Bölüm 634 : Beni Tanımış Olman İşine Yaramayacak

avatar
1152 1

A Will Eternal - Bölüm 634 : Beni Tanımış Olman İşine Yaramayacak


Çevirmen : Clumsy 

 

Ruh bekçilerinin bile kaçışı yoktu. Yarım tütsünün yanacağından daha az sürede iki ruh arazisi de ruhlardan tamamıyla temizlenmişti…



Bai Xiaochun eline geçen ruh küresi sayısından fazlasıyla memnundu ve bu miktar onu hiç değilse geçici olarak idare etmeye yetecekti.


Fakat sonuncu ruhu da çektiği saniyede büyü formasyonunda bir şeyi tetikledi, bu da göğe parıltılı bir ışık sütunu gönderdi. Bu sütunun Cai Klanı tarafından çabucak fark edileceği ortadaydı!


“Lanet olsun! Ruh arazilerini boşaltmak büyü formasyonunu mu tetikledi acaba?” diye düşünen Bai Xiaochun’un suratı asılmıştı. Büyü formasyonunun parlak ışıkları Cai Klanı halkı tarafından anında fark edilmiş ve insanlar şaşkınlık nidalarıyla birlikte havalanarak harekete geçmişti.


“Neler oluyor!?!?”



“O sütun… ruh arazilerinden mi yükseliyor!?”



“Ne yaşandı? Ruh arazilerinden birindeki büyü formasyonu alevlenmiş gibi. Yo hayır, iki ruh arazisindeki de alevlenmiş!!”
Cai Klanı başpapazı bile aceleyle ruh arazileri istikametine yönelmişti.


Bu sırada korkudan gerilen Bai Xiaochun ayrılmaya hazırlanmıştı fakat ansızın yerinde duraksadı.



“Ruh Yaklaştırma Haplarını arkamda bırakamam. Yakından incelerlerse gerçek kimliğimi tahmin edebilirler… Delillerden kurtulmam lazım. Beni görseler bile gerçek kimliğim açığa çıkmadığı sürece sorun olmaz.”
Bu düşünceyle önceden on üç renkli ateş teşebbüsü için yaratmış olduğu bir on iki renkli ateşi çıkarttı. Sonra da klonlarından birini çağırarak ateş yaratma sürecini devam ettirdi!



Yaptığı pratikler ve klanının yardımı sayesinde her şey son derece hızlı ilerliyordu.



Fakat esas hedefi ateş yaratmak değildi. Tam da on üçüncü renk açığa çıkmak üzereyken klonu sayesinde ateş istikrarsızlaştı. Ve bir patlama meydana geldi!



Her yeri esir alan gümbürtüler yükselirken yukarıda kıpkırmızı bulutlar belirdi. Sonra da on üç renkli ateşten doğan yıldırımlar gökten düşmeye başladı…


Kıyaslanamaz yoğunlukta bir ısı yer ve göğü doldurmuş, iki ruh arazisi de anında alev almıştı.



Hatta yalnızca Ruh Yaklaştırma Haplarının bıraktığı kanıtlar yok olmakla kalmamış, büyü formasyonu da istikrarsızlaşarak çökmeye başlamıştı. Tabii ki Bai Xiaochun ayrım gözetmeksizin öldürmekten hazzeden biri değildi, bu yüzden bilinçsiz Cai Klanı yetişimcilerini güvenli bir noktaya taşıdığından emin olmuştu.



Alevler yayılırken de bir ışık huzmesine dönüşerek soymuş olduğu ruhların ve kanıtları yok etmiş olmanın verdiği neşeyle yola koyuldu.


“Kim size gidip benim ruhlarımı çalmanızı söyledi ki? Hmmmphh!” Az önce büyük bir şey yapmış olmanın verdiği farkındalıkla kalbi küt küt atmaktaydı…



Fakat oturup düşünecek zamanı yoktu. O hızla ilerlerken arkasından öfkeli bir kükreme yükselmekteydi.




“Ne cüretle Cai Klanı ruh arazilerimize bulaşırsın? Canına mı susadın sen?!?!” Sekiz figür açığa çıkarak yıldırım hızıyla ilerlemeye başlamıştı. İçlerinden biri otuzunun altında görünmesine rağmen gümüş rengi saçlara sahip olan, Öz Formasyonun büyük çemberinde genç bir adamdı.



Hatta hafiften Ruhun Başlangıcı hissiyatını da yayıyordu, Ruhun Başlangıcına çok yakınmış da birazcık inzivaya çekilip vakit ayırdığı takdirde o aşamaya geçmeyi başaracakmış gibiydi!



Hız bağlamında Ruhun Başlangıç yetişimcilerine yetişmiş ve Bai Xiaochun’a çullanırken gözlerine bir öfke yerleşmişti. Arkasındaki yedi yetişimcininse her biri Öz Formasyondaydı ve yanmış ruh arazilerini gördükleri saniyede suratları öfkeyle parıldamaya başlamıştı.


“Ölmek mi istiyorsun?!?!” Bai Xiaochun’un uzaklaşmakta olduğunu görmek öldürme güdülerini tamamıyla harekete geçirmişti.



Bu kişiler yalnızca ilk dalga yetişimcilerdi. Arkalarındansa Ruhun Başlangıcındaki klan kıdemlileri gelmekteydi.



Bai Xiaochun Cai Klanının verdiği ani tepki karşısında afallamıştı ve uzun vadeli bir mücadeleye dahil olduğu takdirde ciddi şekilde yaralanma ihtimalinin büyük olduğunu biliyordu. Bu yüzden tam hızla kaçmayı sürdürüyordu.



Ulaşabildiği hız sayesinde kısacık bir sürede kendisi ve takipçileri arasına sağlam bir mesafe koymuş, adeta ortadan kaybolmuştu.



O sırada Bai Xiaochun’un kaçmak üzere olduğunu gören gümüş saçlı seçilmişin öldürme güdüsü daha da hiddetlendi. En ufak bir tereddüdü olmadan çantasını tokatlayarak bir yaratık derisi çıkarttı ve üzerine attı. Derinin ansızın yanarmış gibi alevlenişiyle de ardındaki havada gölgemsi bir yaratık belirdi.



O yaratık, birkaç yüz metre kanat genişliğine sahip iki kafalı, devasa bir akbabaydı. Açığa çıkar çıkmaz da kafalarını arkaya atıp delici bir çığlık çıkarttı, ardından kanatlarını çırparak harekete geçti. Bu sırada Cai Klanı seçilmişi de sırtına atladı. Genç adam şok edici bir şekilde bilinmedik bir teknikle Bai Xiaochun’un geçtiği rotadaki kanıtları kullanıyor ve izini sürüyordu.



O esnada Bai Xiaochun aşağı yukarı beş kilometre ötede sendeleyerek açığa çıktı. Ve bir an olsun duraksamadan tam hızla Dev Hayalet Şehrine yöneldi.



“Hızlanmam lazım. Cai Klanından biri beni yakalarsa başım büyük bir belaya girer…” Şimdiye tüm o ruhları almanın verdiği rahatlama gitmiş, yerini stres ve korku almaya başlamıştı.


“Beni buna onlar zorladı…” diye düşünerek kaşlarının arasından akan teri sildi. Roket hızıyla, bir ışık huzmesi şeklinde havayı yarıyor, Dev Hayalet Şehrine gittikçe yaklaşıyordu. Birkaç nefeslik süre içerisinde orada olacaktı! Fakat tam da o esnada havayı yoğun bir ıslık sesi doldurdu ve sert bir rüzgar esti. Bu, dokunduğu tüm canları alabilecek tipte bir rüzgardı ve Bai Xiaochun’u daha belirdiği saniyede iliklerine dek etkilemişti.



Ürperen Xiaochun omzunun ardından baktığında kendisine atılan iki başlı devasa akbabayı gördü ve gözlerinin irileşmesine engel olamadı.


Akbabanın sırtındaysa öfke dolu bir suratla sağ elindeki uzun, siyah mızrağı taşıyan genç adam oturmaktaydı.



“Aşağılık hırsız! Ne cüretle Cai Klanı ruh arazilerimize el sürersin! Seni hem ruhen hem de bedenen öldüreceğim!!” Dedikten sonra akbaba ivmelendi ve genç adam yetişim basamağının tüm gücünü çekerek kaldırdığı mızrakla Bai Xiaochun’a atıldı.



Bai Xiaochun akbabanın inanılmaz hızı karşısında tepki verecek vakit bulamamıştı. Kaşla göz arasında akbaba üzerine çullanmış, Cai Klanı seçilmişinin elindeki mızraksa kendisine saplanmaya başlamıştı!



Suratı asılarak bağırırken kendisini savunmak adına çabucak ellerini kaldırdı.



GÜÜÜÜMMMMM!



Birkaç yüz metre kadar geriye uçtuktan sonraysa duraksadı, bedenini inceledi ve mırıldandı: “Yaralanmadım mı?” 



Genç adamın saldırısı inanılmaz görünüyordu ve fena halde yaralanmış olacağını varsaymış ama şaşırtıcı bir şekilde zerre kadar yara almamıştı.



“Vay be!” dedi neşeyle. “O akbaba aşırı güçlü ama bana kıyasla tam bir ezikmiş… Sanırım beni yalnızca hızıyla hazırlıksız yakaladı.” 



Bu sırada akbabanın üzerindeki genç adam Bai Xiaochun’a şok içerisinde bakakalmıştı. Akbabası Ruhun Başlangıcının büyük çemberinde bir hıza erişebiliyordu. Ayrıca mızrağıyla yetişim basamağını güçlendirmişti. Yani Ruhun Başlangıcındaki birini bile ağır yaralaması gerekliydi. Ama bu hırsız hiç zarar görmemişti… Tamamen sarsılmış haldeki genç adam Bai Xiaochun’a yakından bakma fırsatı bulduğundaysa gözleri irileşti.



“Sen... sen Bai Hao’sun!!"



Bai Klanına başkaldırışı nedeniyle Bai Hao’nun suratı bu çevrede gayet iyi tanınıyordu. Üç büyük klanın zengin fertlerinin çoğu ve yine pek çok kişi tarafından tanınmasa da elit seçilmişlerin hepsi onun resmini görmüştü. Önceleri durumun aciliyeti yüzünden karşısındaki kişiye dikkat etme fırsatı bulamayan genç adam da yakından attığı bir bakış sayesinde onu rahatlıkla tanıyabilmişti.



O anda kalbi bir gerginlikle sıkıştı; Bai Hao’nun Ruhun Başlangıcının ortasında bir uzman olan Bai Klanı şefini esir alan gaddar bir canavar olduğunu biliyordu. Bai Klanı deva başpapazını bile harekete geçirmişti. Gücendirilecek biri olmadığı aşikardı.  



“Beni tanıdın, öyle mi?” diye bağırdı Bai Xiaochun. “Ehh, beni tanımış olman işine yaramayacak!”



Ve elini uzatarak Cai Klanı seçilmişine yoğun bir rüzgar gönderdi.

 

#Yine özgüvenli bir gencimiz bizimkinin peşine düştü ve yine dersini almak üzere. Bazen bizim kaplumbağayı da azıcık pataklasınlar istiyorum. Onca pislik yaptı, insanların başına o kadar bela açtı ama şöyle temiz bir ders aldığını hatırlamıyorum 
Bu bölümle Bai Klanından sonra Cai Klanını da kendimize düşman etmiş bulunuyoruz. Bakalım bu mesele dallanıp budaklanacak mı, hadi okumaya devam! 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18099 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37357 Bölüm Sayısı


creator
manga tr