Bölüm 635 : Benimle Nasıl Baş Edebileceksiniz Ki?

avatar
1149 1

A Will Eternal - Bölüm 635 : Benimle Nasıl Baş Edebileceksiniz Ki?


Çevirmen : Clumsy 

 

Bai Xiaochun’un gerçek benliği ve dört klonu etraftaki her şeyi kaplayan bir büyü tekniği fırtınası doğurmuştu. Beş parçalık bir boranın hedef aldığı Cai Klanı seçilmişinin üzerine ölümcül bir güç çullanmaktaydı.



Genç seçilmişin kafatası patlayabilecek derecede uyuşmuştu. Aurası istikrarsız bir şekilde sendeliyordu ve hırsızın peşine takılma fevriliğini gösterdiği için şimdiden pişmandı. Ancak düşünecek veya plan yapacak vakit yoktu. Elinden gelen tek şey akbabasını çevirip olabildiğince hızlı şekilde kaçmaya çalışmaktı.



Neyse ki akbabası inanılmaz hızlıydı. Büyülü teknik fırtınası az önce bulunduğu noktaya ulaşana dek o birkaç yüz metre uzaklaşmıştı. Tabii güvenli bir noktada olmasına rağmen kalbi şokla küt küt atmayı sürdürmekteydi.



Diğer klan üyelerinin ulaşması için vakit kazanmaya çalışarak bağırmaya başladı: “Cai Klanı seni kışkırtacak hiçbir şey yapmadı, Bai Hao! Neden gelip ruh arazilerimizi yok etmek zorundaydın ki!?” 



Bai Xiaochun kaşlarını çattı. Akbabanın bir çeşit büyü tekniğiyle yaratıldığını ve zamanla ortadan kaybolacağını fark edebilmişti. Lakin şu anda zaman, eksikliğini çektiği bir şeydi.



“Siz Cai Klanı halkı beni kışkırtıp ruhlarımı çaldınız!” diye karşılık verdi. “Hmph! Benim de sizi soymam çok doğal!” Şu anda değersiz bir rakip için endişelenmeye vakti olmadığını bilen Bai Xiaochun bu sözlerden sonra arkasını dönerek son hızla uzaklaşmaya başladı.



Seçilmişse dişlerini sıktıktan sonra akbabasıyla peşine takıldı. Şu anda fazla yaklaşmadığı takdirde güvende olacağı varsayımını benimsemişti. Ayrıca gözlerini hedeften ayırmazsa sonrasında Cai Klanı başpapazının onu takip etmesi daha kolay olabilirdi.



İki kişi de yıldırım hızıyla ilerliyordu. Bai Xiaochun takip edilme konusunda birazcık gergindi ama akbabanın fazla hızlı olduğunu da biliyordu. Geri dönüp savaşmaya kalkarsa rakibi kaçabilir, kendisi de zamanını yiyecek gereksiz bir kovalamacaya girmiş olabilirdi.



“Hıza dayanıp üstünlük taslamaya çalışan piçlerden nefret ediyorum. Hmmmphh! Gerçekten o kuşu kullanarak bana yetişebileceğini mi sanıyor?” Gözleri soğuk ışıklarla parlıyor olsa da yüzü ifadesizliğini koruyordu. Dosdoğru Dev Hayalet Şehrine ilerlemeyi sürdürürken Frijit Abidesi aurasını çıkarttı, tabii bariz olmaması adına bunu son derece dikkatlice yapmayı ihmal etmedi.



Yoğun soğuğun akbabaya ulaşmasıyla birlikte Cai Klanı seçilmişi ürperdi ve geri çekilmesi gerektiğini fark etmek suratının asılmasına yol açtı. Ancak bunun için yeterli vakti yoktu. Bai Xiaochun kendi etrafında dönerek, “Çok geç!” dedi.



Frijit Abidesi aurasının yayıldığı frijit mülkünde bir Ruhun Başlangıç yetişimcisi gibi rahatlıkla ışınlanabilirdi.



Sesi yankılanırken bedeni ortadan kayboldu, yeniden belirdiğinde akbabanın üstünde, Cai Klanı seçilmişinin önündeydi. O noktada Dağ Sarsan Darbeyi salarak korkunç bir güçle genç adamın üzerine atıldı.




“Seni--”
Kaçınacak vakti olmayan genç adam kendisini darbeye hazırladı. Ruhun Başlangıcına ulaşmasına ramak kalmış olsa da Bai Xiaochun’un karşısında güçsüzdü.


Bai Xiaochun genç adamın gövdesine toslarken bir patlama sesi yükseldi ve ağzından kanlar çıkan gencin kemikleri kırıldı, adım adım ölüme yaklaşmaya başladı. Lakin o anda boynunda asılı olan kolyeden koyu sarı bir ışık yükseldi. O ışığın içerisinde saldırıya karşılık veren bir deva gücü yatmaktaydı.



Genç seçilmiş bir ağız dolusu kan daha kusarak ipi kesilmiş uçurtma misali havada sendelerken sarı ışığın yarıdan fazlası kaybolmuş, kolyeyse çatlaklarla dolmuştu.



Deva kolyesinin gencin hayatını kurtardığı aşikardı. Fakat bir saldırıya daha maruz kalırsa o kadar şanslı olmayacaktı. Beti benzi atık bir suratla ve dehşet dolu bir şekilde, “Başpapazın verdiği hayat kurtarıcı nesne olmasaydı… Şimdiye ölmüş olacaktım!! Bu Bai Hao, beni… beni neredeyse öldürüyordu!!” diye düşündü.



Genç adam fark edilir şekilde titriyordu ve cesaretini yitirmişti. En ufak bir tereddüdü olmadan, rakibini kovalamaya dair zerre kadar arzu taşımadan kaçmaya başladı. Artık hedefinin peşine düşmenin basit bir iş olmadığını anlamıştı; bu, canını riske atmak demekti…



“Bu büyük klan halkı cidden paçalarını kurtaracak pek çok yola sahip.”
diye düşünen Bai Xiaochun’un kaşları çatılmıştı. Genç seçilmişin kaçtığını görünce de önce homurdanarak onu kovalamayı düşündü, sonraysa ifadesi titreşerek bir adım öne çıktı ve havayı delip geçerek ortadan kayboldu.



Yalnızca birkaç nefeslik sürenin ardından dehşete düşmüş Cai Klanı seçilmişinin arkasında üç yeni ışık huzmesi belirdi. Ve gümbürtülerle birlikte üç yaşlı adam, Bai Xiaochun’un az önce gözden kaybolduğu noktaya ulaştı.



Genç seçilmiş, yaşlı adamları görür görmez heyecanla aydınlanan bir suratla bağırmaya başladı: “Kıdemliler, hırsız Bai Hao’ydu! Bai Klanı haini!!” 



Bu üç yaşlı adam klan kıdemlileriydi ve içlerinden biri Ruhun Başlangıcının büyük çemberinde olan bir ulu kıdemliydi. Hepsi de seçilmişin verdiği haberleri son derece zalim ifadelerle dinlemişti. Sonra da başlarını sallayarak harekete geçtiler.



Bu esnada Dev Hayalet Şehri yakınlarında bir yarık belirmiş ve Bai Xiaochun açığa çıkmıştı. Hissettiği stresten ötürü aurası kaos halindeydi lakin hiç tereddütsüz şehre doğru ilerlemeye devam etmekteydi.



“Lanet olsun, bu Cai Klanı halkı çok hızlı. Daha o veledi dövmeyi yeni bitirmişken neredeyse aynı saniyede yetişkinler ortaya çıktı. Tabii gerçekten iyi olsalardı benimle teke tek dövüşürlerdi!”



Tam şehre girmek üzereyken Cai Klanının üç kıdemlisi arkasında belirmişti ve öyle hızlı hareket ediyorlardı ki gökteki bulutlar hareketleniyor, gök gürültüleri işitiliyordu.


Bai Xiaochun’un şehre girmek üzere olduğunu gördüklerindeyse hızları daha da artmış, gözlerindeki öldürme güdüsü daha da ışıldar olmuştu.


“Bai Hao!”
diye bağırdı içlerinden biri. “Dev Hayalet Şehrindeki resmi pozisyonun umurumda değil! Cai Klanı ruh arazilerini soyduğun için seni ölüme mahkum edeceğim!!”



Yetişimi Ruhun Başlangıcının büyük çemberinde olan adamın sözleri bir şok dalgası misali yayılmış, Bai Xiaochun’un kulaklarına güçlü bir saldırı şeklinde işlemişti.



Omzunun ardından dahi bakamayacak kadar dehşete düşen Bai Xiaochun şehre doğru hızla ilerlemeyi sürdürüyordu. Bu esnada önünü kesmekte olan sersemlemiş haldeki şehir korumalarına Şeytan Hapishanesi komuta madalyonunu göstererek kükrercesine, “Ben bir Şeytan Hapishanesi gardiyanıyım! Cai Klanı bir isyan planlıyor! Durdurun onları!!” dedi.


Bu sözlerin Dev Hayalet Şehrinde yankılanışıyla korumaların suratları büyük bir değişime uğradı.



Bai Xiaochun’un komuta madalyonunu görmek ve Cai Klanı halkı tarafından kovalandığını fark etmek onları harekete geçirmişti. Üç kıdemliyse titreşen ifadelerle karşılık vermeye başladı.



“Tam bir saçmalık!!”



“Cai Klanı Dev Hayalet Krala daima tam bir sadakatle hizmet etmiştir. Bize iftira atmayı aklından bile geçirme!!”



Taktiğinin işe yaradığını gören Bai Xiaochun sevinçten dört köşeydi. O bağıra bağıra kendisini şehre atarken arkasındaki üç klan kıdemlisi de onun peşine takılmayı denemiş fakat şehir korumaları duruma müdahale etmişti, çok geçmeden yeni devriyeler de kendisini gösterdi. Bai Xiaochun’un az önceki iftirası olmasa kıdemliler onu buna rağmen öldürmeyi deneyebilirdi. Fakat şu anda bunu yapmaları durumu daha da karmaşıklaştırırdı, öyle ki bunu düşünmek dahi dehşet vericiydi.



Üç kıdemli öfkelerini ve hayal kırıklıklarını bastırmak zorunda kalmış, şehir korumalarına durumu açıklama çabalarına girişmişti. Tabii Bai Xiaochun da bu gecikmeden faydalanarak hendeğe ulaşmayı başardı, sonra da madalyonunu kullanarak sulara daldı.



“Bai Klanının tamamına ihanet ettim ama onlar Şeytan Hapishanesine girdiğimden bu yana bana hamle etmeye cesaret edemedi. Bu Cai Klanına gelince… tek yaptığım iki ruh arazilerini boşaltmaktı. Peşime takılmaya cesaret etmelerine imkân yok!”
Bu düşünceyle halinden son derece memnun şekilde hendeğin dibindeki taş kaplumbağaya, oradan da Şeytan Hapishanesine yöneldi.



Doğrusu tahminlerinde tamamen haklıydı. Şehir korumalarıyla meseleyi kapatan üç Cai Klanı kıdemlisi hendeğin dibine gelip sulara öfkeli bakışlar atmaktan öteye gidememişti. Şeytan Hapishanesi… hiçbirinin davetsiz girmeye cesaret edemeyeceği bir yerdi.



Uzun bir süre sonraysa ellerinden gelen tek şey gaddar surat ifadeleriyle sinirli sinirli uzaklaşmak oldu.



Mesele sonlanmış gibi görünse de bu yaşananlar en az Bai Klanı ihaneti kadar şok edici bir haber konusu olmuştu. Haliyle tüm ruh yetişimcilerinin bunu işitmesi ve Bai Hao ile Cai Klanı meselesini konuşmaya başlaması çok sürmedi…



“Duydunuz mu? O Bai Hao büyük bir olay yaratmış. Cai Klanı ruh arazilerinin bir kısmını soymuş, hatta iki tanesini yakıp kül etmiş!”



“Gerçekten nasıl sorun yaratılacağını iyi biliyor. Bai Klanına ihanet etmekle kalmadı, gidip Cai Klanını da kışkırttı…”



“Bazı Cai Klanı zenginlerinin onunla ruhlar üzerine tartıştığını ve ondan fazla fiyat verdiklerini işittim. Onun da tepesi atınca bu durum yaşanmış…”



“Bu kadar küçük bir mesele uğruna böyle bir şey yaptığına inanamıyorum… Bu Bai Hao tam bir gaddar ve ahlaksız olmakla kalmıyor, ufacık şeylerin intikamını da alıyor. Ayrıca göklerden ateş çağırma şeklinde mükemmel bir ilahi kabiliyeti varmış…”



Tüm bu konuşmaların yayılışıyla Bai Hao’nun saygınlığı artmış, göksel ateşini ve acımasız yöntemlerini herkes öğrenmişti.

 

#Ucu ucuna kaçmayı başaran kaplumbağamız önce hızı, sonra da kurnazlığıyla şimdilik kurtulmuş oldu. Muhtemelen hapishaneden çıkmadığı sürece başına bir iş gelmez. Ama ya çıkmak zorunda kalırsa? O zaman düşmanı olan iki klan karşısında ne yapar bilemiyorum. E hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18388 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37597 Bölüm Sayısı


creator
manga tr