

Bu adam da kim oluyordu?

 

Baiyu Şehir Lordu Konağının uşağı olarak büyük bir itibara sahipti. Hongtian Akademisinde, Eğitim Bürosunun yöneticisi bile ona gerekli saygıyı gösterirdi. Ancak, Zhang Xuan gibi bir hoca onu engelli diye aşağılayıp, kapı dışarı etmeye cüret edebilmişti. Şu anda nasıl olurda sakin kalabilirdi?

 

“Onlara nasıl ders vereceğinizi görmek istiyorum!” Ellerini arkasında birleştiren Yao Han, gururlu bir şekilde ayakta duruyordu.

 

“Oh, ayrılman gerektiğini bildiğine göre, bekleme yapmadan çık. Öğrencilere eğitim verirken sessiz bir ortam sağlamalıyız, bu nedenle sınıfımıza hiçbir kedi ya da köpeğin girmesine izin veremeyiz!”

 

Zhang Xuan onunla farklı bir frekansta gibiydi. Söylediklerinin hiçbirini dinlemiyor sanki, bir kez daha eliyle çıkışı gösterdi.

 

“Sen… Kime kedi köpek diyorsun?” Öfkeyle yandı ve yaralarından kanlar akmaya başladı. Yao Han kontrol edilemez bir şekilde titredi ve “Şu anda seni bir avuç içi darbesiyle öldürmeye cesaret edemeyeceğimi mi düşünüyorsun...”

 

“Zhao Ya, onu dışarı çıkar, böylelikle senin problemini çözebilirim!”

 

Karşısındakiyle tartışmayı umursamayan Zhang Xuan, Zhao Ya’ya onu göndermesi için sinyal verdi.

 

“Yao amca, lütfen… şimdilik ayrılın! Birazdan derse başlayacağız!”

 

Bu sözleri duyan Zhao Ya’nın gözleri parladı.

 

“Hiçbir yere gitmiyorum! Bu adamın kiminle konuştuğu konusunda aydınlanmasını istiyorum! Ben, Yao Han, gittiği her yerde saygı duyulan bir Savaşçı 6-dan Pixue alemi ustasıyım. Sen kim oluyorsun da benimle engelli diye dalga geçip, üstüne üstlük bir de kovmaya cüret ediyorsun…”

 

Peng!

 

Daha konuşmasını bitiremeden, Zhao Ya onu dışarıya doğru itti. Kapı üzerine doğru kapanırken, görüş açısı giderek azaldı. Eğer hızlı bir şekilde yana çekilmemiş olsaydı, kapı yüzüne çarpacaktı.

 

“Genç hanımım…”

 

Kapının dışarısında kalan Yao Han’ın kaşları çatıldı ve yüzü seğirmeye başladı.

 

Zhang Xuan tarafından dışarıya çıkarılmış olsaydı, kesinlikle misilleme yapardı. Fakat, onu kapı dışarı eden genç hanım olduğu için ölümüne dövülmüş olsa bile ona el kaldırmaya cüret edemezdi. Tüm bunlara rağmen, Zhang Xuan’a karşı duyduğu kinini dizginlemeyi başardı.

Karşısındaki elemanın nasıl bir kabiliyete sahip olduğunu anlayamıyordu, nasıl oluyordu da genç hanımı bu derece kandırabiliyordu.

 

“Yao amca, seni dışarıda bıraktığım için üzgünüm. Şimdi derslere başlayacağız!”

 

Zhao Ya sıkıntısının ne olduğunun farkındaydı. Hastalığı, hiçkimse tarafından öğrenilmemeliydi, özellikle de Yao Amcası tarafından. Hocası onun problemini çözeceğini söylüyorsa, onu kovmaktan başka bir seçeneği yoktu.

 

“Peki, genç hanımım. Ben dışarıda bekleyeceğim. Bir şey olursa, seslenin hemen yanınıza gelirim!” (Ç:N.: Bu adama çok üzülüyorum ya :D)

 

Genç hanımın söylediklerinden sonra, Yao Han içeri giremeyeceğini biliyordu. Sinirden çıldırmanın eşiğindeydi fakat başka bir seçeneği yoktu. Sadece dişlerini sıkıp, bu duruma katlanmaya çalışabilirdi.

 

Yao Han ayrıldıktan sonra, Zhang Xuan yeni kabul ettiği beş öğrencisiyle baş başa kaldı. Zhang Xuan etrafına bir baktı ve “Beni hocanız olarak kabul ettiğinize göre, hepiniz birbirinizin arkadaşı olacaksınız. Prestijimi lekelememek için birbirinizin arkasını kolladığınızdan emin olun!” dedi.

 

“Prestij mi?”

 

Bu kelimeyi duyan beş öğrenci şaşkınlık içerisinde birbirlerine baktı.

 

[Hocam en ufak bir prestije sahip misiniz ki?

 

Cough cough, olmayan bir şeyi nasıl lekeleyebiliriz…]

 

Öğretme yöntemim diğerlerinden biraz farklıdır. Öğrencilerin kişisel durumlarına katkı sağlamak için özel bir önem gösteriyorum. Herkesin ihtiyaç duyduğu rehberlik yöntemi farklıdır. Bu nedenle, aranızda bir kıyaslama yapmayacağım!” Zhang Xuan öğrencilerin yüz ifadelerini önemsemiyor gibi göründü ve bir öğretmen havasına bürünerek, “Şimdi, yan taraftaki küçük odaya gideceğim. Adını söylediğim kişi yanıma gelsin!“ dedi.

 

Zhang Xuan’ın sınıfı büyük değildi, yaklaşık yüz metre kare büyüklüğündeydi. Buna rağmen, hocanın öğrencilerine özel olarak rehberlik edebileceği bir bölüm mevcuttu.

 

Bu beş öğrenci birbirinden farklıydı. Onlara toplu olarak rehberlik etmesi, oldukça sıkıntılı ve etkisiz olurdu.

 

“Wang Ying, ilk sıradaki öğrenci sensin. İçeri gel!"

Sonrasında, Zhang Xuan küçük odaya doğru ilerlerdi.

 

“Tamam!” Wang Ying itaatkar mizacından dolayı karşılık vermedi ve hemen arkasından onu takip etti.

 

………………………………………………

 

Wang Ying biraz pişmanlık duydu.

 

Dün, kaybolmuş ve yön sormak için buraya gelmişti. Ancak bu hareket dümene getirilip, bu adamı akıl hocası olarak kabul etmesiyle sonuçlanmıştı.

 

Başlangıçta, neler olup bittiğini anlamamıştı. Fakat enine boyuna düşününce, bu hocanın gerçekten yetenekli birisi olmadığının farkına varmıştı.

 

Diğer hocalar yumruklama rutini sayesinde bacağıyla ilgili problemi söyleyebilmişti. Fakat, bu adam bacağındaki problemi söyleyemediği gibi, üstüne bir de bu sakatlığı nasıl düzeltebileceği konusunda böbürlenmişti...

 

Bu sakatlık için babası en ünlü doktoru bile getirtmiş fakat hiçbir yararı olmamıştı. Buna rağmen, önünde duran adam onu tedavi edebileceğini iddia ediyordu. Bu bir sahtekarlık değilse, ne olabilirdi?

 

Dahası, Liu laoshi ona bu öğretmen hakkında birçok şey anlatmıştı.

 

Ancak o zaman bu hocanın böyle ‘göz alıcı’ bir geçmişe sahip olduğunu fark edebildi. Öğretmen Yeterlilik Sınavında sıfır puan alan ilk öğretmen ve öğretmenler arasında güç açısından en zayıf olanı… Neden onun sözlerine inanıp, kandırılacak kadar talihsizdi?

 

“Neden abimin dışarıda çok fazla kötü adam var dediğini şimdi anlıyorum…”

 

Ağabeyi ona dışarda güvenilmez adamlar var dediğinde, ona inanmamıştı. Şimdi, önündeki hocaya bakınca, yanıldığını hissediyordu.

 

Bu hocanın derslerinden ayrılırsa, en kötü ihtimalle abisi tarafından azarlanırdı fakat onun yardımıyla başka bir hoca bulabilirdi. Aklından tam bunlar geçerken, tanıdık bir ses duydu.

 

“Savaş tekniğini bir kez daha göster!”

 

Zhang Xuan, odanın merkezine oturdu ve sakin bir ifadeyle ona doğru baktı.

 

Önceki sefer, Wang Ying’i sınıfına katmaya çalışırken, Cennet Yolunun Kütüphanesi daha aktif hale geçmemişti. Bu nedenle Wang Ying’in nasıl kusuları olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu.

 

“Tamam!” Wang Ying’in aklında onun derslerinden ayrılma düşüncesi olsa da, bir müddet tereddüt ettikten sonra başını salladı. Bir kez daha, yumrukları hızla esen rüzgarlar oluşturdu ve yumruklama rutinini bitirdi.

 

“Un!”

 

Zhang Xuan başını onaylar bir nitelikte salladı.

 

Wang Ying’in karakteri biraz anlaşılması güç olsa da, yumruklama rutini oldukça tatmin ediciydi.

 

“Hocam, aslına bakarsanız ben…”

 

Wang Ying tam Zhang Xuan’ın dersinden ayrılmak istediğini söyleyecekken, karşısındaki adamın konuşması onu duraksattı.

 

“Yanılmıyorsam, bacağınız iki yıl önce yaptığınız bir düello sırasında darbe almış!” dedi Zhang Xuan.

 

“Siz… Nasıl bilebildiniz?” Wang Ying şaşırmıştı. Dili düğümlenirken, gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

 

Dün sadece bacağındaki rahatsızlıktan bahsetmiş, bunun nasıl gerçekleştiğine dair bir şey söylememişti. Karşısındakinin bu sakatlığın birisinin darbesinden dolayı olduğunu ve hatta ne zaman gerçekleştiğini bile söyleyebilmesini beklemiyordu.

 

“Bir insanın bacağında üç tane akupunktur noktası vardır ve bunlar ayrı olarak kişinin güç, hız ve becerisini kontrol eder. Yaptığınız dövüşte, karşınızdaki eleman kazara gücü kontrol eden akupunktur noktanıza vurmuş! Bu akupunktur noktası darbe aldığında, kapanır ve kanınızın ters yönde akmasına neden olur. Bu da gücünüzü diğer insanlar gibi kulanamamanıza yol açar!”

 

Zhang Xuan sakince açıkladı.

 

“Bu…” Wang Ying’nin vücudu titriyordu ve yüzü tamamen kızarmıştı.

 

Bacağı için, Wang Ying’in babası ünlü usta Yuanyu’da dahil olmak üzere tüm tanınmış doktorları krallığa çağırmıştı. Usta Yuanyu’da buna benzer şeyler söylemişti fakat gücü kontrol eden akupunktur noktasının nerede olduğunu belirleyemediği için onu tedavi etmekte başarısız olmuştu.

 

Kesin olarak tedavi edilmesi için, üstün zhenqiye sahip olan bir Savaşçı 8-dan Zongshi alemi ustasını davet etmesi gerekiyordu. Aksi takdirde, tedavisinin başarılı olma ihtimali yoktu.

 

Başlangıçta, bu hocanın vesayetine almak için onu kandırdığını düşünmüştü. Fakat, usta Yuanyu’nun söylediklerinin birebir aynısını söyleyeceği aklının ucundan bile geçmezdi, bu durumda nasıl olurda şoka uğramazdı?

 

“Hocam, siz… beni tedavi edebilir misiniz?” Wang Ying soru sormasına engel olamadı.

 

“O küçük bir mesele!” Zhang Xuan sakinlikle yanıtladı.

 

“Küçük bir mesele mi?” Hızlıca nefes alıp verirken, Wang Ying’in gözleri kısıldı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 29073 Üye Sayısı
  • 278 Seri Sayısı
  • 39801 Bölüm Sayısı


creator
manga tr