Bölüm 5: Küçük Efendiyi Bulduk

avatar
3889 2

Hidden Marriage - Bölüm 5: Küçük Efendiyi Bulduk


 

Çeviri: Miyav Miyav Düzenleme: Kharsmi

 

Aynı anda, Eton barının resepsiyonunda atmosfer oldukça ağırdı.

 

Barın patronu, müdürler, güvenlik ve tüm ilgili çalışanlar art arda dizilmiş bir şekilde kaygı içinde duruyorlardı. Hepsinin yüzünde felaket üstlerine gelmek üzereymiş gibi bir ifade vardı.

 

Çünkü Lu Korporations’ın küçük prensi, Lu Tingxiao’nun kıymetli oğlu barda kaybolmuştu.

 

Koltuktaki Lu Tingxiao’nun yüzü her zamanki gibi soğuk bir ifadeyle kaplıydı; bu buzdan heykelin yüzünde fazladan hiçbir duygu parçası görünmüyordu. Yine de kendilerinden üstün birinin baskısı orada bulunan herkesin bacaklarının gevşemesine ve yağmur yağışı gibi terlemelerine neden olacak kadar geriyordu.

 

Yüzü salya sümük ile dolu olan genç bir adam dizlerinin üstünde duruyordu, ”Abi, özür dilerim! Hepsi benim suçum! Küçük hazineyi bara getirmemeliydim! Eğer küçük hazineye bir şey olursa, yaşayamam!”

 

Konuşmayı bitirdiğinde göğsüne bir tekme yedi.

 

Kemik kırılması sesi herkesin kafasının çınlamasına neden oldu, herkes birden titredi.

 

Lu Jingli hemen sonra emekleyip dizlerinin üstünde düz bir şekilde durmadan önce göğsünü tuttu ve bir süre şiddetle öksürdü.

 

Anne ve babaları hala yurtdışında tatildelerdi ve küçük hazinenin kaybolduğunu duymamışlardı. Olur da öğrenirlerse, büyük kardeşinden yediği küçük tekmeyle ortalık sakinleşmezdi derisi bile yüzülebilirdi.

 

Lu Jingli’nin kalbi küllerle kaplıydı; mahcup bir haldeydi. Birden resepsiyon odasının kapısından bir tıklama sesi geldi.

 

En yakın pozisyonda olan patron kapıyı açtı. Kimsenin olmadığını gören patron kafasını eğene kadar hala kim olduğunu merak ediyordu ve birden afalladı: “Küçük...Küçük efendi!!!”

 

“Küçük Efendi…?Tanrıya şükürler olsun!Küçük Hazine! Amcasının bir tanesi! Nereye kayboldun?” Lu Jingli küçük adamı kucaklamak için yerden sürünerek kalktı, o kadar duygulanmıştı ki ağlamaya başladı.

 

Odadaki herkes ölümden dönmüş gibi bir ifade takındı.

 

Lu Tingxiao kapıya doğru birkaç adım attı ve Lu Jingli’nin yakasını kavrayıp itti. Oğlunun önüne doğru çömeldi, “Ne oldu?”

 

Sonunda amcasının pençelerinden kurtulduktan sonra, Küçük Hazine Lu Tingxiao’nun elini tuttu ve endişeyle onu dışarıya doğru çekiştirdi.

 

Lu Tingxiao oğluna yakınlaştığı anda bedenindeki ağır alkol kokusunu aldı. Ayrıca üstünde bir parfümünki kadar keskin olmayan ama buzul üstünde açmış bir çiçeğe benzeyen ince bir koku vardı. Bu ‘cool’ koku kalbini bir anlığına sıkıştıracak ama aynı zamanda açıklanamayacak bir şekilde tanıdık geliyordu.  

 

Lu Tingxiao’nun hareket etmediğini gören Küçük Hazine endişeli bir şekilde boğazından gelen ‘hıh,hıh’ seslerile belirli bir yöne doğru parmağını uzatıyordu.

 

Lu Tingxiao oğlunu kucağına aldı ve onun gösterdiği yöne doğru gitmeye başladı.

 

Lu Jingli de dahil arkalarındaki insanlar bir şeyler olduğunu anladı ve takip etmeden önce bakıştılar.

 

Beş dakika sonra en üst kattaki deponun önünde durdular.

 

Küçük Hazine bedenini çevirip babasının kucağından indi ve aşırı endişeli bir şekilde bütün gücünü toplayıp deponun kapısını çalmaya başladı.

 

“Küçük Hazine, neler oluyor? İçeride ne var?” Lu Jingli’nin kafası karışmıştı.

 

Lu Tingxiao ifadesiz bir şekilde “Kapıyı açın.” diye emir verdi.

 

“Evet evet evet!” Patron kafasını salladı ve yanındaki kadın müdürü azarlamak için döndü, “Ye hanım, ne bekliyorsunuz? Çabuk açın kapıyı! Anahtar nerede?”

 

“Ah…… Ka-kapıyı mı açayım?” Kadın müdür sersemlemişti.

 

Oh hayır! Şu kadın, Ning Xi hala orada kilitliydi! Chang Li’ye seçmeler bitene kadar onu kilitli tutacağına söz vermişti.

 

Fakat Lu ailesinin bu iki tanrısının ve patronun bekliyor oluşunu göz önünde bulundurarak bunu nasıl reddedebilirdi ki? Sadece titredi ve kapıyı açmak için anahtarları çıkardı.

 

Kapı açılır açılmaz yerde baygın bir şekilde yatan kadınla karşılaştılar.

 

Patron sinirden köpürmüş bir halde “Neler oluyor? Neden içeride bir kadın var?” dedi.

 

Kadın müdür kalbindeki suçluluk duygusunu bastırarak açıkladı: “Bi-bilmiyorum! En son baktığımda içeride kimse yoktu!”

 

“Çabuk olun! Kurtarın bu kadını!”

 

İçlerinden biri tam Ning Xi’ye yaklaşmaya teşebbüs etmişti ki Küçük Hazine kendini Ning Xi’nin önüne attı. Küçük yüzü korkusuz bir ifadeye bürünmüştü, kimseyi yaklaştırmıyordu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 19212 Üye Sayısı
  • 804 Seri Sayısı
  • 38986 Bölüm Sayısı


creator
manga tr