Bölüm 633 : Bir Taşla İki Kuş

avatar
1196 2

A Will Eternal - Bölüm 633 : Bir Taşla İki Kuş


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun Zhou Yixing’le birlikte ışınlanma portalı alanından uzaklaşmış ve takip edilmediklerinden emin olduktan sonra rastgele bir ara sokakta soluklanmaya başlamıştı. Sonra da üç büyük klanın şehirde alacak neredeyse hiç ruh bırakmayışını düşündü. Hatta kalanlara da on kat fiyat ödeyecek kadar ileri gitmişlerdi.


“Tam bir zorbalık. Neyse... Bai Xiaochun esnek davranmayı bilir. Sadece arkama yaslanmalı ve sıkı durmalıyım!”
Bai Klanı başpapazının korkunçluğunu ve şimdilik Yaban Arazilerde sıkışıp kaldığı gerçeğini düşününce başka bir seçeneği olmadığını fark etmişti.



O sırada az önce bir felaketten kurtulmuş olduğunu bilen Zhou Yixing kollarını kavuşturarak, “Çok teşekkürler, Lordum. Bir dakika geç kalmış olsaydın ben… ben muhtemelen bir daha seni asla göremeyecektim.” dedi.



“Seni de bu işin içine sürüklediğim için üzgünüm.” dedi Bai Xiaochun. “Oh, doğru ya. Sana gönderdiğim mesajdaki tüm ganimeti elde ettin mi?”


“Hepsini!”
diye yanıtladı Zhou Yixing. Ama hemen ardından suratı ekşidi. “Ne yazık ki... o üç büyük klan insanları… beni bir güzel soydu…”



“Ne!?” dedi Bai Xiaochun, gözleri irileşerek. 



Bai Xiaochun öylesine sinirlenmişti ki neredeyse patlayacaktı. “Tam ve katıksız bir zorbalık!” diye düşünüyordu. “Bai Xiaochun esnek olmayı bilir ama bu defa arkama yaslanıp hiçbir şey yapmadan duramam! Saçmalık! Sizi koca zorbalar! Dürüstlüğümden faydalanmaya çalıştığınız ortada!! Bai Klanı, Cai Klanı ve Chen Klanı, hepiniz düzenbazın önde gidenisiniz!!” 



Düşündükçe hissettiği öfke ve aşağılanma daha da artıyordu. Sonuçta o üç büyük klandan herhangi bir şey çalmamış ama onlar kendisini soymaya cüret etmişti! Ehh… Bai Klanını bir bağlamda soymuş sayılırdı ama bu Cai Klanı ve Chen Klanına aynı şeyi yapma hakkını vermezdi.



Zhou Yixing Bai Xiaochun’un öfkelenişi karşısında bir nebze afallamıştı. Son günlerde yaşananlarla ilgili belirli tahminlerde bulunmaya başlamıştı ama bu meseleler üzerine fazla düşünmeye gönlü yoktu.



Kendi kendine, “Bu Bai Hao’nun aslında kim olduğunun pek de önemi yok…” diyerek başını eğmişti.



Öfkesi alev alev olan Bai Xiaochun ise “Öylece oturup hiçbir şey yapmadan beklemeyeceğim!” diye mırıldandı.



Ardından dişlerini sıkıp düşünceli bir şekilde sağa sola yürümeye başladı. En sonunda Bai Klanındaki ruh arazilerini anımsayışıylaysa gözleri ışıldadı. Bu ruh arazileri özel olarak inşa edilmiş, ölüm aurasıyla dolu alanlardı. Buralar ruhları ruh istifleyen pagodalara nazaran daha taze tutmaya yönelikti. Hatta ruhları taze tutmakla kalmıyor, kalitelerini de yavaşça arttırıyorlardı.



Sonuç olarak bir iki özel pagoda istisnası dışında ruh arazileriyle kıyaslanabilecek hiçbir şey yoktu. Ayrıca bu ruh arazileri pagodalardan daha çok ruh barındırabiliyordu.




Büyük klanların ortalamanın üzerinde ruh arazisine sahip olması doğaldı ve Bai Xiaochun’un anımsadığı kadarıyla Bai Klanı da bu tarz yedi sekiz alana sahipti. Hepsi de büyü formasyonları ve ruh yetişimcileri tarafından korunmaktaydı. Hatta genellikle gardiyanlara dönüşen ve ruh bekçileri denen özel ruhları da barındırırlardı. Tüm bunlardan ötürü ruh arazileri, girilmesi son derece zor yerlerdi.



Ayrıca biri içeri girse dahi o uçsuz bucaksız ruh sürüsü yabancı kişileri anında tüketirdi. Zaten ruh arazilerinden ruh çalmak üç büyük klanı kışkırtmak olur ve hiç kimse böyle bir şeye cesaret edemezdi.



“Onlar benim ruhumu çaldı, o yüzden ben de onlarınkini çalacağım!” Düşüncelerinde bu noktaya varan Bai Xiaochun dişlerini sıktı ve Zhou Yixing’e saklanıp dikkat çekmeyeceği bir yer bulması emrini verdi. Sonra da şehrin çıkışına yöneldi. Şeytan Hapishanesinin bir gardiyanı olarak geçici olduğu takdirde şehirden gönlünce ayrılmakta serbestti. Tamamen kaçmaya çalıştığı takdirde geri getirilirdi fakat bunu yapmadığı sürece nispeten özgür sayılırdı.



Şehrin dışına akşam çökmüşken dikkatlice Chen Klanına yöneldi. Varır varmaz da klanın yakınlarındaki ruh arazilerini tespit etti. Fakat alan fark edilme riskini çok yüksek kılacak derecede ruhla doluydu. Biraz düşündükten sonra bunun çok tehlikeli olacağında karar kıldı.



“Gidip diğer iki klanı kontrol edeceğim…” diye düşünüp gece karanlığından faydalanarak Bai Klanına yöneldi. Fakat üzücü bir inceleme sonunda Bai Klanının pek fazla ruh biriktirmemiş olduğunu gördü.



“Onları soyarsam anında fark ederler. Hem ben daha fazla ruh istiyorum!” diyerek Cai Klanına yöneldi.



Gecenin geç vakitlerinde Cai Klanı ruh arazilerine yaklaşmış ve gözleri ışıl ışıl olmuştu.



Cai Klanının ruh arazileri Chen Klanınkilerden farklıydı. Atasal köşklere yakın dizilmek yerine oldukça düzensiz bir şekilde dağılmışlardı. Kimileri konutlara bir hayli yakın olsa da geri kalanlar kilometrelerce uzaktaydı. Hatta Bai Xiaochun herhangi bir binayla arasında tam yirmi kilometre bulunan iki araziye bile denk gelmişti.


Tek bir formasyonun etkisi altında olan iki ruh arazisi gece karanlığına rağmen parıldamakta, formasyondan yayılan dalgalanmaysa bir Ruhun Başlangıç yetişimcisinin bile onu aşmakta zorlanacağını anlatmaktaydı.



Ayrıca bu formasyona herhangi bir şekilde müdahale etmek Cai Klanını alarma geçirecekti.

 


Formasyonun içerisinde koca bir arı kovanını anımsatan bir bina görünüyor ve o binada ruhların girip çıktığı sayısız delik bulunuyordu. İçlerindeki ruhların çokluğuna attığı tek bir bakış bile Bai Xiaochun’un soluğunu kesmeye yetmişti.



Üstelik bu ruhların bir kısmı Ruhun Başlangıcındaydı ve içlerinde eşsiz, özel ruhlar da mevcuttu… Ek olarak gözleri ışıldayan 10,000i aşkın siyah zırhlı ruh bekçisi de göze çarpıyordu. Ruh bekçilerinin formasyona bir yabancı girmesini beklediği, bu durumda hemen ölümcül bir güçle karşılık verecekleri ortadaydı.



Son olarak her ruh arazisinin içerisinde Cai Klanı ruh yetişimcileriyle dolu binalar bulunmaktaydı. Yetişimci sayısı bir düzine civarı olsa ve yetişimleri pek yüksek olmasa da formasyonun gücü onlardan yanaydı, herhangi bir durumda kısa bir süre içerisinde klanlarından destek alma şansları da vardı.


Bu iki ruh arazisi birbirine çok yakın olduğu için de tüm klan korumaları tek bir çatıda toplanmıştı.



Tüm bunlardan ötürü üç büyük klanın ruh arazileri yabancıların bakmakla yetindiği, bulaşmaya cesaret edemediği yerlerdi. Fakat Bai Xiaochun farklıydı… Durumu inceler incelemez gözleri ışıldamaya başlamıştı.



“Siz beni soyarsanız ben de sizi soyarım! Adi ruh arazileri. Başkaları onlara bulaşmayı imkansız bulabilir ama benim için gayet basit olacak… Parmağımı tek şaklatışımla Ben, Bai Xiaochun, onları küle çevireceğim…” Yaptığı birkaç hesaplama sonrasında bir adım öne çıkıp ansızın havayı delip geçti ve defansif büyü formasyonunu tamamıyla hiçe sayarak, dikkatini azıcık olsun çekmeyerek ruh arazisinin ortasında beliriverdi!


Bu öyle hızlı yaşanmıştı ki Cai Klanı korumalarının tepki verecek vakti dahi olmamış, devriyeyle görevli ruh bekçileriyse şok içerisinde kalakalmıştı.


Klan korumaları irileşen gözlerle Bai Xiaochun’a bakakalırken içlerinden biri lafa girdi: “Sen--” 



Lakin devamı gelemeden önce Bai Xiaochun yumruğunu savurdu!



Kuvvetli bir patlama eşliğinde Cai Klanı yetişimcileri saldırıyla dağılmaya başladı ve ağızlarından kanlar fışkırarak bilinçlerini yitirdiler.


O noktada ruh bekçileri tepki vermeye başlamış, ağızlarından çıkan delici çığlıklarla Bai Xiaochun’a atılmışlardı. Fakat o sırada Xiaochun da topuğunu yere geçirdi ve gölün yüzeyine taş atıldığında oluşacak tipte dalgalanmalar yayıldı. Karşılığında kovanı andırarak süzülen binadan çığlıklar atan bir ruh sürüsü çıktı.



Bai Xiaochun’un kalbi gördüğü ruhların çokluğu karşısında küt küt atmaya başlamıştı. Heyecanlı bir şekilde bir an olsun tereddüt etmeyerek bir Ruh Yaklaştırma Hapı fırlattı.


“Bana hız lazım… Yıldırım hızında bir saldırı stratejisi!”



İşitilen gümbürtülerle birlikte yeni Ruh Yaklaştırma Hapları fırlattı ve karadelikler yaratarak çığlıklar atan sayısız ruhu ruh kürelerine dönüştürdü.



“Bu harika!! Tam bir altın madeni!!” Heyecanlı bir şekilde ikinci ruh arazisine bakınırken de bir taşla iki kuş vurabileceğinde karar kıldı. Tüm ruh kürelerini toparladı, hızla harekete geçti, ikinci ruh arazisinde de benzer bir manzara doğurmaya başladı.

 

#Bizimki gerçekten altın madeni bulmuş durumda. Bir araya toplanmış tazecik, misler gibi ruhları topluyor  Ama Cai Klanı onun elini kolunu sallaya sallaya ruhlarla gitmesine izin verecek mi? Her şey o kadar kolay olmasa gerek diyor ve sıradaki bölüme geçiyorum. Orada görüşmek üzere!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18241 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37534 Bölüm Sayısı


creator
manga tr