Bölüm 655 : Sayısız Çocuklu Kan Sancağı

avatar
1598 14

A Will Eternal - Bölüm 655 : Sayısız Çocuklu Kan Sancağı


Çevirmen : Clumsy 

 

Dev Hayalet Şehrindeki arayış devam ederken Bai Xiaochun Dev Hayalet Kralla birlikte bir ışınlanma formasyonundan diğerine geçiyordu.

 

Henüz hiçbiri şehrin 50,000 kilometre dışına açılmamıştı ve o formasyonu bulana dek denemeye devam etmekten başka şansı yoktu. Sonuç olarak şehrin her yerinde ışınlanma ışıltıları patlak vermekteydi.



Bu ışıltılar bazen doğuda, bazen batıda, bazense kuzeyde beliriyordu…



Üç büyük klan yetişimcileri ve altı göksel markinin askerleri olup bitenlerin farkındaydı. Şehir sınırlarında bu kadar çok ışınlanma formasyonu olduğunu keşfetmek şok doğursa da yapabilecekleri bir şey yoktu. Dişlerini sıkarak aramayı sürdürüyorlardı ve pek çoğu bir ışınlanma gerçekleştiğini ifade eden en yakın ışıltıya koşturuyordu.



Formasyonların gümbürtüleri havayı doldururken Bai Xiaochun şaşkın kralı sağa sola sürüklüyordu. “Bu değildi… Şu da değil…. Eee? Bir formasyon daha! Ölmeyen Uğursuzluk!!” 



En son keşfettiği formasyona adım atmalarıyla kendilerini şehrin doğu kısmındaki bir avluda bulmuşlardı. Maddeleştikleri saniyedeyse etraflarını ıslık sesleri doldurdu.



Bu esnada Chen Klanı şefi önderliğindeki üç klan kıdemlisi ve kabalık bir klan yetişimcisi topluluğu alanı aramaktaydı. Ve ışınlanma ışıkları görünür görünmez hızla yaklaşarak Bai Xiaochun ile Dev Hayalet Kralı görmüşlerdi.



“Bu Bai Hao!!”

 


“Başpapaza haber verin!!”



Anında saldırıya geçişleriyle sayısız ilahi kabiliyet ve büyü tekniği salınmış, çokça büyülü nesnenin gücüne başvurulmuştu. Ve kaşla göz arasında tüm bu güçler Bai Xiaochun’un üzerine çullandı.

 

Suratı asılan Bai Xiaochun’un formasyonu aktive edip ışınlanacak vakti yoktu. Bu yüzden kralı geriye doğru sürüklemeye başladı.



Havayı bir patlama doldururken onlar ortadan kayboldu, az önce bulundukları noktadaysa kocaman bir krater belirdi. Alandaki binalar çökmekte, Bai Xiaochun ardışık imgeler halinde kralla birlikte tam hızla ilerlemekteydi.



Fakat onların harekete geçtiği saniyede önlerindeki zemine kocaman bir sancak çakıldı. Ve içinden yayılan kan rengi sis, olası tüm rotalara yayılmaya başladı.


O sisin içerisindeyse... kana bulanmış binlerce çocuğu görmek mümkündü!



Hepsi dört ila beş yaşlarındaydı ve derileri diri diri yüzülmüşçesine kanları damlamaktaydı. Gözleri perişanlıkla ışıldayan çocuklar Bai Xiaochun’a bakıyor, çığlıklar atıyor, acı acı ağlıyordu.



“Kurtarın bizi, efendim…”



“Yardım edin, efendim…”



“Acıyor! Efendim, çok fena acıyor…”
 



Tuhaf bakışları ansızın bir ruh saldırısını andırır olmuştu!



Bai Xiaochun şoka girerken gözbebekleri kısılan Dev Hayalet Kral, “Sayısız Çocuklu Kan Sancağı!! Chen Klanı ne cüretle Dev Hayalet Şehrinde böyle yasaklı bir nesneyi kullanır!!” dedi.



Bu noktada kralın gözleri öfkeyle titreşmeye başladı.


Sayısız Çocuklu Kan Sancağı tam 100,000 çocuğun canı feda edilerek yaratılan bir nesneydi. Şeytani bir hazine olarak sınıflandırılmıştı ve öylesine barbarca bir yaratımdı ki Yaban Arazilerde bile doğal düzenin ihlali olarak görülmekteydi. Ayrıca kullanılması resmi olarak yasaklanmıştı ve bu yasağın ihlal edilmesinin ağır bir cezası mevcuttu.



Ama Chen Klanı şefi yakın zamanda böyle bir sancak yaratacak kadar ileri gitmişti. Kullanımına aşina olmadığı için tüm gücünü kullanamıyordu fakat yine de yarattığı kan sisi, içerisinde nefes alan herkese kabus gibi halüsinasyonlar tattıracak düzeydeydi.



Tüm o kana bulanmış, kin dolu çocukları görmek Bai Xiaochun’un kalbinin acıyla seğirmesine yol açmış ve gözleri bir öldürme güdüsüyle ışıldamaya başlamıştı.



Bu nesnenin nerede belireceğinin önemi yoktu, tanrıların da insanların da öfkesini uyandırabilecek bir şeydi. Ve Bai Xiaochun Yaban Arazilerde olsa dahi bu nesneyi gördükten sonra öfkesini kontrol edemezdi.



O noktada kanlı sisin içerisinden uğursuz bir ses yankılandı: “Sonunda buluştuk, Dev Hayalet Kral. Umarım kanlı sancağım seni çok fazla rahatsız etmemiştir.” 



Uzun, ince bir adam açığa çıkmıştı. Kırklı yaşlarının biraz daha üzerinde görünüyor ve üstün bir varlık havası taşıyordu. Fakat gözlerindeki soğuk ve uğursuz hava, acımasız ve şiddetli doğasını gözler önüne seriyordu. Bu kişi Chen Klanı şefinin ta kendisiydi ve sözleri yankılanır yankılanmaz sağ eliyle bir büyü hareketi gerçekleştirerek parmağını sallamıştı. Böylece kan sisi bir anda kaynadı ve on binlerce kana bulanmış çocuk çığlıklar atarak Bai Xiaochun’a hücum etmeye başladı.



Aynı zamanda klan kıdemlileri ve diğer Chen Klanı yetişimcileri de kendi saldırılarını salarak havayı gümbürtülerle doldurdu. Bai Xiaochun ise ifadesi titreşerek hızlı bir büyüyle Ebedi Şemsiyesini çağırdı. Şemsiye açığa çıkar çıkmaz da Dağ Sarsan Darbe kullanarak klan şefine doğru hücum etti.


“Cehennem olup git!” dedi klan şefi, soğuk bir kahkahayla. Sonra da parmağını şaklatıp Ruhun Başlangıç gücünü salarak sisteki çocuklardan neredeyse mor görünecek derecede çok kana bulanmış üç tanesini açığa çıkarttı. Üçü de Ruhun Başlangıç Aşaması gücüyle çığlıklar atarak Bai Xiaochun’a ilerlemekteydi.


Bai Xiaochun gümbürtüler eşliğinde öfke dolu bir şekilde kükredi ve kralı da peşinde sürükleyerek etrafındaki her şeyi yavaşlatacak kör edici bir hızla bir adım ilerledi. Adımını tamamladığında Chen Klanı şefiyle arasındaki mesafe yalnızca dokuz metreydi.



“Geber!” diye bağırarak sağ elini yumruğa çevirdi ve beden kuvvetiyle yetişim basamağının tüm gücünü kullanarak yumruğunu savurdu. Aynı zamanda alnında bir işaret belirdi, yani Cennetkarışı Dharma Gözü!



Etrafta ne var ne yoksa şiddetle sarsılırken klan şefinin suratı asılmıştı; Bai Hao’nun inanılmaz biri olduğunun farkındaydı ama bu kadar hızlı olabileceğini hayal edememişti.



“Kanlı Çocuk Patlaması!!”
diye bağırdı.



BOOOOOOOOOMMM!



Hücum eden kanlı çocuklar acıklı çığlıklar eşliğinde patlamaya başlamış, oluşan enerji patlaması hızla Bai Xiaochun’un üzerine çullanmıştı. Muazzam bir kanlı ağız onu tüketmek üzereymişçesine açılmıştı.


Bu noktada Bai Xiaochun’un çelik damarlı hali tamamen kendisini gösterdi. Bu karşılaşmada üste çıkmadığı takdirde büyük bir tehlikeye gireceğinin farkındaydı. Bu yüzden üzerinde dört altın dizayn bulunan Ebedi Şemsiyeyi hiç tereddütsüz açtı. Altın ışıklar şemsiye büyüdükçe her yerde ışıldıyor, koca ağız ilerlerken Xiaochun’u çevreliyor ve Chen Klanı şefine kör edici bir hızla yaklaşıyordu.



“Ölme zamanı!”
diye kükreyen Bai Xiaochun Boğaz Ezici Kavrayışı saldı. Teknikle birlikte gelen yerçekimi kuvveti sayesinde şoka giren klan şefi ne kaçınabiliyor ne de kendisini koruyabiliyordu. Ve Bai Xiaochun’un iki parmağı kaşla göz arasında neredeyse boğazına temas edecek noktaya gelmişti.



Klan şefinin rengi atan suratına engin bir şaşkınlık yerleşmişti. Fakat tam da o anda uzaklardan öfkeli bir bağırış işitildi.



“Defol git!!” Havayı delip geçen ses Bai Xiaochun’un zihninde patlamış, ağzından kanlar fışkırmasına yol açmış, klan şefini mest edecek şekilde Bai Xiaochun’un eli titrerken adama kaçma fırsatı tanınmıştı.



“Başpapaz, yardım et!” diye bağıran şef kenara çekilirken Bai Xiaochun’un gözleri iyice kanlanmıştı. Adamın boynunu kaçırmış olsa da onu omzundan yakalamayı başardı ve elini acımasızca büktü. Yükselen çatırdama sesleri ve acı bir çığlık eşliğinde klan şefinin sağ kolunu bedeninden kopartıp aldı!



Her yere kanlar sıçrarken klan şefinin beti benzi tamamıyla atmıştı. Ancak yine de tam hızla kaçmayı sürdürüyordu. O esnada yakınlarda beliren bir figür hızla Bai Xiaochun’a ilerlemekteydi.



Deva yetişimli o ihtiyar Chen Klanı başpapazından başkası değildi!



Soluk soluğa kalan Bai Xiaochun meydan okuyucu gözlerle anında geriledi. Chen Klanı şefinin sayısız genci öldürerek bir kanlı sancak yaratmış olması kalbini öfkeyle doldurmuştu. Bu yüzden geri çekilirken çantasına vurarak on dört kat ruh güçlendirme geçirmiş bir yay çıkarttı!



Kirişi çeker çekmez de tüm alan bir karadeliğe dönüştü ve mevcut bütün enerjileri çekmeye başladı.



Aynı zamanda on dört kat ruh güçlendirme geçirmiş bir ok da yaydaki yerini aldı. Ve Bai Xiaochun kaçmakta olan klan şefini hedefleyerek hiç tereddütsüz okunu saldı. O ok kulak tırmalayıcı bir bağırış eşliğinde siyah bir ejderhaya dönüşerek şefe atıldı.



Bu işi tamamlayan Bai Xiaochun oka ve klan şefine neler olacağını görmeye vakit ayırmayarak arkasını dönüp kaçmaya başladı.


Klan şefinin suratındaki kan bir kez daha çekilir ve kalbi ölümcül bir kriz hissiyatıyla dolarken soğuk bir homurdanma işitildi. Sonra da tam önünde beliren deva başpapaz uzanarak oku yakaladı.



Ve oku ellerinde sıkarak paramparça etti!


Deva başpapazın ifadesi son derece sertti; müdahale etmeseydi Bai Xiaochun’a yetişmiş olabilirdi. Ama şefin canını kurtarmak için yaptığı hamle Bai Xiaochun’un kaçması için yeterli gelmişti. Gözlerindeki öldürme güdüsü iyice yoğunlaşan başpapazın kendince şüpheleri vardı. Az önce Chen Klanı şefini ağır yaralamış ve neredeyse öldürecek olan Bai Xiaochun’un daha neler yapabileceğinden emin değildi.



Bai Klanı başpapazıyla aynı kaderi paylaşmak istemediği için çift elli bir büyü hareketiyle hayaleti andıran kalabalık bir grup çağırdı, her biri siyah zırhlar giyen bu kişilerden Ruhun Başlangıç Aşamasında dalgalanmalar yayılmaktaydı. Bu güvenceyle Bai Xiaochun’un peşine takılabilecekti.

 

#Herhalde bugüne kadar gördüğümüz en kötü silah buydu. Binlerce küçücük çocuğu katlederek yapılan bir silah... Bu silahla birlikte bu klan şefi de benim ölmesini istediklerim listesine girdi. Bu defa deva başpapaz sayesinde kurtulmuş olabilir ama tek kolunun kopması yetmez, dersinin fena halde verilmesi lazım. Umarım er geç hak ettiğini bulur. Neyse sakinim arkadaşlar 
Ben heyecanla bir sonraki bölüme geçiyorum, orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 20574 Üye Sayısı
  • 808 Seri Sayısı
  • 40040 Bölüm Sayısı


creator
manga tr