Bölüm 160: Ölümsüz’ün Bıraktığı Kelimeler

avatar
903 31

Desolate Era - Bölüm 160: Ölümsüz’ün Bıraktığı Kelimeler



Bölüm 160: Ölümsüz’ün Bıraktığı Kelimeler

 

Siyah Beyaz Okulu’nun koskoca tarihinde, Siyah Beyaz Diyagramı’nı incelemeye gelen öğrencilerden her biri durumdan faydalı çıkmıştı. Elde ettikleri normal tecrübeler, bu zamana kadar biriken öngörüler… Siyah Beyaz Diyagramı’nı inceledikleri takdirde, bu tecrübelerine yönelik kavrayışları harekete geçiriyordu.

 

Tırırırım…

 

Bağdaş kurmuş oturan Ning’in meditasyon yapan figürüne, arada sırada genç adamın yanında beliren Suateş Nilüferi eşlik ediyordu. Ortaya çıkan nilüferler yavaş yavaş dönüyordu…

 

Zaman akıp geçiyordu. Kaşla göz arasında bir saat geçmişti.

 

Whoosh. Sağlam görünen dört nilüfer yaprağı kaybolmuş, kaybolan yaprakların yerine iki yeni yaprak açmıştı. İki yaprak katmanından biri kızıl, diğeriyse yeşildi. İkisi de gerçek nilüferlerden farksız görünüyorlardı.

 

Tırırırım…

 

 Nilüfer dönmeye başlamış ve ezici bir güç yaymaya koyulmuştu. İki nilüfer katmanının ortaya çıkardığı güç de artıyordu. Üstelik nilüferlerin dış görünüşleri de gerçek nilüfere daha da yaklaşmaya başlamıştı. Kişi böylesine bir tekniği gerçek çiçeklerden ayırmakta güçlük yaşayabilirdi.

 

“Eh?” Ning aniden uyandıktan sonra başını öne salladı. “Daha önce elde ettiğim tecrübeler sayesinde birkaç şey öğrendim. Görünüşe göre Tao kavrayışım su, ateş ve rüzgârı birleştirme konusunda bir sınıra dayanmış durumda.”

 

Yanında duran Mu Kuzeyoğul’a bakıyordu. Kuzeyoğul, sarhoş ve tutkuya kapılmış bir insandan farksızdı. “Yeraltı malikanesinde Yıldız Salonu var. Her ne kadar Siyah Beyaz Diyagramı bana yararlı olsa da Kuzeyoğul’a kattığı artılar daha fazla.” Ning başını çevirerek diğer taş duvara yürümeye başladı. Bahsi geçen bu duvarda, sayısız Ölümsüz’ün bıraktığı yazılar duruyordu.

 

Sıra sıra yazılar…

 

“Ölümsüzlük yolu, büyük mücadelenin Tao yoludur. Bu sözler, Beş Utanç’ın sözleridir!” Bu karakterlerden etrafa yayılan akılalmaz iradeler Ning’in aklını başından almayı başarmışlardı. Adeta sözleri geride bırakan adamın büyüdüğünü, geliştiğini, göklere ve yeryüzüne meydan okuduğunu görebiliyordu…

 

“Her şeyi dikkatle düşün, ancak cesur ve kararlı bir şekilde hareket et.” Bu sözlerden görünmez, acı dolu bir hissiyat saçılıyordu.

 

“Kalbim nereye giderse onu takip edeceğim.” Kendine güvenen, gururlu bir auranın yayıldığı bu sözler, adeta kimseye boyun eğmeyecek bir Tao Kalbi’nden çıkmıştı. Yoluna adım atan herkes bu kişinin gazabına uğrayacaktı.

 

“Bütün ölümlü düşünceler kaybolur sadece şu iki kelimeyi arıyorum: Ölümsüz Yaşam.”

 

Heybetli.

 

Kibirli.

 

Keskin.

 

Acelesiz.

 

Sakin.

 

Basit.

 

Ölümsüzler’in bıraktığı bu sözler, Ning’in Tao Kalbi’ni durmaksızın geliştiriyordu. Genç adam adeta çağları yaşamış ve bu sağlam Tao Kalpleri’ne sahip ölümsüzlerin, kendi yollarındaki adımlarına bizzat şahitlik etmişti.

 

“Ne güçlü, kararlı ve boyun eğmez Tao Kalpleri.” Ning kendi kendine konuştu. Güç. Kararlılık. Saflık. Ölümsüzler’in bıraktığı sözlerden Ning bu anlamları çıkarmıştı. Ölümsüz olabilen her kişi çoktan kendi kalbini tanımış ve arzularını anlamış bir kişiydi! Üstelik, Tao Kalpleri kararlı ve tamamıyla saftı. Dünyevi zevklerin ve cezbedici çabaların kendilerini etkilemelerine izin vermeyeceklerdi. Geçen sayısız yılın ardından, Tao Kalpleri akılalmaz bir sağlamlığa ulaşmıştı.

 

Lakin bu Ölümsüzler’in Tao Kalpleri bir şekilde çelinir ve cezbedilirse, o zaman kendilerine olan güvenleri kaybolabilirdi. Bu yaşandığında, binlerce yıldır elde ettikleri her şey boşa gidecekti! Aslında en kötü senaryoda, vücutlarındaki güçlü element Ki’sini kontrol edemeyerek hayata veda bile edebilirlerdi.

 

Sadece bu gerçekten yola çıkarak bile Ölümsüzlük yolunun ne kadar zor olduğu anlaşılabiliyordu. Bu yolda kişi, kadere meydan okuyordu.

 

“Tek istediğim kaygısızca, istediğim gibi yaşayabilmek. Sadece kaderimi kendi ellerimle kontrol etmek istiyorum.” Ning okumaya devam ettikçe Tao Kalbi’nin saflaştığını hissedebiliyordu.

 

Önceki hayatında yaşadığı acılar ve hüzünler yüzünden, genç adam kaderin ellerine kapılmak istemiyordu. Kendi kaderini bizzat kontrol etmek istiyordu. Bu hayatta, ailesini kaybetmişti ve bu durum Ning’in kaderin zincirlerinden kurtulma arzusunu daha da ateşlemişti.

 

Lakin, kişi kaderin zincirlerini kırmak istiyorsa, o zaman akılalmaz bir güce ulaşmak zorundaydı! Yalnızca yeterli güce sahip olan kişiler istedikleri gibi yaşayabilirlerdi!

 

………..

 

 Ning birbiri ardına yazıları okuyordu. Her ne kadar ölümsüzlük yoluna adım atmış kişiler yazıları hızla okuyabiliyor olsalar da genç adam, duvarın seçtiğini kısmındaki yazıları bitirdiğinde çoktan gece yarısı gelip çatmıştı.

 

“Eh?” Ning başını çevirip Kuzeyoğul’a baktı. Kuzeyoğul oracıkta bağdaş kurmuş, transvari tecrübesini sürdürmeye devam ediyordu. Genç adamın etrafında element enerjisinden oluşma yapı parçaları bir belirip bir kayboluyordu. Sayısız parçaların bazısı birleşiyor, bazısı dağılıyor ve ortaya kaplanlar, ejderhalar, yılanlar, kaplumbağalar… Çeşit çeşit yaratıklar ve garip varlıklar çıkıyordu.

 

“Sınırlarını aşıyor. Küçük öğrenci kardeşim Kuzeyoğul’un kavrayışı kritik bir noktada.” Ning içten içe genç adama hayran kalmıştı. Kendisi Siyah Beyaz Diyagramı’ndaki meditasyonunu iki saat sürdürebilmişti lakin Kuzeyoğul’un geçirdiği süre bundan çok daha fazlaydı.

 

“Diğer taş duvar.” Ning başını çevirip üçüncü ve sonuncu duvara baktı. Ölümsüzler’in bıraktığı sözler aslen gelecek nesillerin Tao Kalpleri’ni sağlamlaştırma gayesi taşıyordu. Tao Kalpleri dayanıklı olmayan küçükler için bu yazılar sürekli kalplerini test ederek onları geliştirmeye yarayan araçlardı. Bu yüzden, Siyah Beyaz Diyagramı Siyah Beyaz Okulu’nun merkezinde bulunuyor olsa da Ölümsüzler’in bıraktığı bu sözler de akılalmaz derecede önem taşıyordu.

 

Bu da okulun temellerinden biriydi!

 

……..

 

Gece ufku…

 

Dilenci kıyafetlerine bürünmüş kısa boylu yaşlı adam, bulutların üstünde elindeki şarap şişesinden şarap içiyordu.

 

Adeta dünya bu adamın etrafında dönüyordu ve her şey onun emirlerine uymak üzere tasarlanmıştı. Bu heybetli hissiyat, bu güç… Kısa boylu yaşlı adama, Kuzeydağ Karakaplan’a denk bir aura sağlıyordu, ve belki de bu aura, Karakaplan’ın aurasından daha da dehşet vericiydi. Lakin, ona yaklaşılmadığı takdirde, bu heybeti hissetmek de mümkün değildi.

 

“Dokuz yüz yıllık felaketi alt ettim… Ne muazzam, ne muazzam bir hissiyattır bu!” Yaşlı adam başını iki yana salladı. Keyfi gayet yerindeydi. “Dokuz yüz yıl daha rahat yaşayacağım.” Başını kaldırdığı gibi şaraptan bir ağız dolusu içti.

 

“Uh?” Kısa boylu, yaşlı adam aniden duraksamış ve aşağıdaki Siyah Beyaz Diyagramı’nı izlemeye başlamıştı. “İki genç?” Yaşlı adam onayladı. “Doğru ya, bugün Siyah Beyaz Okulu’mun öğrenci alımlarını açtığı gündü. Görünüşe göre bu ikili yeni katılmış. Yaşlı bir Taoist olarak gençleri izlemeyi seviyorum.”

 

“Şu beyaz cübbeli çocuk… Yapı Taosu’nda mı yürüyor? Ve hiç de fena görünmüyor. Aslında, epeyi yetenekli. Görünüşe göre her ne kadar yıllardır tek başıma yaşıyor olsam da Siyah Beyaz Okulumun öğrenci kalitesi düşmemiş.” Yaşlı adam tatminkâr ifadesiyle onayladı. Ardından üçüncü duvardaki kelimeleri inceleyen Ji Ning’i izlemeye koyulmuştu. “Şu yaratık kürklerine bürünmüş çocuk arkada bırakılan sözleri mi inceliyor? Yoksa Siyah Beyaz Diyagramı’nı incelemeyi bitirmiş mi? Acaba ne kadar incelemişti…”

 

Kişi Siyah Beyaz Diyagramı’nı ne kadar inceleyebilirse, diyagramdan bir o kadar şey kazanıyordu.

 

……………

 

 Ning, Ölümsüzler’in bıraktığı sözleri okumaya devam ediyordu. Her karakter farklı bir Ölümsüz’ün izlediği yola işaret ediyordu. Bu Ölümsüzler’in arasında yalnızca bir tane Kutsal Ölümsüz vardı, geri kalanlarının hepsi ya Kayıp Ölümsüz ya da Toprak Ölümsüzü’ydü. Sadece bu gerçekten bile Kutsal Ölümsüz olarak, Üç Alem’in sınırlarından kaçmanın ne denli zor olduğu anlaşılabiliyordu.

 

“Eh?”

 

Ning yeni bir karakter dizisine bakmaya koyuldu lakin yazıları okumaya başlar başlamaz adeta gözlerine birer kılıç tutulmuştu.

 

“Bir metrelik kılıcım elimde oldukça her adaletsizliği ortadan kaldıracağım! Bu sözler, Kuzeyürüyen’e aittir!”

 

Gayet basit sözler… Ning Ölümsüz Kuzeyürüyen’in bıraktığı sözlere bakarken bu kelimelerden yayılan güçlü enerjiyi de az çok hissedebiliyordu. Ning odaklanmaya başladığında ve meseleyi ruhuyla incelediğinde, bu güçlü enerji aniden genç adamın bilincini kaplamıştı.

 

Elinde kılıç, boşluğun orta yerinde gümüş saçlı, yaşlı bir adam duruyordu. Hua! Vücudu göklere uzanan kılıç Ki’siyle kaplanmıştı, adeta yaşlı adam devasa bir kılıca dönüşüyordu.

 

“Ne keskin bir kılıç.” Ning gümüş saçlı üstadı izliyordu. Üstat adeta bir kılıçtan farksızdı ve bu benzerlik taşıdığı kılıç yok edilemeyen, en sert ve en heybetli kılıçtı. Aslında, Ning bu gümüş saçlı üstadın önünde hiçbir şeyin duramayacağını düşünüyordu.

 

Genç adam küçük yaştan itibaren kılıcı çalışmaya başlamıştı. Kılıç kendi seçtiği silahtı ve tekniklerini babasından öğrenmişti. Artık, Ning gerçek bir kılıç ustasının kalbine sahipti. Bu figürü, yani her kılıç ustasının ulaşmayı hedeflediği bu heybetli figürü gördüğünde… Genç adamın kılıca karşı hissettiği samimiyet ve arzu da başkalaşım geçirmiş, bu garip aurayla yankılanmaya başlamıştı…

 

…….

 

“Eh? Şu yaratık kürklü çocuk…” Bulutların üstünde süzülen yaşlı adam şoke olmuştu. “Bu…?”’

 

Aşağıdaki avluda, devasa taş duvarın yanında oturan Ning’in baktığı kelimeler yavaş yavaş parlamaya başlıyordu. Parlayan karakterler şunlardı: “Yüz santimlik kılıcım elimde, her adaletsizliği ortadan kaldıracağım! Bu sözler, Kuzeyürüyen’e aittir!” Bütün karakterler parlamaya başlamış ve her birini de akılalmaz bir kılıç iradesi kaplamaya koyulmuştu.

 

Ning oracıkta duruyordu. Kendi vücudu da hafif bir kılıç iradesi yayıyordu. İki irade birbiriyle bağdaşmaya başlamıştı. Ning’den yayılan kılıç iradesi, kelimelerin barındırdığı gökleri sarsabilecek güçteki kadim karakter dizisiyle kıyaslanabilecek düzeyde değildi lakin şüphesiz ki, iki farklı irade birbirleriyle yankılanmaya başlamışlardı.

 

“Ciddi ciddi… Üstat Kuzeyürüyen’in bıraktığı kılıç iradesini aktif etmeyi başardı mı yani?” Kısa boylu, yaşlı adam şaşkınlık dolu bakışlarıyla manzarayı izliyordu. Her ne kadar Kuzeyürüyen bir Kayıp Ölümsüz olsa da Siyah Beyaz Okulu’nda, zamanında sahip olduğu rütbe Kutsal Ölümsüz’den farksızdı ve hatta ondan daha bile fazlaydı. Yaşadığı bir milyon yılın ardından akılalmaz bir güce kavuşan felaketlere can vermişti.

 

Milyon yıl yaşamayı başaran bir Kayıp Ölümsüz? Bu sadece efsanelerde duyulmuş bir şeydi. Yüz bin yıl yaşayan Kayıp Ölümsüzler’e bile heybetli figürler olarak bakılıyordu ve bu zaman zarfının ardından, yüz bin yıl daha hayatta kalabilmek çok zordu. İki yüz bin yıl ve üç yüz bin yıl yaşamayı başaran Kayıp Ölümsüzler… Cidden bambaşka insanlardı. Yaşadıkları yıl artıkça, sahip oldukları güç de artıyordu.

 

Bir milyon yıl yaşamayı başaran Kayıp Ölümsüzler gerçekten de Kutsal Ölümsüzler’le karşılaştırılabilecek kimselerdi. Lakin, element Ki temelleri, Kutsal Ölümsüzler’den daha zayıftı ve hayatta kalabilmelerinin sebebi Tao kavrayışı, öngörüler ve teknikler bakımından Kutsal Ölümsüzler’den daha üstün olmalarıydı! İşte bu yüzden, sadece Kayıp Ölümsüz olmalarına rağmen Kutsal Ölümsüzler’le kıyaslanabiliyorlardı!

 

“Kılıç iradesi? İrade dalgaları bu kadar güçlü mü hem de?” Kısa boylu, yaşlı adam şaşkınlık dolu suratıyla yaşananları izliyordu.

 

……….

 

Ning’in bilinçaltında… Vücudundan ve kelimelerden yayılan kılıç iradelerinin yankılanma boyutu akılalmaz bir seviyeye ulaşmıştı. Zihnindeki gümüş saçlı üstat aniden…hareket etmeye ve kılıç tekniklerini sergilemeye başlamıştı. Aynı esnada, söylediği şarkının sözleri de duyulabiliyordu.

 

“Hayatı neden yaşıyorum?”

 

“Tek istediğim mutlu olmak.”

 

“Öldür, öldür, öldür!”

 

“Yok et bütün adaletsizlikleri!”

 

“Yok et bütün ölmeyi hak edenleri!”

 

“Yalnızca bu sayede kavuşabilirim mutluluğa.”

 

“Kayıp Ölümsüzler olarak bizlerin önünde yoktur Ölümsüzlüğün umudu.”

 

“Bu yüzden…”

 

“Yüz yıl boş yaşayacağına, sadece bir gün keyifli yaşamak daha iyidir.”

 

“Kılıcım keyif dolu, tutku dolu ve adaletsizlikleri yok eden bir kılıçtır.

 

“Bu kılıç tekniğinin adı [Yüz Santimlik Kılıç]’tır.”

 

Yaşlı adamın sesi, Ning’in bilincindeki geniş boşlukta yankılanıyordu…

 

…………






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 21975 Üye Sayısı
  • 840 Seri Sayısı
  • 40722 Bölüm Sayısı


creator
manga tr