Bölüm 611 : Ölme Zamanı Hain Piç

avatar
1289 0

A Will Eternal - Bölüm 611 : Ölme Zamanı Hain Piç


Çevirmen : Clumsy 

 

“Toprak tipi deva ruhumu aldım… Bai Klanı yolculuğum tehlikesiz olmasa da en sonunda… geldiğime değdi!” Bai Xiaochun zihninde bu düşüncelerle dikkat seviyesini arttırdı. Ödüllerin yalnızca riskle geldiğini düşünürken bir kez daha çizgisinden çıktığını fark etti ve kendisini düzeltti.



“Yo, yo, yo. Böyle düşünmeye başlayamam. Değmez. Hiç değmez! Kendimi rahatlatmak için deva ruhunu kullanamam.”
Birazcık akıllanmak adına kendisine birkaç kez vurmayı da ihmal etmemişti.



“Gerçi diğer taraftan Yaban Araziler benim için tehlikeli bir yer, yani gerçekten başka bir seçim şansım yoktu!” Bu düşünceyle toprak tipi deva ruhunu çıkarttı. Gözlerinde ışıldayan beklentiyle derin bir nefes aldı ve deva ruhunu göğsüne itti!



Ruha dokunduğu anda da mezar odasında öğrendiği gizli büyüsünü kullanarak ruhla kaynaştı.



Ansızın bedeni yayılan sarı ışık huzmeleriyle doldu.



Bu kendisinin çoktandır tatmadığı ve dünyada başka hiç kimsenin tecrübe etmediği bir histi. Yine de Xiaochun için dördüncü seferdi. Ruhla kaynaşmayı bütünüyle tamamlayıp ışıkla dolduktan sonra yavaşça gözlerini açtı.



Yetişim basamağı ilerlemiş olmasa da savaş gücü… öncekinin fazlasıyla ötesine geçmişti. Ayrıca içinde gizli dört anafor bulunmakta, her biri bir klon barındırmaktaydı.


Bu klonların hepsi de hem yetişim hem de beden gücü bağlamında kendisi kadar güçlüydü. İlahi hisleri bile aynıydı. Gerçek benliği de birleşince özünde beş kişiye dönüyordu!



Cennet-Daosu Altın Öz aşamasının büyük çemberinde beş yetişimci, Ölmeden Sonsuza Dek yaşama Tekniğinin üçüncü seviyesinde beş yetişimci! Her biri Ruhun Başlangıcının ilk evresiyle dövüşebilen ve rakibini öldürme ihtimali bulunan beş kişi!



Yani hepsi birlikte dövüştüğünde Ruhun Başlangıcının ortasındakiler bile onlar karşısında bir hiç olurdu!


Bai Xiaochun hiç olmadığı kadar heyecanlı ve Yaban Arazilerde tek başına olma konusunda bir hayli özgüvenliydi.



“Dört klonumla Ruhun Başlangıcının büyük çemberindeki biriyle bile baş edebilirim… Beni gerçekten korkutabilecek tek şey bir deva. Ve Bai Klanı deva başpapazı beni kovalamaya kalkarsa ona karşı da yarı tanrı ruhumu kullanabilirim!”
Hala gergin olsa da hiç değilse önünde seçenekler vardı.



Tabii ki Bai Klanının yakasını asla bırakmayacağını biliyordu. Bundan böyle onlar tarafından kovalanma endişesi taşıyacaktı. Fakat bunu sonsuza dek sürdürmeyeceklerine güveniyordu.


“Bakalım işleri ne kadar ileri götürecekler. Beni zorlarlarsa devayı yaralamak için yarı tanrı ruhumu kullanırım. Onu sadece yaralasam bile diğer iki klan, Dev Hayalet Şehri ve diğer düşmanları bu durumu fırsat bilip harekete geçecektir!”


Bu meseleyi bir müddet daha düşündükten sonra dişlerini sıkarak harekete geçti, hedefiyse Dev Hayalet Şehri değil, Yaban Arazinin derinlikleriydi. Yalnızca vakit kazanmayı planlıyordu.


Bu esnada Bai Klanının dışındaki klan şefi öldürücü bir aura ve kasvetli bir soğuklukla uçmakta, bir sürü kinci ruh da kocaman bir ruh gemisi şeklinde, ürpertici bir hızla onu taşımaktaydı.



Oldukça tüketici bir gizli büyü sayesinde tek başına edebileceğinden çok daha hızlı şekilde hareket ediyordu. Fakat klan şefi olarak bu kaybı telafi edecek bir sürü ruh ilacına sahipti.



Yine de hızından memnun değildi ve yetişim basamağından ruh gemisine güç aktarıyor, daha da sağlam bir ivme sağlıyordu.



Ruh gemisi ilerledikçe yer ve göğü gümbürtüler dolduruyor, arkasında ardışık imgeler bırakan klan şefi başpapazın verdiği ilahi his mührüyle avını kovalıyordu.


“Daha hızlı gitmeliyim!!”
İlahi his mührü sayesinde Bai Xiaochun’un hızlandığını ama aslında çok yakında olduğunu biliyordu. Şu anki hızıyla onu üç gün içerisinde yakalayabilecekti.



Bu günler geride kalırken başpapazın emirleri klan şefinin zihninde giderek etkisini yitirmiş, Bai Hao’yu öldürme arzusu bir karadelik gibi geri kalan her şeyi içine çekmişti.



Klan şefi bir noktada kafasının tepesine uzanarak alnından menekşe rengi bir ışık huzmesi çıkarttı.



Işık hızlıca küçük bir bayrak şekli aldığında da bir büyü hareketi gerçekleştirerek bayrağı irileştirdi ve uzanarak kavradı.


“Kaçamazsın seni hain piç!”
diyerek bayrağa hayat esansından bir miktar tükürdü ve göz kamaştırıcı ışıklar yayılmasını sağladı. Aynı zamanda bayrağa kocaman bir ruh ilacı öbeği de fırlattı.



Gümbürtüler yankılanıyor, bayrağın etrafında şimşekler çatırdıyordu. Bu esnada klan şefi bayrağı geminin yüzeyine yerleştirdi.


GÜMM!


Şimşeklerin dansı eşliğinde ruh gemisinin hızı patlayıcı bir artış gerçekleştirmişti!


Geminin kör edici hızı Ruhun Başlangıcındaki her şeyi bütünüyle aşmıştı. Deva Alemine ait bir güç sergilendiği ortadaydı!



Tabii ki bu hızın salındığı her saniyede yüksek oranda ruh ilacı tüketiliyordu. Klan şefi bile bu hızı iki saatten fazla sürdürebilecek stoka sahip değildi!



“İki saat. Seni yakalamak için tek ihtiyacım olan bu!!”
Klan şefi deliliğine yenik düşmüş, Bai Xiaochun’u yakalamak için neyi var neyi yoksa ortaya koymuştu.


Göklere meydan okuyucu bir hızla ilerlerken vakit geçiyor, Bai Xiaochun’a giderek yaklaştığını hissedebiliyordu…


“Tam önümde!!” Boynunu kütürdeten adam, Bai Xiaochun’un uzaklardaki figürünü görebilir hale gelmişti.



Bai Xiaochun ise şoktaydı; bu kadar hızlıyken onu bu şekilde çabucak yakalayabilecek tek kişi deva başpapaz olmalıydı.



Hatta birinin kendisine yaklaştığını fark edince çabucak yarı tanrı ruh istifleyen pagodasını çıkartmış ve omzunun ardından ciddi bir ifadeyle bakmıştı. Gelenin ruh gemisinin üzerindeki klan şefi olduğunu görünceyse ağzı açık kalmıştı. Klan şefinin tek başına peşine düşmeye cüret ettiğine neredeyse inanamayacaktı…



Ardından koca bayrağı ve yaydığı şok edici ruh dalgalanmalarını fark etmiş, ayrıca bayraktan kendisine bir gözün baktığı hissine kapılmıştı.


O göz bir deva gözü gibi hissettirmiyordu. Daha ziyade Nehre Meydan Okuyan Tarikattaki veya Büyük Setteki pagodada bulunan gerçek ruha benziyordu… Gerçi o iki ruh kadar güçlü değildi, yalnızca benzerdi.



“Yoksa sahte mi?” Bu durumda bir tuhaflık var gibi gelse de şu an için en önemli nokta klan şefinin öldürücü bir öfkeyle yaklaşıyor oluşuydu.



“Geber, seni hain piç!!” Klan şefi inanılmaz bir hızla ilerliyordu, belli ki gemiyle birlikte saldırma niyetindeydi. Suratı asılan Bai Xiaochun etrafındaki her şeyi yavaşlatma kabiliyetini kullandı. Fakat ruh gemisinin hızı gereği bu kabiliyet pek de işe yaramadı.



Yalnızca vaktinde yoldan çıkmayı başarabilmiş, ruh gemisi tiz sesler eşliğinde kendisini aşmıştı.



“Hızına ve bel bağladığı hazineye bakılırsa… tek başına beni öldürmeye gelmiş olabilir mi gerçekten?” Bai Xiaochun sendelerken etrafta başka biri olup olmadığını görmek adına ilahi hislerini göndermiş ama şaşırtıcı bir şekilde hiçbir şey bulamamıştı.



“Seni görebiliyorum, Bai Klanı başpapazı!”
diye bağırdı. “Göster yüzünü! Ve siz de klan kıdemlileri! Hepinizi görebiliyorum! Saklanmayı kesin!” Bu noktada klan şefi gemiden sıçrayarak iki elli bir büyü hareketiyle bir sürü kinci ruh çağırdı ve hepsini birleştirerek muazzam bir şeytani hayalet kafası oluşturdu. Kükreyen kafa da tüketme niyetiyle dosdoğru Bai Xiaochun’a atıldı.


“Senin hakkından tek başıma gelebilirim, Bai Hao. Sen benim oğlumu öldürdün ve şimdi ben de senin ölmek istemeni sağlayacağım!!”

 

#Eveet deva başpapazdan sonra karşılaşabileceğimiz en güçlü ve tabii ki en öfkeli rakiple karşı karşıyayız. Varını yoğunu ortaya koyarak geldi, yine aynı şekilde savaşacağı da kesin. Normal şartlarda bir devayla bile kapışabilen kahramanımızın dördüncü deva ruhuyla bu adamı yenmesi lazım. Ama adamın oğlunu gözleri önünde öldürdü, belki öfkenin gücüyle ilginç şeyler olabilir. Hadi okumaya devam!






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18149 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37427 Bölüm Sayısı


creator
manga tr